19 Ocak 2017 Perşembe
  • Altın147,880
  • BIST82.158
  • Dolar3,8212
  • Euro4,0750
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7037
  • İstanbul8 °C
  • Ankara0 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya-1 °C
  • Adana17 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır12 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli7 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep13 °C
  • İçel16 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Özel Harpçi Gazeteci Yok” Diyorlar Biz de Bunu Yedik! (1)
20 Temmuz 2015 10:10

Bundan iki hafta önce İslâmcı Özel Harpçi Gazetecilerin nihayet devreye girdiğini yazmıştık burada. Aslında devreye girdi deyimini kullanmakla hata ettiğimizi yazı yayınladıktan sonra fark ettik! Çünkü bu gazeteciler zaten hep devredeydiler! Devrede olmasalar gazetecilik de yapamıyor olmaları lazımdı! Zaten devredeydiler. Fakat gelinen son noktada bu neviden gazeteciler Türkiye’yi dizüstü çökertmek için savaşa dâhil edildiler! Bu savaşta da karşı cepheye asker olarak yazıldılar! Karşı cepheden kastımız neresi? Türkiye ve bu milletin değerlerine düşman olan kesim neresi ise karşı cephe orası! İsmet Özel’in gayet vazıh bir şekilde ifade ettiği gibi “Türk’e düşman” olan cephe, yani gavurlar safına nefer olarak yazıldılar. Yine İsmet Özel’in ifadesiyle “Türk olamadıysan oldun Amerikalı”. Amerikalı kelimesini gavur kelimesiyle değiştirin mesele gayet bariz bir biçimde ortaya çıkacaktır! Veya o kelimenin yerine şu an Türkiye’yi kim, ya da kimler dizüstü çökertmek istiyorsa onun ismini koyun, yine anlaşılacaktır meramınız! Muhtemelen o neviden gazetecilerin karşı cepheye nefer yazılmalarının da bir yanlış ifade olduğu dile getirilebilecektir. Çünkü onlar o cepheye şimdi nefer yazılmadılar! Zaten o cephenin neferiydiler ve zuhurattan bu cephede görünüyorlardı! Zuhurattan, çünkü zuhurat kelimesi biliyorsunuz meseleyi geçiştirme anlamında da kullanılır! Zuhurattan, çünkü o neviden görevli kişilerin bizim onları, onların görülmek istendiği şekilde görmemiz için ait oldukları cephede değil, o cephenin tam zıddı bir cephede bulunmalarını gerekli kılabiliyor! Bizim algılarımız gerçeği çarpıtıyor, hatta gerçeği tahrif ediyor! Algımızın istenilen yönde şekillendirilmesi için yapılanları da dikkate alırsak ne demeye çalıştığımız anlaşılabilir!

Daha önce de burada dile getirdik, özellikle Gezi kalkışmasından bu yana Recep Tayyip Erdoğan’ı yok etmeye yönelik bir siyaset izleniyor. Ve bu siyaset de asimetrik savaş uygulanarak icra ediliyor. Gezi kalkışması bu asimetrik savaşın görünür hale geldiği bir eylemdir açıkçası! Aslında meselenin başlangıcını daha eski bir tarihe götürmek mümkün olsa da, yakın tarih olarak 2010 yılı Mayıs ayına kadar geri götürebiliriz. 2010 yılı Mayıs ayında biliyorsunuz Hakan Fidan MİT Müsteşarlığı’na atandı. İşte ne olduysa paralel kalemler birden MİT’e ve Fidan’a saldırmaya başladılar! Saldırının işaret fişeğini ise ikisi de Taraf gazetesi yazarı olan Mehmet Baransu – Emre Uslu ikilisi ateşlediler! İkinci isim adındaki Allah lafzından rahatsız oluyor almalı ki ismindeki bu lafza- i celali kullanmıyor! İyi de ediyor aslında! Gezi kalkışmasının ardından ise hepiniz hatırlıyorsunuz 17 – 25 Aralık darbe teşebbüsleri geldi. Bu darbe teşebbüsleri de asimetrik savaşın önemli kavşak noktalarındandır. Ve halen de devam etmektedir. Yürütülen bu asimetrik savaşın yakın dönem hedeflerinden en önemlisi Recep Tayyip Erdoğan’ı alaşağı etmekti. 30 Mart ve 10 Ağustos seçimlerinde alaşağı edilemeyen Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde de istenen sonuç elde edilemeyince yakın hedef olarak Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi içine hapsedilmeye çalışılması konuldu. Bu siyaset halen tüm hızıyla ve tüm cephelerde devam ediyor. İşte bu siyasetin başarıya ulaşabilmesi adına savaşa yeni unsurlar da dâhil edilmeye başlandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan aleyhine yürütülen bu siyasetin başarıya ulaşması ihtimali üzerine cepheler ve mevziler tahkim ediliyor. Çünkü bu siyaset başarıya ulaşabilirse Cumhurbaşkanını gayri meşru ilan etmek, alaşağı etmek, onu ve onun dava arkadaşlarını en iyi ihtimalle Lahey’de yargılamanın önünü açabilmeyi hedefliyorlar. Lahey’de yargılamanın önünün açılabileceğine ciddi olarak da inanıyorlar! Bunu temin edebilirler mi? Görünen haliyle bu siyasetin başarılı olmasının önüne geçebilecek tedbirler alınıyor!

Tüm bunları niçin söylüyoruz?

Sözünü ettiğim yazımız yayınlandıktan sonra bazı dostlarımız ve bazı büyüklerimiz arayarak bizim komplocu bir bakış açısına sahip olduğumuzu, Özel Harpçi Gazetecilerin artık bir ağırlığının kalmadığını, belki AK Parti iktidarı öncesinde bir etkilerinin bulunduğunu, şimdi ise onları kimsenin adam yerine koymadığını söylediler! Hatta daha ileri giderek, artık özel harpçi gazetecinin kalmadığını bile söylediler! Biz meseleyi büyütmemek adına gazete ve televizyonlarda meslek icra eden, bazısının dinle diyanetle uzaktan yakından bir ilgileri bulunmadığı halde salt yandaş tesmiye olunan yayın kuruluşlarında çalıştıkları için İslâmcı bilinen bazı Özel Harpçilerin bulunduğunu ve onların son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine yürütülen savaşa dâhil edildiklerini söylemekle yetindik! Ardından da “acaba yanlış mı değerlendiriyoruz?” kuşkusu içine düştüğümüz bir noktada Yüksek İslâm Enstitüsü’ndeki (YİE) talebeliğinden bu yana yayın dünyası içinde bulunan bir gazeteci ile ilgili ifşa edilen yeni bir bilgiyle bakışımızda bir yanlışlığın bulunmadığına kani olduk! Sözünü ettiğimiz İslâmcı Özel Harpçi Gazetecinin YİE talebeliği döneminde de bu halde mi olduğu konusunda herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Kendisi açıklamadan, ya da birileri o döneme ilişkin bilgileri ifşa etmeden de öğrenme talihine sahip değiliz! Belki talebeliği döneminde sahiden İslâmcı ve sahih bir çizgiye sahipti de sonradan bu hale geldi. Şam’da kaldığı dönemde mi, yoksa İngiltere’de bekâr evi arkadaşlarıyla birlikte bekâr evinde mi, yoksa Amerika’daki talebeliği sırasında mı bu hale geldi? Bilemiyoruz! İşte bu gazeteciyle ilgili bir bilgi geçtiğimiz hafta 15 Temmuz’da ifşa edildi!

Yanlış anlaşılmaması için hemen hatırlatalım: Özel Harpçi Gazeteci derken, bu gazetecilerin 1960 ve 1970’lerdeki ismiyle Özel Harp Dairesi olan dairenin elemanı olduklarını söylemiş olmuyoruz! Meşhur dairenin elemanı olmaları da gerekmiyor zaten! O daire bir simgedir, bir zihniyetin simgesi! O zihniyet çatısı altında buluşabiliyorsanız aynı dairenin elemanı olmanız gerekmeyebilir! Hatta o daire tarafından bile yönlendirilmiyor olma ihtimaliniz söz konusu olabilir. Önemli olan o daire ile temsil edilen zihniyetin çıkarları doğrultusunda sizin ne yaptığınızdır. Yaptıklarınız bilinçli de olabilir, sadece birilerinin yönlendirmesi sonucu meydana geldiği için bilinçsiz de olabilir! Fakat ismini şimdilik yazmadığımız (çünkü o zatla ilgili bilgiyi ifşa eden yazar da ismini anmamış o gazetecinin!) o gazeteci bahis konusu olduğunda birileri tarafından yönlendirilerek bilinçsiz bir biçimde o zihniyetin çıkarlarına hizmet ettirildiğini söylemek zait bile kaçabilir!

1999 yılında bu cephede olduğu zehabına kapıldığımız bu İslâmcı Özel Harpçi Gazetecinin 5 – 8 Ağustos 1999 tarihinde katıldığı bir toplantı ifşa edildi çünkü. Bu gazeteci küresel baronların hizmetinde bir İslâmcı Özel Harpçi gazetecidir. Yine dediğim gibi bir yerin memuru anlamında okumayın bu cümleyi! Tamer Korkmaz’ın Yeni Şafak gazetesindeki yazılarını takip ediyor musunuz bilmiyorum. Etmiyorsanız bile hiç değilse arada bir de olsa göz gezdirmenizde fayda var. 5 – 8 Ağustos 1999 tarihinde İtalya’da Como Gölü kıyısındaki Bellagio Şatosu’nda yapılan toplantıyı ve o toplantıya katılanları Tamer Korkmaz ifşa etti Yeni Şafak gazetesindeki yazısında. Adım adım giderek girelim ayrıntıya! Bellagio Şatosu, o şatoda yapılan toplantı, o toplantıya katılan Türklerin kimler olduğunu teker teker yazacağız!

Meseleye bir sonraki yazıda kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.