YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
28 Şubat darbesi kime karşı yapıldı?
21 Nisan 2012 17:31

Tarihte Osmanlı Devleti’ni yıkmak için sayısız planlar ve ittifaklar yapıldı. Selçuklular ve Osmanlılara karşı düzenlenmiş Haçlı Seferleri bunların en meşhur örneklerindendir. Ama bunların hemen hemen hiç biri tam olarak hedefine ulaşamadı. 3 Aralık 1906 tarihinde Avrupa’da bazı ülkelerin gizli servislerince yapılan toplantı Ortadoğu’da yaklaşık bir asır devam edecek yeni Batı Düzeni’nin başlangıcını oluşturdu. Bu toplantılar, Londra’da yapılıyordu. Önceleri 7-8 ülke ile başlayan ittifaka katılanların sayısı artıyordu. Dönemin en güçlü Avrupa devletlerine Rusya’nın da dahil olmasıyla ittifak 11 ülkeye ulaşmıştı. Çeşitli hazırlıklar ve Osmanlı Devleti içinde önemli noktalarda görevli işbirlikçilerin tespiti ile bunlarla yapılan anlaşmalardan sonra 17 Mart 1908’de harekete geçildi.

İşte bu tarihten itibaren Osmanlı ülkesinde meydana gelen olumsuz siyasi ve sosyal hareketlerin, terör, kargaşa ve savaşların büyük çoğunluğu 1906-1908 arasında hazırlanan o planların uygulanmasının neticeleridir. Balkan Savaşları, Trablusgarp Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve arkasından Anadolu topraklarının istilasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Dışarıdaki düşman koalisyonu ile içerdeki işbirlikçilerin dayanışması neticesinde Anadolu topraklarına parya biçiminde sıkıştırıldık. Osmanlı’yı parçalayan Batı koalisyonu, Osmanlı’dan koparılan toprakları kendi aralarında paylaştılar. Her ülke kendine düşen yerlerde gizli manda yönetimler kurdu.

Türkiye’de de yeni bir yönetim kuruldu. Kurulan bu yeni düzen aslında Batı açısından Büyük Ortadoğu Projesi’ydi. Başarıyla tesis ettiler ve uyguladılar. Bu düzen yaklaşık bir asır sürdü. Ancak Sovyetlerin yıkılmasından sonra başlayan süreç Ortadoğu’da oluşturulmuş gizli düzenin birçok açıdan deşifre olmasını kolaylaştırdı. Halk bilinçlenmeye başladı.

11 Eylül 2001 kurgu saldırıları ABD derin yapılanmalarının provokasyonu idi. “Bu büyük saldırı” bahane edilerek Ortadoğu’da bir asır önce tesis edilmiş gizli Batı Düzeni yeni döneme uyarlanmak istendi. Tıpkı 20. yüzyılın başında olduğu gibi bölgede ardı ardına savaşlar ve saldırılar çıkacak, eski düzenler ve yıpranmış kukla yönetimler değiştirilecek, sözümona “demokratik” ve “özgür” yeni kukla ve manda yapılar kurulacaktı. Ama bu defa tutturamadılar.

Yani 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD tarafından telaffuz edilen Büyük Ortadoğu kavramı yeni bir kavram değil. Esas Büyük Ortadoğu Projesi, 20. yüzyılın başında Batı tarafında oluşturulmuş ve başarıyla da icra edilmiştir. Son yenileme projesi ise ellerinde patlamıştır.

Esas konumuz bu olmadığı için detaylarına girmiyorum. Konumuz 28 Şubat. 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat gibi darbeler, Türkiye’de kurulan ve halka karşı yapılandırılmış olan Batı düzeninin “up date” yani yeni gelişmelere karşı güncelleme manevralarıdır. Darbecilerin bize söyledikleri gerekçelerin tamamı kurgudur, yalandır veya palavradır. Bu darbeciler, 1908’de ortaya çıkmış olan işbirlikçi damarın devamıdırlar. Yalçın Küçük Ergenekon operasyonunda, evinde gözaltına alınırken, bir gazeteciye el yazısı ile gönderdiği mesaj son derece manidardır. Yalçın Küçük imzalı o notta “1908’de kurulmuş olan cumhuriyet 2008 yılında yıkılmıştır” diyordu. Bize öğretilen, “Cumhuriyetin 1923’te kurulduğu”dur. Acaba Yalçın Küçük, ‘Cumhuriyet 1908’de kuruldu’ derken neyi kastetmişti?

Cumhuriyet döneminde, Anadolu halkı ne zaman kendini toparlamaya başladı, ne zaman belini doğrultmaya kalkıştı ise muhakkak derin bir darbe ile tekrar yere serilmiştir. Bütün darbelerin esas amacı budur. Yani Türkiye’yi, Türkiye halkından korumak.

28 Şubat süreci 28 Şubat 1997’de yapılan MGK toplantısı ile başlamıyor. Aslında o toplantı bir başlangıç olmaktan çok, bir sonuçtur. 28 Şubat döneminde ülkede geleceğe dair ufku olan, kültürlü, bilgili, inançlı gençler bir bir tespit edilip fişlendi. Ardından, bu tespit edilen insanlar, gruplara ayrılarak ona göre tedbirler alınmaya başlandı.

İlk grupta devlet ve kamu kuruluşlarında yer alanlar vardı. İkinci grupta, vakıf, dernek, cemiyet, cemaat kurup halkı aydınlatanlar ve toplumun dini öncüleri yer alıyordu. Üçüncü grup, iyi eğitim almış, kültürlü, bilinçli, ufku geniş, hatta yurt dışında okumuş ancak gelecekte, ülkedeki derin yapılanma için tehlike oluşturabilecek insanlardan oluşuyordu. Dördüncü grupta görülenler ise tüm bu grupların içerisinde olup, silah kullanabileceği ve derin yapının dayatmalarına karşı direnebileceği varsayılan insanlardan oluşuyordu.

Darbenin alt yapısını oluşturmak için Batı Çalışma Grubu (BÇG) adında bir yapı kuruldu. BÇG’nin içerisinde ise bir istihbarat grubu kuruldu. Ayrıca MİT, Genel Kurmay İstihbarat, JİTEM ve Emniyet istihbarat içerisinde de özel birimler oluşturularak, bu yapının elemanları dünyanın dört bir yanına dağıtıldı. Gelen rapor ve çalışmalar bir bir değerlendirildi. Bu çalışmalar için devletin hazinesinden veya bütçesinden ödenek ayrılmadı. Bu devasa gizli yapının harcamaları başka yollardan karşılandı. O dönemde içi boşaltılan veya su pahasına belli isimlere peşkeş çekilen bankalar kullanıldı. O dönemde batırılan bankaların hesap hareketlerinin çok titizlikle incelenmesi, bankaların yönetim kurullarında yüksek maaşlarla görev almış generallerin hangi bankacılık tecrübelerinin sonucu olarak bu göreve getirildiklerinin, bankalara nasıl müdahale ettiklerinin ortaya konulması gerekiyor.

28 Şubat 1997’nin yaklaşık iki yıl öncesinden başlayarak 2007’ye kadar geçen on-on iki yıl zarfında altı milyondan fazla vatandaşımız fişlendi. Bunların içerisinden yaklaşık 64 bin memurun derhal görevden uzaklaştırma süreci başlatıldı. Ama buna tam muvaffak olamadılar.

Lakin fişlenen 6 milyon insanın 2 milyonuna değişik şekilde işlem yaptılar. Binlerce mütedeyyin memurun siciliyle oynanarak terfileri ve kritik görevlere gelmeleri önlendi. Fişlenen insanların fişlenme gerekçelerine bakıldığında, dini vakıf, dernekler, cemiyet ve cemaatleri kuranlar, oluşturanlar, toplumda dini önder olanlar, başörtüsü ve sakal konusunda direnenler, dindar olup siyaset yapanlar, sivil toplum örgütü içerisinde olanlar ön plandaydı. Üniversitelerde görev yapanlar veya üniversitelerde bu kesimlere ait gençlerden ya başörtüsüyle, ya sakalıyla, ya ibadetleriyle, ya da söylemleriyle çok açık ve net olarak İslâmi kimliğini ortaya koyanlar dikkat çekiyordu.

İşte 28 Şubat darbesi de diğer darbeler gibi bu ülkenin yerli insanlarına karşı yapıldı. Ama ne acıdır ki bu ülkenin insanlarına karşı bütün bunlar reva görülürken. Mağdur görünümlü bazı işbirlikçiler de kendilerini kullandırdılar. O konuya da başka bir analizde dikkatleri çekmek istiyorum.

Alper TAN

21.04.2012

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
MİLLET İÇİN GERÇEKLER
 // MUHAMMET ŞAHİN
HABERLERİNİZİ AİLECEK TAKİP EDİYORUZ DAHA KAPSAMLI PROGRAMLAR YAPMANIZI DA İSTİYORUZ. TARİHİ VE GÜNÜMÜZÜ GÜNÜMÜZ DERKEN MASONİK SEMBOLLER AMAÇLARI VE HERYERDE KULLANILAN ÖZELLİKLE ÇİZGİ FİLMLERDE KULLANILAN SUBLİMİNAL MESAJLAR BİLİNÇALTI GİBİ PROGRAMLAR VE ÇOCUKLARIMIZI NASIL KORUMAMIZ AÇISINDAN BİR YOL GÖSTERMENİZİDE İSTİYORUZ VE HAARP İLE İLGİLİ GELECEKTE OLABİLECEK TAHMİN EDİLEN KUŞKULARIN GÜN YÜZÜNE DAHA FAZLA ÇIKARTMANIZI İSTİYORUZ SEV...
29 Nisan 2012 15:04
100'de 100 Gerçek Bir İzahat
 // Toles Ötügenci
Sayın Alper Tan, ilk önce size saygılarımı sunarım. Yazmış olduğunuz yazıyla, yıllardır içinde yaşadığımız bu oyunu tam anlamıyla dile getirmişsiniz ve mükemmel bir şekilde bilgilendirme yapmışsınız. Naçizane kendi blog'um da bu yazınızı yayınlamak isterim. Kendime görev edinmiş olduğum, birşeyler yazmaya çalışan, gerçek bilgileri topluma aktarmak isteyen, yazılan ve yaşanılanların doğruluğunu ve yazanı araştırıp, ilkem "bilmek bildirmek bilgil...
22 Nisan 2012 00:20