YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Merhametten maraz doğdu işte!
19 Şubat 2016 08:50

Merhametten maraz doğar” diye bir atalar sözümüz var. Atalarımız, mübarekler neredeyse her konu hakkında söylenebilecek ne varsa söylemişler. Bize söyleyecek bir söz bile bırakmamışlar desek yeri.

Maraz doğuran merhamet kişilerle bağlantılı olabildiği gibi Devlet denilen soyut mekanizmayla da bağlantılı olabilir! Hele Devlet denilen soyut mekanizmanın merhamet dediğimiz kavramla ilgisinin olmamasını bekleriz! Çünkü yetiştiğimiz dönemde talim ettiklerimiz bize bunu öğretmiştir: Devlet denilen soyut mekanizma merhamet denilen kavramla uzaktan yakından bağlantılı değildir! Hele bahsini ettiğimiz modern devletse bunun bu kavramla uzaktan yakından ilgisi olamaz. Bir de başında bulunan kişilerin merhametle herhangi bir ünsiyetleri yoksa durum daha da vahim demektir! Bir savaş çıkarır ve o savaşta 80 milyon civarında insan öldüğü halde, o savaşı ölen 6 milyon kişi için yapılmış olarak sunar. Tıpkı ikinci dünya savaşında olduğu gibi, tıpkı bu savaşta öldürülen 6 milyon Yahudi için diğer 75 milyon ölünün görmezden gelinmesinde olduğu gibidir durum! Sanki ikinci dünya savaşında sadece Yahudiler öldürüldü sanırsınız! Fakat Devlet dediğimiz bu soyut mekanizmanın başında bulunanların merhametle ünsiyet kurmuş insanlardan oluşması Devlet denilen bu soyut mekanizmada zaafa da yol açabilir. Tıpkı günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi Devletin başındaki bu merhametli kişiler yüzünden bu soyut mekanizmada zaaflar ortaya çıkabilir!

Bu da nereden çıktı şimdi diyebilirsiniz! Demeyin! Her şey sizin de şahit olduğunuz bir ortamda gerçekleşti. Mesela 22 Temmuz’dan bu yana bilumum terör örgütleriyle mücadele yürütüyor Türkiye. Bu terör örgütlerinin içinde ne türden koalisyonların kurulduğu da hepimizin gözü önünde gerçekleşti. Bu terör örgütlerinin içinde İsrail ve İran gibi kendini dinî yapı olarak adlandıran devletler de var, paralel çete gibi sadece kumpas kurmakta ustalaşmış, sadece insanların hayatlarını karartmakta ustalaşmış “yal yediği kaba pisleyen köpek” gibi olduğu halde, buna rağmen kendini dinî yapı olarak takdim eden asalak ve takiyyeci kesimler de var. Sol örgütleri saymıyoruz bile. Amerika gibi, Rusya gibi, İngiltere – Fransa gibi devletleri de saymıyoruz. Bu devletlerin ve bu yapıların istihbarat şirketlerini de saymıyoruz. Hele de bu devlet ve kesimlerin Türkiye’de konuşlanmış gavurcuklarını da saymıyoruz. Bu devlet ve kesimlerin medyaya çöreklenmiş mikrofonlarını ise hiç saymıyoruz. Bu mikrofonlar kendini tırnak içinde “İslâmcı” olarak takdim eden, gavurcuklar tarafından yandaş – havuz medyası olarak adlandırılan yayın organlarının tamamında mebzul miktarda bulunuyor. İsimlendirmeye gidecek olursak birçok yazıyı sadece listeler halinde yayımlamamız gerekebilir! O kadar mebzul miktardalar sizin anlayacağınız! Durum aynen Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un dediği gibi: “Suriye’de Türkiye ile savaşıyoruz.” Türk Devleti sadece bunlarla savaşsa iyi! Zaman geliyor, merhametlileri de ikna etmek için ciddi çaba harcamak durumunda kalabiliyor!

Bu gavurcukların bir kısmı dün çıktılar mikrofonluk yaptıkları devletler ve kesimler adına “savaşa girmesine izin vermeyeceğiz” diye babalanan bir bildiri bile yayınladılar! Türk Devleti’ne, bu Devlet’in başındaki kişiye hakaretler ettiler, iftiralar ettiler ve halen insan içine çıkmaya cüret edebiliyorlar!

Devlet denilen soyut mekanizmanın merhameti olamaz! Hele bekasına yönelik saldırılar karşısında merhamet denilen şey her ne ise işte o şey Devletin yanına yöresine yaklaşamaz bile! Daha doğrusu yaklaşamamalı! Devlet denilen soyut mekanizma bekasına yönelik meselelerde merhamet denilen semtine bile yaklaştırmaz. Mesela terör örgütünün en büyük siyasî destekçisi partinin milletvekilleri, belediye başkanı ve eş genel piyonlarının açıklamaları üzerine Devlet denilen soyut mekanizma biliyoruz ki hepsini elleri kelepçeli olarak hapiste görmek istiyordu. Oysa Devletin başındaki merhamet sahibi kişiler “demokrasi, ifade özgürlüğü” gibi “bize ne derler sonra” endişeleri Devlet denilen soyut mekanizmanın atmak istediği biçimde bir adım atmasına engel oldu! Devlet denilen soyut mekanizma TBMM çatısı altında terör örgütüne yardım yapan, terör örgütüne silah sevkiyatı yapan, terör örgütünün talimatı üzerine seçmenine “keleşi size doğrultmasını da biliriz” diyen vekil istemiyor. Bu tek seslilik anlamına gelmiyor. Devlet denilen soyut mekanizma “İstediğiniz her konuda eleştiri yapabilirsiniz. Eleştirilirinizi istediğiniz sertlikte yapabilirsiniz. Hatta benim tüylerimi diken diken edecek sertlikte de muhalefet ve eleştiri yapabilirsiniz. Fakat tutar terör örgütüne silah sevkiyatı yaparsanız, tutar terör örgütünün talimatıyla seçmenini keleş doğrultmakla tehdit ederseniz, tutar Türkiye ile fiilen savaş halinde olan ülkelerin istihbarat elemanlarını Cizre’deki bodrumlardan kurtarmaya kalkışırsanız derhal o çatının altından çıkmanız gerekir. Alırsınız elinize keleşinizi çıkar dağda, ya da bodrumlarda benimle savaşırsınız. Eş genel piyonluk yapamaz, ağabeyin gibi alırsın keleşini eline çıkarsın dağa! Eş genel piyonluk yapamaz, bağlarsın vücuduna bombayı terör örgütü arkadaşların gibi çıkarsın sokağa patlatırsın kendini! Yok, öyle yağma! Hem vekillik yapıp, hem de terörist gibi davranamazsın. Buna müsaade etmem!” diyor TBMM çatısı altındaki terör örgütü mensubu ve siyasî destekçilerine!

Devletin başındaki merhamet sahibi yöneticiler ise “demokrasi adına, fikir özgürlüğü adına” soyut mekanizmanın bu sert tavrını yumuşatmaya çalışıyor! Bu da Devlet denilen mekanizmada zaafa zemin hazırlıyor!

Eğer gereken yapılsaydı, Devlet denilen soyut mekanizmanın tavrına itibar edilseydi, ne Ankara’da bombalı araç patlatılabilirdi, ne de terör örgütünün milletvekilleri Cizre’deki bodrumlarda Türkiye ile savaşan dost ve müttefik devletler mensubu yabancı istihbarat elemanlarını kurtarmak için bilmem nerelerini yırtarcasına gayret harcamazlardı. Hatta Türkiye ile savaşan ülke ve kesimlerin Türkiye’deki mikrofonluğunu yapan gavurcuklar dün o bildiriyi yayınlayamazlardı!

Merhamet edildi ve bu merhametten hepimizin şahit olduğu gibi MARAZ oluştu!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Bilgemiz Aliya için Hece’den özel sayı 04.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Tespit
 // İstanbullu
Tespitin hası.Hatta az bile çok pasif ve mülayim politika uyguluyorlar.Düşmanlar bu yumuşaklıktan cesaret alıyor.
...
21 Şubat 2016 Pazar 21:45
 // Mustafa Kurt
Doğru tespitler... Vatanın bekası için, hainlere merhamet edilmemeli. Allah bu devlete ve millete zeval vermesin....
20 Şubat 2016 21:36