YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
1908'den 2008'e Ergenekon
01 Eylül 2008 11:03

Ak Parti’ye açılan kapatma davası, bu yılın Mart ayının ortasından Temmuz sonuna kadar gündemin en çok tartışılan konusu oldu. Artık Türkiye’nin iç politikasını etkileyen en önemli konu Ergenekon davası. Aslında 2007’nin Haziran ayında İstanbul’un Ümraniye semtinde ortaya çıkarılan el bombaları sebebiyle başlatılan soruşturmanın devamı olan bu konu, geçtiğimiz Ocak ayında gerçekleşen önemli tutuklamalarla gündemin en  önemli gelişmeleri arasına yerleşti. 1 Temmuz tarihinde iki orgeneral, yani Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu yeni tutuklamalarla kamuoyu tarafından konunun önemi daha da iyi anlaşılmaya başlandı.


Cumhuriyet’in en mühim davası:
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Ergenekon davası Cumhuriyet Türkiye’sinin en önemli davasıdır. Bu davanın, en az beş-altı yıl ülke gündeminin ilk sıralarında yer alacağını ve bu süreçte sık sık şok edici ve sarsıcı gerçeklerle yüzleşeceğimizi söylersek abartılı bir şey söylemiş olmayız. Çünkü Ergenekon davası Türkiye’nin arınma operasyonudur. Bünyesini saran marazlardan kurtulma davasıdır. Yeniden kendine gelme, silkelenme ve geçmişinde olduğu gibi Dünyada denge unsuru olma hamlesi küresel güçlerden biri olma ameliyesidir.


Bütün bunları yapabilmek için ülkedeki iç siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması, devletin kendine güven duyması, birlik ve bütünlüğün ikame edilmesi gerekiyor. Toplumdaki kutuplaşma ve kamplaşmanın ise ortadan kalkması icap ediyor.


1908’den 2008’e organize işler:
Osmanlı Devleti’nin son yıllarında, 1908’de tesis edilen bir gizli yapı, Osmanlı Devleti’nin dağılmasında önemli bir rol oynamıştı. Güçlü Batı’lı devletlerin ortaklaşa tesis ettiği bu yapı, şu sıralar gündemde olan Ergenekon örgütünün tarihi temellerini oluşturuyor. Tarihi temeli 1908’e dayanan bu gizli teşkilatın 1908-1957 arası dönemini ayrıca irdelemek gerekir. Çünkü genel manada o dönemin dinamikleri ve aktörleri biraz daha farklı.


Önceki dönem daha farklı olmakla beraber, ülkede hüküm süren gizli yapılanma Türkiye’nin 1952’de NATO’ya dahil olmasının ardından, bu defa ABD-NATO çizgisinde günün şartlarına göre yeniden biçimlendirildi. Sözünü ettiğimiz gizli örgüt, sıradan bir terör örgütü değil. En büyük gücünü ABD-NATO’dan alıyor. ABD’nin küresel hegemonyasını tesis etmek için oluşturduğu uluslar arası sistemin Türkiye versiyonu. O nedenle ABD patronluğunda oluşturulmuş, bir çeşit devlet organizasyonundan söz ediyoruz. Ülkedeki devlet kurumları ve sivil alan içinde, paralel, organize ve sistematik bir yapıyla karşı karşıyayız.


1944’te Türkiye’de ipleri eline alan ABD, 1952’de Ankara’nın NATO içinde yer almasını sağladı. Türkiye’yi siyasi çekim alanına alan Washington, ülke içindeki operasyonel teşkilatını 1957’de kurdu. Yani ABD güdümündeki gizli yapılanmanın temelleri bu tarihe dayanmaktadır. Ancak 1957’de yapılandırılan bu teşkilatın ilk adı Ergenekon değildi. Bu ismi Mayıs 1993 tarihinden itibaren kullanmaya başladıkları anlaşılmaktadır.


1908-1957 arasını ayrı tutarsak faaliyetleri yarım asrı geçen bir gizli teşkilatla karşı karşıyayız. Türk tarihinde çok önemli bir dönüm noktasını ifade eden Ergenekon isminin tarihimize bir leke oluşturan kirli yapıya verilmiş olması, hepimizi rahatsız etmektedir. Ancak konu bu isimle anıldığı için, dönem ayrımı yapmaksızın bu yapılanmaya Ergenekon yapılanması diyebiliriz.


1957’den 2008’e Ergenekon:
Bu yapılanma, 1957’den itibaren cumhurbaşkanlığı makamı dahil, devletin önemli tüm kurumlarını yönetimi ve kontrolü altına almıştır. 1960 darbesinin şarlarını ve uygulamasını da bu gizli yapının planladığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla darbe sonrası Yassıada idaresi ve idamlar da bu yapının planları arasındadır. Daha sonra siyasi ve bürokratik iktidarlar da, ya bu yapıya uymuş, boyun eğmiş, işbirliği yapmış, ya göz yummuş, görmezden gelmiş veya içine sindiremese bile mücadele etme iradesini gösterememiştir. Turgut Özal gibi sistemin içinde bu yapı ile mücadele etmeye çalışan bir liderin ise yine bu yapı tarafından ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.


Ergenekon operasyonunu kurumlar yönetiyor:
Şimdi devlet mekanizmasında etkin olmaya başlayan milli kadroların cesur ve sistematik çalışmaları ile Cumhuriyet döneminin en mühim arınma süreci başlatılmıştır. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Ergenekon davası siyasi iktidarın planladığı ve yürüttüğü bir operasyon değildir. MİT, MGK Genel Sekreterliği, TSK, Emniyet ve Yargının yani devletin önemli kurumlarının ortaklaşa yürüttükleri bir faaliyettir. Hemen ifade edelim, saydığımız kurumların içinde Ergenekon adına hareket ederek bu davanın sonuçsuz bırakılmasına çalışan güçlü bir direnç de vardır. İşte bu direnen kadrolar Ergenekon teşkilatının 1957 yılından bu yana gerçekleştirdiği paralel yapılanmanın eseridir.


Sindire sindire operasyon:
Şu an jandarma ve ordu komutanlığı yapmış generaller ceza evinde yatmaktadır. Ancak Ergenekon yapılanması aslında generallerin de boyunu aşan bir düzeydedir. Öyle anlaşılıyor ki Ergenekon davası sistematik bir şekilde yürütülmektedir. Zaten başka türlü olması da beklenmemeli. Operasyonlar ve dava toplumun ve kurumların sindirme kapasitesine göre ayarlanmaktadır. Çünkü toplumda aşırı şok etkisi yapacak bazı gerçeklerin aniden ortaya çıkması halkın kurumlara olan güvenini tamiri zor bir şekilde sarsabilir. Bu da kaş yaparım derken göz çıkarma anlamına gelir. O sebeple yürütülen operasyonların ve davanın toplumsal duyarlıklar göz önünde bulundurularak yapılması son derece doğaldır.


Bir sonraki yazımızda Ergenekon davasının Türkiye’de yol açacağı muhtemel sonuçlardan genel olarak söz etmeye çalışacağız.


28.08.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.