ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Katsayı meselesinde mesele katsayı değil
09 Şubat 2010 / 09:11
MUSTAFA KARAALİOĞLU

Bu ülkede çözümü zor ve kökleri derinlere salınmış sorunlar var. Kuruluş şartlarının ve ideolojisinin yarattığı sorunlar var, o ideolojiye hamledilen ama gerçekte başka iktidarları tahkim etmek için yaratılan kuralların ürettiği sorunlar var. Küçük ama etkili bir zümrenin etrafında gelişen ve yine o zümrenin nesilden nesile maharetle aktardığı sorunlar...

O sorunlar yaşlandıkça gelenek, teamül veyahut da “kuruluş ideolojisi” adını alıyor; kerameti kendinden menkul bir kutsallık kazanıyor.

Demokrasi, temel haklar, sivilleşme ve hatta hukuk sözkonusu olduğunda dahi o gelenek dokunulmaz kılınabiliyor.

Danıştay, dün üniversitelerde katsayı problemini halleden; yani meslek lisesi mezunlarıyla düz lise mezunları arasındaki adaletsizliği 0.2 puan farkıyla ortadan kaldıran YÖK düzenlemesini iptal etti. Bir önceki kararında, daha adil bir düzenlemeyi iptal etmişti. YÖK mecburen eşitsizliğe taviz vererek yeni bir karar aldı, şimdi o da iptal edildi.

İptal için müracaat ederlere, iptal edenlere, alkışlayanlara, olup bitenlere ses çıkarmayanlara hayırlı olsun.

Yüksek yargının kararına kimse itiraz edemez, netice 1 milyon 600 bin öğrenciyi belirsizliğe sürüklese de edemez, büyük çoğunluğun nazarında katsayı farkının yüksek olması adaletsizlik anlamına gelse de edemez.

Muhtemelen Danıştay da bu imtiyazının rahatlığı içindedir. Sonuçlar kendilerini ilgilendirmemektedir zira...

Katsayı 28 Şubatçıların ürettiği, desteklediği, geliştirdiği ve koruduğu bir sorundur. Sorun olağanüstü bir hukuk ortamında üretilmişti, demek ki o hal devam etmektedir. Bugün yaşamakta olduğumuz tarihi derinlikli büyük sorunlar da bir zamanlar böyle doğmuştu.

Bir dönem şartlarında karar alıcılara doğru gibi gelen çözümler yıllar içinde dokunulmazlık kazanmış ve dolayısıyla semirmiştir. Kürt meselesi de böyledir başörtüsü meselesi de... Darbelerle yüzleşme meselesi de böyledir, sivil anayasa da.  

Ufku dar, cesaretsiz, eyyamcı veya o halden istifade eden siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve tabii ki medya kadroları ülkenin bu temel ve gerçek sorunlarının kapağını dahi açmaya cesaret edememiş, sorunlar büyüdükçe büyümüştür. Bugüne kadar...

Bugün Türkiye ilk kez bütün sorunlarıyla birlikte hesaplaşma, geçmişiyle ve gerçeğiyle yüzleşme cesaretini toplamıştır. Eski Türkiye’nin otokratik elitleri, yeni Türkiye’yle karşılaşıyor. Bu karşılaşmadan demokrasi ve hukuk galip çıkacaktır. Dolayısıyla bugün karanlık bir toz bulutu gibi yüzbinlerce öğrencinin üzerine çöken katsayı belirsizliği de geçicidir. Türkiye bunları halledecektir; zira halledemezse tadı tuzu kalmayacaktır.

Danıştay’ın kusuru yoktur.

Mesele, bir demokratik ve hukuk ülkesi olarak yeni Türkiye’ye ne kadar acil ihtiyaç duyulduğudur. Ne kadar acil? Bugün mü, yarın mı, yine uzun bir müddet sonra mı?

Eski Türkiye’nin hikmet-i hükümeti var ve ondan sual olunmuyor. Orada birtakım insanlar, kendilerine vazife çıkarıyor, başka insanları öldürüyor, partileri kapatıyor, darbeler yapıyor, planlar hazırlıyor, tek tip insan modeline uymayanları düşman ilan ediyor, yüzbinlercesini stadlara doldurma planları yapıyor, Başbakan’ın eşini GATA’ya sokmuyor, Kürt’ü aşağılıyor, Ermeni’yi dışlıyor vs...

Mesele, böyle bir atmosferde yaşanıp yaşanamayacağıdır.

Yani, ülkeye demokrasinin gelip gelemeyeceğidir. Demokrasi galebe çaldığında bugün yaşananlar acı bir tebessümden başka bir mana ifade etmez.

Demokrasi varsa, hukuk da var olur ve birbirleriyle alakasız görünen sorunların hepsi birden hallolur. Yoksa da memleket hukukunu aramak için bir karardan ötekine koşturup durur...

!!!
 // mehmet durukan
Danıştay saldırısında bir kişi öldü, biride ağır yaralanarak zor kurtuldu. Lakin mütedeyyin kesime yıkılmak istenen bu durum birilerinin elinde patladı. İşin en ilginç tarafı katilin kişiliği amacı belli olmasına rağmen yaralı kurtulan zatın kendisini halen irticai kesimin öldürmek istediği fikrine sahip olması. Yani birisi yahu seni ben öldürmek istedim diye suçunu itiraf ediyor, yaralı kurtulan hayır beni sen öldürmek istemedin diyor. Bu ne çelişki...
09 Şubat 2010 Salı 16:00
88.249.56.247
BU ZULÜM BU MİLLETE YAKIŞMIYOR !
 // BATUHAN
Bu kararın niçin çıkartıldığını bütün Millet ve çocukları biliyor yargıda uyguluyor ! Burada güya bir zihniyetin önünü kesmek isteyenler yanlışda ısrar ediyorsunuz, Vatandaş ve çocukları rahatsız,önüne geçmek istediğiniz sizce ideoloji güçlenerek artıyor istediğinizin tam tersi oluyor.10.500 kişinin hesabını yapan zihniyet buradan 1 milyon 6 yüzbin kişiyi kaybediyor aileleri hariç .Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olurmuş.Sn.Baykal alet olma....
09 Şubat 2010 Salı 10:34
78.172.66.175
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler