YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Geçen gün ömürdendir
12 Ocak 2016 09:25

Hatıratların önemi üzerine bir şeyler söylemek neredeyse zait hale geldi. Geldi, çünkü birtakım hatıratlar vasıtasıyla, o hatıratlarda karşımıza çıkan bazı bilgi, ya da ayrıntıların bize ne türden pencereler açtığının önemi görmezden gelinemez. Birçok yanlış bilgimizi, yanlış bakış açılarımızı hatıratlarda karşımıza çıkan ayrıntılarla değiştirdiğimiz vakidir.

Bu kısacık girişi yeni bir kitaptan söz etmek, bir hatırattan bahsedebilmek amacıyla yaptık. Ertan Yülek, bilenler bilir 1960’lı yıllardan bu yana bürokrasinin tam göbeğinde, siyaset dediğimiz şey her ne ise işte onun tam da göbeğinde yer almış milliyetçi, muhafazakâr bir şahsiyet. DPT Müsteşar Yardımcılığı ve Vekilliği, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı gibi bürokrasinin tepe noktalarında görev yapmış, bununla 1995 – 1999 yılları arasında Refah Partisi bünyesinde Adana milletvekili olarak TBMM çatısı altında da görev yapmış biri. Refah Partisi’nin 28 Şubat sürecinde kapatılması üzerine milletvekilliğini Fazilet Partisi’nde sürdürmüş.

Ben Ertan Yülek’i 1984 yılı ilkbaharında tanımıştım. Alman Kültür’ün hemen arkasında kurulan ESAV’da bir nevi konferans sayılabilecek bir konuşma yapmıştı. İlk defa orada görmüştüm. ESAV resmi kuruluşunu gerçekleştirmeden Alman Kültür’ün hemen arkasında bir daire kiralamış ve ben de oranın ilk çaycılığını yapmıştım! Kültür sanat dünyasından gelmediği için ismini de daha önceden duymamıştım! Onun İTÜ mezunu olduğunu, DPT’nin önemli bir dairesinin başında bulunduğunu da bilmiyordum! Bizim için o yıllarda edebiyatla, kültürle, sanatla bir biçimde ilgisi olmayan kişiler bürokrasinin tepe noktasında da olsa önemli kişiler değildi çünkü! İsmini bilmesek de olurdu! Bilmesek de olurdu, çünkü bürokrasi denilen çarkın içinde insanların yıpranmadan, kimlik ve kişiliklerini törpülemeden ayakta kalabileceklerine inanmıyorduk! Üstelik serde radikallik denilen bir tavra duçar olmanın serkeşliğiyle de maluldük! Onun için o akşam neler anlattığını, bende bıraktığı izlenim de silinip gitmiş hafızamdan!

1984 yılında ilk defa gördüğüm ve tanıdığım Ertan Yülek’in büyük oğluyla 1993 yılından itibaren iyi bir dost olduk ve daha yakından tanımaya başladım. Üstelik benim bürokrasiye bakışım da eski keskinliğini epey törpülenmişti! Neyse, bu yazının amacı Ertan Yülek’in bende bıraktığı izlenimleri anlatmak, benim bürokrasi hakkındaki, devlet hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimin nasıl değiştiğini, şu an hangi noktada olduğunu anlatmak değil.

İşte Ertan Yülek sonunda hatıralarını yayınladı: Ömürdür Gelir Geçer. Hatıratı Cümle Yayınları okur karşısına çıkardı. Hem de kalın, çok sayfalı bir hatırat olarak kitapçı vitrinlerindeki yerini aldı hatırat. Ömürdür Gelir Geçer neredeyse 750 sayfa kalınlığında bir kitap. Neredeyse diyorum, çünkü kitap 744 sayfa. Hatıratın Sunuş yazısını M. Recai Kutan kaleme almış. İTÜ’den Sayın Kutan’dan 10 yıl sonra mezun olduğunu bu sunuş yazısından öğreniyoruz. Kutan’ın ifadesiyle 50 yıldır tanıdığı Ertan Yülek Milliyetçiler Derneği’nde Genel Sekreterlik de yapmış.

Ertan Yülek, daha kitabın başında bir nevi sebeb –i telif sayılabilecek bir rüyasını anlatıyor:

Erbakan Hoca’yı rüyamda gördüm. Bana ‘Ne yapıyorsun?’ diye sordu. Ben daha cevap vermeden Recai Kutan Bey ‘Hocam! Ertan şimdi hayatını kameraya anlatıyor sonra bunu kitaplaştıracak’ dedi. Bunun üzerine Erbakan Hoca ‘Üç şey önemli! (hayattayken de bir şeyi hep maddeler halinde söylerdi.) Birincisi; hayatı yazılacak olan şahsın kendisi. İkincisi; anlattığı olayların önemi. Üçüncüsü de; bunu eser haline getirecek olan kimsenin mahareti. Peki bu çalışmayı kimler yapacak?’ diye sordu. Ben de ‘Sabahattin Zaim ve Nevzat Yalçıntaş’ın hayatını kameraya çeken ekip’ diye karşılık verdim. ‘İnşallah hayırlı olur devam et!’ dedi ve uyandım. Gece yarısı civarıydı. Kalktım ve âdetim olmamasına rağmen unutmamak için rüyamı yazdım.

Kitabın başında anlattığı bu rüya üzerine mi hatıralarını yazmaya başladığı, yoksa hatıralarını yazarken mi bu rüyayı gördüğünü anlatmayan Ertan Yülek’in bu rüyadan sonra hatıralarını yazdığı gibi bir kanaat meydana geldi bende. Çünkü bu rüyayı hatıratına Giriş niyetine koymuş Ertan Yülek.

Kitap daha geçtiğimiz hafta sonu geldi matbaadan. Hatıraları okumaya başladım. Kitabın sayfalarını karıştırırken birtakım ilginç bilgilerle yüz yüze geldim! Gazeteci gözüyle okunduğunda hatıralar arasında o kadar çok manşetlik malzeme var ki şaşar kalırsınız! Gazetecilik yapanların didik didik etmesi gereken bir hatıratla karşı karşıyayız sizin anlayacağınız! Şu an fiilen gazetecilik yapıyor olsaydım, sadece karıştırdığım sayfalardan bile en az 5 – 6 tane manşetlik haber çıkarırdım! Fakat artık kitap okuyan gazetecimiz kalmadığı için bu ayrıntıların görüleceğini ve manşet üstüne manşet çıkarılacağını sanmıyorum! Belki AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı üzerine gazetecilik yapan kesimler okur, ya da en azından gözden geçirirlerse TİKA’nın kuruluşuyla ilgili, Marmaray’ın inşasıyla ilgili Hükümete ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmak için malzeme bulurlar ve bu malzemeler üzerinden bir ihtimal manşet kotarabilirler! Mesela TİKA’nın temellerinin Ertan Yülek’in Türk Cumhuriyetleriyle ilgili Başdanışmanlık yaptığı dönemde atıldığını görürler ve AK Parti Hükümetleri’nin dış yardımlarda, dış yatırımlarda yüz akı bu kurum üzerinden saldırı devşirebilirler! Ya da mesela Marmaray’ın projesinin Ertan Yülek’in Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı olduğu dönemde hazırlandığından hareketle yüzyılın projesine ve bu proje üzerinden AK Parti Hükümetleri’ne saldırı malzemesi türetebilirler! Tabii ki bunu yapmak için “Devlette devamlılık esastır” gibi bir kaideyi göz ardı etmeleri gerekebilir, ama bunu yapmalarını da onlardan bekleyemeyiz! Bekleyemeyiz, çünkü şu anda yapılan gazeteciliğin gazetecilikle, kamuoyunun bilgi almasıyla falan uzaktan yakından herhangi bir ilgisi kalmış değil! Yapılan gazetecilik tamamen edepsizlik üzerine bina edilmiş vaziyette!

Bu arada hemen meraklıları için hatırlatalım: Bugün Ertan Yülek ATO’daki kitap fuarında Ömürdür Gelir Geçer isimli hatıratını imzalayacak! Hatırlatalım istedik!     

b_omurdur_gelir_gecer.jpg

Ali Sali (sabiherden@gmail.com)

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Bilgemiz Aliya için Hece’den özel sayı 04.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.