YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Samanyolunda Ziyafet” Başladı
18 Haziran 2015 12:18

Müslümanların iştiyakla beklediği şehr –i ramazan geldi, geldi ve kuruldu hanemizin başköşesine. Kısa bir süre hanemize misafir olacak, sonra tekrar iştiyakımız artsın diye yerine bayramı bırakarak çekilecek kendi köşesine. Temennimiz bu mübarek ve aziz misafirin hanemizden memnun ayrılmasıdır. Onu layık olduğu veçhile ağırlayabilirsek hanemizden memnun ayrılmasına bir vesile kılmış oluruz. Hanemiz derken sadece mekân olarak barındığımız, korunduğumuz ve ismine ev dediğimiz binadan, yani haneden söz etmiyoruz sadece. Vücudumuz da bir nevi bir hanedir, bir nevi mekândır. Bir şeylerin barındığı, korunduğu bir mekândır aynı zamanda vücudumuz. En azından ruh olarak tesmiye olunan ve bizim aslî kimliğimizi oluşturan, vücudumuz öldüğünde de yok olmayacak olan şey her ne ise işte onun hanesidir, onun mekânıdır vücudumuz. Onun için bu mübarek ve aziz misafir bizi ziyarete geldiğinde evimiz dediğimiz hanemizi şereflendirdiği gibi, aynı zamanda vücut hanemizi de şereflendirir. Vücutlarımız o mübarek misafirle şerefyâb olur.

Yirminci yüzyılın, hatta günümüzün en büyük şairlerinden biri olan Sezai Karakoç şehr –i ramazanı adlandırmak için, tutulan oruçlar için Samanyolunda Ziyafet metaforunu (istiaresini) kullanıyor. Aynı isimle ramazan ve oruçla ilgili yazılarını bir araya topladığı bir de kitabı var: Samanyolunda Ziyafet. Biz de yazımızın başlığını bu kitaptan mülhem böyle koyduk. Bir şair duyarlığını devreye alarak oruçla ilgili tahassüslerini, ramazanla ilgili düşüncelerini kaleme aldığı yazılarında Sezai Karakoç, bizi orucun o bereketli iklimine çağırıyor. Kitapla ilgili uzunca bir değerlendirme yazısı yazmak isterdim, ama bu yazı Samanyolunda Ziyafet kitabı üzerine bir yazı değil. Belki mübarek misafir hanemizi terk etmeden önce bir vesile olur ve o kitap üzerine de yazarız.

Bu gece ilk sahurumuza kalktık ve imsak vaktine kadar kifafı nefis eyledik. İmsak vaktinden bu yana ise orucun hacetlerini yerine getirmeye gayret ediyoruz. İftar vaktinde ise misafirimizin mübarekliğine hürmeten ona layık bir şekilde orucumuzu açacağız Allahın izniyle.

O mübarek misafiri layık olduğu şekilde karşılayabilmek için dün ikindi namazı sonrası Ramazan Mukabelesine başladı kimilerimiz. Kimilerimiz ise yine o aziz misafirle birlikte hanelerimize neşve katan teravihe başladık. Bu toprakları bize miras bırakan atalarımız ramazan için çok zengin bir kültür oluşturmuşlar. Medeniyet ayrıntılar üzerine bina edilir fehvasınca günün oruçlu olunan kısmı ile ilgili ayrı bir kültürel zenginlik, iftar sonrası ile imsak arasındaki kısmıyla ilgili ayrı bir kültürel zenginlik bina etmişler. Ramazan Mukabelesi, mukabelenin okunması, mukabelenin dinlenmesi bile ciddi ayrıntılara sahip ve birçok zenginlikle süslenmiş. Her şeyden önce mukabeleyi okuyanlar hafız olacak. Hafızın kıraati düzgün, sesi güzel olacak. Sesi güzel değilse, yani teganniye yatkın değilse bile kıraati düzgün, mümkünse tane tane olacak. Hem yaşlıların, hem de kıraati akkın olmayan, heceleme düzeyinde olan mukabele dinleyenlerin de rahatça takip edebileceği yavaşlıkta, düzgünlükte, anlaşılırlıkta olacak. Bitti mi? Tabii ki bitmedi! Mukabele okuyan hafız kendinden önce okuyacak, kendinden sonra okuyacak hafızların sorumlu olduğu sayfalara da göz gezdirmiş, hazırlanmış olacak ki, herhangi bir aksilik anında onların sayfalarını da okuyabilecek durumda olacak!

Büyük şehirlerdeki camilerde nasıldır bilmiyorum, ama taşrada, özellikle de küçük ilçelerde eskiden (bunu 35 – 40 yıl öncesi olarak anlayın) ilçenin en büyük, ya da en merkezi camiinde mukabele okunur ve diğer camilere o camiden yayın yapılırdı. Genellikle de her hafızın 2 sayfa okuyabileceği şekilde 10 kişiden oluşurdu mukabele heyeti. Belki şimdi o ilçelerde de değişmiştir, her camide ayrı mukabele okunuyordur. 10 ayrı hafızın okumasıyla tamamlanırdı günlük olarak 1 cüz. Onun için de ortalarda okuyan hafızlar genellikle tedirgin bir beklenti içinde olurlardı. Kendilerinden önce, kendilerinden sonra okuyacak hafız gelmemişse onların okuması gereken sayfaları da herhangi bir ara vermeden okumak zorunda kalırlardı. O sayfaları okuyacak hafız ya dersini hazırlayamamıştır, ya herhangi bir engel dolayısıyla mukabeleye gelememiştir. Onun eksikliği hissettirilmez ve mukabeleye devam edilir. Eğer gelmeyen hafızın sorumlu olduğu sayfaya o hafız da çalışmamışsa, cemaate çaktırılmadan cepten küçük boy Kur’an çıkarılır ve o sayfalar ezberden değil de yüzünden okunur. Cemaat genellikle cepten çıkarılan bu küçük boy Kur’an’ı görmez, çünkü mukabele okuyan hafızlar mihrabın hemen önünde bir halka oluşturmuşlardır. Mihrabın hemen önünde oluşturulan bu halkanın mukabele okuyan hafızlar açısından temin ettiği bir kolaylık da okurken sağından ya da solundan kopya almayı sağlamasıdır. Çünkü mukabele okuyan hafızlar diz dize oturduğu için birbirine çok yakındır ve okuyan hafızın takıldığı yerde fısıldayarak hafızın hatırlamasını kolaylaştırır. Büyük şehirlerimizde, özellikle de selâtin camilerimizde aynı anda caminin beş – on noktasında birden mukabele okunduğunu birtakım anlatımlardan biliyoruz. Yine anlatımlardan biliyoruz ki bu camilerimizde de genellikle ikindi namazı sonrası okunuyor mukabeleler. Camilerin dışında evlerde de mukabeleler okunuyor. Evlerde okunan mukabele de yine hafızlar tarafından okunuyor. Fakat mukabele müdavimleri evlerde kahir ekseriyetle kadınlar oluyor. Şimdi muhtemelen değişmiştir, ama eskiden evlerde de erkek hafızlar okur ve kadınlar mukabeleyi takip ederlerdi. Erkek hafızlar okurdu, çünkü yine eskiden hafızlık erkeklerin rağbetiyle devam ettiriliyordu. Şimdi kadın hafızlarımızın sayısı da oldukça çoğaldığı için muhtemelen evlerde kadınlar için okunan mukabeleleri kadın hafızlarımızın kıraati temin ediyordur.

Ramazandan bir gün önce, yani arife günü ikindi namazı sonrasında başlayan mukabele, yine bayramdan bir gün önce, yani bayram arifesi sabah namazında tamamlanır. Taşrada, yani küçük ilçelerde arife günü sabah namazı öncesinde tamamlanan hatim için dua yapılır ve namaz sonrasında hemen mezarlığa gidilerek dar –ı bekaya irtihal etmiş aile büyüklerinin mezarları ziyaret edilir. Aile büyüklerinin mezarlarının ziyareti de yine Kur’an ziyafetiyle tamamlanır. Aile büyüklerinin mezarlarının ziyaretiyle yetinilmez, hemen o büyüklerin kabirlerinin yakınındaki kabirlerden başlanmak üzere neredeyse tüm mezarlık dolaşılır.

Aziz ve mübarek misafirimizle birlikte hanemizi şereflendiren mukabelenin dışında da ramazanla ilgili ve sadece ramazanda yapılan uygulamalarımız var. Fakat onlardan bahsetmeyi sonraki yazılara bırakalım.

Hepinizin ramazanı mübarek olsun. Mukabelelerimiz oruçlarımızı tezyin etsin. Oruçlarımız da vücutlarımızı tezyin etsin Allahın izniyle.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.