YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İsmet Özel Yeni Şafak’tan neden atıldı?
25 Kasım 2015 09:22

Burada özellikle medyayla ilgili yazdığımız yazıların bir işe yarayıp yaramadığı konusunda tereddüt taşıdığımızı daha önce de dile getirmiştik. Yazıyorduk, ama karanlığa karşı taş mı atıyorduk? Attığımız taş bir yere değiyor muydu emin değildik! Bu tereddütlerimizin cevabını hiç beklemediğimiz bir yerden, havuz tesmiye olunan gazetenin Pazartesi günkü manşetinden aldık! Üstelik cevap verme ihtimalleri bulunduğunu zannettiğimiz kişilerden değil, TESEV’in kurucu başkanı Can Paker’den aldık! TESEV’in kurucu başkanının da dile getirdiğine göre “eski sisteme, eski Türkiye’ye dönmek” artık mümkün değil! Bu gerçeğin bizim dışımızda beyazların temsilcisi birinin ağzından dile getirilmesi, daha doğrusu itiraf edilmesi de bir şeydir nihayetinde! Hep biz söyleyecek değiliz ya! Türkiye bildiğiniz eski Türkiye değil! Zaten ısrarla yeni medya baronuyla ilgili dile getirdiklerimizi de bu gerçeğe dikkat çekmek yapmıyor muyuz? Açık ve güneşli bir havada herhangi bir ağacın görünmesi gibi apaçık bir gerçeği dile getirilmesinde, üstelik bu gerçeğe inanmayan birileri tarafından dile getirilmesinde bir bit yeniği aramak gerekir mi? Yeni medya baronuyla birlikte medyanın eski havasını terk edeceğini ısrarla dile getirmemizin sebepleri arasında bu apaçık gerçek bulunuyor olabilir mi? Çok mu pimpirikli bir bakış açısı bu?

Pazartesi günü Sabah gazetesinin manşetinde Can Paker’in bu kadar açık ve basit gerçekleri dile getirdiğini görünce demek ki attığımız taşlar karanlıkta da olsa bir yerlere değiyormuş diye düşünmeden edemedik!

Yeni medya baronuyla birlikte medyanın en çok da dilinin değişeceğini söylemeye devam edelim. Dil değişimini gazetelerden, televizyon ekranlarındaki ekran fetvacılarının dilinden siz de takip edebilirsiniz aslında! Yeni medya baronunun eniştesinin evindeki sofrada bulunan gazetecilerden biri terfisinin ardından epey bir dil değişimine uğrayanlardan mesela! Aslında değişen dili değil de tavrı!

Ne demek istiyoruz? Şunu: Yandaş – havuz tesmiye olunan medyada köşe kadılığı, köşe fetvacılığı yapan bu keskin kalem, terfi etmeden önceki köşesinde keskin ifadeler kullanıyordu! Aynı keskinlikte kendince hükümet adına tetikçilik yapıyordu! Fakat “tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış” sözünün fehvasınca bu tetikçiliğinden hükümetin haberi falan yoktu! Terfi ettikten sonra muhtemelen başkaları gibi hükümetin de haberi oldu bu köşe fetvacısının tetikçiliğinden! İşe yarar mı? İşe yarayıp yaramayacağına ilişkin kanaatimizi “gazete satın almakla her şeyin bittiği sanılıyor!” gibi bir başlıkla burada yayınlayacağımız yazıya bırakalım! Yani yeni medya baronunun eniştesinin sofrasında bulunmakla terfi eden köşe kadısı, 7 Haziran seçim sonuçlarının ardından tavır değiştirmeye başladı! 1 Kasım seçimleri öncesi bu tavrını neredeyse epey açık hale getirmeye de başlamıştı! Fakat ne olduysa oldu 1 Kasım seçim sonuçlarını görünce değişen bu tavrını ve keskin ifadelerini başkalarına yöneltmeye başladı! En son, geçtiğimiz hafta başladığı bir seri yazı ile 1980’li yıllardan bu yana Milli Görüş çizgisinde olduğuna şahit olduğumuz bazı arkadaşları köşesinden “FETÖCÜ” diye iftira ederek karalamaya başladı! Fakat bu keskin dilli köşe kadısı bu konuda yalnız değil! Mesela Rasim Ozan Kütahyalı tesmiye olunan bir başka köşe kadısı da onun saldırdığı meselelerde birlikte ateş ediyor! Kısaca ROK tesmiye olunan bu köşe kadısının da kimlerle birlikte hareket ettiği bilinmiyormuş sanılmasın! Kimlerin evinde yemeklere katıldığı, kimlerin evine gece geç vakitlerde kendi eviymiş gibi girip çıktığının bilinmediği sanılmasın! Kiminle birlikteysen onların dilini konuşursun! Onların görüşlerini dile getirirsin! Bunu da bizim bilmediğimizi sanıyorlar! Medyada önümüzdeki dönemde en büyük tehlike olarak dil değişimini gördüğümüzü tekraren dile getirelim! Zaten dikkat çekmeye çalıştığımız sofistike ve gavurca tavır da tam buna denk geliyor!

Bu anlattıklarımızın yazımızın başlığıyla alakası ne diye bir soru doğal olarak aklınıza takılmış olmalı! Böyle bir sorunun zihninizi meşgul etmesinde sonuna kadar haklısınız. Benim de bu sorunuza sarih bir açıklama getirmem gerekiyor! Bunun farkındayım!

Yandaş (o zamanlar havuz tesmiye olunan medya henüz rüşeym halinde bile olmadığı için sadece yandaş ifadesini kullandık!) tesmiye olunan medya üzerindeki operasyon aslında 28 Şubat Sürecinde başladı! Bu operasyon da Yeni Şafak gazetesinde başlatıldı! Bundan 15 yıl öncesini hatırlayanlarınız varsa Yeni Şafak gazetesinin yazarları arasında Mehmet Barlas – Nazlı Ilıcak – Cengiz Çandar – Kürşat Bumin – Alper Görmüş – Ali Bayramoğlu gibi yazarların hepsinin birden yer aldığını hemen hatırlayacaktır! İsmini zikrettiğim bu isimler için camia dışından ifadesini kullanacağım! Camia içinden ise başta Ahmet Taşgetiren olmak üzere İsmet Özel’i özellikle zikretmek gerekiyor. Eğer Fehmi Koru’yu da camiadan sayarsanız Taha Kıvanç’la birlikte o da Yeni Şafak yazarları arasındadır!

Camia dışından olan köşe yazarlarının bir proje gereği Yeni Şafak gazetesinde yer aldıkları ise ancak gezi kalkışması sonrasında bazı zihinlerde bir soru işareti olarak yer bulmaya başladılar! Proje için söylenebilecek şey belki de şudur: İslâmcı kesimde zihniyet değişimi temin etmek! Doğrudur değildir, bunu biz bilemeyiz! Varsa öyle bir proje, o projeyi hazırlayıp devreye sokanlar bunu bizden tabii ki çok daha iyi bilirler! Vardıysa eğer öyle bir proje, o projenin başarılı olduğunu da buradan itiraf etmek gerekir!

AK Parti hükümetleri döneminde, hem de en çok ihtiyaç duyulduğu dönemde birden hatırlayıverdik ki İsmet Özel bu gazeteden atılmıştı! İsmet Özel ta Yeni Devir gazetesi günlerinden bu yana tırnak içinde “İslâmcı” medyada kalemiyle çok önemli bir işlev görmüş en cins kafalardan biriydi. Yine tırnak içinde “İslâmcı” camiada bir zihniyet değişimi gerçekleşebildiyse o değişimi temin eden en önemli kalemlerden biriydi. Hem çok iyi bir şairdi, hem de kullandığı aykırı metaforlarla tehlikeye olabilecek en şiddetli biçimde dikkat çekebilen bir kalemdi. Mesela Sivas olayları sonrasında mealen “Sivas göklerinde Sırp tayyarelerinin mi dolaşmasını isteyip istemediğimizi” bütün çıplaklığı ve bütün sarihliği ile sorabilecek cesaret ve cesamette biriydi. Bu sözünden dolayı birilerinin kendisini linç edip etmeyeceğini aklının ucuna bile getirmezdi.

İşte camia dışından Yeni Şafak’ta istihdam edilen kalemlerin bir zihniyet değişimi projesi ile kalem oynattığı bir zeminde tırnak içinde “İslâmcı” kesimde en büyük zihniyet değişiminde etkili olmuş bir kalemin yazıyor olması projenin aksamasına sebep olabilirdi! Onun için de İsmet Özel gazeteden kovuldu!

Kovuldu ifadesinin gerçeği yansıtmadığı iddia edilecektir doğal olarak! Üstelik doğrudur da! Çünkü İsmet Özel gazeteden kendisi ayrılmıştır! Fakat bir sorun hele, İsmet Özel gazeteden neden ayrılmak zorunda kalmıştır!

Ben, o dönemde bize gelen bilgiyi aktarayım:

Ne olduysa olmuş, İsmet Özel birtakım camia dışı yazarlara kendisinden fazla ödeme yapıldığını öğrenmiştir! Gazeteye geldiğinde ilgili gazete yöneticisine “… sizden istediğim tek şey var: Kürşat Bumin’le eşit miktarda para ödenmesini istiyorum. Eşitlemezseniz gazetede yazmayı bırakıyorum” der. Bu arada bu talebini ilettiği gazete yöneticisiyle hem ailecek bir hukukları vardır, hem de ta Yeni Devir gazetesinden bu yana dostlukları sürmektedir. Talebini ilettiği gazete yöneticisi talebi haklı bulur ve gazetenin Genel Müdürü’ne bu talebi ileterek “Meseleyi Ahmet Albayrak’a aktarmanın gereği yok, biz aramızda halledelim” der. Gazetenin Genel Müdürü uyarıya rağmen meseleyi Ahmet Albayrak’a aktarır. Gazetenin sahibinin Lazlığı tutar ve “Gidiyorsa gitsin” restini çeker. Sonuç? O tarihten sonra İsmet Özel hem maddi olarak kendisinin ihtiyacı olduğu halde, hem de camia olarak onun yazılarına ihtiyaç olduğu halde Yeni Şafak gazetesine bir daha yazı da vermez, söyleşi de!

Bu arada hemen şunu belirteyim: İsmet Özel’in gazeteden ne kadar ücret aldığını şu an bile bilmiyorum! Fakat Ahmet Taşgetiren’in gazetenin Başyazarı olduğu sırada maaşı 1 buçuk milyar liradır. Biliyorsunuz o zamanlar Türk Lirası’ndan 6 sıfır atılmamıştı! Yine doğruluk derecesini en iyi gazete yöneticilerinin bildiği birtakım rakamlara da sahibim. Onları da hemen aktarayım:

Ahmet Taşgetiren: 1 buçuk milyar lira.

Ali Bayramoğlu: 4 milyar lira.

Kürşat Bumin: 4 milyar lira.

Cengiz Çandar: 7 bin 500 dolar.

Nazlı Ilıcak: 7 bin 500 dolar.

Mehmet Barlas: 7 bin 500 dolar.

Fehmi Koru: 10 bin dolar.

Cengiz Çandar’ı bilemem, ama Nazlı Ilıcak da, Mehmet Barlas da o gazetede yazı yazabilmek için bırakın gazeteden yazı ücreti almayı, gazetenin verdiği o rakamı gazeteye ödeyip yazmak isterlerdi. Fakat gazete onlara eğer benim aktardıklarım doğruysa gazetenin başyazarına ödedikleri ücretin üç – beş katı ücret ödedi! İsmet Özel, kendisine bu camianın en ihtiyaç duyduğu dönemde köşesiz kaldı! İsmet Özel gazetede yazıyor olsaydı bu camia bu kadar rahat zihniyet değişimine maruz kalır mıydı acaba diye kendime sormaktan da geri kalmadığımı özellikle belirtmek isterim!

Bu rakamların en doğrusunu, İsmet Özel’in gazeteden atılmasının en doğrusunu gazete yöneticileri bilir! Olayın bütün tarafları hayatta! Aktardıklarımda bir yanlışlık, bir eksiklik varsa çıksınlar düzeltsinler. Onlar düzeltsinler ki yanlış bilinenler varsa açığa çıksın! O yanlışlığı buradan düzeltmekten çekinmeyiz!

Dün yeni hükümet kuruldu. Bugün hükümet ve kabinede yer alanlar üzerine yazı yazmak en doğrusu olurdu! Onun yerine medyayı yazmayı tercih ettik! Kabinenin bende bıraktığı ilk izlenim: Tam bir mutabakat kabinesi. Bir de, kabineye giren genç bir bakan hazırlığı son hızla devam eden ve Aralık ayının ikinci yarısında çıkması planlanan yeni gazete projesinin akamate uğramasına sebep olabilir! O isim o kabinede olduğu müddetçe o gazeteye para verecek işadamı biraz zor bulunur gibi geliyor bana! Gazeteye para yatırmak isteyen işadamları işlerinin bozulmasını da göze almak zorunda kalabilir çünkü!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Hasan Çetin
İlginç gerçekler/bilgiler....hakikat ne acaba :(...
14 Aralık 2015 07:56
 // misafir
Hangi bakandan bahsediyorsunuz -sakıncası yoksa-?...
26 Kasım 2015 01:27