YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
28 Şubat Darbesi ve milliyetçilik
08 Mart 2008 11:17
                                        ……Önceki yazının devamı

12 Eylül’de büyük bir darbeyle alt üst olan Milliyetçi–Ülkücü hareket tam bir çıkmazın içine düşmüştü. Cezaevlerinden çıkan hükümlü ülkücüler, fişlenip dışlanan ülkücüler, ayaklarının üzerinde durabilmek için her yolu deniyor ve çıkış yolu arıyordu. Kimi badigardlığa, kimi mafyalaşmaya, kimi ise güvenlik güçlerinin ve istihbarat birimlerinin elinde oyuncak olmaya mecbur kalıyordu. Hele hele yurtdışına kaçan ülkücülerin bir kısmı, CIA, MOSSAD, MİT ve Bulgar istihbarat örgütlerinin birer maşası haline gelmişlerdi. Her türlü Avrupalı mafya örgütlerinde yer almaya mecbur bırakılmışlardı. 

Ülkemiz içinde ve dışında yer alan PKK terör örgütüne karşı oluşturulan özel hareket birliklerinin içinde bile bu gençlerimizden istifade edilmişti. 

28 Şubat darbesiyle, ülkede irticaya karşı mücadele adı altında oluşturulan kanuni veya kanunsuz birçok oluşumda ülkücü, milliyetçi gençlere yer verilmiş, inançlı ülkücülerle, inançları zayıf maceracı gençler ayrılarak ülkücü gençliğin içerisine tekrar nifak tohumları ekilmişti. Başörtüsü mücadelesinde veya irticacı denilen toplum katmanlarının içerisinde MHP’li aileler veya ülkücü milliyetçi insanların eş ve çocukları da mevcuttu. Darbecilere göre eşi veya kızı başörtülü olan milliyetçiler “ulusal güvenliğe uygun olmayan” kişilerdi. Hele hele çocukları İmam Hatip Liseleri’nde okuyan veya kendisi İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan milliyetçiler de devletiyle karşı karşıya bırakılmıştı. 

Milliyetçilikten ulusalcılığa 

28 Şubat 1997 darbesinden itibaren milliyetçiler artık ayrışmaya tabi tutulmuş, bu kavramın içinden “milli” duygular arındırılarak “Ulusalcılık” kavramı piyasaya sürülmüştü. 1942 yılından bu yana aktif bir milli, manevi duygu hareketini bünyesinde oluşturan milliyetçiliğin içinin boşaltılmasıyla, vatanı, milleti, devleti için gözünü kırpmadan canını ortaya koyabilen, bu gücünü de imanından alan bu kesime yeni bir kavram giydirilerek manevi duygularından arındırılmak istenmiştir. 

            Sadece ırkçılık ön plana çıkarılarak yeni bir ideoloji oluşturulmak istenmiş, eski solcular ve Türkçü milliyetçiler el ele kampanyası başlatılmak istenmiştir. Ordudan emekli olan koskoca paşalar, yazılı ve görsel basın karşısına geçerek “MHP, acaba mukaddesatcılığa soyunarak yeşil bayrağı mı eline alacak, yoksa ulusalcılığa soyunarak Türk bayrağını mı eline alacak bunu görmek istiyoruz” gibi oldukça saçma, korkunç ve cahilce, bilinçsiz sözler sarf etmişlerdi. En hızlı Maocu, Abdullah Öcalan’ın iyi dostu Doğu Perinçek bile ‘Biz MHP ile ulusalçılık konusunda aynı saftayız’ diyebiliyordu. 2007 yılı içindeki cumhurbaşkanı seçimi krizinde, 367 krizinde, “eşi başörtülü cumhurbaşkanı istemiyoruz” yaygarasında sokaklara dökülen sözde cumhuriyetçilerin mitinglerine çekilmek istendi ülkücü milliyetçiler. Çok acımasız ve ölümlü provokasyon eylemlerine çekilmek istendiler. Temel gerekçe yine 60 yıldır olduğu gibi “devlet, cumhuriyet elden gidiyor” yaygarasıydı.

...................devamı var
Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.