YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
12 Haziran parti seçimi değil kader seçimi
09 Haziran 2011 14:23

20. yüzyılın başında Ortadoğu’da Osmanlı coğrafyasının da dahil olduğu bölgede Batı’nın kurmuş olduğu ve yaklaşık bir asırdır başarıyla uygulanan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin iflas ettiği süreci yaşıyoruz. Bölgedeki tiranlar bir bir yıkılıyor. Bu, yaklaşık 20 sene önce Sovyetlerin dağılması gibi bir durum.

 

Türkiye’de her ne kadar Cumhuriyet 1923’te ilan edilmiş olsa da ülkemiz gerçek manada özgürlük ve bağımsızlığa son yıllarda kavuşmaya başladı. Halen bunun mücadelesi veriliyor. Daha önceki bir yazımda ifade ettiğim gibi Türkiye vatandaşı, “İsviçre medeni kanununa göre evlenen, İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan, Alman ceza muhakemeleri usulüne göre yargılanan, Fransız idare hukukuna göre idare edilen ve İslam hukukuna göre gömülen kişi” olmaktan çıkmaya ve kendisi olmaya başladı.

 

Türkiye, ilk defa darbecilerden, cuntacılardan, muhtıracılardan, millete komplo peşinde koşanlardan, işbirlikçilerden, milletin içine nifak sokmak için fitne çıkarmaya çalışanlardan, hükümetleri zor duruma sokmak için kendi savaş uçağını düşürmeyi planlayan generallerden, kendi ülkesinde kaos çıkarmak için cemaatin en kalabalık olduğu Cuma namazı sırasında camiye bomba koymayı planlayan zihniyetten, halkını parya gibi gören siyasi anlayışlardan, ülkenin başbakanına mesaj vermek için savaş uçağının kanadıyla minare deviren subaylardan hesap sormaya başladı.

Kendi cumhurbaşkanına, başbakanına saygısızlık eden ama Amerikan başkanının huzurunda tek kol aralığı hizaya geçip selam duran komutanlardan hesap sormaya başladı.

 

Şimdi sıra artık yeni baştan tam demokratik bir anayasada. 12 Haziran seçimi sonrası oluşacak Meclis’in en önemli, en büyük hedefi bu olmalı. Eğer Anayasa değişikliği olmazsa şimdiye kadar özgürlük, sivilleşme ve demokrasi adına atılan tüm adımlar ve tüm kazanımlar berhava olabilir.

 

Halkın özgürlüğü ve huzuru adına yapılanların ters yüz edilmesi için bazı kesimlerde hummalı bir çaba ve çalışma var. Yasakçı statükonun hakimiyetini kaybetmemesi için bu kesimler inanılmaz bir dayanışma içine girdiler. Sayısız ev toplantıları, salon çalışmaları ve gizli faaliyetler içindeler. Bu doğrultuda yer yer provokasyonlar da yapılıyor. Bütün bunlar tabiî ki siyasete de yansıyor. CHP-MHP-BDP dayanışması seçim sürecinde iyiden iyiye gün yüzüne çıktı. CHP’nin Hakkari ve MHP’nin Diyarbakır mitingleri her şeyi anlatıyor. CHP-MHP-BDP-PKK koalisyon halinde aynı hedefe atış yapıyorlar. İngiltere ve ABD basını da dışardan taktik veriyor.

 

Tabii ki seçime gidilirken siyasi partilerin rekabet etmeleri doğal bir durum. Özellikle hükümete destek vermeleri de beklenmez. Ancak yıllarca bir birlerine kan düşmanı gibi bir söylemle, halktan, taraftardan oy devşiren siyasi partilerin bir anda sarmaş dolaş olmaları, birbirlerine alttan üstten destek vermeleri acaba nasıl bir anlam taşıyor? Bunların hepsi aslında yasakçı düzenin operasyonel kolları olabilirler mi? Bunların misyonları emir geldiğinde çatışmak, emir geldiğinde işbirliği yapmak olabilir mi? Eğer böyleyse seçmen açıkça aldatılmış olmuyor mu?

 

Mesela MHP’nin 1980 öncesi savaştığı ve binlerce gencimizin bu uğurda heba olduğu CHP zihniyeti ile, yine 1980 sonrası MHP’nin bölücü olarak gördüğü PKK zihniyetinin son pozisyonu ne anlama geliyor? Biz elbette insanların veya partilerin birbirleri ile savaşmasını istemiyoruz, tasvip de etmiyoruz. Ancak böyle bir geçmişe sahip CHP ve BDP ile dahi, iyi ilişkiler kuran MHP, acaba Ak Parti’yi neden düşman konumuna koydu? Bunun sebebi nedir? Acaba Ak Parti’nin yasakçı düzeni değiştirmeye çalışıyor olması mıdır? Ak Parti’nin darbe anayasasını değiştirecek olması mıdır? Eğer böyle ise çok vahim. Böyle değilse nedir?

 

Şurası açık. Yasakçı düzenin yılmaz bekçisi olan ve zahiren birbirinden farklı gibi görünen kesimler tam bir dayanışma içindeler. Bunlar, Anadolu insanını “Göbeğini kaşıyan adam” “Bidon kafalı” “Gerici” olarak gören zihniyetin devamı. Bu kesimler böyle bir dayanışma içindeyken, özgürlükler adına, huzur adına, ülkenin büyümesi, kalkınması ve aslına dönmesi, dünyada hatırı sayılır bir güç olması adına beklentisi olanların da boş durmamaları gerekir.

 

Şu an TBMM’de temsil edilmeyen bazı partilerin temiz kadroları var. Bunlar da oy istiyorlar. Tabii ki hakları. Ancak şu aşamada iktidar olma şansı bulunmayan bu partilere verilecek oylar, oy verenlerin hiç arzu etmediği bir sonuca yarayabilir. O sebeple bu seçim, bir parti seçimi olmaktan çıkmış durumda. 12 Haziran seçimi bir bakıma Türkiye’nin kader seçimidir. Kişisel beklentilerin, parti siyasetinin ötesinde bir yüksek duygu ve irade ile hareket etme vaktindeyiz.

 

Bu durumdan rahatsızlık duyuyor olabiliriz. Şahsi duygularımız veya kırgınlıklarımız kafamızı karıştırıyor olabilir. Ama bilelim ki darbe anayasasının değişmesi, yasakçı statükonun özgürlük ve demokrasiye dönüşmesi hepimizi mutlu edecektir. İşte “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sözü burada tebarüz eder. Oylarımız, ya yasakçı statükoyu temsil edenlere veya demokrasi, özgürlük, kalkınma ve diğer büyük hedeflere gidecek.

 

Zarfı sandığa atmadan, mührü pusulaya basmadan evvel herkes vicdanının sesine kulak vermeli.

 

Tekrarlayalım bu 12 Haziranda partileri değil Türkiye’nin kaderini seçiyoruz. Ya bizi üzen yasakçı düzen; ya da yasakları kaldıran yeni düzen. Hadi hayırlısı.

 

Alper TAN

09.06.2011

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Millet İleri Dedi
 // Bozkurt
12/06/2011 seçiminde yasakcı düzene geçit vermeyen ülke insanı yasakları kaldıran düzene EVET dedi....
13 Haziran 2011 16:30