YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yeni Türkiye’nin eğitim malzemeleri
31 Aralık 2015 10:00

Cumhuriyeti kuran irade ve kurucu kadro yeni devletin gelecek tasavvuru adına yeni bir ulus inşa etmeye çalışırken en önemli adımlarından birini alfabe değişikliği ile atmıştı. 1928 yılında gece âlim olarak yatanlar ertesi sabaha kara cahil olarak uyanmışlardı. Binlerle ifade edilebilecek çok iyi yetişmiş kadro birden boşa düşmüştü. Darülfünun bünyesinde kurulan İlahiyat Fakültesi daha sonra kapatılmış, neredeyse 1950’mi yıllara kadar Türkiye’nin din eğitimi diye bir sorununun olmadığı zehabına kapılmak mümkün hale gelmişti. Boşa düşmüş binlerle ifade edilecek iyi eğitilmiş kadroya rağmen üniversitelerin Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinde bile yabancı öğretim üyeleri dışında eğitim verecek eleman bulma sıkıntısı baş göstermişti! Çünkü “öteki” olarak tarif edilmiş Osmanlı medreselerinden mezun olmuş büyük âlimlerin, ya da eski eğitim sisteminde bir eğitici yeterliliği belgesi olan icazet sahibi kişiler yeni sistemin makbul ve muteber gördüğü diploma sahibi olarak kabul edilmiyorlardı.

Ankara Üniversitesi bünyesinde İlahiyat Fakültesi kurulduktan sonra Tefsir – Hadis gibi dersleri okutacak hoca bulamayan sistem, yine bir yabancıya müracaat etmek durumunda kalmıştı. Bereket müracaat ettiği yabancı bir Osmanlı bakiyesi olan Bosnalıydı: Muhammed Tayyip Okiç. Bereket hocaların hocası Okiç Hoca Fransa’da doktora yapmış biriydi ve Müslüman biriydi. Gerçi 1969 yılına gelindiğinde Okiç Hoca’yı üniversite dışına atabilmek için Eski Türkiye bir bahane üretmek zorunda kalmıştı, ama 18 – 19 yıl Tefsir – Hadis eğitimi Okiç Hoca sayesinde ciddi bir kalite kazanmıştı.

Meseleyi bu noktada fazla detaylandırmanın yazının amacı bakımından pek bir faydası yok. Bilenleriniz biliyor Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “üst akıl” olarak adlandırdığı Eski Türkiye’nin hâkimi bu yapı 2006 yılının ortasında tasfiye edildi. 2006 yılından bu yana yaşadığımız tüm çalkantıların temelinde de Eski Türkiye’nin hâkim yapısının tasfiyesi yatıyor.

Yine bilenleriniz biliyor 14 yıldır iktidarda olan AK Parti Hükümetlerinin yüz akı eğitim uygulamaları arasında sayabileceğimiz iki uygulaması var: Sosyal Bilimler Liseleri ve İstanbul – Ankara – Bursa’daki üç imam hatip lisesinde başlattığı pilot uygulama. Sosyal Bilimler Liseleri başlangıç itibariyle bu kadar yaygınlaştırılmayacak ve okuldan mezun olanlar bir yabancı dili çok iyi, ikinci bir yabancı dili iyi derecede öğrenmiş olarak mezun olacaklardı. İki yabancı dile ilave olarak Sosyal Bilimler Lisesi’ni bitiren öğrenciler Osmanlı Türkçesi’ni de okuyup yazabileceklerdi. Geçen yıl üç şehrimizdeki üç özel imam hatip lisesinde başlatılan pilot uygulama ise benzer bir amaca matuf olarak uygulamaya konuldu. Bu üç ilimizdeki üç imam hatip lisesinde öğrenciler iki yabancı dilde hazırlık okuyorlar: İngilizce – Arapça. Uygulamanın akamete uğramaması en büyük temennimiz. Yine hatırlayanlarınız olacaktır, artık Osmanlı Türkçesi liselerimizde seçmeli ders olarak müfredata girdi. Fakat ne Sosyal Bilimler Liseleri’nde, ne üç şehirdeki imam hatip liselerindeki pilot uygulama sınıflarında, ne de liselerde Osmanlı Türkçesi’ni seçen öğrencilerin edebî zevklerini tatmin etmelerini sağlayacak malzeme olarak kitap bulmak mümkün değil.

Yeni Türkiye’nin geçtiğimiz 25 Aralık’ta Eski Türkiye’nin yeni bir ulus inşa etme çabasına en büyük meydan okumasını yaptığı bir zemindeyiz artık. Esik Türkiye’nin her geçen gün yeni bir zemin kaybettiği bir ortamda Osmanlı Türkçesi ile okunabilecek edebî eserlerin olmaması ise Yeni Türkiye’nin en önemli eksiklerinden biri. Osmanlı Türkçesi ile edebî zevklerini tatmin edebilecek hikâye, roman benzeri kitap bulmakta çekilen sıkıntının da bir gün aşılacağını söylemek ise kehanette bulunmak anlamına gelmiyor! Eski Türkiye zemin kaybetmeye devam edecek, kazanan ise bu millet olacak, Yeni Türkiye olacak.

Belki haberdarsınızdır, Osmanlı Türkçesi’nin liselerde seçmeli ders olarak müfredata girmesiyle birlikte pıtrak gibi Osmanlı Türkçesi kursları açılmaya başladı. Bu kursların verimlerini ise önümüzdeki birkaç yıl içinde almaya başlayacak Yeni Türkiye. İlk sonuçlar ortaya çıkmaya başladığında hep birlikte ciddi bir şaşkınlıkla karşı karşıya kalabiliriz. Yoksa dedesinin mezar taşını okuyamayan bir gençten, yerli ve yabancı edebiyatçıların eserlerini Arap alfabesiyle yazılmış Osmanlı Türkçesi ile okuyan gençlere kavuşamayabiliriz. Yeni Türkiye bir yok ülke değil, elimizi uzatsak ulaşabileceğimiz bir gerçeklik.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.