YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Medyada fırtına mı kasırga mı geliyor!
09 Kasım 2015 09:13

Baronumuzun değişmesinin ardından yazılı ve görsel medyada ciddi bir hareketlilik gözleniyor. Bu hareketliliği siz neye yorarsınız bilmiyorum, ama ben pek hayra yormuyorum. 2 Kasım sabahından itibaren paralel çetenin amiral gemisi gazetede doğrudan siyaset değişikliğine yorulabilecek bir dil değişikliği ile karşı karşıya kalmıştık mesela! Geçtiğimiz hafta birkaç gün bu gazetenin hem yöneticileri, hem yazarları, hem muhabirleri birden sanki kafalarına saksı düşmüş gibi 1 Kasım’a kadar AKP dedikleri partiye, 2 Kasım sabahı AK Parti demeye başlamışlardı. Bununla da yetinmemişler, haberlerindeki saldırgan üslubu bile değiştirmişlerdi! Haberleri eleştirel olsa da, saldırgan değildi! AK Parti’yi başarısından dolayı övmeye dilleri varmasa bile, ortada bir başarının olabileceği ihtimalini bile dile getirmekten çekinmemişlerdi! Hatta Mümtaz’er bile seçimden iki gün sonra, neredeyse seçim sonuçlarından muhalefetin tavrını sorumlu tutacak hale gelmişti! Seçim galibiyetinden AK Parti sorumlu değildi yani! Sonra ne olduysa Mümtaz’in kafasına ters bir saksı düşmüş olmalı ki, muhalefetin seçim yenilgisinden sarayı, hükümeti ve Devlet’i sorumlu tutmaya başladı! Bereket paralel çete çok kısa zamanda çark ederek dilini değiştirdi ve eski havasına döndü bu gazete. Birkaç gün sonra bu dil değişikliğinin çok sırıttığını görmüş olmalılar ki, yine eski dillerine döndüler! Fakat henüz bu dil değişikliğinden haberdar edemedikleri olmalı ki, onlar arada bir de olsa aynı dille yazı ve haberlerini devam ettiriyorlar!

Hemen belirtelim, paralel çetenin bu birkaç günlük dil değiştirmesinde yeni medya baronunun talimatı falan yok, hatta bu dil değişikliğinde etkisinin olduğu bile söylenemez! Paralel çetenin amiral gemisinin dilindeki bu değişimin okyanus ötesinden gelen talimat üzerine meydana geldiğini söylemek doğru olabilir! Hafta ortasından itibaren muhtemelen yeni bir talimat üzerine dil tekrar değişti! Muhtemelen paralel çete yine birtakım kurum ve kuruluşlardaki böcekleri vasıtasıyla TUSKON’a yapılacak baskından bir iki gün öncesinden haberdar olmuş ve dil değiştirmekle mücadelenin önüne geçemeyecekleri kanaatiyle tekrar saldırgan tavırlarını geri edinmişlerdi! Halen meselenin ne olduğunun farkına varmamış gibi bir tavır içindeler! Kendilerinin bileceği bir iş! Kendilerinde en ufak bir yanlışın olabileceği ihtimalini bile düşünmüyor olmalılar ki, halen Devlet denilen soyut mekanizma ile kavga etmeyi sürdürüyorlar! Kavga onların tercihi! Bu da yine kendilerinin bileceği bir iş! Bari bir şeylere yazık ettiklerinin farkına varabilseler! En azından güven denilen şeyi yok ettiklerini görseler diyeceğim, ama o da pek mümkün gibi görünmüyor! Müslüman camianın 28 Şubat sürecinde içine düştüğü kuşku – şüphe maalesef paralel çetenin tavırlarıyla güven meselesine dönüştü. Ve bunun da alaşağı edilmesiyle kaybedeceklerimizi düşünmek bile insanın hafakanlar içinde kalmasına yeter de artar bile! Bir daha tesis edilemeyecek, tesis edilse bile neredeyse bir nesli gözden çıkarmayı göze almayı zorunlu kılacak bir sürece gittiğimizi ya görmüyorlar, ya da zaten bunu temin etmek için kavgayı bu kadar sertleştiriyorlar!

Yeni medya baronunun asıl etkisini maalesef yandaş – havuz medyası tesmiye olunan kesimde göreceğiz! Ömrümüz varsa bir müddet sonra işaretlerini görürüz. Hatta ilk işaretleri tebellür etmeye bile başladı denilebilir!

Ne diyoruz?

Belki şunu: Muhtemelen bileniniz çok azdır. Yine muhtemelen bazılarınız ilk defa duyacaksınız. Bundan neredeyse iki yıl önce yeni medya baronumuzun havuz tesmiye olunan medya içindeki kan bağıyla bağlı olduğu duayen gazetecinin evinde bir sofra kuruldu. Sofrada 12 kişi vardı! Sofrada gazeteciler de vardı tabii ki! Sofradaki gazetecilerin tamamı için bir sıfat kullanacak olsalar (sıfatı biz değil de onlar kullanacak olsalar!) yandaş kelimesinin dışında bir başka sıfata ihtiyaç duyarlar mı bilmiyorum! İşte o sofradaki bu yandaş tesmiye olunabilecek gazetecilerden sadece ikisi yerlerinde saydı, dersem siz ne demek istediğimi gayet sarih bir biçimde anlarsınız!  O sofradaki gazetecilerin hepsi terfi ettiler! Sofra sahibi mi? Sofra sahibi ve eşi mecbure’n, bir de mahdumları havuz tesmiye olunan medya grubunun perde arkasındaki gazeteci patronlarıdır! Sakın yanlış anlaşılmasın para olarak patronu değiller, gazetecilik olarak patronlar kendileri! Üstelik sofra sahibi ve eşleri mecbure’n medyanın neredeyse tamamı tarafından duayen gazeteci olarak görülüyorlar! Sofra sahibinin yeni medya baronunun eniştesi olduğunu söylemeye gerek var mı bunu da sizin fehminize bırakıyorum!

Bu duayen gazeteci enişte mi?

Belki de medyadaki önemli görevlerinden birini 1974’teki Kıbrıs Harekâtı sırasında icra ettiğini bir televizyon programında kendisi anlattı. Bu görev neydi derseniz mecburen kısaca da olsa anlatmak durumundayız! Duayen gazetecimiz o dönemde televizyonda haber dairesi başkanıdır kendileri. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ile Başbakan Bülent Ecevit arasında ne yazık ki bir küskünlük, hatta bir dargınlık var gibidir! Medyaya yansımadığı için bu küskünlükten kimsenin haberi yoktur! Fakat bu küskünlük de bir vakıadır ve bu bir devleti çok ciddi biçimde rahatsız etmektedir! Rahatsız olan devlet mi? Söylemeye gerek var mı, tabii ki Amerika’dır!

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın küskünlüğünden rahatsızlık duyan Amerika, Ankara’daki Büyükelçisi’ne sorunun çözülmesi talimatını verir! Tabii bu talimat meselesini biz uyduruyoruz! Amerika’nın Ankara Büyükelçisi’nin sorunu çözmek için devreye girmesi üzerine biz uydurduk talimat meselesini! Neyse! Amerika’nın Ankara’da görev yapan Büyükelçisi bu küskünlüğün ortadan kaldırılması için işte bu haber dairesi başkanından ricacı olur! Büyükelçi rica etmiştir, ama siz bu ricayı talimat olarak da okuyabilirsiniz! Sonucu merak etmiyorsunuz herhalde! Sonuçta Cumhurbaşkanı ile Başbakan barışır! Barışmasalar ne olurdu gibi sorular sormuyoruz tabii ki! Ayrıca Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ile Başbakanı ister küserler, ister barışırlar, bu meselenin Amerika’nın devreye girmesini gerektirecek bir yönü var mı gibi bir soruyu da sormuyoruz! Bu küslük Amerika’yı ne ilgilendirir diye de sormuyoruz! Hele bir haber dairesi başkanının ülkenin Cumhurbaşkanı ile Başbakanı’nın barıştıracak gücü nereden temin ettiği gibi bir soruyu da sormuyoruz! Hele hele sözünü ettiğimiz bu duayen gazetecinin Cumhuriyet gazetesinde sayfa editörü iken nasıl olur da gazetenin genel yayın yönetmenini devre dışı bırakabilecek gücü nereden temin ettiği gibi bir soruyu da asla sormuyoruz! Bu iki olaydan biri günümüzden neredeyse 40 yıl önce, diğeri de neredeyse 50 yıl önce vuku bulmuş iki önemli görevdir bu duayen gazeteci için!

Duayen gazetecinin 28 Şubat sürecinde ne olduysa birden İslâmcılığıyla maruf bir gazetede yazmaya başlamasının sebepleri üzerinde de hiç, ama hiç kafa yormuyoruz! İslâmcı gazetede yazmaya başlamasını siz belki bu gazetecinin hidayete ermesiyle izah edebilirsiniz, ama biz başka bir vesilenin söz konusu olduğunu düşünüyoruz! Hatta belki de bu duayen gazetecinin gazetecilik hayatı boyunda tayin edildiği en önemli görev olduğu gibi bir kanaate sahibiz! Kayın biraderinin yeni medya baronu olmasının ardından üstlendiği görevin belki de en önemli görevi olduğu bile söylenebilir! Onu da zamanla göreceğiz.

Az yukarda işaretler diyorduk! İşte bu duayen gazeteci eniştenin sofrasında bulunup da terfi eden gazetecilerden biri 1 Kasım seçimleri öncesinde yandaş tesmiye olunan gazetedeki köşesinde hafiften kıvırmaya başladı! Yakında oryantalin dibini bulur bu terfi etmiş yandaş gazeteci! Diğer terfi eden yandaş gazeteciler mi? 1 Kasım seçimlerinde bu kadar güçlü bir oy oranı ile seçimi kazanmamış olsaydı AK Parti, bugünlerde onların da kıvırmaya başladıklarını görecektik, ama şimdilik bu oryantallerini görebilmek için bir müddet beklemek durumunda kalacağız gibi görünüyor! Zaten bu gazetecilerden biri azınlık mensubu vatandaşlarımızdan, bir diğeri Doğu Perinçek ile aynı meşrepten, bir diğeri ise güya soldan geldikleri için yakındır kılçık atmaya başlamaları! Tarif ettiğimiz bu gazeteciler dışında sofrada bulunan gazetecilerin (ikisini ayırmıştık hatırlarsanız) hepsi yandaş – havuz tesmiye olunan medyada kripto ve Truva Atı olarak bulunuyorlar! Bu kadarını belirtip geçelim şimdilik!

İsimlerini zikredecek kadar önemli bir tavır değişikliğine giderlerse, o zaman isimleriyle ve yaptıklarıyla birlikte yazarız!

Gördüğünüz gibi yine epey uzattık ve yeni medya baronunun bir vakfın kurucu başkanı olduğu sıralarda epey kazanç ettirdiği kesimin kalem oynattığı Yeni Yüzyıl gazetesinin çıkışına bile değinemedik! Herhalde onun da sırası gelir!

Bu arada hemen yazının başlığını hatırlatalım! Medyada bırakın kasırgayı, fırtına bile çıkmayacak şimdilik! Sadece birtakım taşlar yerinden oynayacak, yer değiştirecek o kadar!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.