YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Alyan’ın da katili Erdoğan dediniz ya!
10 Eylül 2015 09:54

Çinlilere çok çektirmişiz demek ki! Herifler millet olarak hepsi birden bize, yani biz Türklere çok içten beddua etmişler anlaşılan! Biliyorsunuz “ilginç zamanlarda yaşayasın” sözü Çinlilerin belki de en ağır beddualarından biri! Ne çektirdiysek garibanlara bedduaları şimdi burnumuzdan fitil fitil geliyor! Bir bakıma insan paralel çetenin kâinat imamının beddua çağrısının tutmadığına da sevinesi geliyor! Çinlilerle birlikte kâinat imamının bedduası da tutsaydı ne yapardık acaba?

Kâinat imamının ve müntesiplerinin bedduası tutmadığı için şimdilik Çinlilerin ettiği bedduayla yetinmek durumundayız! Çinlilerin dediği gibi ilginç zamanlarda yaşıyoruz! Bundan daha ilginç zamanlar nasıl olur açıkçası onu tahayyül etmekte de zorlanıyoruz! Bunu dile getirmek ne kadar ağırımıza gitse de yaşadığımız dönemden daha ilginç zamanlar nasıl olur açıkçası bilemiyoruz! Tahayyül etmekte zorlandığımızı belirtmekle yetinelim şimdilik!

İlginç zamanlarda yaşama metaforunu hatırlatan, bunun bir Çin bedduası olduğunu dile getiren İsmet Özel olmuştu. Bunu başka bir bağlamda ve başka meseleleri izah için hatırlatmıştı İsmet Özel. Fakat günümüz Türkiye’sini izah ederken cuk diye oturan bir deyim ve metafor bu söz! Son birkaç aydır yaşadıklarımızı bir kenara koyalım! Sadece geçtiğimiz hafta içinde yaşadıklarımız bile akıl ve iz’an sahibi insanların nevrinin dönmesine yetecek, hatta çok fazlasıyla artacak unsur içeriyor! Biliyorsunuz geçtiğimiz haftanın en önemli ve öne çıkan olayı Koza – İpek Grubuna yapılan baskındı. Fakat o baskını gölgede bırakacak bir başka görüntü daha girdi Türkiye’nin gündemine: Suriyeli Alyan Kürdi’nin Bodrum sahillerine vuran ölü bedeni!

Toplu iğne ucu kadar bile edep ve hayâdan nasibini almamış zevat küçücük ölü beden üzerinden saldırmadıkları, hakaret etmedikleri kutsal mefhum bırakmadılar! Hayâ ve edepten nasibi olmayan bu zevatın hepsine nebbaş diyebilirsiniz! Sosyal medyadan yapılan saldırıları görmezden gelin, onları hesap dışı bırakın! Yazılı ve görsel medya üzerinden yapılanları görünce “Eh yani! Edepsizliğin, hayâsızlığın bu kadarına da pes artık!” demek bile çok, ama çok hafif kalıyor! Hatta bu nebbaşlara ödül bile olabilir bu kadarcık bir cümle! O tavrı, o cümleleri duyunca insan, “yahu bunlar insan mı?” diye kendi kendine sormadan edemiyor! Ölü çocuk bedeni üzerinden yapılan bu saldırılar, bu iftiralar insanın merhamet ve şefkat duygularını yitirmesine sebep olmuyorsa, bu bile insana Allahın büyük bir lütfudur!

Ertuğrul Özkök denilen ve pop sosyolog tesmiye olunan bir zat var Hürriyet gazetesinde. Bu gazetenin yirmi yıl genel yayın yönetmenliğini yaptı. Bu gazetede genel yayın yönetmenliği yaptığı dönemde attığı manşetlerle, yazdığı yazılarla maç kişinin ölmesine kaç kişinin intihar etmesine, hatta kaç kişinin öldürülmesine sebep olduğuna bakmadan, bunların hiçbirini aklına bile getirmeden tutmuş Alyan Kürdi’nin küçücük bedeni üzerinden etrafa salyalar saçmaya başlamış! Medyaya akseden haberlere bakılırsa Akın İpek gibi, o da kaçıp gitmiş Türkiye dışına! Doğru değildir umarım! Etrafa salyalar saçtığı yazısı dolayısıyla hakkında dava açılınca o da tüymüş diyorlar! Gittiği yerlerde muhtemelen Türkiye’de basın üzerindeki baskının ne kadar ağır olduğunu anlatacaktır! Yazdığı bir yazı dolayısıyla hakkında dava açıldığını anlatacaktır gittiği yerlerde! Anlatsın! Yazısı orada, Hürriyet gazetesindeki köşesinde duruyor. Onu nasıl unutturacak? Ya da onu oradan nasıl silecek? Böyle yazıları görünce insan “insanda birazcık hayâ olur, birazcık edep olur!” diye düşünüyor! Fakat hayâ ve edepten yana nasipleri kıt olduğu için, onların mahallesine hiç, ama hiç uğramıyor bu iki kavram!

Yazdıklarına bakmadan, eski yazdıklarından utanmadan tutup bir de “muhalif basın susturuluyor, çok ağır bir baskı altındayız” diyorlar ya! Bu cümle karşısında insanın nutku tutuluyor sahiden! Bu nokta artık sözün hiçbir anlamının olmadığı bir nokta! Ne söylerseniz söyleyin taş üzerinde etkisi olur, ama bu hayâ ve edep yoksunu insanlarda en ufak bir kıpırtıya bile neden olamaz! Suratlarına tükürseniz, tükürüğünüze yazık olur! Sövseniz sövgü için kullandığınız kelimelere yazık olur! Hani hem Hollywood, hem de Yeşilçam filmlerinde kullanılan bir replik vardır: Öldürmek için sana harcanan kurşuna yazık! Tam onun gibi bir durum! Yazık deseniz, bu kelimede kullanılan harflere yazık! Hürriyet gazetesinin attığı nal gibi harflerle bir manşet vardı: Çüüüüşşşş! Üstelik bu manşet de galiba pop sosyolog tesmiye olunan zatın genel yayın yönetmenliği döneminde atılmıştı!

Meseleyi detayı ile anlatmanın manası yok! Çok yeni bir mesele olduğu için hepiniz hatırlarsınız, bu pop sosyolog tesmiye olunan zat Alyan’ın Bodrum sahiline vuran cansız bedeni üzerinden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmış, ona hakaret etmiş! Bir yazı kaleme almış ve bu resim üzerinden hareket ederek kendince timsah gözyaşı dökmeye gayret etmiş! Fakat bu zevat gözyaşının ne olduğu hakkında herhangi bir fikre sahip olmadığı için zırvalamış! Zaten gözyaşı denilen şey de bunların mahalleye hiç, ama hiçbir zaman uğramaz! Oraya uğrayıp da kendini rezil mi etsin gözyaşı? İnsanî en ufak bir duygu taşımadıkları için ölü çocuk bedeni üzerinden bir nefret objesi kotarmaya çalışmış kendi aklınca! Alyan Kürdi’nin katili olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret etmiş!

Gayet bilinçli, gayet hesaplı ve taammüden yapılmış bir iftira ile karşı karşıya olduğumuzu anlamamak için zekâ düzeyimizin idiot falan olması lazım! Bodrum sahilindeki o resimden hareketle batı dünyasının suçlanması üzerine, bu suçlamanın bir nefrete dönüşme ihtimali üzerine pop sosyologumuz duyguların yönelmesini arzu ettikleri kanalı göstermiş aslında! Ayan’ın katilinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu akıllara düşürerek kendince Sayın Cumhurbaşkanımızı bir nefret objesi haline dönüştürmeyi amaçlamış zahir! Cumhurbaşkanını bir nefret objesine dönüştürebilirse belki tahribatı artırabilirim diye düşünmüş olmalı! Neyi ve nereyi tahrip edecekse artık! Pop sosyologun bu akıl ve iz’an dışı iftirası kesinlikle taammüden yapılmış bir iftiradır. Sadece tahrip amaçlı bir iftiradır! Kendisi de başkaları da dile getirilen bu iftiranın gerçekle uzaktan yakından bir alakasının olmadığını kesinlikle biliyorlar! Hayâ ve edep denilen insanî birtakım hasletler onların bulunduğu mahalleye asla uğramadığı için çok da rahatlıkla yapabiliyorlar bu neviden iftiraları!

Hakkında dava açılınca da pop sosyologu savunmak paralel çetenin kiralık mevkutelerine düşüyor haliyle! İnsanda toplu iğne ucu kadar bile haysiyet ve insanî özellik olsa yaptığının paralel çetenin mevkuteleri tarafından savunulduğunu görünce “ben ne günah işledim acaba?” diye sorar. Fakat bunlarda o da olmadığından merak etmeyin paralel çete tarafından savunulmalarını haklılıklarının bir göstergesi olarak görecekler ve başkalarına haklılıklarının delili olarak o savunmaları gösterecekler!

Paralel çetenin dili üzerinde durmanın ne kadar önemli bir mesele olduğu da ortaya çıkıyor böylece. Yalan ve takiyye üzerine kurulu bir dil olan paralel çetenin dili üzerine kanaatlerimizi de sonraki yazılarda dile getirelim!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.