YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Evet, yürüyüşün yeter Reis
02 Ocak 2016 07:20

Hepiniz hatırlayacaksınız, televizyonlar canlı yayınladı çünkü geçtiğimiz hafta Cuma gecesi İstanbul’da Necip Fazıl Ödülleri töreninde heyecanı doruğa çıkaran sahneler yaşandı. Belki de o sahnelerin yaşanması yüzünden ödüller hakkında herkes ileri geri laflar etti. Yaşanan o sahnelerden biri üzerine birkaç çift laf etmek bizim de üzerimize vazife haline geldi desek abartmış olmayız!

Necip Fazıl Saygı Ödülünü alan Rasim Özdenören sahnedeyken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı kastederek bir cümle kurdu ve salonda yer yerinden oynadı. Neydi o cümle? “Yürüyüşün yeter”. Bu cümlenin Rasim Ağabey’in ağzından çıkmasıyla birlikte salon inledi, yer yerinden oynadı. O cümlenin dile getirilmesinin öncesinde yaşananları, salondaki atmosferi, Rasim Ağabey’in heyecanını falan hiç hesaba katmadan, o cümlenin hedefi tam da onikiden vurduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Rasim Ağabey’i bilenler bilir, bu ve benzeri cümleleri birisi hakkında kurarken, hele bu cümleyi seslendirirken bir hesap üzerine kurmaz ve seslendirmez. Kendiliğinden gelişir ve taşı gediğine koyan bir cümle haline dönüşür. Kurulan cümle ister övgü olsun, ister yergi, isterse eleştiri olsun fark etmez. Dile geldiği gibi cümle olarak ağızdan çıkar. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için kurduğu o cümle de o anda ve o atmosferde hesapsız kitapsız kurulabilecek ender cümlelerden biriydi. Canlı yayını izleyenler atmosferi hatırlayacaklardır, o cümlenin dışında bir cümle salonu dolduran kalabalığı o kadar hareketlendiremez, o kadar heyecanlandıramazdı.

Salondaki o coşkunun yaşanması, o coşkuya şahitlik etmek muhtemelen birilerini çok fazla rahatsız etmiş olmalı. Daha ikincisi verilmiş olmasına rağmen Necip Fazıl Ödülleri aleyhine o kadar farklı çevre, o kadar aleyhte cümleler kurdu ki, insanın havsalası almıyor! Sosyal medyada sanki eleştirmedik çevre kalmamış. Ben izlemedim, ama bir kısmına şahit olanların aktardıkları kadarına vakıf olabildim. Ve o eleştirilerin hiçbirini de ciddiye almadım. Hem kendim görmediğim ve okumadığım için ciddiye almadım, hem de o eleştirel cümleleri kuran kişilerin kimliğine vakıf olmadığım için ciddiye almadım, hem de Senail Özkan hariç ödül alanların hepsini tanıdığım ve ödül alanların hepsinin ödülü hak ettiğine inandığım için ciddiye almadım.

Rasim Ağabey eleştirilerden birini ciddiye almış ve önceki gün (Perşembe) Yeni Şafak gazetesindeki köşesinden cevap vermek zahmetine katlandığı için benim de o konuda bir iki laf etmem boynumun borcu haline geldi. Biliyorsunuz Ahmet Hakan Coşkun diye biri var ve bu kişi Türkiye düşmanı her hareketi destekleyen, onlara hiç olmadı lojistik destek veren Hürriyet gazetesinde köşe kadılığı yaparak kendince güya yazı yazıyor. Ve yine biliyorsunuz kendileri bu mahalleyi terk ettikten sonra “elifi görse mertek sanır” derekesine kadar düştü. Kurulduğu köşesinden sahipleri adına, terk ettiği mahalleye karşı duyduğu her zil sesiyle havlamaya başlıyor, tıpkı Rus bilim adamı Pavlov’un köpekleri gibi. Şimdi bu zat okumuş olduğunuz şu son cümleyi bile anlamaktan aciz olduğu için kendisine köpek diyerek hakaret ettiğim gibi bir zehaba kapılabilir! Okuduğunu anlayamayacak kadar idrak yoksunu olduğu için o cümledeki bazı kelimelerin birer metafor olduğunu, metaforlarında ta Aristo’dan bu yana bir şeyi olmadığı bir şeye benzeterek kurulduğunu da kavrayamadığından (yoksa bilmediğinden mi desek!) o kelimeleri düz anlamlarıyla algılayacaktır!

Mahalleyi terk ettiği günden bu yana kalemini denaate kiraladığı için anladıklarını da takındığı tüm denîliğiyle saldırı unsuru olarak kullandığından, anladığını da anlamaz olarak görünmekte. Belki öylesi işine geldiği için simgesel bazı kelimeleri, mecazî bazı anlamları düz anlamıyla görmeye ve göstermeye çalışmakta. Ardından da kelimenin düz anlamından hareket ederek birilerine, ya da bir kesime veyahut da terk ettiği mahalleye saldırı malzemesi olarak kullanmakta. Bunların hepsi tabii kendi tıynetinin bir göstergesi olarak vücut bulmakta.

Yürüyüşün yeter” cümlesinin Rasim Ağabey tarafından Cumhurbaşkanımız için dile getirilmiş olması bu zatı çileden çıkarmış olmalı ki boyuna, performansına, sakalına bakmadan kendince saldırıya geçmiş. Üstelik yaşı kadar kitabı olan, Türkiye’nin yaşayan en büyük hikâyecilerinin başında gelen Rasim Özdenören’e karşı saldırıya geçmiş! Mahalleyi terk ettikten sonra “elifi görse mertek sanır” fehvasınca o cümledeki yürüyüş kelimesinin bir metafor değerinin olduğunu da göremeyecek kadar gözlerini sımsıkı kapatmış kelimelerin anlamına karşı!

Bak Ahmet Hakan Coşkun, senin yaşın daha küçük, bekle biraz büyüyünce öğrenirsin diyeceğim, ama sakalındaki kıllar bile ağarmış, muhtemelen başka yerlerindeki kılların ağardığı gibi. Yürüyüş kelimesinin metafor olarak neye karşılık geldiğini öğren, diyeceğim ama buna da zekan yetmez! Sen iyisi mi otur oturduğun yerde ve sahiplerinin talimatını nasıl yerine getirmen gerekiyorsa öyle yerine getir, ama bırak Rasim Ağabey’in kurduğu cümleleri anlamak için uğraşmayı. Senin aklın da, zekan da yetmez o cümlelerin anlamını kavramaya. Ha, diyorsan ki “Ben zaten sahiplerimin talimatını yerine getiriyorum”, orası başka. O zaman farklı konuşuruz! Sen git kumda oyna. Senin aklın ermez yürüyüş kelimesinin ne anlama geldiğini çözmeye! Senin kapasiten yetmez metafor kelimesini anlamaya! Hem yürüyüş, hem de bu kelimenin metaforik anlamı ancak mahalleye havlamayı bıraktığın zaman anlayacağın bir anlama sahiptirler!

Bu arada Rasim Ağabey’e de haddimiz olmayarak bir istirhamda bulunacağız: “Aman ağabey, AHC gibi “elifi görse mertek sanacak” kişileri lütfen muhatap almayın, anlara cevap falan vermeye kalkışmayın. Onlar muhatap alınacak kişiler değil. Siz eğer onları muhatap alırsanız onlar kendilerini “fasulye gibi nimetten sayacaklar” sonra! Bırakın onları biz muhatap alalım, cevap verilmesi gerekiyorsa biz cevap verelim. Siz onların adını anarak bile olsa kaleminizi kirletmeyin lütfen!

Evet Rasim Ağabey’in de tekraren dediği ve sözünün arkasında durduğunu teyit ettiği gibi “Yürüyüşün yeter Reis”. Sen onları kaale bile alma!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.