YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Türkiye’nin eli armut toplamıyor! (3)
19 Ağustos 2015 08:47

 

Önceki gün Başbakan Ahmet Davutoğlu ile MHP Lideri Devlet Bahçeli AK Parti – MHP koalisyon hükümetinin kurulup kurulamayacağı üzerine son görüşmelerini yaptılar. Aktarılanlara göre görüşmede AK Parti tarafının daha koalisyon teklifini yapamadan MHP tarafı koalisyonun niçin olamayacağına ilişkin gerekçelerini masaya yatırmış, şartlarını sıralamış. Doğrudur değildir, bunu biz bilemeyiz. Görüşmede bulunmadık, şahitlik yapmadık çünkü! Hemen ardından, yani dün akşam vakti de Başbakan Davutoğlu Beştepe Külliyesi’ne çıkarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hükümet kurma görevini iade etti. Şimdi herkes bugünden itibaren Cumhurbaşkanı’nın hükümet kurma görevini CHP’ye verip vermeyeceğine kilitlendi! Yazının ilerleyen kısımlarında CHP’ye hükümet kurma görevi verilip verilmemesi konusuna tekrar döneceğiz, ama bir başka konuya geçelim isterseniz.

Bunların önemi de yok aslında. Önemli olan sonuçta nasıl bir tablonun ortaya çıktığıdır. Ortaya çıkan tabloya göre görünüşte AK Parti güvenoyu alabilecek bir hükümet kurmayı başaramadı! Dolayısıyla beceriksiz bir kadronun elinde olduğunu cümle âleme göstermiş oldu! Köşeye sıkıştı ve muhtemelen Ekim’de yapılacak bir seçimde tarihinin en büyük yenilgisini almayı, dolayısıyla da en büyük darbesini yemeyi hak etti! Öyle mi acaba? Hiç de öyle olduğunu sanmıyoruz!

7 Haziran akşamını hatırlayın. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ilk açıklamasını zihninizden bir geçirin hele. MHP Lideri daha ilk akşamdan partisinin ana muhalefet görevine talip olduğunu dile getirdi. Daha seçim sonrasının ilk haftasında Kasım ortasında yapılabilecek bir erken seçime işaret etti. Geldiğimiz nokta neresi? Kasım ortası değil de belki Ekim ortasında bir erken seçim kapıya dayandı! Biz erken seçim diyoruz, ama hem MHP Lideri, hem de Cumhurbaşkanı bu seçimi tekrar seçim olarak adlandırdılar! Üstelik Cumhurbaşkanı bu adlandırmayı seçimden sonraki hafta dile getirmişti, hatırlamak lazım! Bir önceki yazıda MHP Lideri Bahçeli’nin bir özelliğine dikkat çekmiştik, yani Bahçeli’nin bazı kritik meselelerde Devlet denilen soyut yapının sesi haline geldiğine dikkat çekmiştik. Örnek olarak da HDP’nin gayri meşru ilan edilmesini göstermiştik. Şimdi bir diğerini de söyleyebiliriz: İlk haftadan itibaren en kısa zamanda seçimin tekrarlanması düşüncesi de salt Devlet Bahçeli’nin kendi başına aldığı bir karar değil! Yakın çalışma arkadaşlarının haberinin olup olmadığını bilemeyiz. Fakat yine 2002 Temmuz’unda yaptığı gibi bir açıklama yaptı Devlet Bahçeli.

Bir önceki yazının sonunda biraz kapalı olarak dile getirdiğimiz bir başka tahminimiz vardı! Çok önemli bir gelişme ya da çok ciddi bir tehdit söz konusu değilse koalisyon hükümetinin kurulmayacağı tahminimizi dillendirmiştik! Çok ciddi bir tehdit ve önemli bir gelişme olmadığı halde ilk ihtimalin erken seçim olduğuna dikkat çekmiştik! MHP Lideri seçim akşamından itibaren olmazlara dikkat çekti ve kamuoyunu bu olmazlara yönlendirdi. Yoksa daha ilk günden itibaren çok olağanüstü bir gelişme yaşanmaması durumunda bir koalisyon hükümetinin (özellikle AK Parti ve MHP’nin ikisinin birden içinde olmadığı bir koalisyon hükümetinin) şu an için Türkiye için en büyük tuzaklardan biri olduğunu biliyor ve ona göre oynuyordu. O yüzden de oyunu ve oyununu Yeni Türkiye ve Türk milletinin tarafında yer alarak oynadı ve kurdu. Bunu yaparken de mızmızlanan bir çocuk tavırları sergileyerek, kaprislerini öne çıkararak icra etti! Yeni Türkiye’nin istiklal savaşına CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ile birlikte katıldılar! Bu istiklal savaşı meselesi üzerinde durmak gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın hem 30 Mart seçimleri sürecinde, hem de 10 Ağustos seçimleri sürecinde ısrarla “bu bir istiklal savaşıdır” sözü boşuna söylenmiş bir söz değil. Çok ciddi bir istiklal savaşı veriyor Türkiye. Bir başka yazıda bu konuya da eğiliriz inşallah.

Deniz Baykal da nereden çıktı demeyin! Deniz Baykal Meclis Başkanlığı’na aday olmasaydı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçilip yeni Meclis Başkanı olmasının önünde ne gibi bir engel vardı ki? Bugün gelinen nokta 7 Haziran akşamından görüldüğü için böyle bir strateji izlendiği kanaatini taşıyorum! Düşünsenize erken, ya da tekrar seçim sath –ı mailine girmişken Ekmeleddin İhsanoğlu Meclis Başkanı olsaydı ne olurdu? Cumhurbaşkanı’nın geçici hükümeti kurma aşamasında, ya da Meclis’i yeniden seçime götürme girişimi aşamasında Ekmeleddin İhsanoğlu küresel baronların peçetecisi İstanbul baronlarının talimatları karşısında nasıl bir tavır takınırdı?

Cumhurbaşkanı’nın hükümet kurma konusunda yeni bir parti, ya da kişiye görev verme konusundaki tavrının ne olduğunu bilmiyoruz, ama CHP’nin görev talep etmeye hiçbir hakkının olmadığı konusunda neredeyse kesin inançlı sayılabiliriz! 7 Haziran akşamını, sonuçların nasıl çıkacağının kesinleşmeye başladığı saatlerde CHP’nin tavrı hafızalardan silinmiş değil. Her ne kadar CHP ve bilumum medya CHP’nin bu tavrını unutturmak için ellerinden geleni yapıyor olsalar da hadise daha çok yeni ve asla unutulabilecek gibi değil! Hem Kılıçdaroğlu, hem de Haluk Koç Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın meşruiyetini sorgulayan cümleler kurmuşlardı! Cumhurbaşkanı’nı gayri meşru ilan etmişti CHP. CHP’nin Gayri meşru ilan ettiği kişi kim? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başındaki kişi. Üstelik bu kişi hem başkomutan, hem de Türkiye’yi temsil ediyor. İyi de beyler siz hangi ülkenin vatandaşısınız? Siz Türkiye’de yaşamıyor musunuz? Sanki kendileri Cumhurbaşkanı’nı gayri meşru ilan etmemişler gibi, sanki Cumhurbaşkanı Meclis İdare Heyeti’ni Beştepe Külliyesi’ne çağırdığında CHP’li üyelerin katılmalarını kendileri engellememiş gibi şimdi de tutturmuşlar “Cumhurbaşkanı hükümet kurma görevini derhal ve geciktirmeden CHP’ye vermelidir” diyorlar! Sanki Cumhurbaşkanı Beştepe Külliyesi’ne çağırdığında Kılıçdaroğlu’nun asla gitmeyeceğini kendileri açıklamamış gibi şimdi Cumhurbaşkanı’nın görev vermek için CHP’yi çağırmasını talep ediyorlar! Yüzsüzlüğün, utanmazlığın bu kadarı da kimde bulunur bunu da biz söylemeyelim artık!

AK Parti – CHP koalisyonunun kurulamayacağının sinyalleri alınmaya başladığında başta paralel çetenin medyası olmak üzere bilumum medya ısrarla, bir erken seçimin Türkiye için ekonomik krizi çağırmak olduğu üzerine yaygaraya başladılar. CHP ile koalisyonun kurulmayacağı açıklanınca AK Parti – MHP koalisyonu ihtimalinin devreye girmesiyle bu yaygaralarının dozunu artırdılar. Paralel çetenin medyasının bir konu üzerinde yaygara koparmasının kesinlikle Türkiye’nin çıkarına olan bir meseleye taş koyma girişimi olduğu böylece defalarca kanıtlanmış oldu! Hele bu yaygaraya diğer bilumum medya da dâhil olmuşsa kesinlikle hükümetin yaptığının doğru, ya da yanlış önemli değil Türkiye’nin çıkarı için yapıldığını bilmek gerekir. Nereden yönetildiği, kimlerden talimat alarak yaygara kopardığı bilinmeyen bilumum medya karşısında yapılanın merhum Sultan İkinci Abdülhamid’in yaptığını taklit etmek olduğunu da unutmamak gerekiyor! Hatırlarsınız, merhum Sultan da önemli bir konuda karar alacağında İngiliz ve Rus sefirlerine danışır ve onların söylediklerinin tam tersini yaparmış!

Telaş edilecek bir durum yok! 7 Haziran’dan bu yana Türkiye’nin eli hem içerde, hem de dışarıda armut toplamıyor! Devlet denilen soyut yapı meseleye hâkim, neredeyse her şey gözetimi altında! Ekonomik kriz de çıkmaz (dolar 4 liraya dayansa da çıkmaz), terör vasıtasıyla Türkiye’nin icbar edilmek istendiği meselelerde ne içerdeki baronlar, ne de küresel baronlar başarı da sağlayamaz! Gezi kalkışmasının Türkiye’ye maliyetinin 58 milyar dolar olduğu kimse tarafından dile getirilmiyor! 17 – 25 Aralık’ın faturasını söylemiyoruz bile. Ekonomik kriz çıktı mı? Rahat olun. Bu arada olan ölen insanların ailelerine olur. Çünkü terör örgütleri anlaşıldığı kadarıyla eylemlerini sürdürecekler. Bombalamalar, silahlı saldırılar sonucunda bu ülkenin birçok insanı ölecek, öyle anlaşılıyor. Ölenlerin sayısı ne kadar az olursa o kadar hafif atlatılmış olur bu karmaşa da! Bu Devlet son istiklal savaşını kaybetmez! Merak etmeyin.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.