YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Özel Harpçi Gazeteci Yok” Diyorlar Biz de Bunu Yedik! (3)
23 Temmuz 2015 13:38

Suruç’ta canlı bombanın patladığı gün Akit gazetesinin manşetinde PKK’daki 4 bin Amerikalı terörist vardı. Bu haber bize hemen çözüm süreci olarak adlandırılan sürecin başlangıcı döneminde Şemdinli ve çevresinde yürütülen operasyonlarda ölü ele geçirilen birtakım PKK’lı görünümlü insanları hatırlattı. Yürütülen operasyonlarda ölü ele geçirilen PKK’lılardan 23’ünün İsrail vatandaşı olduğu tespit edilmişti! 23’ü ölü ele geçirildiğine göre acaba PKK bünyesinde kaç İsrailli terörist var diye bir soru haliyle insanın aklına takılıyor! PKK paçavrası altında hangi ülkeden ne kadar teröristin bulunduğunu istihbarat örgütleri biliyorlarsa da bunu şimdilik biz bilmiyoruz! Akit gazetesinin 4 bin Amerikalı olarak verdiği haberin abartı olduğunu kabul etsek, hatta yüzde 90 civarında bir abartıyı kabul etsek bile ortaya çıkan sonuç yine de az görülebilecek bir rakam değildir! O durumda bile 400 Amerikalı teröristin PKK bünyesi içinde Türk Devleti’ne karşı savaştığını görürüz! PKK saldırıları tekrar başladığında, ölü ele geçirilenlerden bir kısmının Amerikalı olduğunu öğrendiğimiz gün belki PKK içindeki ABD menşeli teröristlerin sayısı hakkında da bir şeyler öğrenebileceğiz muhtemelen!

Bayramın hemen ertesi günü patlayan bu canlı bombayı anarak İslâmcı Özel Harpçi Gazeteciler üzerine olan yazıyı sürdürmemiz tuhaf gelebilir! Bu isimle anmayı tercih ettiğimiz bu iğrenç yaratık makûlesinin ne mal olduğu daha net ortaya çıksın diye bu örnekleri de aktarıyoruz! İslâmcı Özel Harpçi Gazeteciler olarak tesmiye olunan bu makûle, böylesine iğrenç bağlantılar içinde işte! Bir kısmı o dairenin memuru, ya da o daire tarafından gönüllü olarak yönlendirildikleri için ne yaptıklarının, neye alet olduklarının gayet de farkındalar. Onun için de iğrençlik her taraflarından akıyor. Bir kısmı ise o meşum daire tarafından yönlendirildiklerinin bile farkında değiller! Bilinçli olarak bir şeylerin aleti olmasalar da onlar da aptallıkları yüzünden iğrençliklerinin yüzlerine yansıdığını bile görebilecek durumda değiller! Amerikalıların, İsraillilerin de birer terörist olarak bulundukları PKK’nın sivil uzantısı HDP’nin bir biçimde hükümet içinde yer alması için canla başla çalışıyorlar. HDP olmadı CHP’nin mutlaka hükümette yer alması için yapamayacakları yok. Suruç’ta patlayan canlı bombanın koalisyon hükümetinin yapısı konusunda Türk Devleti’ni sıkıştırma niyeti taşımadığını kim söyleyebilir?

Böyle bir girizgâhtan sonra gelelim Como Gölü kıyısındaki Bellagio Şatosu’ndaki toplantıya! Bazı alıntılar yapacağız. Bu alıntılar Tamer Korkmaz’ın Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan köşe yazısından olacak. Önce Bellagio Şatosu’na misafirlerin nasıl götürüldüğüne dair Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin eski editörü Udo Ufkotte’nin anlattıklarını alıntılayalım: “Politikanın elitleri, Amerikan elitleriyle buluşup siyasi kararları konuşacaklarsa; o zaman La Collina Villası’ndan aşağı inip feribotla birkaç dakika mesafede Bellagio’daki Grand Hotel Villa Serbolloni’ye gidiyorlar, oradan Rockefeller Vakfı’nın şoförü tarafından gizlice alınıp götürülüyorlardı.Ufkotte, aynı yerde “yabancıların girmesine izin verilmeyen” ve Rockefeller Vakfı’na ait “dünyaya kapalı bir eğitim merkezi olduğu” bilgisini veriyor Satılmış Gazeteciler isimli kitabında.

Tamer Korkmaz işte bu Bellagio Şatosu’nda 5 – 8 Ağustos 1999 tarihinde yapılan gizli Türkiye toplantısına katılanları ifşa etti köşe yazısında. Bu toplantıya katılanlarla ilgili alıntıyı da Korkmaz’ın yazısından aktaralım: “Toplantının katılımcıları arasında CIA’in eski başkanı (1977 – 1981) Stansfield Turner başı çekiyordu. (…) Bellagio Şatosu’ndaki “Türkiye: 21. Yüzyılın Eşiğindeki Sorunlar ve Fırsatlar” başlığını taşıyan ilginç toplantının ev sahipliğini FPA’in (Foreign Policy Assosiation) Başkanı Noel V. Lateef yapmıştı. FPA yöneticilerinin tamamı CFR üyebidir. Geçen ay 100 yaşına basan, Küresel Baronlar’ın lideri David Rockefeller CFR’ın onursal başkanıdır.

16 yıl önce Bellagio’daki derin toplantıya Türkiye’den katılanlar arasında; 12 Eylül darbesinin Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ ile “Yaşlı Kurt” İshak Alaton da vardı!

Peki ya Şato’da ağırlanan ünlü gazeteciler? Jack Nicholson’ın “Türkiye Şubesi” diye tanımlayabileceğimiz Güneri Civaoğlu, eski Ntv’ci Nuri Çolakoğlu, Cumhuriyet’in eski röportajcısı Leyla Tavşanoğlu ve bir de şimdilerde Cumhurbaşkanı için “Saray’ı terk etmeli” diyen meşhur bir gazeteci! Yani? Dokuz yıl önce de, Bilderberg toplantısına katılmıştı!

Bu kadar alıntı meramımızı anlatmaya kâfidir diye düşünüyoruz! Muhtemelen siz de tahmin ettiniz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Saray’ı terk etmeli” diyen meşhur gazeteciyi! Korkmaz, bu ifadeden çıkaramayabilirsiniz endişesiyle bu meşhur gazetecinin dokuz yıl önce Bilderberg toplantısına katıldığına da dikkat çekmiş! Hâlen çıkaramadıysanız ben de birkaç ipucu vereyim! Bu yazıların ilk bölümünde söz konusu gazetecinin bir ara İngiltere’de bulunduğunu belirtip geçmiştik! Bekâr evi arkadaşlarından biriyle ilgili bilgi verdiği yine Tamer Korkmaz’ın andığımız yazısından bir bölüm daha alıntılayalım:

Geçen ay (26 Haziran 2015), Aspen Forum tarafından Bertelsmann Vakfı’nda düzenlenen “basına kapalı” ilginç toplantının katılımcıları arasında ise ABD eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ve Küresel Baronlar’ın “elemanı” Kemal Derviş’in yanı sıra, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yer alıyordu!

Hemen hatırlayacaksınız, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu İstanbul’da katıldığı bir iftar davetinde Türkiye’nin dış politikasını eleştirmişti. Gül’ün Aspen Forum toplantısına katıldığı bilgisi henüz sızmamıştı. İstanbul’daki iftar da o basına kapalı toplantının hemen ardından yapılmıştı. Bu kadar tevafuk olur mu diyeceksiniz! Mesele Abdullah Gül ile ilgiliyse daha fazla tevafuk da olur, hatta dinî düşünceye aykırı olmasına rağmen rastlantı da olur! Katılımcılar arasında Kemal Derviş’in varlığına dikkat çekeriz! AK Parti – CHP koalisyonunu 7 Haziran seçimlerinden önce ilk dile getiren kimdi dersiniz? Tabii ki bildiniz, Kemal Derviş’ti! Kurulacak koalisyon hükümetinde ekonomi bakanlığını kabul edebileceğini dile getiren kimdi acaba? Tabii ki Kemal Derviş!

İşte İslâmcı Özel Harpçi Gazetecimiz Abdullah Gül’ün İngiltere’den ev arkadaşıdır! Biraz daha açık oldu mu bilmiyorum! AK Parti – CHP koalisyonunu bu kadar canla başla savunanlar arasında bu İslâmcı Özel Harpçi Gazetecinin de bulunması ilginç mi acaba? Benim için ilginç değil. Abdullah Gül – Kemal Derviş isimlerinin olduğu yerde bu gazetecinin bulunması hiç de şaşırtıcı değil! Yazı fazla uzamasaydı Kemal Derviş’in 2001 yılında Devlet Bakanı olarak ithal edilmesinden çok, ama çok kısa süre önce bu İslâmcı Özel Harpçi Gazetecinin beni işten atmasını da anlatabilirdim. Şunu aktarıp yazıyı hitama erdireyim: 1 Mart 2001 Perşembe günü ABD’den dönen bir arkadaşım Kemal Derviş’in bakan olarak Türkiye’ye geleceğini anlatmıştı! 2 Mart Cuma günü bu haberi yazacaktım gazetede. Cuma öncesi GAZETEDEN ATILDIĞIM tebliğ edildi! Tabii haberi yazamadık!

Nasipse onu da bir başka yazıda dile getiririz!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.