YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Türkiye’nin eli armut toplamıyor! (1)
15 Ağustos 2015 08:30

Araya başımıza gelen elim bir hadise girmeseydi bu yazı başta olmakla bununla birlikte benzer yazıları, geride bıraktığımız iki hafta içinde peş peşe okuyacaktınız! Araya elim bir hadise girdi ve biz neredeyse iki hafta boyunca yazı için bilgisayar başına oturmak şöyle dursun, cümlenin nasıl kurulduğunu bile unuttuk desek yeridir.

Yazının sonunda söyleyeceğimizi hemen daha bismillah derken baştan söyleyelim: Türkiye’yi bazı şeylere icbar etmek için başta terör olmak üzere birçok unsuru kullanan devletler arkalarını kollasınlar. Türkiye’nin eli armut toplamıyor. Misliyle, hatta daha fazlasıyla karşılık verecek bir Türkiye ve Türk Devleti var artık. Devletin tavrı konusunda benim gönlümden geçen “dişe karşı göz, göze karşı can, cana karşı katliam” olmasına rağmen, ne yazık ki Türk Devleti henüz o kadar şirazeden çıkmış bir tavır sahibi değil! Daha doğrusu Türk Devleti’nin şirazeden çıktığı falan yok da eskinin kalıntısı birtakım beslemeler öyle takdim etmeye, şirazeden çıkmış bir Türk Devleti varmış algısını yaymaya çalışıyorlar. Önlerine ne kadar kemik atılmışsa, ancak o kadar ses çıkarıp havlayabilen bir güruh bunlar. Türk Devleti’nin bazı şeylerin hatırına katlandığı, ya da görmezden gelmeye gayret ettiği meselelerde bardağı da taşırdılar, tahammül sınırlarını aştıkları gibi sabrı da taşırdılar. Fakat bir türlü görmek istemiyorlar muhatap oldukları Devlet denilen soyut yapının tanıdıkları eski devlet denilen soyut yapıyla bir alakasının kalmadığını. Kendilerinin bileceği bir iştir der geçer Devlet bu ısrarlı görmezden gelmeye. Nitekim öyle de yapıyor! Türkiye’de işbaşında olan Devlet ne 1990’lı yılların Devleti, hatta ne de 2005’in Devleti! Devlet artık eski devlet değil. Ensesine vurup ağzındaki lokmaya bile el koyabildikleri Devlet artık mazi oldu. O devlete biz şimdi Eski Türkiye diyoruz. 2006 yılı Mayıs ortasından bu yana muktedir olanını ise Yeni Türkiye olarak adlandırıyoruz.

Bu da nerden çıktı diye bir soru takılabilir aklınıza! Takılmasın. 7 Haziran seçim sonuçları açıklandıktan hemen sonra bilumum zevat AK Parti – CHP koalisyon hükümetini kotarabilmek için canhıraş bir biçimde gayret sarf ettiler. Bilumum zevat arasına son hamle olarak İslâmcı Özel Harpçiler de dâhil edildi. Fakat bu bile bu koalisyon hükümetinin bir türlü kotarılmasını temin edemedi. AK Parti – CHP koalisyon hükümeti görünüşte AK Parti’ye karşı kurulmuş bir tuzak gibi görünmesine rağmen, aslında Türkiye’ye, 2006 yılı Mayıs sonu oluşan ve günümüze kadar ayakta kalabilmeyi sağlayan Türkiye’ye kurulmuş en esaslı tuzaklardan biriydi. Küresel baronlar, onların maşacısı İstanbul baronları, İstanbul baronlarının peçetecisi / uşağı bilumum paralel asalaklar ve terör örgütlerini sahaya sürdüler. Başta PKK – DHPC ve IŞİD olmak üzere kullanılabilen ne kadar terör örgütü varsa hepsi sahaya indirildi. Halen de sahada canhıraş bir biçimde Türkiye Devleti’ne karşı savaşıyorlar, daha doğrusu efendileri adına tetik çekiyorlar. Teröre ilaveten medyanın kahir ekseriyeti AK Parti’nin MHP ile koalisyon kurabilme ihtimali üzerine üst perdeden yaygaraya başladılar. AK Parti – MHP koalisyon hükümeti savaş kabinesi olur diye bir yerlerini yırtarak bağırıp, çığırdılar. Bu arada Savaş Kabinesi naralarını canhıraş bir biçimde dile getirenler arasına birtakım İslâmcı kalemlerin dâhil edilmesi ise uzun erimli tuzağın ciddi başarıları arasına yazılmalı. İslâmcı kalemler ne ile ikna edildiler onu biz bilemeyiz, ama onların savaş kabinesi naraları süreç boyunca diğerlerinden daha yüksek çıktı. Savaş Kabinesi olur diye bir yerlerini yırtarak seslendirdikleri iddiaya geldik dayandık şimdi!

Peki, ne olacak? Savaş Kabinesi kapıda mı yani? Hemen söyleyelim: Hayır kapıda Savaş Kabinesi falan beklemiyor! Daha doğrusu Türkiye’nin Savaş Kabinesi kurmak gibi bir tasavvuru şimdilik ortalıkta gezinmeye başlamadı henüz. Ayrıca, AK Parti’nin MHP ile kurma ihtimali bulunan koalisyon hükümeti Savaş Kabinesi falan da olmayacak! MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tavrında son anda bir değişiklik olmazsa AK Parti – MHP koalisyon hükümeti de kurulacak değil! Son anda bu tavırda bir değişiklik olmazsa diyoruz! Son anda tavır değişikliği ise ancak çok, ama çok önemli bir gelişme, ya da tehdit ile karşı karşıya kalırsa Türkiye, o zaman mümkün olabilir! O son anda tavır değişikliği için Devlet Bahçeli baştan itibaren Türkiye öyle bir hükümete mecbur kalırsa diye “taşın altına elimizi değil, vücudumuzu da koyarız” şeklinde cümlelerle atıfta bulunuyordu. Üstelik bunu ilk günden, yani 7 Haziran akşamından bu yana dile getiriyor. Bu şimdilik bir kenarda dursun!

Terörün 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra tekrar sahaya sürülmesinin en önemli sebeplerinden biri hepinizin tahmin edebileceği gibi AK Parti’yi CHP ile koalisyona razı etmeyi temin etmekti. AK Parti’nin içine yerleştirilmiş her neviden Truva Atı’nın CHP ile koalisyonun ne kadar faydalı olduğu görüşünün propagandasına yapmasına rağmen, AK Parti bu tuzağı gördü ve tuzağa düşmedi. Tuzağın fark edilmesinde ve tuzağa karşı, karşı tedbirlerin alınmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun öngörüsü görmezden gelinemez. AK Parti’deki hem doğrudan küresel baronların hizmetçileri, hem de İstanbul baronlarının hizmetçileri AK Parti – CHP koalisyon hükümeti kurulsun az gayret sarf etmediler.  Fakat onların tüm gayretleri bir biçimde boşa çıkartıldı. Peki, bir aydır CHP ile yürütülen koalisyon görüşmeleri ne anlama geliyordu? Siyaset dilimiz yeni bir kavram kazanmış olmasına rağmen bu görüşmelerin olmazı göstermek dışında ulaşabileceği bir menzil yoktu ve onun sadece istikşafi görüşmelerin ötesine ne yazık ki geçemedi!

Savaş Kabinesine gelince… Terör örgütlerinin cümbür cemaat sahaya girmeleri üzerine MHP’nin de dâhil edildiği bir kabineye ihtiyaç kalmadan mevcut AK Parti kabinesi bu örgütlerin üzerine kâbus gibi çöktü. Yazının başında da belirttiğimiz gibi Devlet artık eski Devlet değil. Askeri birliklerin imha hareketini bilmem nereden gelen bir telefon üzerine, birlikleri geri çekip terör örgütü mensuplarının ellerini kollarını sallayarak çekip gitmelerine asla müsaade edecek bir Devlet değil bu Devlet. Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’a yapılan hava bombardımanları mezkûr bölgelerdeki terör örgütlerine ve terör yuvalarına çok ciddi zayiat verdirdi. Zayiatın çok ciddi olduğunu HDP’nin “o keleşi size çevirmesini gayet iyi biliriz, hepiniz çekip gideceksiniz buradan” tehdidini savurduğu bir noktadan, çözüm sürecinin tekrar yürürlüğe konması için yalvaran bir noktaya savrulmasından da çıkarabilirsiniz! HDP’nin bu noktaya savrulmasında eş genel başkanın abisinin rivayete göre Kandil’deki bombalamalarda yaralanmasının bir etkisi var mıdır bunu biz bilemeyiz tabii ki! Gördüğümüz çözüm süreci masasını küresel baronların talimatı ve Kandil’in de katkılarıyla deviren HDP artık sürecin devreye sokulması için yalvaran bir noktaya savrulmasıdır. Devlet artık eski Devlet değil. Devlet açısından ve Devlet için şu saatten sonra terörle mücadele için yapılacak şeyler sonucunda meydana gelen ölümlerin sayısını belirten rakamlar artık istatistik rakamlarından ibarettir! Devletin merhametinin olmadığı bir noktaya savruldu artık terörle mücadele! Bunu herkes dikkate almalı. Dikkate almayan kaybeden tarafta kalır! Türkiye içindeki silahlı teröristlerin hepsinin birden sınır dışına çıkması temin edilmeden, HDP Kandil ve küresel baronların talimatlarını dikkate almayacağının garantisini vermeden bu masa bu parti ile bir daha kurulmaz! HDP Devlet Bahçeli tarafından gayri meşru ilan edildi. Üzerindeki bu gayri meşruluk yaftasını çıkarmak sadece ve sadece HDP’nin elinde. Bu yafta üzerindeyken çözümün taraflarından biri olmayı aklının ucundan bile geçirmesin! Masa kurulur, ama masada yer alanlardan biri HDP olmaz!

Az yukarıda da dikkat çektiğimiz gibi, çok önemli bir gelişme olmaz, MHP Lideri tavrını değiştirmezse önümüzde artık muhtemelen Kasım sonunda bir erken seçim dışında başka seçenek kalmadı. Erken seçime de çok büyük bir ihtimalle mevcut kabine ile gideceğiz. MHP Lideri yine Devlet adamlığını göstererek terör örgütü destekçisi isimlerin kabinede yer almasına vesile teşkil edebilecek bir erken seçime gitme ihtimalini devre dışı bırakmak için AK Parti ile birlikte hareket edip ülkeyi erken seçime Meclis’in götürmesini temin edecektir!

Mesele yarım kaldı. Kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.