YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
27 Mayıs 1960 Darbesi ve Milliyetçiler
01 Mart 2008 09:41

1930’lu ve 1940’lı yıllarda inançlı milliyetçilerin sistemden tamamen uzaklaştırılıp çeşitli cefalar çektirilmesinden sonra ülkedeki çok partili yeni dönem, Kemalist güçlerin ve, katı laikçi kesimlerin pek hoşuna gitmemişti. Türkiye’nin 1944'te ABD’nin yörüngesine  girmesiyle birlikte milli şef, istemeye istemeye çok partili döneme yeşil ışık yakmak zorunda kaldı. 1920’den bu yana  rejim, ilk defa halkın karşısına birden fazla partiyle çıkıyor, yılların hesabının sorulabilmesinin yolu açılmış oluyordu. Hesap sorulmuştu. CHP,  iktidardan uzaklaştırılmış, yerine yine onun içinden doğan küçük bir grubun kurduğu Demokrat Parti (DP) iktidar yapılmıştı. Demokrat Parti’nin, halkla kucaklaştığını, Anadolu insanının devlette yer almaya başladığını gören statükocu  Kemalist güçler, inançlı milliyetçileri tekrar okşamaya başlamışlar ve piyasaya sürmeye karar vermişlerdi.

20 Temmuz 1948’de kurulan Millet Partisi, Mareşal Fevzi Çakmak, büyükelçi Enis Akaygen,  tarihçi Hikmet Bayur, general Sadık Aldoğan, ve arazi sahibi Osman Bölükbaşı gibi isimleri barındırıyordu. Kemalist düşüncede olan Hikmet Bayur, partinin genel başkanlığına getirildi. Ancak partinin programı tamamen Milli-İslami değerlere bağlı olarak hazırlanmıştı. Millet Partisi’nin fahri genel başkanı, partinin gerçek fikir babası Mareşal  Fevzi Çakmak, 10 Nisan 1950’de vefat etti. Fevzi Çakmak’ın vefatı milleti sarsmıştı. Anadolu halkının onu dini duygularla kucaklayıp, bağrına basması rejimi korkutmuştu. Nihayet 27 Ocak 1954 tarihinde mahkeme kararıyla dine dayalı bir cemiyet olduğu gerekçesiyle Millet Partisi (MP) kapatıldı. Kaderin cilvesine bakın ki Milli Mücadele’nin en büyük kahramanı tek mareşali Fevzi Çakmak’in kurduğu parti “İslamcı” olduğu gerekçesiyle rejim tarafından kapatılıyordu. Milli Mücadele’nin diğer önemli kahramanı Kazım Karabekir Paşa da ömrünün son yıllarını çeşitli ithamlara maruz kalarak, gizli servisin gözetim ve takibatı altında, “hain” muamelesi ile geçirmişti.

27 Ocak 1954’te Millet Partisi kapatılınca, yerine Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) kuruldu. Partinin başına geçen Osman Bölükbaşı’nın 10 Şubat  1954 tarihinde açıkladığı parti programında din ve vicdan hürriyetinden bahsediliyordu. 1954 yılında girdiği ilk genel seçimlerinde % 4,8 oy aldı ve Kırşehir’den 5 milletvekili çıkardı. Ancak Demokrat Parti, bu duruma kızarak Kırşehir’i ilçe yaptı. 16 Ekim 1958 tarihinde CMP, Cumhuriyetçi Köylü Partisi’yle birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) oldu. Tamamen Demokrat Parti iktidarı ile uğraşıp onu yerden yere vuran CKMP, tam da darbecilerin ve İsmet İnönü’nün beklediği gibi hareket ediyordu. CKMP, bu hareketini 27 Mayıs 1960 darbesine kadar götürdü. Sistem, inançlı milliyetçileri darbe yapılana dek DP karşısına çıkardığı gibi 27 Mayıs darbesinde de onlara aktif rol verecekti.

CKMP 27 Mayıs darbesine çok açık destek verdi. Alparslan Türkeş, darbe yapan askeri gücün içerisindeki en kudretli albaydı. Darbe sonrası kurulan, kurucu mecliste CKMP’ye 25 üyelik ayrıca bir de bakanlık verildi. Bakan olarak da Ahmet Tahtakılıç atandı. Oluşturulan Milli Birlik Komitesi’nin içerisinde 38 kişilik bir subay grubu vardı. DP ye karşı ordu içerisindeki milliyetçi-solcu-batıcı-laikçi tüm kesimler birleştirilmişti. Siyasi arenada ise  CHP-CKMP gibi partiler DP’ye karşı darbenin yanındaydı. MBK içerisinde yer alan 38 subaydan 14’ü Albay Alparslan Türkeş’e bağlı milliyetçilerden oluşuyordu. Cuntacılar, komiteciler, darbe sonrası yeniden gerçek niyetlerini ve eski hesaplarını gün yüzüne çıkarmaya başladılar.

27 Mayıs askeri darbesinin başı Cemal Gürsel ile katı laikçi, statükocu kurnaz politikacı İsmet İnönü kafa kafaya vererek darbeden 5,5 ay sonra, Milli Birlik Komitesi’nin içinde yer alan milliyetçileri yani Alparslan Türkeş ve 13 arkadaşını Milli Birlik Komitesi’nden atarak, yurt dışına sürgüne gönderme kararı aldılar. Türkeş’in kapısını kırarak içeri giren havacı subay, Türkeş’e sürgün mektubunu tebliğ ediyordu. Aynı zamanda ordudan da atılan Türkeş ve 13 arkadaşının acılarla dolu sürgün hayatı başlamış oluyordu. Komitecilerin içerisinde yer alan önemli bir kesim sürgünle yetinmiyor, bilhassa Haydar Tunçkanat ve arkadaşları Türkeş ve arkadaşlarının derhal kurşuna dizilmesini istiyordu. Milli Birlik Komitesi’nin sürgüne gönderilen milliyetçi üyeleri ve emekli subay olan isimler ve gönderildikleri ülkeler şöyleydi. Alparlan Türkeş Hindistan-Yeni Delhi. Orhan Erkanlı Meksika. Orhan Kabibay Belçika Brüksel. Münir Köseoğlu Stockholm. Mustafa Kaplan Lizbon. Muzaffer Karan Oslo. Şefik Soyyüce Kopenhag. Fazıl Akkoyunlu Afganistan Kabil. Rıfat Baykal İsrail Tel-aviv. Dündar Taşer Fas Rabat. Numan Esin İspanya Madrid. İrfan Solmazer Holanda Lahey. Muzaffer Özdağ Japonya Tokyo. Ahmet Er Libya.

Milliyetçi 14’lerin sürgün kararının arkasındaki CHP yanlısı, katı laikçi, Kemalist basın onları vatan haini ilan ediyordu. Abdi İpekçi bile ‘Onlar faşist bir diktatörlük peşindelerdi’ diye keskin bir şekilde yargılıyordu. Milliyetçiler, cumhuriyetin ilan edildiği dönemde olduğu gibi yine manipüle edilmiş, yönlendirilmiş ve sonunda kenara atılmışlardı. 27 Mayıs Darbesi’nin ardından darbecilerin kurduğu düzmece mahkemeler tarafından Menderes, Polatkan ve Zorlu idam edilmişti. Alparslan Türkeş idama karşıydı; ama darbenin gerçek niyetini de artık anlamıştı. Kaldığı Yeni Delhi’den, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’e 7 Eylül 1961’de mektup yazarak idam kararına itiraz ediyordu. Ama bu mümkün değildi. Karar verilmiş, hedefe kilitlenilmişti. 14’leri sürgün hayatı 815 gün sürdü. Nihayet 22 Şubat 1963’de Alparslan Türkeş yurda dönmüştü. Ancak İslami söylem ve hareketler yasaklandığı gibi Türk milliyetçiliği fikri de yasaklar içerisinde yer alıyordu. Katı laikçi, Kemalist güçler, inançlı Anadolu insanını sistemden uzaklaştırmayı her dönemde çeşitli oyuncularla başarabiliyordu. Bu dönem yine başarılmıştı.

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.