YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Dünya kadıya da Süleyman’a da mülk değilmiş
20 Haziran 2015 08:01

Çocukluğumuzdan beri ismine aşina olduğumuz Süleyman Demirel de müteveffa kişiler arasına katıldı. Müteveffa oluşunun dördüncü günü bugün ve ancak bugün toprağa emanet edilecek temizlenmek üzere. Merhum mudur, mağfur mudur? O hâlini ancak bizi ve onu yaratan bilir. Rahmeti, mağfireti bizim tahayyülümüzü zorlayacak kadar engindir. O hâl ile biz ilgilenmiyoruz. Biz ancak müteveffanın hayattayken yaptıklarına bakarak bir şeyler söyleyebilecek konumdayız. Tevarüs ettiğimiz kültürümüz bize ölünün arkasından kötü konuşmanın takbih edilecek bir davranış olduğunu söylüyor. Takbih edilmeyi göze alarak toprağı bol olsun Süleyman Demirel’in muktedir olduğunu sandığı son döneminde bu millete ve bu milletin değerlerine ettiği kötülükleri hatırlatmak istiyoruz.

Bugün genç olanlar hatırlamazlar gerçi, ama bundan 18 yıl önce Türkiye’nin üzerinden 28 Şubat tesmiye olunan bir silindir geçti. Bu silindir Türkiye’deki bankaların içinde bulunan 60 milyar dolar civarında bir parasının banka sahipleri tarafından talan edilmesini de beraberinde getirdi. Bankaların sahipleri tarafından talan edilen bu 60 milyar doları her zaman olduğu gibi yine bu gariban millet ödedi. Bankalarını talan eden bu zatlar Demirel’in makbul adamları idiler. Merhum Turgut Özal’ın başbakanlığından sonra ilk defa bu milletin hem ekonomik olarak, hem de siyasî olarak önünü açan bir koalisyon hükümeti de bu silindirin altında kaldı. Yerine gelen hükümet ise Başbakanlık Başmüşaviri Profesörleri daktilo memuru, Başbakanlık Özel Kalem Müdürünü evrak memuru yaparak bürokratlar üzerinden ikinci bir silindir olarak geçmişti. Başbakanlık koridorlarında, bakanlıkların koridorlarında imam hatipli avına çıkılmıştı. Binlerce memur 28 Şubat silindirinin altında perişan hale getirilmişti. Dönercinin, mahalle bakkalının yeşil sermaye olarak fişlendiği bir dönemdi. TSK’nın tankları ise gözdağı vermek için Ankara’nın Sincan ilçesinin caddelerinde dolaştırılmıştı. Kurtlar Medyasının iki büyük gazetesinden birinin foto muhabiri tankların resmini çekemedi diye, TSK’nın tankları Sincan caddelerinde tekraren geçirilmişti. Kurtlar Medyasının pijamayla Başbakan karşıladığı dönemden bahsediyoruz.

İyi de bunlarla toprağı bol olsun Süleyman Demirel’in ne alakası var diye bir soru gelebilir akla! Alakası şu:

O dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’di. Galiba önceki gün yazdı, o dönemde Cumhuriyet gazetesinde muhabirlik yapan Yusuf Özkan, Köşk’te Demirel’in Ispartalılara verdiği iftar yemeğine katılmış. Henüz meşhur 28 Şubat 1997 tarihli MGK Toplantısı yapılmamış. İftarda Cumhurbaşkanı olarak Demirel hemşehrilerinden “Bu hükümeti yıkın” gibi çok sert taleplerin olduğu bir konuşma yapmış! Cumhurbaşkanına söz verdiği için bugüne kadar yazmadığını açıkladı dönemin Cumhuriyet gazetesi muhabiri. Bu şimdilik bir köşede dursun!

Yeni Şafak gazetesinde çalışırken 28 Şubat sürecinde 1994 Ağustos ayına ait bir belge geçmişti elime. O belge de Cumhurbaşkanı’ndan birtakım taleplerde bulunuyordu. Yazıyı Cumhurbaşkanı’na yazanlar ise bir dönem ismini çok duyduğumuz Encümen –i Dâniş mensubu kelli ferli emekli büyük zatlardı. Cumhurbaşkanı olarak olaylara müdahale etmesini, tırnak içinde “İslâmcı yükselişi” durdurmasını istiyorlardı. Bunun temini için de atılması gereken birtakım adımlar öneriyorlardı. Encümen –i Dâniş mensuplarının yapılmasını istedikleri her şeyin 28 Şubat Kararları olarak maruf kararlarda yer aldığını görmüştüm!

Yine o dönemde Cumhurbaşkanı olarak merhum ve mağfur Necmettin Erbakan’ın kendisine emanet ettiği belgeleri dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya teslim ettiği ortaya çıkmıştı. Yine o dönemde Susurluk kazasıyla ilgili birtakım belgeleri de yanlış ellere teslim ettiği ortaya çıkmıştı.

Haziran 1997’de ise koalisyonun diğer ortağı DYP’ye hükümet kurma görevi vermek yerine DYP’den kopan bir milletvekiline vermişti görevi. Sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. Müteveffa Demirel, 28 Şubat sürecinin en ağır olduğu dönemde Merve Kavakçı’ya ise salt başörtüsünden dolayı “ajan provokatör” suçlamasında bulunmuştu. 28 Şubat sürecinin hafiflemeye başlar gibi olduğu bir dönemde ise başörtülü kızları “Suudi Arabistan’a gitmeye” davet etmişti! Müteveffa olmadan 10 gün önce “ajan provokatör” olarak suçladığı Merve Kavakçı’nın kardeşi başörtüsüyle İstanbul’dan milletvekili seçildi. Demirel’in nefret ettiği başörtüleriyle tam 23 adayın milletvekili olarak seçildiğini öğrenerek göçtü bu dünyadan toprağı bol olsun Türkiye’nin dokuzuncu cumhurbaşkanı!

28 Şubat tesmiye olunan bu milletin değerlerinin düşmanı darbenin başında dönemin Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel vardı. Bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 28 Şubat silindirinin mağdur ettiği siyasetçilerden biriydi. Okuduğu bir şiir bahane edilerek belediye başkanlığı görevinden alındı ve mahkûm edilerek Pınarhisar Cezaevi’ne konuldu. Yine dönemin Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe de görevinden alındı ve siyaset yasağı getirildi.

Mahalle bakkallarının, dönercilerin bile fişlendiği o dönemde üniversitelerden de birçok akademisyen işlerini kaybetti. O akademisyenlerden bir arkadaşımız vardı ki onun ölümünün sorumlusu 28 Şubat sürecinin başındaki kişi olarak Süleyman Demirel’dir. Kırıkkale Üniversitesi’nden fişlenme sonucu atılan Allah mekânını cennet etsin şair dostumuz Nazir Akalın’ı intihara sürükleyen kişidir kendileri.

Cumhurbaşkanlığı yaptığı için Devlet protokolü uygulandı cenazesinde. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı uygulanmakta olan bu protokolden dolayı mazur görebiliriz belki. Fakat cenaze namazı Müslümanların üzerine farz –ı kifaye olan bir ibadettir. İyiliğine şahadet etmek de öyledir muhtemelen! Bu milletin değerlerine her zaman düşmanlık etmiş birinin cenaze namazına katılmayı, onunla yetinmeyip bu milletin değerlerine düşmanlık ettiği bariz bir biçimde ortaya çıkmış birinin iyiliğine şahadet etmeyi ise anlamakta her zaman zorluk çekeceğim!

Onuncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için de mi aynı şey yapılacak şimdi!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.