YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Cümleten Hece’deydik
14 Temmuz 2015 09:36

Mübarek Ramazan ayının sonuna geldik artık. Şunun şurasında tutacağımız birkaç oruç kaldı. Oruçlarımızı uzun yaz günlerinde tutmuş olmamıza rağmen, ülkemizin bazı bölgelerinde bir de yaz sıcaklarının bastırması yüzünden belki zorlananlarımız oldu. Fakat özellikle Ankara’da oruç tutanlar için yaz sıcakları biraz iltimas geçti! Ankara’da birkaç gün hariç yaz sıcaklarını oruçlu olduğumuz günlerde pek hissetmedik. Mevsimin Ankara’da oruç tutanlara bir iltimasıydı bu serinlik! Oruca sadece Allah rızası için yerine getirilen bir ibadet olarak bakanlar açısından yaz sıcaklarının da, uzun günlerin de olumsuz bir etkisi olmuyor şükür. Sadece Allah rızası için yerine getirilen bir ibadette bu neviden zorlayıcı dış etkenlerin şükür ki böyle olumsuzluğu ve caydırıcılığı yok. Yok, çünkü bu neviden ibadetleri yerine getirmek kişide içsel bir karşılık buluyor! Başka herhangi bir etken bu ibadetleri yerine getirmek için insanı zorlasa da etkili olamaz.

Sadece Allah rızası için yerine getirilen ibadetlerden en belirgin olanıdır oruç. Ve Oruç Allah rızası için olduğu halde gizli bir ibadettir de bildiğiniz gibi. Gösterisi, gösterişi olmayan bir ibadettir de oruç aynı zamanda. Siz söylemezseniz, siz aşikâr etmezseniz kimse sizin oruç olduğunuzu, ağzınızın mühürlü olduğunu bilemez. Zaten gizli olduğu için eğer mükâfata değer görülmüşse onun mükâfatını verecek olan da Allah’tır. Bir kutsi hadiste de zaten “Oruçlunun ağız kokusu kadar güzel bir şey yoktur benim için” buyrulmuştur. Oruçlunun ağız kokusu gibi, oruçlunun iftar öncesi yüzündeki sararmışlık da gören göz için ne de güzel bir görüntü oluşturur. Oruçlunun iftar öncesi yüzündeki o sararmışlığa dikkatimizi çeken galiba şair dostumuz Erdal Çakır idi. Oruçlunun yüzündeki o sararmışlık bize Kur’anî bir kavramı da hatırlatıyor: Sıbğatullah. Yani Allah’ın boyası ile boyanmak. İnsanın yüzünün o kadar sararmasına sebep olabilecek bir ibadeti Allah rızası dışında ne temin edebilir ki? Onun için zaten Allahın boyası ile boyanmak deniyor bu neviden hallere!

Az yukarda bir deyim kullandık: Ağzı mühürlü. Deyim olarak “Ağzı mühürlü olmak” deyimi artık duymadığımız deyimlerden biri. Buna benzer daha ne deyimler var unuttuğumuz Ramazan’a dair, oruca dair. Tevarüs ettiğimiz kültürde ibadetler göz önünde alındığında öyle ayrıntıların öylesine tezyin edildiğini görüyoruz ki, bu ayrıntılardan haberdar oldukça şaşırıp kalmamamız mümkün değil. Bilenleriniz bilir, Ramazan bu toprakların insanları için otuz günün otuzunun da tüm ayrıntılarıyla tezyin edildiği bir aydır. Bazılarını hatırlattığımızda hemen hatırlayacaksınız bu tezyin edilen ayrıntıları. İmsaktan başlar bu güzelleştirmeler ve bir sonraki sahura kadar günün her saati tezyin edilmesiyle devam eder. Hem de tüm ibadetleriyle, tüm dinlenmeleriyle güzelleştirilmiştir bu ayrıntılar. Mesela son yıllarda yeniden ibadet hayatımız içine dâhil edilmeye çalışılan ve sadece bu topraklara has olduğunu sandığımız ibadetler var. Enderun Teravihi tezyin edilmiş ibadetlerimizden biridir mesela. Bilenleriniz hemen hatırlayacaktır, Enderun Teravihi eğer imam teravihi ikişer rekât olarak kıldırıyorsa her iki rekâtta, eğer dörder rekât olarak kıldırıyorsa her dört rekâtta farklı makamda Kur’an tilavetiyle kılınır. Enderun Teravihi deyince hemen Cumhur Müezzinliği de aklımıza gelenler arasında olması gereken ve yine unuttuklarımız arasındadır. Teravihi kıldıran imam müezzin, ya da müezzinlerin dört (ya da iki) rekât arasında okuduğu salâvat ve ilahilerin makamında bir sonraki dört rekâtta devam eder. Isfahan makamından başlayıp, saba – hüseynî – evc – rast – segâh gibi makamlarda Kur’an tilavetiyle kılınan teravihin, aralardaki salâvat ve ilahilerin tadına doyum olur mu? O teravihin yirmi rekât olması kılanlar açısından hiç de uzun değildir mesela. Bu neviden teravih namazları da unuttuğumuz ibadetlerimiz arasına karıştılar ne yazık ki. İstanbul’da birkaç camide Enderun Teravihi kıldırıldığını duyuyoruz. Muhtemelen bu camilerimizde kılınan teravihlerde Cumhur Müezzinliği de devrededir.

Teravih deyince, bu ibadetimizle alakalı bir başka ayrıntıyı daha hatırlatalım: Hatimle Teravih. Bu ülkenin neredeyse tüm ilçelerinde, tüm illerinde hatimle teravih kılınan camiler mevcut. Hatta bu camilerimizin bir kısmında yüzyıllardır hatimle teravih kılınıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu camilerimizde bu âdette herhangi bir değişiklik oldu mu ne yazık ki biz bilmiyoruz. Muhtemelen bilenler vardır. Özellikle Türkçe Ezan safsatasının ardından yüzyıllardır hatimle teravih kılınan bu camiler özel bir takibe maruz kaldılar mı, bunu biz bilmiyoruz. Özel bir takibe maruz kaldılarsa bile bu camilerimizde hatimle teravih geleneğine ara verilmediğini düşünüyoruz. Çünkü hatimle teravih kılınması bu millet için önemli bir güzellik meselesidir. Hem mübarek Ramazan ayı güzelleştirilmiş olur, hem de ibadetler. Bir camide Hatimle Teravih kılınıyor olması övünülecek bir ayrıcalık olarak sunulur. 2011 yılı Mayıs ayının ikinci yarısında Sancak’a bir belgesel çekimi için gitmiştik. Bugün Sırbistan sınırları içinde kalmış ve Evlâd –ı Fatihân’ın o bölgede ilk mesken tuttuğu yerlerden biri olan Sancak’ta Yenipazar’da dostlarımızın bizi Cuma namazını eda etmeye götürdüğü caminin bir özelliğiyle övünmüşlerdi: “Bu Ramazan’dan itibaren bu camide hatimle teravih kılınacak.” Daha önceleri de hatimle teravih kılınan bir camiymiş, ama komünist rejimin hükümran olduğu dönemde hatimle teravih kıldıracak Hâfız –ı Kur’an kalmamış. Onun için bir müddettir hatimle teravih kılınan bir camisi kalmamış Yenipazar’ın. Tekrar o günlere erişmiş olmanın gururuyla övünüyorlardı. Sanki “Artık bizim de hatimle teravih kılabileceğimiz bir camimiz oldu çok şükür” der gibiydiler. Bu millet için bu kadar önemlidir hatimle teravih kılınan camilerin olması.

Ramazan âdetlerinden mesela unuttuklarımız arasında diş kirası tesmiye olunan bir âdetimiz ve deyimimiz de var. Tabii diş kirasının olabilmesi için başlangıç itibariyle bir iftar davetinin olması gerekiyor. Bu âdeti de hatırlatıp geçelim. Geçtiğimiz Cuma günü böyle bir iftar davetindeydik. İftar sahibi Harf – Hece – Kelime ve Cümle Yayınları’nın sahibi Ömer Faruk Ergezen’di. İftarın onur misafiri ise Rasim Özdenören’di. Rasim abi yeni dönemde edebiyat dergisi Hece’nin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. İftarda Rasim abinin yanı sıra Ebubekir Eroğlu – Arif Ay – Erdal Çakır – Muhsin Mete – Ali Ulvi Temel – Ali Karaçalı – İbrahim Demirci – İbrahim Eryiğit – Mehmet Aycı – Yusuf Turan Günaydın – Selma Günaydın – Hayriye Ünal – Mehmet Kahraman – Bülent Ata – Merve Koçak Kurt – Zelkifil Yıldırım gibi hem Hece dergisinin, hem de edebiyat dünyamızın kalem erbapları vardı. Bir de tabii benim ismini maalesef bilmediğim genç kalemlerin yanı sıra genç akademisyenler de misafirler arasında yer alıyordu. Derginin teknik hizmetlerini yürüten Sarakusta’nın emektar çalışanları, Hece’nin emektar çalışanları da iftarın misafirleri arasındaydı.

hc1.jpg

Yayınevleri bünyesinde çıkan iki tane edebiyat dergisi var: Hece ve Hece Öykü. Hece dergisi ikinci dalyasını da devireli neredeyse iki yıl oluyor. Hece Yayınları 350’ye yakın kitap yayınladı. Yayınevinin genel yayın yönetmenliğini Edebiyat dergisindeki ürünleriyle tanıdığımız Ali Ulvi Temel yürütüyor. Aynı çatı altında yeni kurulan ve geçtiğimiz aylarda ilk kitaplarını yayınlayan Cümle yayınları ise belli alanlarda yayın yapacak: Hatırat – Günlük – Söyleşi – Mektup – Gezi. Şimdiye kadar yirmiye yakın ve hem baskı ve hem içerik kalitesiyle göz dolduran kitapları okurun hizmetine sundu bile. Yayınevinin başında ise Muhsin Mete var.

hc2.jpg

Bu kadar edebiyatçının bir arada olduğu iftarda doğal olarak edebiyat konuşuldu, kitaplar konuşuldu, dergiler konuşuldu. Edebiyatçılar üçer beşer kişi bir araya gelip hem gündemlerini dile getirdiler, hem de gelecek tasarımlarını.

hc3.jpg

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.