YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mescid –i Aksa’daki hutbenin intikamı alınıyor
02 Temmuz 2015 07:30

 

Hepinizin çok iyi hatırladığı gibi 7 Haziran seçimleri öncesinde ve sonrasında birden Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok acımasızca bir saldırıya geçildi. Bu acımasız saldırıda kimse hak ve hakikati gözetmedi, bir kadirşinaslık örneği göstermedi. Bunları saldıranlar için söylüyorum. Devlet belgelerinde paralel ismiyle yaftalanan kesim ise kelimenin tüm anlamlarıyla adeta kudurmuşçasına saldırdı Diyanet’e. Saldıranlar arasında eski Maocular da vardı, eski solcular da, eski ülkücüler de, hatta eski İslâmcılar da! Saldıranlar arasındaki sıfatlarının başına eski kelimesini getirdiğimiz zevatın hepsi paralel bünyesinde besleme kadrosundan istihdam edilen kiralık kalemlerdi üstelik. Gazete sayfaları arasında, televizyon ekranlarında adeta kudurmuşçasına bir üslupla saldıran bu besleme kadrosundan istihdam edilen kiralık kalemlerin ve ağızların hepsi Diyanet’le ilgili dile getirdiklerinin kahir ekseriyetinin iftira olduğunun muhtemelen farkındaydılar. Yaptıkları iftira atarak asıl hedefi perdelemekti. Asıl hedef neydi?

Asıl hedef Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in Kudüs’te Mescid –i Aksa’da Cuma namazı kıldırmasının, Cuma hutbesi irad etmesinin intikamını almaktı. Osmanlı’nın o beldelerden çekilmesinin ardından kelimenin tüm anlamlarıyla devrim niteliğinde bir adımdı Diyanet İşleri Başkanı’nın Mescid –i Aksa’da Cuma İmamlığı yapması. İşte o imamlığın intikamının alınması gerekiyordu. Ve İsrail adına, İngiltere adına, Amerika adına Türkiye sınırları içindeki bütün besleme kadrosundan istihdam edilen kiralık kalem ve ağızlar hep bir ağızdan Diyanet’e saldırmaya başladılar. Diyanet’e yapılan saldırıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beştepe Külliyesi’nde Diyanet camiası ve âlimlere iftar vermesinin birden artmasını nasıl değerlendirmeli peki? Paralel yapı mensubu gazete ve televizyonların başı çekmesiyle iftiranın da sınırlarını zorlayan yeni saldırı dalgasını Ramazan’ın ruhunu inciten bir durum olarak hatırlayacağız ilerde! İftiranın sınırlarını zorlayan dedik, kişi başı 30 liraya malolan iftar için milyonluk rakamları utanmadan iddia ettiler. Yine utanmadan 5 bin lira bile olmayan, üstelik önceki cumhurbaşkanları döneminden kalan masa için 240 bin lira gibi bir fiyatı uygun gördüler ve açıklamalara rağmen iddialarını sürdürdüler! Saldırının dozunun bu kadar sert, iftiranın boyutlarının bu kadar büyük olmasının sebepleri arasında acaba Beştepe Külliyesi’nde namaz kılınması olabilir mi diye insanın aklına geliyor! Üstelik Diyanet İşleri Başkanı’nın da hazır bulunduğu cemaate namazı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kıldırmış olması iftiranın boyutunun sınırları zorlayacak kadar uçuk olmasında etkisi yok mudur acaba? Kendilerini bir dinî cemaat olarak takdim etmeye çalışan paralel yapının Cumhurbaşkanı’nın namaz kıldırmasıyla ne alıp veremediği olur acaba? Devletin başında olan kişi namaz kıldıramaz anlamına mı geliyor paralel yapı mensupları için acaba?

2009 yılı başlarında Davos’ta yaşanan one minute olayını hatırlayanlarınız olacaktır. İsrail’in ilk defa katil oldukları, çocukları öldürmeyi iyi bildikleri yüzlerine karşı söylenme cesareti gösterilmişti. İsrail’e katil deme cesaretini gösteren Recep Tayyip Erdoğan’dı. Olayın hemen ardından başta dokuzuncu cumhurbaşkanı müteveffa Süleyman Demirel olmak üzere birçok çevre “İsrail’in bunun hesabını soracağı” tehditlerini seslendirmeye başlamıştı. Bu çevrelerin arasında Encümen –i Şehbender isimli güç merkezlerinden biri de vardı. İsminden de anlaşılacağı gibi emekli büyükelçilerin, özellikle de monşer tesmiye olunanlarının oluşturduğu bu dernek Encümen –i Dâniş benzeri bir işlevi yerine getiriyor. Üyeleri arasında mebzul miktarda üst düzey masonun olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum! İleriki günlerde bir fırsatını düşürür,  Encümen –i Şehbender üzerine de bir yazı inşa ederiz! Encümen –i Dâniş üzerine birçok kişi kalem oynattı, ama bugüne kadar Encümen –i Şehbender üzerine kimse tek satır yazı kaleme almadı! Üyeleri arasında mebzul miktarda üst düzey masonun olduğu bu örgüt o dönemde tüm unsurlarıyla birlikte AK Parti Hükümeti’nin dış politikasına saldırmaya başlamışlardı. Israrla öne çıkardıkları ise İsrail’den özür dilenmesi meselesiydi! O dönem ekranları ve gazete sayfalarını işgal eden emekli büyükelçilerin neler söylediğini bir hatırlayın isterse! One minute’ün intikamını sanki İsrail’den önce Encümen –i Şehbender mensupları almak ister gibiydiler!

Devlet tarafından paralel yapı olarak adlandırılan kesimin hükümete ve Devletin politikalarına muhalefetinin one minute hadisesinden sonra başladığını, özellikle de Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olarak atanmasının ardından hız kazandığını da hatırlatmakta fayda var! Müteveffa Demirel’in ve Encümen –i Şehbender mensubu emekli büyükelçilerin “İsrail’in Türkiye’den bunun hesabını soracağı” tehdidi bugünlerde artık açıktan yapılır hale geldi. Kâinat İmamı’nın Mavi Marmara saldırısının ardından “otoriteye riayet edilmeli” uyarısının ne anlama geldiğini bugünlerde Diyanet’e yapılan saldırıyı özellikle paralel yapı mensubu gazete ve televizyonların öncülüğünde sürdürülmesiyle bariz bir şekilde anlıyoruz. One minute – Mavi Marmara – Hakan Fidan’dan sonra Mehmet Görmez’in Mescid –i Aksa’da hutbe okuması, hutbeyle yetinmeyip Cuma Namazı’nda imamlık yapması İsrail açısından bardağı taşıran damlalardan biri oldu. İsrail’in rahatsızlığının ardından paralel yapı mensuplarının hemen Diyanet’e saldırıya geçmeleri size de anlamlı gelmiyor mu? Paralel yapı müntesiplerinin Diyanet’e saldırmak için İsrail’den talimat almayı beklemeleri gerekmiyor! İsrail’den talimat aldılar iddiasını da seslendiriyor değiliz! İsrail’i nelerin rahatsız ettiğini bilecek kadar, ne yaparlarsa İsrail’i memnun edebileceklerini bilebilecek kadar zekâya sahipler şimdilik! Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında katil İsrail’in Gazze’de iftar öncesi ve iftar vaktinde 500’ün üzerinde çocuk öldürülmesine tek kelam edemeyen paralel yapı mensupları İsrail’e katil derlerse, İsrail’in masum insanları katlettiğini söylerlerse Uzun Adamla aynı çizgiye düşme (!) endişesine kapıldıkları için o dönemde dut yemiş bülbüle dönmüşlerdi! Diyanet İşyeri Başkanı’nın Mescid –i Aksa’da hutbe irad etmesi üzerine İsrail’in çok memnun olacağı beklentisiyle kudurmuşçasına saldırıya geçtiler Diyanet’e.

Bizim neye din deyip, neye diyemeyeceğimize karar vermek isteyenlerin de arasında bulunduğu Diyanet’e saldırılar üzerine yazmaya devam edeceğiz. Hedef her kesime bir Diyanet inşa etmek. Onu da önümüzdeki yazılarda ele alalım.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.