YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Herkese Bir Diyanet Dönemi mi Geliyor?
05 Haziran 2015 06:56

Pazar günü seçim var ve sandıklar bir defa daha kimin kel kimin sırma saçlı olduğunu gösterecek. Türkiye’nin çok önemli bir yol ayrımında bulunduğu ve bundan dolayı da Pazar günü yapılacak seçimlerin hayatî öneme haiz bir seçim olduğu da dillendiriliyor, AK Parti’nin 13 yıllık iktidarının sona erdirileceği seçim olduğu da kalemlerden dökülen temennilerle birlikte satırlarda yerini buluyor. Bizce de bu Pazar yapılacak seçimler son üç genel seçimleri yaya bırakacak önemde bir seçim. Bunun sebeplerinin bu sitenin takipçileri tarafından bilindiği varsayımından hareketle neler olduğu üzerinde durmayacağız. Bu seçim sürecinin önemli bir unsuru haline gelen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın seçim malzemesi yapılması bizce daha önemli bir görünüm arzediyor.

Daha önemli bir görünüm arzediyor, çünkü doğrudan Diyanet’in kaldırılması teklif ve taahhüt ediliyor. Diyanet geçmişte İslâmcılar tarafından bile bu kadar ağır eleştiriye tabi tutulmamıştı. Geçmişte İslâmcılar tarafından kuruma yöneltilen eleştiriler arasında da Diyanet’in kaldırılması teklifleri dile getirilmişti. Özellikle 12 Eylül darbesi öncesinde İslâmcılığın siyasal olarak adlandırılan, ama dönemin tırnak içinde “İslâmcı” partisine de pek itibar etmeyen kesimi tarafından dile getirilmişti bu teklif. Diyanet’in kaldırılması teklifi bu kesim tarafından dile getirilirken doğrudan sisteme saldırının bir unsuru olarak kullanılan malzemeler arasındaydı bu teklif. Bu teklifi getirenler demokrasiye itibar etmeyi şöyle bırakın bu kavramın ima ve işaret ettiklerine karşı çıkmayı temel düşünceleri arasında görüyorlardı. Demokrasiye inanmadıkları gibi, demokrasiyi kabul de etmiyorlardı. Bunu nereden mi biliyorum? Çünkü o dönemde ben de Diyanet’in kaldırılmasını teklif edenler arasında ve demokrasiyi reddedenler arasındaydım. Hele kurum olarak 12 Eylül darbesinden sonra takındığı tavır dolayısıyla Diyanet’in söylediklerinin tersini söylemeyi, hatta bu kurumda görev yapanların arkasında namaz bile kılınmayacağı görüşünü dile getirenler arasındaydık. 12 Eylül darbesinden sonra Cuma’yı, dolayısıyla camiyi terk eden bir kesim haline geldik. Diyanet’in ilan ettiği günden farklı bir günde oruca başlar, Diyanet’in ilan ettiği günden farklı bir günde bayram ederdik. Çünkü biz Devlet düşmanı idik! Fakat bizim bu Devlet düşmanlığımız soyut olarak Devlet kurumuna olan bir düşmanlık değil, o gün geçerli olan sisteme olan düşmanlıktı. Devlet – sistem ayrımını yapabilecek durumda olmadığımız için bize sistem karşıtlığı ve düşmanlığı olarak öğretileni biz Devlet karşıtlığı ve düşmanlığı olarak algılıyor ve ona göre amel ediyorduk. Niyetim bu meseledeki tartışmalara girmek değil. Sadece hatırlatayım istedim. Çünkü 12 Eylül öncesi ve hemen sonrası tırnak içinde “İslâmcı” kesimde başlayan ve insanların farklı savrulmalara maruz kalmalarına sebep olan tartışmalar o gün bıraktığımız yerde duruyor. İslâmcıların bu tartışmaları en azından kendi içlerinde tartışıp teşrih masasına yatırmaları gerekiyor. Bunu da hatırlatayım istediğim için bu girizgâh bu kadar uzadı!

O dönemde suya sabuna dokunmayan kesim ise bu seçim sürecinde Diyanet üzerine yapılan tartışmaları köpürterek gündemde tutmaya çalışıyor. Genel kabul görmüş isimleriyle paralellerin gazete ve televizyonları, internet siteleri Diyanet’i tartışma zemininde tutabilmek için ciddi gayret sarfettiler. Paralellerin (genel kabul görmüş isimleri bu olmasına rağmen, biz bunlara kendi adlandırmalarından hareketle hizmetçiler diyoruz) kendilerini temsil eden isimleri Diyanet’in kurum olarak kaldırılması üzerine pek kalem oynatmasalar da besleme kadrosundan gazete ve televizyonlarında istihdam edilen kalemler çekinmeden görüşlerini dile getirdiler. Zaten görüşlerini dile getirirken çekinmelerine de gerek yok. Görüşünü dile getirirsin ve çekilirsin, kabul görür görmez bunu denetleyemezsin. Kabul ettirmek için türlü kumpaslar, türlü ittifaklar, türlü tehditler içine girmezsin. Adam gibi çekilirsin köşene.

Diyanet’in bu kadar tartışma mevzuu olmasının, kaldırılmasının teklif edilmesinin ardında başka hesapların olduğu belli. Bunu hizmetçiler ima bile etmeden etrafı kışkırtmakla idare ettiler durumu. Etki (yoksa esirleri mi desek?) edebildikleri tüm kesimleri Diyanet tartışmasının içine çekmeyi başarabildiler. MHP’yi Devlet Bahçeli’yi bile bu Diyanet tartışmasının içine çekebilmeyi de nihayet geçtiğimiz hafta başardılar. Tebrik etmek gerekiyor!

Diyanet tartışılırken kullanılan malzemeler üzerinde durmayacağız bu yazıda. Bunu belki bir başka yazıda yaparız. Tartışmaların hepsini bir kenara bırakarak son anda dile getirilen bir meseleyi hatırlatalım evvel emirde!

Hizmetçiler Diyanet meselesinde nihayet ağızlarındaki baklayı çıkardılar: Kendi Diyanetlerini kurmak. Bunu da nereden çıkarıyorsun demezsiniz umarım! Geçtiğimiz Pazar günü hizmetçilerin gazetesinde bunu açıktan yazdılar. Köşe yazarının adı Ali Yurttagül. Kendisi hizmetçi midir bilmemem. Hatta hizmetçileri temsil eder mi onu da bilemem. Fakat hizmetçilerin gazetesinde kendisine bir köşe verildiğine göre hizmetçi değilse bile, en azından hizmetçilerin fikirlerine önem atfettikleri biri olmalı. 31 Mayıs Pazar günü yayınlanan köşesinde bu zat alenen şunları yazdı:

Devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durmasını sağlamak için iki alternatif arasında seçim yapmak zorundayız: Tüm inanç gruplarının kendi kurumlarını oluşturan bir yapılanmaya doğru gitmesine izin vermek (vurgu bana ait A. S.)  veya Diyanet’i tüm inanç gruplarına açmak. Biliyorum, iki alternatifin de gerçekleşmesi kolay, artık 28 Şubat kültürüne sahip çıkan bir AKP ile ise mümkün değil. Ama vatandaşlarımızın inanç özgürlüğüne, dinlere, din adamlarına saygı bu reformu gerektiriyor. Başarabilirsek Diyanet İşleri Başkanı’nı kimse…

diye devam ediyor hizmetçilerin gazetesindeki yazı. Yazıya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.