27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,369
  • BIST107.206
  • Dolar3,5533
  • Euro4,1312
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6415
  • İstanbul25 °C
  • Ankara18 °C
  • İzmir23 °C
  • Konya17 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya27 °C
  • Diyarbakır24 °C
  • Bursa23 °C
  • Kayseri16 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Gaziantep26 °C
  • İçel29 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yeni Türkiye’nin edebî kanonu nerde?
01 Ocak 2016 07:02

İrlanda kökenli edebiyat teorisyeni Terry Eagleton edebiyatın, bize edebiyat olarak belletilen şey olduğuna vurgu yapıyor. Bize edebiyat olarak ne öğretildiyse biz edebiyat olarak onu belliyoruz. Bize edebiyatın ne olduğunu söyleyen ise Fransız felsefeci Louis Althusser’in anlatmak için bir ömür harcadığı Devletin İdeolojik Aygıtlarının en önemlisi olan eğitim aygıtıdır.

Türkiye söz konusu olduğunda bu eğitim aygıtının neye tekabül ettiğini bilmeyeniniz yoktur herhalde! Cumhuriyeti kuran irade ve kurucu kadronun yeni bir ulus inşa etme çabası sözünü ettiğimiz eğitim aygıtının nasıl yapılanması gerektiğini de belirlemiştir. Artık biliyor olmanız lazım yeni bir ulus inşası için en önemli unsurlardan biridir bir “öteki” imal ve inşa etmek. Cumhuriyeti kuran irade ve kurucu kadronun yeni devletin gelecek tasavvuruna uygun olarak “öteki” olarak belirlediği ise Osmanlı ve Osmanlı’nın temsil ettiği değerlerdir. Doğal olarak edebiyat dediğimiz şeyde de geçerlidir bu “öteki” adlandırması. Yeni devletin gelecek tasavvuru muasır medeniyet olarak belirlendiği için makbul ve muteber edebiyat da doğal olarak söz konusu bu muasır medeniyet olarak belirlenen her ne ise işte onun edebiyatıdır.

Makbul ve muteber edebiyatın ne olduğuna karar veren ve onu yeni devletin gelecek tasavvuru çerçevesinde oturtmaya çalışan da tahmin edebileceğiniz gibi eğitim aygıtıdır. Eğitim aygıtının çabaları sonucu en basitinden bir edebî kanon oluşmuştur ve bu edebî kanonun “edebiyattır” dediklerinin dışında kalanlar ya görmezden gelinmiş, ya da kanonun onayladıklarının dışında kalan edebî eserler ve bu eserlerin müellifleri itibarsızlaştırma muamelesine maruz kalmışlardır. Söylemek bile fazla “öteki” konumuna itilen edebi üretimler arasında doğal olarak kendini Osmanlı bakiyesi olarak gören edebiyatçılar ve bu edebiyatçıların üretimleri de vardır. Edebî kanon öylesine etkili olmuştur ki, Peyami Safa gibi sağda zikredilen edebiyatçılar bile Osmanlı edebiyatı, özellikle de Divan Şiiri için edebî kanonun tercüme yoluyla uydurduğu ve bir edebî kanun olarak koyduğu kanaatleri dile getirir olmuşlardır. Oysa edebî kanonun Divan Şiiri ilgili kanaatleri kelimenin tüm anlamlarıyla tercümedir ve müsteşriklerin kanaatleridir. Belki başka yazılarda bu meseleyi detaylandırma imkânı buluruz, ama bu yazının bağlamında daha fazla detaylandırmaya gerek görmüyoruz!

Eski Türkiye’nin inşa ettiği edebî kanon maalesef halen iktidarını sürdürmektedir. Türkiye siyasal anlamda Eski Türkiye’nin mevzilerini altüst edebildiği halde, edebî iktidarı ne yazık ki yerinden bile kıpırdatabilmiş değildir. Edebî iktidar halen kurucu irade ve kurucu kadronun tesis ettiği gelecek tasavvuruna uygun olarak inşa edilen edebî kanonun elindedir ne yazık ki! Eski Türkiye’nin inşa ettiği hangi yapının bu milletin değerleriyle uyumlu olduğunu söylemek mümkün? Onun için edebî kanon dediğimiz şey dini, dini olmasa bile muhafazakâr bir renge sahip edebiyatçıları bile görmezden geldiler, itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Merhum Necip Fazıl Kısakürek başta olmak üzere dini hassasiyeti olan edebiyatçılarımızın yaşadıklarını görmezden gelmek mümkün değil.

İşte bu edebî kanon son birkaç yıl öncesine kadar kanon dışı edebiyatçıların varlığını bile kabullenmiyorlardı. Son birkaç yıldır Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başta Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören’e verdiği değerin kamuoyuna yansıması üzerine hiç değilse bu iki edebiyatçımızın görmezden gelinemeyeceğinin aşikâr olması kanon mensubu edebiyatçıların gözlerini bu kesime çevirmesine sebep olduğu kehanetinde bulunabiliriz!

Son birkaç yıl öncesine kadar edebî kanon tarafından görmezden gelinen edebiyatçılarımızdan biri olan Rasim Özdenören 2015 yılında hem Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü, hem de Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü aldı. Her iki ödülü de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan verdi. 25 Aralık’taki ödül töreninde bir de ilk yaşandı. Bir önceki yılın Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü alan Nuri Pakdil ile sahneye çıktı Cumhurbaşkanımız. Ve sahnede Pakdil, Yeni Türkiye adına Eski Türkiye’ye en büyük meydan okumayı yaptı. Bu meydan okuma üzerine salonda yer yerinden oynadı. Oysa bu sahneden bir iki saat önce edebî kanonun makbul ve muteber şairi Ataol Behramoğlu birkaç yıl öncesine kadar görmezden gelinen Rasim Özdenören ile iki kare resim çekilebilmek için olmadık şaklabanlıklar yapmak zorunda kalmıştı!

Ne dersiniz Yeni Türkiye usuldan edebî kanonu da mı tasfiye ediyor!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.