YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ağızlarındaki bakla darbe, ama özgür basın diyorlar!
09 Eylül 2015 09:06

Şu paralel çete tesmiye olunan şer odağı var ya, işte onlar sonunda ağızlarındaki baklayı çıkardılar: “Darbe isteriz de darbe isteriz!Koza – İpek grubuna yapılan baskınlar üzerine herifler şirazeyi tamamen kaybettiler. Paralel çetenin sansürcü başı çıktığı bir televizyon programında fren mekanizmasını iptal ettiği için olsa gerek nerede durması gerektiğini galiba hesaplayamadı ve tüm beklentilerini darbeye bağladıklarını açık etti! Fren mekanizmasını iptal etti galiba dediğimize bakmayın, belki de bu sansürcü başı ağzından çıkan kelimelerin hepsini bilerek, isteyerek, hatta taammüden darbeyle ilgili isteğini cümle haline getirmiş olabilir. Söylersem hemen hatırlayacaksınız, ortada henüz paralel çeteye yönelik baskınlar falan yokken, galiba dershane gerginliğinin yaşandığı sıralarda, bu sansürcü başı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ağza alınmayacak hakaretler saydırmaya başlamıştı bile: Yezid – Nemrut – Firavun. Sonra da pişkin pişkin hükümeti suçlamıştı! Hükümeti suçlamakla yetinmemiş, paralel çete ile ilgili olumsuz cümleler kurulmaya, paralel çetenin yaptıkları karşısında Haşhaşi sıfatı gibi sıfatlar kullanılmaya başlayınca da “tarihin hiçbir döneminde bu kadar ağır hakaretler yapılmadı” gibi yüzsüzce cümleler kurmaktan imtina etmemişti! Zaten paralel çetenin karakteri haline geldi bu durum: Önce hakaret ederler, ardından tarihte görülmedik hakaretlere maruz kaldık diye ağlayarak ağa babalarına şikâyete giderler! Herifleri anlamak epey bir zamandır gerçekten mümkün değil artık!

Resimdeki unsurlara bir bakar mısınız Allah aşkına: Bir yanda Mümtaz’er Türköne, bir yanda Şahin Alpay, diğer yanda Ertuğrul Özkök, bir başka yanda Ömer Laçiner – Murat Belge ikilisi, öbür yanda Ahmet Altan’ından Hasan Cemal’ine kadar bir araba dolusu zevat darbe sever okuryazarlar haline geldiler! Diğer darbe sever pespaye kılıklı, pespaye akıllı olanlarını saymıyoruz bile!

Hep bir ağızdan “özgür basın susturulamaz” diye yaygara tutturdular şimdi! Neymiş efendim Koza – İpek Grubuna yapılan baskın muhalif basını susturmak için yapılıyormuş! Hayâsızca iftira atmakta da üstlerine yok mübareklerin! Mübarek kelimesini Arapçadaki aslî ve literal anlamıyla anlamayın sakın! Arapçadaki tek benzeri kelimeyi Mısır’ın Firavunu Hüsnü Mübarek ile kurabilirsiniz ancak! Onun dışında da bir kelime ile bir tavır ile asla benzerlikleri yok bu zevatın! Sakın yanlış anlayıp da bu kelimeden hareketle herifler hakkında iyi bir zanna sahip olmayasınız! Meselemiz mübarek kelimesinin işaret ve ima ettiklerini masaya yatırmak değil! Meselemiz bu heriflerin hayâsızca iftira atmaktan çekinmeyen bir karaktere bürünmeleri! Belki zaten böylesine bir hayâsızlık onların mayalarında vardı da şimdi bize görünür hale geldi! Bunu bilme ihtimalimiz ne yazık ki yok! Biz yine de hüsnü zan sahibi olalım ve onların istikametlerini şaşırdıkları için iftira atabilecek derekeye düştükleri kanaatimizi muhafaza edelim!

Allah aşkına bari siz söyleyin, bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na ağza alınması muhal hakaretler savuracaksınız, ardından da “muhalif basın baskı altında” diye bağıracaksınız! Bu mümkün mü? Üstelik bunu sözlü yapmanın ötesinde yazılı olarak yapacaksınız! Gazeteniz hem yayınlanmaya, hem dağıtılmaya, hem satılmaya devam edecek! Ve siz buna rağmen Firavun olarak adlandırdığınız kişi tarafından baskıya maruz bırakıldığınızı iddia edeceksiniz! Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir hayâsızlık? Tarihin hangi döneminde Firavun olarak adlandırılan kişiye birileri ağza alınmayacak hakaretler etmiş de normal gündelik hayatlarını sürdürebilmişler! Hangi Firavun böyle bir edepsizliğe, böyle bir hayâsızlığa izin vermiş?

Hakaretle de yetinmiyor bu zevat! Peki, ne yaparak hakareti bile gölgede bırakan bir tavır sergiliyorlar? Ahmet Altan ve Ekrem Dumanlı bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ölümle tehdit etme gaflet, delalet ve hatta hıyaneti içinde bulunarak yapıyorlar bu hayâsızlığı! Daha ne yapsınlar? Bir ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ulusal yayın yapan bir televizyon ekranından ölümle tehdit edeceksiniz ve ardından da halen “muhalif basın baskı altında” yaygarası koparacaksınız? Hayâsızlığın, edepsizliğin bu kadarına da pes derler artık! Hatırlarsınız, 30 Mart seçimleri öncesinde de Mümtaz’er Türkönekılıç inecek bazı kelleler düşecek” diye tehdit etmişti o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ı! Ona bakılırsa birçok siyasî 30 Mart’ı göremeyeceklerdi! O zatın kastettiği isimlerin hepsi 30 Mart’ı gördüğü gibi kellesi düşecek olarak Recep Tayyip Erdoğan üstüne üstlük bir de Cumhurbaşkanı seçildi! Bu kadar kudurmalarının sebeplerinden biri de bu olsa gerek!

Koza – İpek Grubunun neler yaptığı, nasıl dalavereli işlere bulaştığını biz bilecek değiliz! O grubun öyle karışık işleri varsa, o karışık işlerine yargı bakacak! Varsa karışık işleri, sahiden medyaya yansıdığı gibi bir para trafiğinin içinde yer almışlarsa, himmet parası denilen paraları repo kazancı adı altında aklamışlarsa ortaya çıkar ve hesabını verirler! Bunlar MASAK Raporu’nun ve savcılığın yürüttüğü soruşturmanın araştırdığı hususlar. Fakat ortada böylesine ağır ithamlar varken ve bu ithamlar üzerine yürüyen bir soruşturma varken nerden çıktı muhalif basına baskı denilen yaygara? Grubun sahibi Akın İpek karışık mevzulara girmediyse durduk yerde İngiltere’ye kaçma ihtiyacını neden duydu? Demezler mi adama “kardeşim madem dediğin gibi hiçbir karmaşık ilişkin ve işlemin yok, neden kaçıyorsun Türkiye dışına?

Cumhurbaşkanımızı ölümle tehdit edenlerin, AK Parti Hükümeti’ni darbeyle göndermek isteyenlerin, hatta 1 Kasım’da seçilecek olan AK Partili milletvekillerinin “keşke seçilmeseydim” diyecekleri kehanetini dile getirenlerin artık bir dine mensup olduklarına inanası geliyor insanın! Yeni Şafak gazetesi yazarı Salih Tuna bu dinin adını “Tayyip Erdoğan karşıtlığı” olarak koymuş! Bu dine mensup kişilere bir bakar mısınız Allah aşkına! Aralarında kimler var: Bir yanda Mümtaz’er Türköne, aynı gazetenin bilumum yazarları, üstelik aralarında Ali Bulaç da var, Ahmet Turah Alkan da, Şahin Alpay da! Diğer yanda bir zamanlar efsane olan Birikim dergisinin ağır topları Ömer Laçiner – Murat Belge – Ahmet İnsel gibi baktığınızda adama benzeyen okuryazarlar yer alırken, öbür yanda Ertuğrul Özkök gibi kaşarlanmış pop sosyologlar, Ahmet Altan gibi bir dönemi ile diğer dönemi arasında tam olarak yüz seksen derecelik fark bulunan zevat yer alıyor! Hasan Cemal gibilerini, Cengiz Çandar gibilerini saymadık bile! Üstelik pespayeliklerinden yanlarına bile yaklaşmayı insanın midesinin kaldırmadığı zevat var ki, onların isimlerini bile zikretmek zait!

Komedi desek, değil. Dram desek, değil. İnsanın yaşanan hale bir isim bulması bile imkânsız artık! Aslında komedi desek, tam da cuk diye oturuyor! Fakat ortada bu ülkenin hali pür melali var! Bir ülkenin İslâmcısı – Solcusu – Liberali – Kemalist’i – Ulusalcısı – Ateisti – Sosyalisti (Birikimcileri kastediyorum!) bilumum kesimleri darbeden medet umuyorsa, darbe çağrılarına çıkmışsa ortada sergilenene komedi demezsiniz de ne dersiniz Allah aşkına! Alnı secde gören de, Allah lafzı geçtiğinde alay eden de hem darbe duası seansına başlamışsa, üstelik hep birlikte bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ölümle tehdit etme densizliğine, hatta hayâsızlığına, edepsizliğine başvurmuşlarsa yaşanana komedi demezsiniz de ne dersiniz Allah aşkına!

Fakat ülkenin verdiği İstiklâl Savaşı’nı göz önüne alınca komedi de diyemiyorsunuz bu hayâsızlık ve edepsizliğe!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.