YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
12 Eylül 1980 Darbesi Ve Milliyetçiler
03 Mart 2008 13:49
                                                                                 ...Önceki yazının devamı

1920-1950 döneminde çok büyük sıkıntılar çeken milliyetçiler buna rağmen 1960 darbesine doğru  yine Statükocu-Kemalist güçlerle işbirliğine gitmişlerdir. Milli Mücadele hareketinin tamamlanmasından sonra olduğu gibi, 27 Mayıs 1960 darbesinin gerçekleştirilmesinde de önemli rol ve görevler üstlenen milliyetçiler, bu hareketlerin ve dönüşümün gerçekleştirilmesinden sonra yine ağır darbeler alarak sistemin dışına itildiler. 1960 darbesinden sonra tekrar sistem dışına itilen milliyetçiler, 12 Eylül 1980 darbesine doğru SSCB’ye karşı, ABD-NATO çizgisinde hareket edecek bir milliyetçi akım için Türk Milleti’nin yönlendirilmesi maksadıyla tekrar manipüle edildiler. 31 Mart 1965 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne giren Alparslan Türkeş ve arkadaşları, bu defa 12 Eylül 1980 darbesine kadar sürecek planlamadaki yerlerini aldılar. Ülkemizdeki Kemalist, statükocu güç, ABD-NATO kaynaklı devlet yönetiminin bir parçası halinde, ülkemizi, SSCB’nin Komünist ideolojisine karşı koruma ve kollama görevini, milliyetçilik ülküsü adı altında Alparslan Türkeş ve arkadaşlarına tevdii etmişti. 

8-9 Şubat 1969 tarihinde Adana’da yapılan CKMP tarihi büyük kurultayında partinin adı  Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), amblemi ise üç hilal olarak belirlenmiştir. Artık bu tarih itibariyle devletin ve milletin Komünizm’den korunma görevi, milliyetçi harekete ve onun bağlı gençlik örgütlerine verilmiş, asker, polis, istihbaratçı el ele, kol kola bunu gerçekleştireceklerdir. Karşı tarafa yani sol kesime ise “Faşizm ve emperyalizmle savaş görevi” verilmişti. Milliyetçi ve ülkücü hareket “tek devlet, tek millet,tek ordu” sloganlarıyla hareket ediyordu. Devletin tam bir kurumsal kolu gibi hareket edip güçlü devlet, güçlü ordu, güçlü millet olgusunu ve “Ordu-Millet el ele” vurgusunu devamlı işliyordu. 1969 yılından 1980 yılına kadar gelen ideolojik çatışma ve kavgadan korkunç derecede acı bilançolar ortaya çıkmıştı. Bu dönem zarfında hükümetlere verilen muhtıralardan da belirli ölçüde nasibini alan milliyetçiler, buna rağmen yine de devletin, ordunun ve milletin yegane “savaşçısı” durumundaydı. İleri derecede devletine, milletine, ordusuna bağlıydılar. Dehşetli acı, işkence, sakat kalma, ölümlere rağmen canını ortaya koyuyordu milliyetçiler. Bu inanç uğruna, milliyetçi, ülkücü camiadan 75 157 insanımız birinci derecede etkilendi ve ağır yara aldı.

2 013 ülkücü öldürüldü.

6 728 ülkücü sakat kaldı veya yaralandı.

23 043 ülkücü cezaevlerinde tutuklandı hüküm giydi.

2 651 ülkücü yurt dışına kaçmak zorunda kaldı.

40 722 ülkücü fişlenerek devlet kademelerinden uzak tutuldu. 

12 yıl boyunca devleti, orduyu, milleti, koruma göreviyle korkunç bir savaşın içine çekilen milliyetçi, ülkücü kesimden 9 genç insan askeri mahkeme kararlarıyla idam edildi. Yine Askeri mahkeme kararları, güvenlik güçlerinin uygulamaları, ceza evlerindeki zulüm ve işkencelere dayanamayan 29 genç ülkücü de oralarda hayatını kaybetmiştir. Devlet gücü gibi savaş sahasına itilen milliyetçi, ülkücü camia, 12 Eylül 1980 darbesiyle bu defa terörist ve devlet düzenini silah zoruyla yıkmaya kalkışmak suçuyla ağır ithama tabi tutularak sistem dışına itiliyordu. Hareketin liderleri bile ağır ithamlarla, idamla yargılanıp yıllarca cezaevlerinde yatırıldı.

Askeri cezaevlerinde ülkücülerin, gördükleri ağır işkence ve ithamlar karşısında korkunç derecede psikolojileri bozulmuş, bazıları burada ölmüş, bazıları sakatlanmış ve genç yürekler paramparça edilmişti. Ordunun en derin savunucusu ve koruyucusu durumundaki milliyetçi, ülkücü harekete karşı, ordudan gelen  ağır işkenceler, ithamlar, yargılanmalar, aşağılamalar, bu kesimin beyinlerinde derin izler ve acılar bırakmıştı. Cumhuriyet tarihimiz boyunca üçüncü kez bu camia manipüle edilerek oyuna getirilmiş ve sonra da mağdur bırakılmıştı.

Yazarın Önceki Yazıları
Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.