YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Bünyân –ı Mersûs’un Kilit Taşıdır Tayyip Erdoğan (3)
26 Eylül 2015 17:29

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın zayıflatılması, hatta devrilmesini temin etmeye dönük saldırıların siyasî anlamı üzerine dikkat çekmeye çalıştığımız bu yazılar için İslâm düşüncesinin üç temel isminden biri olan İbn Arabî’den önemli bir açılımla hitama ermesinin uygun olacağını düşündük. İbn Arabî, yazıların belkemiğini oluşturan bünyân –ı mersûs kavramı ile ilgili ciddi bir açılım olarak görülebilecek bir değerlendirmede bulunuyor: Şeytanların yolları – yaratıkların yolları ayrımından hareketle bakıyor kavrama. İmam Gazzali – İbni Teymiyye ile birlikte İslâm düşüncesinin üç temel direği arasında zikredilen Endülüslü İbn Arabî, bilenler bilir, aynı zamanda Anadolu’yu ve Osmanlı düşüncesini mayalayan en önemli isimdir.

İbn Arabî’nin en kapsamlı eserlerinden biri olan Fütühat –ı Mekkiyye’nin tüm ciltleri Türkçeye çevrildi. Fütühat’ı okurun hizmetine sunan yayınevi Fütühat ciltlerini konularına göre parçalayarak müstakil kitaplar halinde de yayınlamaya başladı. Fütühat’tan ilgili bazı bölümlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan müstakil kitaplardan biri de geçtiğimiz aylarda Aşk Risalesi ismiyle okurun hizmetini yerine getirmek maksadıyla raflardaki yerini aldı. İşte müstakil bir kitap olarak yayınlanan Fütühat’ın bu bölümlerinde “Allah’ın peygamberine uyma emri” ismini taşıyan kısmında ele alıyor bünyân –ı mersûs kavramını:

Allah, kendi yolunda özel bir nitelikle savaşanları sever. Allah şöyle buyurur: ‘Allah kendi yolunda savaşanları sever. Sanki onlar birbirini tutan bir binaya benzer’. Burada safta gediğin bulunmaması kastedilir. Çünkü saflardaki gedikler, şeytanların yollarıdır (vurgu bana ait A. S.). Yol ise, birdir ve O’nun yoludur. Noktalardan ortaya çıkan bu çizgi kesilip birbirine bağlı (mersûs) olmazsa, çizgi ortaya çıkmaz. Amaç ise, çizginin varlığıdır. İşte bu ayette geçen Allah’ın yolunun varlığı için ‘mersûs’un anlamıdır. Öyleyse Allah’ın yolunun ortaya çıkması için gayret göstermeyen kimse, Allah ehli değildir. Nitekim namaz kılanların safları bitişip insanlar omuz omuza gelmediği sürece, o saf Allah yolunda olmuş olmaz.

Şimdilik alıntının bu kadarı yeter. Mübarek âlim ve bilge kişinin dikkat çektiği üç önemli kavram var: Saf – gedik – şeytanların yolları. Allah’ın yolu kavramını bu bağlamda hesap dışı bırakıyoruz. Hesap dışı bırakıyoruz, çünkü bu kavram zaten diğer kavramların ortaya çıkmasının varlık sebebini oluşturuyor. İbn Arabî değerlendirmesinin ilerleyen safhalarında saflardaki gedik ve bu gedikleri oluşturan kişilere özel bir vurgu yaparak onları şimdilik hesap dışı bıraktığımız kavram çerçevesinde yargılıyor ve olumsuz nitelikler yükleyerek birtakım adlandırmalarda bulunuyor. Mesela “Bunu yapmayan ve safta gedikler bırakan kişi, Allah yolunu kesmek ve onu varlıktan silmek için çalışan kişidir” şeklinde bir değerlendirme yaparak o kişiyi itham ediyor. Gedikten her şey sızabilir, her bir varlık o gedikten kendine yol bulabilir. Zaten onun için İbn Arabî bu kavramı ele alırken özellikle şeytanların yollarına dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın milletimizin hafızasına ve dinî kültürüne yerleşmiş olmasından dolayı olsa gerek camilerimizde farz namaza durmadan az önce imamın “safları sıklaştırma” uyarısında bulunması!

Her iki nokta arasında bir başka noktanın bulunmadığı boş mekân olmadığına dikkat çeken İbn Arabî böyle bir durumda çizginin sûretinin ortaya çıktığı kanaatini de bu kavramı değerlendirirken bir defa daha dile getirir. Bilenler bilir İbn Arabî benzer düşüncelerini hem Fütühat’inin farklı bölümlerinde, hem de başka kitaplarında dile getirmiştir. “Saflarda da, insanlar birbirlerine kenetlenmedikçe Allah’ın yolu ortaya çıkmaz” diye vurgu yapan bilge mutasavvıf konu hakkındaki düşüncesini şu cümlelerle devam ettirir: “(…) saf, çokluğu ister. Allah’ın nezdinde bunun karşılığı ise, Allah’ın isimlerinin birbirine bitişmesidir. İsimlerin birbirine bitişmesiyle, ‘yaratıkların yolu’ ortaya çıkar.Yaratıkların yolunun var olması için, ilahî isimlerin bitişik bir şekilde durduğu bilgisini veren İbn Arabî konumuzla, yani ele aldığımız kavramla ilgili olarak yol – isim bağlantısını kurduktan sonra şunları dile getirir:

Bu bitişiklik (mersûs) sayesinde ise, bu yol ortaya çıkar. Bu yolun ortaya çıkması ise, isimlerin bitişikliğine ilave bir durum değildir. Böylelikle yaratıklar, bu isimlerle nitelenir, çünkü onların (varlığı), isimlerin bitişikliğine bağlıdır. Öyleyse yaratıkların isimlerle nitelenmesi, onların ahlâk (hulk) halidir. Dolayısıyla isimler, âlemde ortaya çıkmayı sürdürür ve ancak böyle düşünülebilirler. (…) isimler kulda ortaya çıktığı gibi bitişiklikleriyle de doğru yolun var edilişinde ortaya çıkarlar. Âlemde isimler arasında bir gedik olursa, Allah’ın yolu kaybolur, şeytanların yolu ortaya çıkar. Onların yolları, bir rivayette geçtiği gibi, gedik bulunan saflar gibidir.

Mesele sanırım yeterince sarih bir şekilde ortaya konulmuş durumda. İbn Arabî’nin dile getirdiklerine bizim ilave edeceklerimizin hepsi zait olarak görülebilir. Şeytan gedik arar. Bulduğu gedikten de dalar içeri! İbn Arabî’nin âlem ile isimler arasında kurduğu bu irtibatı biz Müslüman kesimlere teşmil edebiliriz. Teşmil edebiliriz, çünkü hem İbn Arabî düşüncesinde, hem de yaratılmışlardan insan üzerinde ilahî isimlerin tecellilerinin etkisi bilinen bir durum. Safların gedikli olması gibi şeytanların da birbirlerinden ayrık olduğu bilgisini veren İbn Arabî, hakkın isimleriyle donanırsa şeytanlar mesabesindeki düşmanlarla savaştığında zorunlu olarak galip geleceğine vurgu yapar. Zorunlu olarak galip gelir, çünkü burada şeytanın (düşmanın) kendisinden içeri girebileceği bir gedik yoktur. Bu nedenle Allah, bu niteliğe sahip insanları sever müjdesini veren İbn Arabî safla ilgili olarak şu düşüncesini dile getirir: “Tek başına insan da, hareketli olduğu her işte bir saf gibidir ve bu durumda bütün hareketleri, Allah’a aittir. Bu hareketlere Allah’tan başkasına ait bir şey gedik açamayacağı gibi kimse de karşı koyamaz. Düşmanların gözleri ona dikilmiştir, hareket ve davranışlarında ona bakarlar, belki bir boşluk bulunup o boşluktan kendisine girerler diye umarlar. Böylelikle Allah’ın yolunu keserek onunla Allah’ın arasına girmeyi umarlar. Her fiil, bir çizgidir, çünkü o, ilahî isimlerin ve güzel niteliklerin bir toplamıdır.

Üç beş yıldır Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan saldırılar göz önüne alındığında İbn Arabî’nin mersûs kavramı hakkındaki düşüncelerini açıklarken dikkat çektiği saf – gedik gibi kavramları hatırlamamak mümkün değil. Üst yapı olarak adlandırdığımız kesim başta olmak üzere, bu yapının alt bileşenlerini oluşturan paralel çete – PKK – DHKP / C gibi terör örgütlerinin tüm saldırılarının bünyân –ı mersûs’ta herhangi bir gedik oluşturabilmeyi hedeflediği apaçık görülüyor. Tüm saldırılar şimdiye kadar, maalesef şimdilik herhangi bir gedik oluşturamadı. Hem parti tabanı, hem parti yönetimi ve teşkilatı Erdoğan’ın etrafında mersûs gibi durdular. Maalesef şimdilik kaydını düşmemiz, saldırı cephesine saflarda yer aldıkları sanılan bazı kesimlerin de katılmasıyla sanki mesafe alabilme ihtimalleri varmış gibi bir görüntü ortaya çıkarması yüzünden. Fakat İbn Arabî’den yaptığımız son alıntıdaki ilk cümleyi hatırlarsak, tek başına bir insanın bile bir saf gibi olması onların heveslerini kursaklarında bırakacak gibi! İsterseniz bir de, AK Parti’nin son kongresi öncesi ve hemen sonrasında medyanın ısrarla bir gedik oluşturma girişimlerine, yani Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında sanki bir ayrılık, farklı bir yaklaşım varmış gibi bir resim oluşturmaya çalışmalarına saf – gedik – şeytanların yolları kavramlarının çerçevesinde bakın!

Bu ise başka meselelere kapı açıyor ve bu başka meseleler dediklerimiz ise başka yazılar gerektiriyor. Nasipse onları da yazarız!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.