YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yeni Türkiye’nin gelecek tasavvuru
30 Aralık 2015 06:34

Cumhuriyetin kurulmasının hemen ardından, kurucu irade ve kurucu kadro yeni yapı için bir gelecek tasavvuru oluşturmuşlar ve bu tasavvurun bir gereği olarak birtakım uygulamaları devreye sokmuşlardı. Uygulamaya sokulan diğer meseleleri şimdilik bir kenara bırakarak birini hatırlatalım: Yeni devlet ve yeni idare için yeni bir ulus inşa etme uygulaması. Bunun için yapılması gerekenler arasında öncelikli olanının bir “öteki” inşa ve tarif etmek olduğunu bilmem hatırlatmaya gerek var mı? 1990’lı yılların sonlarına kadar “diğer” olarak kullanılan bu kavram artık Türkçemize “öteki” olarak yerleşti.

Öteki” bizim kendimizi ona bakarak tarif ettiğimiz ve karşımıza koyduğumuz şey olarak tanımlanabilir çok yüzeysel olarak. “…’a göre” konumlandırırız kendimizi. İşte cumhuriyeti kuran irade ve kurucu kadronun yeni bir ulus inşa etme çabasının “öteki”si de Osmanlı ve Osmanlı’nın temsil ettiği değerler oldu. Çok yüzeysel olarak bu adlandırma ve sonucunda meydana gelen yapının 2006 yılının ortalarına hâkim olduğunu hatırlatıp geçelim. Bilinen ve yaygın bir tanımlamadır “adlandırılan adlandıranın tahakkümünü taşır” sözü. Bu sözün işaretlerini 90 küsur yıllık cumhuriyet tarihinde mebzul miktarda tespit etmek mümkün. 2006 yılının ortalarına kadar tahakkümünü sürdüren bu yapıyı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanüst akıl” olarak adlandırıyor. “Üst akıl”ın hâkim olduğu yapıya da Eski Türkiye diyoruz.

İşte bu Eski Türkiye’nin yeni bir ulus inşa etme uygulamasının sembol cümlesi “Ne mutlu Türküm diyene” cümlesidir. Bu cümlenin bir benzerini ise Türk milletine ve bu milletin değerlerine en büyük tuzakları kurmuş olan Hürriyet gazetesinin logosunun hemen altında görüyoruz, Türkiye Türklerindir! Oysa bu gazetenin Türk milletinin iradesi aleyhine yüzlerce, binlerce yayın yaptığını bilmeyen yok. “Vay şerefsiz”, “411 el kaosa kalktı” gibi hemen aklınıza gelebilecek yüzlerce örneği hatırlamakta kimse zorlanmaz. Bu ve benzeri yayınların temelinde yatan ise bu milletin değerlerinin “öteki” olarak adlandırılması yatmaktadır.

Bilenleriniz bilir “öteki” olarak tarif edilip adlandırılan şey her ne ise işte o, ne zaman istenirse yok edilmesi, gözden çıkarılması gereken şeydir. Karşımıza konumlandırılıp “öteki” haline getirilenin hiçbir değeri yoktur, ona bakarak haklılığımızın bir göstergesi olarak kullanılmanın dışında da bir işe yaramaz. “Öteki” hep kötüdür, hep olumsuzun temsilcisidir. Yeni bir ulus inşa ederken, yeni değerin inşa edileceği toplumun geçmişinin, geçmişteki değerlerinin “öteki” olarak adlandırılıp, konumlandırılmasından daha tabii bir şey olamaz. Fakat baktınız olmuyor, bu kadar zorlamanın da biraz aşırılık yapmak anlamına geldiğini de görmek gerekmez mi? İşte Eski Türkiye’de hâkim olan “üst akıl” bunu görmedi, görmek istemedi. Eski Türkiye’nin neredeyse tam da karşısına konumlanan Yeni Türkiye ise çok yüzeysel olarak yukarıda zikrettiğimiz “üst akıl”a ideolojik olarak tam da cepheden en büyük meydan okumayı geçtiğimiz 25 Aralık gecesi yaptı! Bu meydan okumanın tam da 25 Aralık tarihinde yapılması Allah’ın garip bir tecellisi! 25 Aralık gecesi Yeni Türkiye, hem de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda, üstelik Sayın Cumhurbaşkanı’nın ricası üzerine kürsüye gelen Nuri Pakdil aracılığıyla yaptı bu meydan okuma!

2015 Yılı Necip Fazıl ödülleri töreninde sahneye çıkan Nuri Pakdil, Cumhurbaşkanımızın talebi üzerine bir selamlama konuşması yaptı. Pakdil’in selamlama konuşmasında çok önemli iki meydan okuma ifadesi vardı: Bu ifadelerden biri “Türkiye özelinde anti Firavunist” ifadesiyken, diğeri ise meydan okumanın bir slogan halinde dile geldiği ifadesiydi: “Ne mutlu Müslümanım diyene! Bu cümle üzerine inşa edilecek Yeni Türkiye’nin gelecek tasavvuru. Cumhurbaşkanımız hakkında küçük de olsa bir fikir sahibi olanlar çok açık olarak bilirler ki izni ve rızası olmadan Eski Türkiye’nin temsil ettiği değerlere böylesine ağır bir meydan okuma yapılamazdı.

Önümüzdeki dönemin en önemli tartışma meselelerinden birini 25 Aralık gecesi Cumhurbaşkanımızın huzurunda Eski Türkiye ve üst akıla yapılan bu meydan okumanın oluşturacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok! Bu meydan okumayı görmemek ise tam anlamıyla gözlerini Türkiye gerçeklerine sımsıkı kapatmak anlamına gelir!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.