YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Necasetten Taharet” ya da paralel çetenin dili (4)
19 Eylül 2015 10:25

Meseleyi dallandırıp budaklandırmadan toparlamanın yolu mutlaka vardır! Fakat bizim istidadımız demek ki dallandırıp budaklandırmadan toparlamayı beceremeyecek! Paralel çetenin dilini ele almaya, teşrih masasına yatırmaya çalıştığımız bu yazılarda örnekler üzerinden gitmek istediğimiz için birkaç yıl öncesine dönmemizi, hatta kırk – elli yıl öncesine dönmemizi gerektiren ayrıntılarla karşı karşıyayız maalesef! Bir önceki yazıda atıf yaptığımız filmden dolayı mesele geldi dayandı şeytana! Meselenin geldiği noktadan devam etmek aslında pek de tercih ettiğim bir tarz değil, ama meselenin tıkanıp kalması da hiç hoş değil!

Mesiyanik Dil”, “Faustian Pact” gibi kelime öbeklerini, tamlamaları kullanmayı sevmesem de “Faustian Pact” yerine Türkçemizde de kullanılan şeytanî anlaşma tamlamasını kullanmak istemiyorum. Çünkü kendini Müslüman olarak adlandıran, her ne kadar kendini fırka –i nâciye olarak da görse, onların isminin şeytan ile bir arada anılmasına gönlüm razı olmuyor. Razı olmuyor çünkü iki ayrı kelimeden oluşan bir tamlama bakıyorsunuz ki tamlamayı oluşturan iki farklı kelimenin ayrı ayrı kullanıldığında taşıdıkları anlamı bile hatırlatmayan yeni bir anlam oluşturuyor! Oysa o iki (ya da kaç kelimeden oluşuyorsa artık o tamlama) kelimeden her birini farklı cümlelerde, kelimelerin işaret ettikleri anlam çerçevesi içinde kullansanız, tamlama olarak kullandığınız cümlenin belki de tam zıddı bir anlam, tam tersi bir resim ortaya çıkacak! Zaten dilin gücü denilen şey, tam olarak bu değil mi?

Faustian Pact” adlandırması yazıya nerden girdi? Nerden olacak, kendilerine paralel çete müntesibi denilen camianın Başbakan’ın telefonlarını dinlemesi, Başbakan’ın iddiasıyla bu dinlemeleri birtakım karanlık merkezlere servis etmesi sebebiyle ve geçtiğimiz günlerde kendilerine ait bir televizyon kanalında Allah’ın kitabıyla, Kuran’daki bazı ayetlerde geçen bir kavramla alay etmeleri üzerine girdi yazıya! "Faustian Pact” içinde yer almayan birisi ülkesinin Başbakanının gizli gizlilik dereceli telefon görüşmelerini birtakım karanlık merkezlere servis etmekten hicap duyar. Bırakın hicap duymayı, bu çete mensuplarının Başbakanın telefonunun dinlenebilmesini, telefon dinlemesi kaydından elde edildiğini iddia ettikleri mevzuları bir ayet kesinliği içinde hem savundular, hem de bu mevzular üzerinden hayâ etmeden, edep gözetmeden bu ülkenin güvenliği de işin içinde olmak üzere her şeye saldırdılar!

17 Aralık sonrasının medya dilini bir hatırlayın. Yaygın kanaattir bu medyanın yüzde 75 – 80’inin Eski Türkiye sevdalısı kesimin elinde olduğu söylenir, ama ben bu medyanın yüzde 90’ının Eski Türkiye sevdalılarının elinde, denetiminde, etkisinde olduğunu ileri süreceğim. Yandaş tesmiye olunan medyanın bile kahir ekseriyeti Eski Türkiye sevdalıları tarafından çıkarılıyor. Bunu ise bir tek iktidarı elinde bulunduranlar görmek istemiyor! Bu sevdaya gönül vermişlerin görmesini beklemek ise abesle iştigalden başka bir anlam taşımaz! Hemen hatırlayın o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon kayıtlarının bir yerlere servis edilmesinin ardından bu medyanın kahir ekseriyeti ne dedi? Hele Başbakan Erdoğan’ın “Paralel yapı kriptolu telefonları bile dinlemişler” dedikten sonra siyasi figürlerin (figür kelimesini Lyotard’ın kullandığı anlamda kullanıyorum) yanı sıra yüzde 10’luk kesim dışında Kurtlar Medyasının tamamı nasıl bir dil kullandı?

Başbakan bu telefon görüşmelerinin gerçekliğini itiraf etti” cümlesi herkes tarafından kullanıldı. Ertuğrul Özkök – Ekrem Dumanlı – Mümtaz’er Türköne – Ahmet Turan Alkan – Ahmet Hakan Coşkun – Abdülhamid Bilici – Bülent Keneş – Şahin Alpay – Âdem Yavuz Arslan – Cengiz Çandar – Emre Uslu – Mehmet Baransu ve isimlerini burada sayamayacağım kadar çok köşe kadısı kaç defa bu cümleyi kurdular bir hatırlayın lütfen. Kurtlar Medyasındaki kalemlerden hiçbirinin “Bir Başbakan’ın telefonunun dinlenmesi Millî Güvenlik sorunudur” dediğini hatırlayanınız var mı Allah aşkına?

Mesiyanik dil” derken aslında tam da Hıristiyan ilahiyatı bağlamındaki anlamıyla Türk milletinin çok değer verdiği bir kavramı alaylı bir biçimde kullanarak farklı bir bakış açısının oluşmasına da aslında bu paralel çetenin besleme kadrosundan istihdam ettiği kalem ve köşe sahipleri oldu! Türkiye gündemine paralel çete medyasının kimlerden ve hangi tıynette insanlardan teşekkül ettiğini gösterdi!

Olay çok yeni olduğu için hemen hatırlarsınız diyeceğim, ama Türkiye gündemi o kadar hızlı bir şekilde değişiyor ki, muhtemelen paralel çetenin besleme kadrosundan istihdam ettiği bu kalem ve köşe sahiplerinin Müslümanların gözlerinin içine bakarak yaptıkları bu densizlik araya kaynayıp gidecek! Paralel çetenin dilinin ne hale dönüştüğünü çok bariz bir biçimde göstermesi açısından bu hayâsızlığın ve edepsizliğin unutulmasına gönlümüz razı olmadı! Burada kayıtlara geçsin bu hayâsızlık, bu edepsizlik, Müslüman mahallesinde sergilenen bu dayılanma!

Bakara – makara muhabbeti yüzünden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a edilmedik hakaret bırakmayan bu paralel çete müntesipleri kendilerine ait televizyon kanallarından birinde PKK’lı teröristler için şehit adlandırması yapmaktan hayâ etmezken, yine kendilerine ait bir başka televizyon kanalından da şehitlikle ilgili ayeti kendi akıllarınca tahfif ettiler!

Hepiniz bilirsiniz muhtemelen şehitler için şanı yüce Rabbimiz Kuran’da “onlar için ölüler demeyiniz, onlar yaşıyorlar” mealinde tanımlamalar yapar. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere şehitlerle ilgili bu ayetlerin hatırlatılması, bu ayetlerin zikredilmesi üzerine paralel çete küplere binmiş olmalı ki her zamanki taktiğini kullanarak besleme kadrosundan istihdam ettiği, önlerine atılan kemiğin değeri kadar çemkiren kiralık hizmetçilerine yol vererek kutsal bilinen kavramları vesile kılarak Türk milletinin değerlerine saldırıya geçti. Besleme kadrosundan istihdam ettiği bu kiralık hizmetçiler eğer bu denli hayâsız, bu denli edepsiz bir saldırı üslubu sergilemeselerdi, ertesi gün gazetelerinde saldırının ikinci perdesini ortaya koyacaklardı gazete sütunlarından, televizyon ekranlarından! Fakat besleme kadrosundan istihdam edilen bu gezi zekâlı kiralık hizmetçiler doğrudan ayetle dalga geçince, doğrudan ayetle alay edince oyunun ikinci perdesini açamadılar! Üstelik o kanalı izleyen ve safça halen hizmet hareketi içinde yer aldığını sanan gariban Müslümanlar ne yaptılar onu bizim bilmemiz mümkün değil maalesef! Paralel çetenin televizyon kanalında yayınlanan bu programla ilgili herhangi bir tepki ortaya koydular mı, onu da öğrenemedik! Öğrenemedik, çünkü bu paralel çete mensuplarının en başarılı olduğu alandır kendilerinin kumaşının ne ile dokunduğunu ortaya çıkarma ihtimali olan meseleleri gizlemek! Tepki olduysa bile bunu paralel çete mensupları dışında kimse bilemeyecek ne yazık ki!

Kâinat imamı adına Türkiye’de fetvalar veren ilahiyatçıları da maalesef şehitlikle ilgili bu ayetlerle dalga geçilmesi, alay edilmesi üzerine gıklarını bile çıkaramadılar! Muhtemelen okyanusun öte yakasından bu konuda dinin hükümlerini hatırlatmaları yasaklanmış olmalı ki en küçük bir meselede bile fetvalar vermeyi sektirmeyen bu paralel köşe müftüleri bu denli büyük bir mesele karşısında susmayı tercih ettiler! Oysa bakara – makara meselesinde ne fetvalar vermişlerdi bu paralel köşe müftüleri bir hatırlayın!

Paralel çetenin dili konusunda aslında çok önemli bir malzeme daha var, ama onu yazmayı şimdilik erteliyorum! Sıkıldım bunların dilini teşrih masasına yatırmaktan! Malzemenin ne olduğunu belirtip yazıyı hitama erdirelim isterseniz! Belki ilerleyen zamanlarda bu meseleye tekrar döneriz! Malzeme şu: Paralel çete müntesiplerinin çıkardığı bir gazete var, söylersem hemen hatırlayacaksınız: Zaman denilen mevkute! İşte o gazete bir müddettir Silivri ve Sincan Cezaevlerinde tutuklu bulunan paralel çete müntesibi polis ve yargı mensupları için E S İ R adlandırmasını kullanıyor! Bu kelimenin hangi şartlarda ve kim için kullanıldığını hepiniz biliyorsunuz, ayrıca benim söylememe gerek yok! Biz bir devlet ile savaşa girdik de bizim mi haberimiz yok! Üstelik E S İ R L E R bile almışız da bundan da haberimiz olmamış! Bu devlet hangi devlet acaba?

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.