YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Başmüşaviri Vasıtasıyla Abdullah Gül de Katıldı Savaşa!
22 Haziran 2015 09:13

Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya fırsat bulamaz haldeyiz. Bırakın namaz kılmayı abdest bile alamayacağız böyle giderse! Ortada çok bariz bir resim var 7 Şubat’ta MİT’e düzenlenen saldırıdan bu yana: Şu an Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı hukuk vasıtasıyla o dönemdeki Başbakanlığından indirmek. 7 Şubat’ta başarı sağlanamayınca ardından gezi kalkışmasına şahit olduk. Gezi kalkışması ve sonrasında maruz kalınan 17 – 25 Aralık darbe teşebbüslerinin hedefi de Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmaktı. Türkiye sınırları içinde yürürlükteki hukuk düzeni ile bunun gerçekleştirilemeyeceği ortaya çıkınca 1 – 9 Ocak MİT Tırları saldırısı ile uluslar arası hukuku devreye sokmayı denediler. Lahey’i devreye sokarak Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmayı denemeyi 7 Haziran seçimleri öncesine kadar sürdürdüler. 7 Haziran seçimleri öncesi tüm partilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef olarak belirleyip ona saldırmaları ise nihai hedef değişmese de ilk etap beklentinin farklılaştığını gösterdi: İlk hedef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Beştepe Külliyesine hapsederek alabildiğine yalnızlaştırmak!

İşte bu yakın hedef bağlamında 12 yıldır Başmüşavirliğini yapan Ahmet Sever vasıtasıyla Abdullah Gül de karşı cephede savaşa katıldı! Ahmet Sever’in 12 yıllık şahitlik ve deneyimlerinden çok kısıtlı olayları anlattığı Abdullah Gül İle 12 Yıl isimli hatıra kitabı bazı zevat tarafından AK Parti’nin içine atılan bir bomba olarak değerlendirildi. Onların değerlendirmesine göre bu hatıra kitabı ile AK Parti parçalanmaya çalışılıyordu! Ben bu kanaatte değilim. Kitap bana göre Recep Tayyip Erdoğan’ın Beştepe Külliyesi’nde yalnız kalmasını temin etmeye yönelik yeni yakın hedefin bir savaş malzemesi olarak piyasaya sürüldü.

Kitabın en temel iddiasını hatırlayalım: 13 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde iyi yapılan her ne varsa bunların hepsi Abdullah Gül’ün gayretleri ve müdahaleleriyle gerçekleşebildi. Eğer Recep Tayyip Erdoğan başıboş bırakılsaydı Türkiye çok önceden duvara toslayacak ve ülke olarak AB müzakereleri yapan bir ülke değil, otoriter bir ülke haline gelecekti! Neredeyse 200 sayfa içinde yana yakıla ispat edilmeye çalışılanın bu temel iddia olduğunu görmemek için insanın aklının gözlerini sımsıkı kapatması gerekiyor! Sonuç mu? Sonuç şu veciz cümleyle dile getiriliyor:

(…) Başka bir deyişle, ‘Yeni Türkiye’ adı altında eski Türkiye’ye geri dönüş yaşandı.” (sayfa 60)

Bu cümlede açık olmayan bir şey var mı? Yeni Türkiye adlandırmasını ilk dile getiren ve en çok dillendirenin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum! Aslında Erdoğan, Yeni Türkiye adı altında eski Türkiye’ye dönüşü gerçekleştirmişti Başlüşavire göre! Hatıraları arasında anlattıklarına bakarsanız Abdullah Gül, hem Dışişleri Bakanı olarak, hem de Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’yi batıda öyle sıkıntılı durumlardan kurtarmış ki, anlatması bu yazının sınırlarını aşar! Beyefendi müdahale etmese Türkiye herhangi bir muz cumhuriyetinden, çok eleştirdiğimiz otoriter ülkeler sınıfında yerini garantileyecek bir zeminde yürüyormuş! Tabii Türkiye’yi bu yola sokan kişi de belli: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan!

Başmüşavir’e göre Abdullah Gül, başka ve çok temel bir şey daha yapmıştı:

(…) Erdoğan’a, başbakanlık döneminde olduğu gibi cumhurbaşkanlığında da ‘mayınları’ temizlenmiş bir ‘alan’ teslim edecekti.” (sayfa 36)

Denilebilir ki bu görüşler Başmüşavir’in görüşleri, Abdullah Gül’ü bağlamaz! Dolayısıyla Abdullah Gül’ün karşı cephede savaşa katıldığını göstermez! Eğer kitap yayınlanmadan önce Abdullah Gül tarafından okunup, onaylanmasaydı bu bakışın bir doğruluk payı olabilirdi! Fakat piyasaya sunulan dedikodulara göre kitap 7 Haziran seçimleri öncesinde yayınlanacakmış, ama Abdullah Gül’ün ricasıyla kitabın yayını seçim sonrasına bırakılmış. Bu da kitabı okuduktan sonra Abdullah Gül’ün, kitapta anlatılanların hem AK Parti’ye, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a zarar vereceğini gördüğünü gösterir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a vereceği zararın ilk bakışta “yaptıklarının yanlış”, dolayısıyla tüm partilerin Cumhurbaşkanı’nı hedef almasının doğru bir yaklaşım olduğu kanaatinin pekişmesi olacağını görmemek mümkün değil. Tüm partiler tarafından istenmeyen ve saldırılan bir Cumhurbaşkanı’nın Beştepe Külliyesi dışına çıkması pek doğru bir davranış olmaz herhalde. Zaten yakın hedef olarak bunun temin edilmeye çalışıldığına yukarıda dikkat çekmiştik.

Yine piyasaya sunulan dedikodulara göre Abdullah Gül kitabı okuduktan sonra bazı bölümlerin çıkarılmasını rica etmiş. Ve kendisine 12 yıl Başmüşavirlik etmiş Ahmet Sever de kitabın yazarı olarak bu ricayı kırmamış ve çıkarılması istenen bölümleri kitabın yayınından önce çıkarmış! Her iki dedikodunun da doğru olup olmadığını bizim bilme imkânımız yok. Bunu sadece dedikoduların tarafları bilir! Ne Abdullah Gül, ne de Ahmet Sever tarafından bu dedikodular yalanlanmadığına göre biz doğruluğundan hareketle değerlendirme yapacağız!

Sadece dedikodulardan hareketle değil, hatıralar arasında Abdullah Gül’e atfedilen bazı cümlelerden de kitapta dile getirilenlerin aynı zamanda Abdullah Gül’ün düşünceleri olduğu kanaatini ileri sürebiliriz. Zaten Başmüşavir de arada bir Abdullah Gül’ün duygularına tercüman olduğunu altını çizerek belirtiyor! Ayrıca anlatılan bazı olaylarda Abdullah Gül’e atfedilen “biz üzerimize düşeni yaptık” gibi cümleler de Ahmet Sever’in kendi duygularına tercüman olduğu kanaatini belirtmemize imkân sağlıyor. Zaten kendi duygularına tercüman olduğunu düşünmeseydi Abdullah Gül, yanında 12 yıl boyunca Başmüşavirlik etmiş birisinin kaleme aldığı satırları yayınlamasına izin vermezdi gibi geliyor bize. Dedikodulara göre zaten istemediği bölümleri çıkarttırmış da! Yayınlanmasına müsaade etmesiyle ilgili de Abdullah Gül’e pay çıkarılıyor: Özgürlükçü ve makbul siyasetçi!

Şu anda seçim sonuçları, kurulacak koalisyon hükümeti gibi daha acil olduğu düşünülen meseleler yüzünden Başmüşavir’in anlattığı görünüşte mahrem olaylar pek gündemi işgal etmiyorsa da ortalık sakinleşince etkili bir kampanya ile muhtemelen bu görüşler tekrar bizi meşgul etmeye başlayacak! Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yalnızlaştırılmak istenirken bu kitaptaki birçok olay savaşta malzeme olarak kullanılacak. Tabii ki Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı vurmak için yapılacak bu!

Cumhurbaşkanımız Erdoğan yalnızlaştırılabilecek mi? Bu yalnızlaştırma girişiminde Başbakan Ahmet Davutoğlu da kullanılabilecek mi? AK Parti bu savaşta nasıl bir tavır sergileyecek?

Bu soruların cevabını ilerleyen günlerde göreceğiz! Hem Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, hem AK Parti mensuplarının, hem de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın meselenin, kurulmaya çalışılan tuzağın farkında olduklarını sanıyoruz! Ayrıca meselenin, kurulmaya çalışılan tuzağın farkında olan bir başkası daha var: Devlet Aklı. Yeni Türkiye’yi inşa etmeye çalışan Devlet Aklı da meselenin farkında. Ve buna müsaade etmeye niyetlerinin olmadığını sanıyorum.

Başmüşavir’in kitabını değerlendirmeyi sürdüreceğiz.

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
BİLİYORUZ
 // BAHA
gül cb iken verdiği son resepsiyonda hanımının üstün gayretleriyle rengini belli etmişti.dik durmak herkese nasip olmuyor....
24 Haziran 2015 Çarşamba 02:10