18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul18 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir12 °C
  • Konya9 °C
  • Adana19 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır17 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Necasetten Taharet” ya da paralel çetenin dili (2)
15 Eylül 2015 18:47

Dil derken sadece lisanı kastetmiyorum tabii ki. Dilden kastım aynı zamanda ideolojidir, aynı zamanda söylemdir, aynı zamanda tasavvuftaki gönüldür. Ve tabii ki lisandır. Dil ile kastımızın ideoloji olduğunu söylüyorsak aynı anlamda kişinin 24 saatini nasıl düzenlediğini de teşrih masasına yatırdığımızı söylüyoruz demektir! Öyle ya dilimiz haline gelen ideolojimiz bizim yemek yerken, yolda yürürken, biriyle muhabbet ederken, ya da biriyle lisan –ı hâl ile konuşurken veya yatarken bizim halimizi belirlemiyor ise biz ona nasıl ideoloji, ya da dil diyeceğiz?

Paralel çetenin dili SIZMA üzerine inşa edilmiş!

Bugün Devlet ve Devlet belgeleri tarafından paralel çete olarak tesmiye olunan cemaatin diğer geleneksel cemaat – tarikat yapılanmaları gibi olmadığını, geleneksiz – köksüz bir yapılanma olduğunu söyledik. Paralel çetecilerin geleneksiz – köksüz bir yapılanma olması, haliyle bir dili tevarüs etmediğini, bir dil üzerine yaslanmadığı gerçeğini de dile getirmek anlamına geliyor. Haliyle paralel çete kendi dilini kendisi oluşturdu. Bu dilin ise en belirgin özelliği SIZMA üzerine inşa edilmesidir. Paralel çetenin lisan anlamında dilinin biraz da ezoterik, gnostik ve mesiyanik bir dil olduğunu söylemek mümkün. Bu mesiyanik dil üzerinde yapılan bir çalışma var mıdır bilmiyorum, yani paralel çetenin lisanı üzerine.

Ne demek istiyoruz? Belki şunu:

Paralel çete olarak tesmiye olunan kesim, kendileri dışındaki tüm yapıları sızılacak yapılar olarak görüyor. Ne alakası var demeyin, ama hemen hatırlatalım ilk periyodik dergilerinin isminin SIZINTI olduğunu bir hatırlayıverin lütfen! Bir yapıya sızar iseniz, sızma hareketinin doğası gereği ya orayı ele geçirirsiniz, ya orayı ifsat edersiniz, ya da o yapıyı hedeflerinden saptırırsınız, ya da o yapıyı tahrip edersiniz. O yapının hedeflerinin doğru veya yanlış olması sızan kişi olarak sizi fazla da ilgilendirmez! Ya da olmadı o yapıyı imha edersiniz. O yapının imha edilmesiyle nelerin yok olacağı, nelerin kaybedileceği de sızan kişi olarak sizi pek ilgilendirmez.

Aidiyet içinde olduğu topluluk için bir yerlere sızan kişi aynı zamanda kendini fırka –i nâciyenin bir ferdi, ait olduğu topluluğu da fırka –i nâciye olarak görür. Fırka –i nâciye mensubu olmanın gündelik hayat içindeki yapıp etmelere etki eden de bir yönü var. Gündelik hayat içindeki yapıp etmelerde kendini gösteren bu fırka –i nâciye mensubu olma hali yaralı ve şizofrenik bir zihin yapısına maruz bırakabilir, bu zihin yapısıyla malul hale getirebilir kişiyi.

Ayrıca meselenin bir de gündelik hayatta ve kapalı topluluk içinde oluşturduğu bir durum var. Paralel çete müntesipleri olarak içine dâhil olduğunuz topluluğun oluşturduğu içe dönük dil (sadece lisan olarak anlamayın bu dili) sizin de hayatınızı o dile göre yeniden tanımlamanızı, yeni dil içinde birtakım alışkanlıklar edinmenizi de beraberinde getiriyor. Mesela o güne kadar yalan söylemek hayatınızın dışında tuttuğunuz bir hal olabilir. Bu hal aileniz içinde aldığınız eğitim dolayısıyla olabileceği gibi, fıtratınız gereği de olabilir. Fakat bir paralel çete müntesibi olduktan sonra sızdığınız, ya da sızacağınız yapıda, eğer o yapı paralel çete mensupları tarafından ele geçirilmiş değilse hayatınızdan kovduğunuz bu yalanı sizin hayıtınızın ayrılmaz bir parçası haline getirebilir! Öyle ya, siz o kuruma sızmış bir paralel çete mensubusunuz artık. Hedefleriniz doğrultusunda size verilmiş birtakım görevler var ve siz bu görevleri bir yalan uğruna tehlikeye atamazsınız! Zaten size bir paralel çete mensubu olarak bu neviden konularda verilmiş bir cevaz da var! Verilen o cevaza istinaden paralel çete mensubu ve müntesibi olmasanız asla yapamayacağınız şeyleri yapmakta bir mahzur görmez hale de gelmiş olmalısınız! Nedir size verilen cevaz? TAKİYYE deniyor buna kadim kültürümüzde. Günümüzde de aynı kelime kullanılıyor, ama bu kelime her zaman olumsuz anlamda kullanıldı bugüne kadar. “İkiyüzlü – özü sözü bir olmayan” insanları tarif ve tavsif etmek için kullanılıyor bu kelime. Hatta bazı durumlarda “dalavereci – düzenbaz” insanlar için de kullanılıyor. Kelimenin dinî ıstılahına girmiyorum bile.

Tam da bu noktaya gelmişken takiyyenin kâfirlere karşı yapılmasına verilen bir izni hatırlatmanın gereği var mı, ya da tartışmayı bu noktaya çekmek bir anlam taşır mı bilemiyorum. İçinde yaşadığımız toplumun, mensubiyetten gurur duyduğumuz inanç halkasının takiyye yapılmaya layık görülmesini ise anlamakta zorluk çekiyoruz.

Bu hamur daha çok su götürür, ama şu kadarını söyleyerek bitirelim: Paralel çete mensupları amaçları için yalan da söylüyorlar, iftira da ediyorlar, inkar da ediyorlar, tuzak da kuruyorlar, mahremi de gözetliyorlar, mahremden elde ettikleriyle insanları, kurum ve kuruluşları tehdit de ediyorlar. Ve tüm bunları sahip oldukları sızıntı dili vasıtasıyla meşrulaştırıyorlar.

Meşhur benzetmedir, “Yahudi’nin takiyye yapanına Hıristiyan denir”, Müslüman’a karşı takiyye yapan Müslüman’a ne denir acaba? Diye sorası geliyor insanın! Tamam, kâinat imamının birtakım ipe sapa gelmez fetvaları, ya da onun adına fetva verme makamına kurulmuş paralel çete mensubu ilahiyat okumuşların fetvalarını dayanak alarak sızıntı dili ile bazı meseleler meşrulaştırılıyor! Fakat kafirlere karşı kullanılabilmesi için Müslümanlara bir ruhsat olarak verilen, ama bu ruhsatın kullanılması pek de teşvik edilmeyen takiyye Müslüman olanlara karşı nasıl kullanılır, onu anlamakta sahiden zorluk çekiyor insan! Bir Müslüman olarak Müslüman olduğunu gösteren, Müslüman olduğuna delil olarak gösterebileceğin herhangi bir dış emareye sahip değilken, dil vasıtası ile Müslümanlığını gizlersen senin Müslüman olman senin dışında kim tarafından bilinebilecek? Müslümanların aynı zamanda birbirlerine şahitlik yapmaları da gerekmiyor mu? Sana şahitlik yapacak kişilere takiyye yapmaya nasıl cevaz verilir onu da anlamak mümkün değil! Bu cevazı hangi makam verme cesaretinde bulunur, o da anlaşılabilecek bir durum değil!

Biraz kurcalayınca aslında bu takiyyenin kökeninde insanın midesini bulandıracak iğrençlikte bir düşüncenin yattığını teşhis edebilirsiniz: Aslında paralel çete müntesipleri takiyye tesmiye olunan bu ruhsatı Müslümanlara karşı kullanmıyorlar! Bu ruhsatı yine kafirlere karşı kullanmış olarak görüyorlar kendilerini! Çünkü paralel çetenin dışındaki tüm Müslüman cemaat / tarikat benzeri yapıların hepsini kafir / münafık / fasık vs olarak görüyorlar! Çünkü sadece, ama sadece kendilerini fırka –i nâciye mensubu kurtulmuş kişiler olarak değerlendiriyorlar! Onun için de kendileri dışındakilerin hepsine her neviden yalanı reva görüyorlar!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.