YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Abdullah Gül’ün Makbul ve Muteber Gazetecileri!
26 Haziran 2015 07:55

Merak etmeyin aralarında yandaş ve İslâmcı gazeteci yok!

Makbul ve muteber gazeteci olabilmek için sahip olunması gereken birtakım özellikler gerektiğini belirtmeye ihtiyaç duymuyoruz! En temel şartın Kurtlar Medyası mensubu olmak, eğer bu medya içinde yer almıyorsanız Yaşlı Kurt’un koruması altında olmak gerektiğini belirtip geçelim. Koruma altında değilseniz bile Yaşlı Kurt’un itiraz etmediği birisi olmanız yeterli olabilir!

On birinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e 12 yıl boyunca Başmüşavirlik yapmış Ahmet Sever’in hatıralarında anlattıkları doğru (kuşkusuz doğrudur, ama eksik anlatılma endişesini taşıdığımız için böyle diyoruz) ise Kurtlar Medyası elemanlarının makbul ve muteber şahsiyetler olarak Köşk’ün mutena bir tavırla desteklediği kişiler arasında yer aldıklarını öğreniyoruz. Bu isimler arasında zikredilenlerin neredeyse 30 – 35 yıldır itibar gören isimler olduğuna bir defa daha şahitlik ediyoruz. Mesela muteber ve makbul isimler arasında Hasan Cemal’i görüyoruz. Mesela Mehmet Ali Birand’ı bu isimler arasında görüyoruz. Mesela Yasemin Çongar’ı bu isimler arasında görüyoruz. Bir önceki yazıda isimlerini andığımız Ruşen Çakır ve Turan Yılmaz’ı görüyoruz. Tabii Can Dündar ve Cengiz Çandar isimlerini de unutmamak gerekiyor! On birinci Cumhurbaşkanı isimleri zikredilen bu gazetecilere karşı neredeyse bir nevi minnet duygusu içindedir. Bu değerlendirmenin Başmüşavir’in değerlendirmesi olduğunu belirtelim. Abdullah Gül’ün bu isimlerle ilgili Başmüşaviri’nin dikkat çektiği minnet duygusunu taşımakta mıdır bunu biz bilmiyoruz! Kitap yayınlanmadan önce Abdullah Gül tarafından okunduğu ve bu noktada herhangi bir düzeltme yapılmadığı gerçeğinden hareketle Gül tarafından da bu değerlendirme kabul ediliyor kanaatine varabiliriz! Bunu bilebilecek olan iki kişi var. İkisi de hatıra kitabının kahramanları arasında yer alıyor!

Başmüşavir isimlerini zikretmese de kitapta basınla birlikte Cumhurbaşkanı’nın da kareye girdiği tek resim kullanıyor ve bu resimde başka isimler de yer alıyor: Enis Berberoğlu o isimlerden biridir mesela. Murat Yetkin – Bilal Çetin – Fehmi Koru o isimlerden birkaçıdır mesela. Bu isimler de on birinci Cumhurbaşkanı nezdinde makbul ve muteber gazeteciler midir bunu bilemiyoruz ne yazı ki! O isimlerden sadece Fehmi Koru’nun isminin zikredildiğini görüyoruz. Fakat Fehmi Koru’yu farklı bir açıdan değerlendirmek gerekiyor. Çünkü Koru sonuçta Abdullah Gül’ün çok eski bir arkadaşıdır. Hatta İngiltere’den bekâr evi arkadaşıdır da denilebilir! Onun için farklı bir açıdan değerlendirmek gerekiyor Koru ile Gül ilişkisini!

Ahmet Sever makbul ve muteber bir Başmüşavir olarak bu gazetecilerin bazı konularda verdikleri desteklerin Abdullah Gül tarafından unutulmadığını altını çizerek belirtiyor. Cumhurbaşkanı’nın unutmadığını daha sonra gösterdiğine dikkat çekiyor, ama bunların neler olduğunu anlatmıyor. Makbul ve muteber bir Başmüşavir, çünkü 12 yıl boyunca yanından ayırmadı bu kişiyi!

Bu da bize geçtiğimiz günlerde müteveffa kişiler arasına katılan Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 28 Şubat sürecinde Kurtlar Medyası’nın dümen suyuna girmesiyle düştüğü durumu hatırlattı. On birinci Cumhurbaşkanı’nın muteber ve makbul gazeteci olarak gördüğü isimler, 28 Şubat sürecinde de Dokuzuncu Cumhurbaşkanı için güzellemeler düzmüşlerdi gazetelerde. Bu güzellemeler sadece gazetelerde değil, televizyon ekranlarından da müsrifçe boca edilmişti Süleyman Demirel’e! Dokuzuncu Cumhurbaşkanı o güzellemelerin iğvasına kapılıp milletin değerlerine düşmanlık etmişti. O dönemdeki milletin değerlerine karşı takındığı bu düşmanca tavır yüzünden, öldükten sonra da hakkında bizim gibiler merhum kelimesini bile kullanamaz hâle geldik! Allah’ın rahmet ve mağfiretine yönelik bir çekinme değil bizim bu kelimeyi kullanmayışımız. Sadece kendisi hakkında iyi şahadette bulunmak istemediğimiz için merhum kelimesi yerine müteveffa kelimesini kullanıyoruz.

On birinci Cumhurbaşkanı olarak Abdullah Gül de Kurtlar Medyası mensuplarının kendisi hakkında iyi cümleler kurmalarının iğvasına kapılırsa kendisini de Dokuzuncu Cumhurbaşkanı’nın akıbeti bekliyor olabilir. Aynı isimler Abdullah Gül için de 28 Şubat sürecinde Süleyman Demirel için kullandıklarına benzer güzellemelerle karşımızdalar. Gül’ün demokratlığı, basın özgürlüğü karşısındaki olumlu tavrı gibi birtakım basmakalıp cümleler eşi Hayrünnisa Gül’ün başörtüsünü unutturmuş vaziyette. Oysa aynı isimler hem Köşk’te, hem de TBMM Başkanlığı’nda başörtülü bir eş aleyhine kurmadıkları cümle bırakmamışlardı!

Abdullah Gül’e bu milletin değerlerine düşmanlık ettiremeyeceklerini bal gibi bildikleri için Süleyman Demirel için kullandıkları cümleleri kurmayacaklar tabii ki! On birinci Cumhurbaşkanı’ndan beklentileri farklı çünkü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kadar olumsuz bir siyasî şahsiyet olduğu kanaatini Abdullah Gül aracılığıyla yerleştirebilirlerse başka ihsan istemezler nasılsa! Gül’ü kullanarak Erdoğan’ı Beştepe Külliyesi’nde yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Beştepe Külliyesi içinde kıpırdayamaz hâle getirebilirlerse ardından meşruiyetini sorgular hâle getirmek isteyecekler! Düşmanlıkları Erdoğan’la birlikte bağımsız Türkiye’ye olduğu için, bu hedefe ulaşabilmenin tüm yollarını deneyecekler. Birtakım güç merkezleri ile bağlantısını kesmiş bir Türkiye ne Kurtlar Medyası’nın ne de Yaşlı Kurt’un isteyeceği bir durum!

Kurtlar Medyası’na Hizmetçiler’in sahip olduğu medya da katıldığı için şimdi daha kalabalık ve daha güçlü gözüküyorlar. Denilebilir ki Hizmetçiler’in medyası Yaşlı Kurt’un talimatları dışında şimdiye kadar yayın yapabildi mi ki, aynı cepheye yeni katılmış gibi gösteriyorsunuz? Haklısınız. Hizmetçiler’in medyası da Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı atandığı döneme kadar açıktan Erdoğan karşıtı bir yayın yapmadı, ama çok kritik meselelerde köşeye sıkıştıran yayınları da eksik etmediler.

Açıktan karşı yayına, yani Kurtlar Medyası ile birlikte aynı yayın çizgisine geçmeleri ise dershane kriziyle birlikte ancak gerçekleşebildi. 17 – 25 Aralık darbe teşebbüsünden sonra ise Kurtlar Medyası’ndan daha cevval bir saldırı yürüttüler. Yaşlı Kurt’un tam da onları görmek istediği nokta bu cepheydi işte.

Umarız Abdullah Gül, hakkındaki bu olumlu yayınların iğvasına kapılıp Süleyman Demirel’in durumuna düşmez. Veya 12 yıl boyunca yanında taşıdığı Ahmet Sever’in makbul ve muteber gazeteciler olarak zikrettiği isimler Başmüşavir’in kendi görüşleridir! Belki de 12 yıl boyunca yanında bulunduğu kişinin ayağını kaydırabilmek adına böyle bir makbul ve muteber gazeteciler hatırası anlatmıştır!

Yazarın Önceki Yazıları
Bugün 30 Temmuz 2016 30.07.2016Meclise saldırı Devleti yok etmeyi amaçlıyor! 29.07.2016Anadolu Ajansı destan yazdı 26.07.2016Medya ikili oynadı! 25.07.2016Kim bu fuatavni? 22.07.2016Fısıltı gazetesi kuryesi kimin kuryesiydi? 20.07.2016Bu bir darbe değil, İMHA HAREKÂTIYDI! 18.07.2016İnsan bu kadar mı ucuz! 29.02.2016Kanal D haberleri ya da insan bu kadar mı ucuz? 22.02.2016Merhametten maraz doğdu işte! 19.02.2016Aşk –ı Hece’de muhabbet vardı 22.01.2016ODTÜ’de namaz hep sorundu 15.01.2016ODTÜ’den Amerikancı yetişir 13.01.2016Geçen gün ömürdendir 12.01.2016Hece bunu hep yapıyor! 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.