YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ODTÜ’den Amerikancı yetişir
13 Ocak 2016 10:38

Bu yazı ODTÜ olayı üzerine yazılmıştı, ama iki gün önce bin 100’ün üzerinde akademisyen ve kendine aydın diyen kişinin yayınladıkları bildiri üzerine ODTÜ atıflarına dokunmadan yayınlanmasını gerektirdi. ODTÜ olayının yaşandığı günlerde kaleme alınan, ama yayınlanmayan bu yazıyı değiştirmeden, akademisyen ve kendine aydın diyenlere uyarlamadan yayınlıyoruz. Yazıdaki ODTÜ atıfları yerine dilerseniz akademisyen, dilerseniz aydın ifadelerini koyabilirsiniz. Amerikancı ifadeleri yerine de isterseniz ülkesine yabancılaşmış, dilerseniz bu milletin değerlerine düşman ifadelerini koyabilirsiniz. Değişen bir şey olmaz!

Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri olan ODTÜ her zaman olduğu gibi yine bilimsel başarılarıyla değil, eylemleriyle ülke gündemine oturdu. Son defa gündeme gelişi namaz kılan öğrencilerin saldırıya uğraması ve darp edilmesiyle olan ODTÜ aslında kuruluş yıllarından itibaren en Amerikancı eğitim kurumlarımızdan biridir!

Merhum Adnan Menderes’in Başbakanlığı döneminde bir Amerikan projesi olarak hayata geçirilen ODTÜ, Türkiye’nin tercihleri doğrultusunda teknik eğitim görmüş kadroları yetiştirmek üzere kurulmasına rağmen, imajı özellikle 12 Mart Muhtırası öncesinde sahne olduğu olaylar dolayısıyla solun kalesi şeklinde oluştu! Aslında 12 Mart Muhtırası öncesinde yine bir proje gereği 27 Mayıs darbesinden sonra kavuşmuştu yeni görünümüne. Merhum Menderes döneminde kurulan bir üniversite olması hasebiyle 27 Mayıs darbesinden sonra kapatılmak istenmesine rağmen, üniversite fabrika ayarlarına döndürülerek darbe sonrasında Türkiye’nin girdiği yeni sürecin önemli unsurlarından biri haline getirilmiştir!

ODTÜ’nün solun kalesi bir üniversite görünümüne dönüşmesinin en önemli sebeplerinden biri 12 Mart Muhtırası öncesi üniversitede yaşanan olaylar iken, bir diğer önemli unsur da üniversitenin Beşeri Bilimler bölümüdür! 1960 ve 1970’li yıllarda üniversitenin sosyal bilimlerle ilgili bölümlerinin genel ismi Beşeri Bilimler iken, 12 Eylül darbesinin ardından bu bölümlerin genel ismi Sosyal Bilimler şeklini almıştı, ama halen üniversite içinde bu bölümlerin olduğu binalar Beşeri Binası olarak bilinir. Beşeri Bilimler bölümlerinde 12 Mart öncesi solun hâkimiyetini tesis etmesine bir de başta ABD Büyükelçisi’nin makam arabasının yakılması ve benzeri sol terör eylemleri eklenince ODTÜ solun mekânı bir üniversite olarak kabul görmüştür.

Oysa durum hiç de çizilen bu imaja uygun değildir. Tamam, solun, özellikle de eylemci solun sesi çok gür çıkmaktadır. ODTÜ eğitim kalitesiyle tercih edilen bir üniversite olmasına rağmen, mevcut imajını Beşeri Bilimler sayesinde edinmiştir ve o imajıyla gündeme gelmektedir maalesef! Beşeri Bilimler içinde sayılan sosyoloji – psikoloji – felsefe gibi bölümler eskiden bu yana kahir ekseriyetle beyazların çocuklarının tercih ettiği bölümlerdir. Çünkü beyaz olarak adlandırılan bu kesimin çocuklarının maişet sorunu yoktur, üniversiteyi bitirdiklerinde iş bulmak gibi bir sıkıntıları yoktur. İş olursa olur, olmazsa en kötü ihtimalle reklamcı olunur!

Ve bu bölümlerin izledikleri müfredat gereği, öğrencilerin muhatap oldukları uç fikirler onları en kötü ihtimalle solcu yapmaktadır! Bölümlerin yapısı gereği sadece çok okuyarak başarılı olunabildiği için okumak dışında ayrıca ders çalışmaya ihtiyaçları da yoktur! Bazı bilgiler ise kitap okumadan da, okuyan birileri ile sohbet ederek de öğrenilebilen bilgilerdir! Eyleme de zaman kalır, zıpırlık yapmaya da! Oysa diğer bölümlerdeki öğrencilerin böyle bir lüksü yoktur. Onların ders çalışmaktan eylem yapmaya, zıpırlık yapmaya zamanları kalmaz! Eski Türkiye’nin hâkim anlayışı gereği de medyadan hiçbir kesimin göremeyeceği desteği görürler. Biliyorsunuz Eski Türkiye’nin medyasının en önemli belirleyicileri kendilerini 68 kuşağı olarak adlandıranlardı. 68 kuşağı tabirinin neye tekabül ettiği ise herkes tarafından biliniyor!

Beşeri Bilimlerde okuyanlar üniversite yıllarında solculuk yapsalar bile, içinden çıkıp geldikleri beyazların arasına döndüklerinde bir müddet solculuklarını devam ettirseler bile, özellikle yolun yarısını geçtikten sonra en önemli Amerikancılarımız haline gelirler! Özellikle 12 Eylül darbesinin ardından reklam sektörümüzün kahir ekseriyetini tırnak içinde “solcu” olarak bildiklerimiz oluşturmuşlardır. En önde gelen reklam metni yazarları ise bu solcu bilinenlerdendi. Solcu reklam metni yazarları bize yıllar yılı Amerikan ürünlerinin ne kadar tercih edilmesi gereken ürünler olduğunu pazarladılar!

Bir de şunu gözden ırak tutmamak gerekiyor: Paralel çetenin pazarladığı üniversite sorularını elde edebilen kısıtlı bir kesim de ODTÜ öğrencisi yapılarak ya eylemci solun içinde yer almaları temin edilmiş, ya provokatör olarak kullanılmış, ya da paralel çetenin amaçları doğrultusunda istihbarat elemanı olarak kullanıma hazır unsurlar haline getirilmişlerdir! Fakat gerek Beşerinin solcu öğrencileri, gerek provokatörler, gerek paralel çetenin istihbarat elemanlarının toplamı üniversitenin yüzde birine bile tekabül etmez! Ne yazık ki ODTÜ onlardan ibaretmiş gibi algılanıyor! Bunda da en önemli etken üniversite yönetimi ve Eski Türkiye’ye mensubiyetlerini halen devam ettiren medyadır!

 

Ali Sali (sabiherden@gkail.com)

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Bilgemiz Aliya için Hece’den özel sayı 04.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.