YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
100 yıl sonra devran dönüyor
15 Eylül 2011 16:11

Bu hafta hem Türkiye’nin hem de dünyanın dikkatle takip ettiği en önemli gelişmelerden biri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kuzey Afrika turu. Görüntüye bakılacak olursa, Erdoğan’ın gittiği ülkelerde sanki bir seçim öncesinde mitingler yapmak üzere Anadolu turuna çıkılmış gibi bir tablo var. Kahire Havaalanında binlerce Mısırlı ellerinde Türk bayrakları ve tezahüratlarla karşıladı başbakan Erdoğan’ı. Bu, Yeni Türkiye açısından sevindirici olduğu kadar bazı yönleriyle de düşündürücü bir tablo.

 

Son yıllarda Arap sokaklarında oluşan Türkiye algısı gösteriyor ki; cumhuriyet döneminde okullarda bize anlatılan tarih, senaryo bir tarihmiş. Halklara, “olanlar” değil, “olması istenenler için,” “olmuş gibi” anlatılmış. Türklerle Araplar arasına husumet sokularak halkların arası açılmak istenmiş. Halbuki bir senaryodan oluşan resmi tarihin bize ezberlettiği gibi Osmanlı, Arapları sömürmemiş ve Arap halklar da Osmanlı’yı arkadan vurmamış. Eğer bize söylendiği gibi Osmanlı Arapları sömürse veya Araplar Osmanlı’yı arkadan vursa, bugün Başbakan’ın Mısır, Tunus ve Libya’da karşılaştığı tablo böyle olmazdı.

 

Resmi ideoloji, Cumhuriyet boyunca topraklarımızı işgal eden İngiliz, Fransız, İtalyan ve ABD başta olmak üzere Batıyı dost gösterirken yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Arapları düşman gösterdi. Bazı Arap yönetimleri de Türkleri düşman gösterdiler. Birilerinin yönlendirme ve telkinleriyle..

 

Tarih kitapları yeniden yazılmalı:

 

Ülkemizi işgal eden Yunanistan sınırına bile mayın döşemezken halkıyla hiç savaşmadığımız Suriye sınırına mayın döşedik. Şimdi ise haritalarını bile bulamadığımız o mayınları, nasıl sökeceğimizi kara kara düşünüyoruz. Aslında mayınlar ülkeler arasına değil, halklar arasına döşenmişti. Bütün bu foyalar dökülüyor artık. Başbakanın Kuzey Afrika turu resmi tarihin yalan olduğunun ilanıdır. Resmi tarih, yeniden ve doğru olarak yazılmalıdır.

 

Yine bu gezi gösteriyor ki Arap Baharının arkasındaki esas güç, tarih bilincinden yoksun bazılarının anlattığı gibi ABD veya Avrupa değil, tam aksine Türkiye’dir. Türkiye, Ortadoğu’da, göründüğünden veya zannedildiğinden daha güçlü, daha köklü ve daha derin ilişkiler içindedir. Arap Baharı konusunda Arap sokakları da bu işin mimarı olarak Türkiye’yi görmektedir.

 

Sarkozy ve Cameron, haylaz çocuklar gibi:

 

Başbakan Erdoğan bölgedeyken alelacele bir kararla Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Cameron’un, Libya’ya gitmeleri ise çok komik olduğu kadar, bazı menfaatler için ne kadar küçüldüklerini göstermektedir. Sarkozy ve Cameron’un, Libya ziyaretleri, açık havada biriyle TV röportajı yapılırken kamera önünde konuşan iki kişinin arkasından sırıtarak kafasını uzatan ve kameraya bay bay ederek TV izleyenlere ben de buradayım görüntüsü veren haylazların yaptığı gibi oldu. Çok çok komik oldu.

 

Kaddafi’yi ABD koruyor:

 

Amerika ise bölgede Türkiye ile İsrail arasına sıkışmış durumda. Washington, bölgede İsrail döneminin bittiğini Türkiye devrinin başladığını görüyor. Ancak ayağındaki İsrail prangasından kurtulması biraz zaman alacak gibi görünüyor. Bu arada Washinton iki yüzlü kirli siyasetine devam ediyor. Bir taraftan Libya’dan Kaddafi’nin gitmesi için çağrı yaparken diğer taraftan bu ülkede Kaddafi’yi koruyor. Kaddafi şu sıralar Libya’da ABD güvencesi altında tutuluyor.

 

ABD, Kaddafi’ye ait 200 ton altına göz dikti:

 

ABD, Kaddafi’nin Libya halkından çaldığı ve Libya dışında Afrika’da başka ülkelerde bulunan yaklaşık 200 ton altına sahip olma sevdasında. Kaddafi ise kendisi ve ailesinin can güvenliğinin sağlanması karşılığında bu altınların büyük bölümünü vermeye hazır görünüyor. Hatırlanacağı üzere Fransa’da Libya petrollerinin % 35’ini istiyordu. Medeni Batı ne kadar insancıl değil mi?

 

İsrail: “Erdoğan’ın oltasına geldik”

 

İsrail ise şu sıralar tam bir keşmekeş ve siyasi dağınıklık içinde.. Başbakan Netanyahu’nun bazı bakanlarıyla dün (14.09.2011) yaptığı toplantıda bakanlarının neredeyse hepsinin “Türkiye ile ilişkileri bu noktaya getirerek Tayyip Erdoğan’ın oltasına geldiklerini, bundan sonra özür dilemenin İsrail’i daha rezil duruma sokacağını ifade ettikleri” belirtiliyor.

 

Kısacası Ortadoğu’da bir asır önce bozulan dengeler ve değişen düzen yeniden kuruluyor. Tarih tekerrür ediyor ve insanlar aslına dönüyor. Türkiye’nin bu aşamadan sonra çok daha dikkatli hareket etmesi gerekir. Çünkü daha fazla dikkat çektiği için daha fazla çelme takmak isteyenler olacaktır. Başbakanın veya Türkiye’den başka yetkililerin yapacakları en küçük hatalar çok istismar edilebilir. Nitekim Başbakanın Mısır’da yaptığı laiklik vurgusu, lüzumsuz, yersiz ve faydasız bir çıkıştan öteye gitmedi. Başbakan öyle vurgular yaparak Avrupa ve ABD’nin tepkisini veya kıskançlıklarını azaltmak istiyorsa bu da bence beyhude bir düşünce..

 

Ayrıca Başbakan Erdoğan, bizim basın veya Batı medyasının aşırı dolduruşlarına gelip tevazuu elden bırakmamalı. Bundan sonra siyaseten daha dikkatli olmak gerektiği gibi şahsi olarak da daha alçakgönüllü olmakta fayda var. İnsanın kendini en güçlü ve güvende hissettiği an, en zayıf anıdır. Bu başarılar takdire şayan başarılardır. Ancak Erdoğan’ın yapacağı en küçük hata, bölge halklarının güven ve sevgisinde erozyona yol açabilir.

 

Alper TAN

15.09.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
değişim rüzgarları
 // yücel karakaş
şu sözlere ne kadar ihtiyacımız var ne kadar hamd etsek az insanlar bizim daha küçücükten bildiğimiz yalancı tarihi idrak etmeye başladılar yakında herşey daha güzel olacak...
19 Eylül 2011 12:18