YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Bu dayaktan kaos çıkar mı?
10 Ekim 2015 06:58

Yazının başlığında sorduğumuz soruya hemen cevap verelim: Hayır. Ne yapılırsa yapılsın Ahmet Hakan’ın burnunu ve kaburgalarından birini kıran bu dayaktan bir toplumsal kaos maalesef çıkmaz! Onun için boşuna kürek çekmeyin! Hatta bu yapılana atalarımız çok güzel bir söz de imal etmişler: Hani rüzgâra karşı bilmem ne yapmak diye başlayan söz var ya, işte ondan söz ediyorum! Bu söz, Ahmet Hakan’a atılan dayak üzerine bir bardak suda fırtına koparma gayretlerini tam olarak efradını mani, ağyarını cami bir şekilde tavsif ediyor. Fakat bizim terbiyemiz buna, yani o deyimin buraya yazılmasına izin vermiyor!

Dayakla ilgili düşüncelerimi, dayağın Ahmet Hakan’la, onun gazeteciliğiyle, onun Hürriyet gazetesinde yazdıklarıyla ilgili olmadığını, olayın neyle ilgili olabileceği kanaatimi hemen aktarayım: Doğan Medya’ya yöneltilen spot ışıklarının yönünü değiştirmek, spot ışıklarını başka yere yönlendirmekle ilgili çok alışıldık bir operasyon olması mümkün! Her ne kadar başta Mümtaz’er olmak üzere paralel çetenin yayın organlarında besleme kadrosundan istihdam edilen kiralık kalem ve ağızlar Ahmet Hakan’ın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile dövüldüğü algısını oluşturabilmek için bilmem nerelerini yırtsalar da resimde çok fazla eksiklik kalıyor! Bu algıyı oluşturma kervanında Doğan Medya’nın hepsini yer aldıklarını söylemekte bir beis yok! Çünkü sonuçta spot ışıklarının altında onlar da kalıyorlardı. Şimdi ise bakın neleri konuşuyoruz! Özgür medyaya baskı yapılıyormuş da, sarayı eleştiren herkesin başına Ahmet Hakan’ın başına gelecekmiş de, muhalif sesler susturulacakmış da, daha bilmem neler! Diktatörlük mü isterseniz, ne isterseniz 32 kısım tekmili birden yer alıyor bu pakette!

Ahmet Hakan’ın burnu ve kaburgası kırılmadan (Gerçi ben burnun da kaburganın da kırıldığına inanmıyorum! Onun için bir önceki yazıda Biga yakınında geçirilen trafik kazasını hatırlatmıştım!) önce Doğan Medya’yla ilgili neleri konuşuyorduk? Her şeyden önce Doğan Medya’ya açılmış teröre destek davasını konuşuyorduk. Başka? Yurtdışından Cem Uzan’ın attığı tivit vasıtasıyla Aydın Doğan’ın bir medya patronu olarak kimlerin mallarının üzerine oturduğunu ve nelere haksız olarak el koyduğunu konuşmaya başlamıştık. Başka? Hayyam Garipoğlu’nun yaptığı açıklama ile POAŞ ihalesini Aydın Doğan’ın nasıl kazandığını masaya yatırmak üzereydik! Bilmem hatırlayanınız kalmış mıdır, POAŞ ihalesini Hayyam Garipoğlu kazanmıştı. Fakat ne olduysa olmuş, bir şeyler dönmüş ve POAŞ’ı medya patronu Aydın Doğan’ın aldığını öğrenmiştik!

İşte bunları konuşmak, bunları masaya yatırmak üzereydik ki, bir de ne görelim, ipsiz sapsız, üstelik sabıkalı dört kişi Ahmet Hakan’ı evinin önünde evire çevire dövmüş! Üstelik hem burnunu, hem de kaburgalarından birini kırmışlar! Ne hikmetse bu dört eski sabıkalı neredeyse ışık hızı sayılabilecek bir sürede hem tespit edilmiş, hem de yakalanmıştı! Gözaltına alındıktan sonra verdikleri ifadede ne hikmetse reis demişlerdi, MİT demişlerdi, polis demişlerdi! Üstelik bu dört eski sabıkalıdan üçü nedendir bilinmez, ne hikmettir sual edilmez bir biçimde AK Parti üyesi, biri ise PKK’lı çıkmıştı! Gerçi sonradan polisteki ifadede zikredilen reisin bir başka kişiye işaret ettiği, mesela Sedat Peker’e işaret ettiği ortaya çıkmıştı, ama paralel çetenin kiralık kalem ve ağızları tükürdüklerini bir türlü yalamak istemediler! Sedat Peker’in, dayak olayından iki hafta önce Ahmet Hakan’a evinde misafir olduğu da yine kendisi tarafından açıklandı! Onlara göre bu dayak olayının arkasında kesinlikle saray vardı! Üstelik bunun lamı cimi de yoktu!

Belki hatırlarsınız geçtiğimiz Ağustos ayında çizmelerini giyme tehdidini savuran paralel çetenin besleme kadrosundan istihdam edilen Mümtaz’er Türköne, bu dayak olayı üzerine yine döktürmüş! Bu defa şiddetin antropolojisini (!) yapmış 1970’li yıllardaki tecrübesinden hareketle! Mümtaz’er’e göre birine şiddet uyguluyorsanız, şiddet uyguladığınız kişinin kafasını kırmakla yetinmezsiniz, onun etrafındakilerin de kafalarını öne eğdirmeniz gerekirmiş! Fakat Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, onlar 1970’li yıllarda şiddetin alıştırmalarını yaparlarken merhum Necmettin Erbakan’ın dizinin dibinden ayrılmadıkları için hem şiddetin nasıl uygulanacağını bilmezlermiş, hem de şiddetin neyi amaçlaması gerektiğini bilmezlermiş! Bu bilgi eksikliklerinden dolayı da Ahmet Hakan’a dayak olayını ellerini yüzlerine bulaştırmışlar! Mümtaz’er tabii bu cümlelerle dile getirmiyor oluşturmak istediği algıyı. Fakat şiddet uygulanan kişinin kafasının kırılması, şiddet uygulananın etrafındakilerin kafaların öne eğdirilmesi ifadeleri ona ait! Ayrıca İslâmcıların şiddeti bilmediği, merhum Erbakan’ın dizinin dibinden ayrılmadıkları ifadeleri de ona ait! Dayak olayının birinin burnunun ve kaburgalarının kırılmasını tevlit ettiğini hatırlatan (dayağı yiyenin ismini yazıyor) Mümtaz’er, medya mensuplarının kafalarının öne eğilmeyeceğini, dayağa rağmen bunun başarılamayacağını da altını çizmeden geçememiş! Öyle ya özgür medyanın başı öne eğilebilir mi hiç?! Dört ipsiz sapsızdan birinin PKK’lı çıkması üzerine Mümtaz’er dut yemiş bülbüle döndü! Ondan sonraki yazılarında bu dayak olayına girmemeye gayret gösteriyor! Bakalım nereye kadar dayanabilecek? Ya da 1970’li yıllardaki tecrübelerinden hareketle nelerin antropolojisini (!) yapmaya başlayacak?

Paralel çetenin amiral gemisi gazetenin genel yayın yönetmenliğinden kovulan kişinin yazdıklarını hatırlamak, hatırlatmak ise insanın yüzünü kızartır! Belki hatırlayanlarınız vardır Ekrem Dumanlı hem yazılarında, hem de çıktığı televizyon ekranlarında ağzından köpükler saçarak saldıran biriydi! Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Başbakanlığı döneminden itibaren ağza alınmadık hakaretler, insanın alnı secdeye giden birine asla ağza alınmaması gereken sıfatlarla saldırdı. Yezid – Firavun – Nemrut – diktatör sıfatlarını hayâ etmeden kullanmayı tercih etti! Cumhurbaşkanı olduktan sonra da yine hayâ etmeden bu ülkenin başındaki kişiyi idamla tehdit etti! “Öyle ya da böyle gidecek kardeşim!” demekten hicap duymadı!

Sonuç? Giden falan olmadı. Fakat kendisi Pensilvanya tarafından paralel çetenin amiral gemisi gazetesinin başından kovuldu! Kendisi sağlığını ve yorgunluğunu bahane olarak gösterip gerçi istifa ettiğini açıkladı! Kovuldu, çünkü Pensilvanya bağımsız ve Müslüman Türkiye karşısında taktik değiştirmeyi murat ediyor galiba! Bağımsız ve Müslüman Türkiye ile mücadelesinde taktik değiştirecek muhtemelen! Belki Devlet ile barışmayı bile umuyor olabilir! 7 Şubat darbe teşebbüsüyle birlikte doğrudan Devletin hedef alındığının görülmediğini sanıyor almalı! Ki taktik değiştirerek barışmanın, en azından bir ateşkesin sağlanabileceğini sanıyor olmalı! Devletle barışıp barışmayacağını, en azından bir ateşkes temin edip edemeyeceğini göreceğiz. Bana boşuna kürek çekiyorlar gibi geliyor! Yanılıyor olabilirim, ama benim bildiğim Devlet değişmemişse kendine karşı ölümüne mücadele edenin bilmem neresinden kan almadan Devlet onların yüzüne dönüp bakmaz bile! Ömrümüz varsa yaşayıp göreceğiz.

Ekrem Dumanlı’nın gazetenin başından kovulmasının bir de Medya Baronu’nun değişmesiyle bağlantısı kurulabilir! Bilenleriniz mutlaka haberdardır Yaşlı Kurt yaşlılığını bahane ederek medyayla ilgili görevlerini bir vakfın kurucu başkanına devretti! Artık medyadan bir Sabetay sorumlu! Bundan sonra bağımsız ve Müslüman Türkiye’ye medya üzerinden yapılacak saldırılar daha sofistike ve daha gavurca olacak! Yandaş medya – havuz medyası tesmiye olunan medyayı da ciddi biçimde etkileyecek bu görev değişimi! 1 Kasım seçimlerinden sonra medyada hangi taşların yerinden oynadığını hep birlikte göreceğiz!

Bir sonraki yazımız da Yaşlı Kurt’un emekliliği üzerine olsun madem!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.