YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Teröre karşı 5 dilde 'birlik ve beraberlik' çağrısı
Teröre karşı 5 dilde 'birlik ve beraberlik' çağrısı
16 Ekim 2015 16:47
Mardin'de Arap, Kürt, Türk ve Süryani sivil toplum kuruluşu temsilcileri, teröre karşı 5 dilde birlik ve beraberlik çağrısında bulunarak, el ele tutuşup, "hepimiz barışa hizmetkarız" mesajı verdi.

Farklı din, dil ve ırka mensup kişilerin bir arada kardeşçe yaşadığı, hoşgörü ve kardeşliğin sembolü Mardin'de, teröre karşı Türkçe, Kürtçe, Arapça, Süryanice ve İngilizce barış mesajı verildi.

Mardin Toplumsal Dayanışma Federasyonu çatısı altında bir araya gelen sivil toplum kuruluşu temsilcileri, el ele tutuşarak "hepimiz barışa hizmetkarız" ifadesini yüksek sesle dile getirdi.

Hazırlanan ortak metni, Mardin Toplumsal Dayanışma Federasyonu Başkanı Mehmet Şerif Öter okudu. Metinde, şiddete karşı birlik beraberlik içinde herkesin birbiriyle kenetlenmesi gerektiği vurgulandı.

"Bin yıldan fazla Türk, Kürt, Arap, Süryani ve diğer tüm etnik gruplar dillerin ve dinlere mensup kişiler olarak Mardin'de kardeşçe yaşıyoruz. Bu kardeşliği hiçbir gücün bozmasına izin vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulunulan metinde, şu ifadelere yer verildi:

"Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. Her türlü şiddet ve terör geleceğimizi, özgürlüğümüzü tehdit ediyor. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Tüm siyasi partilere çağrıda bulunuyoruz. İdeolojiyi, siyasi programlarını ve siyasi hesaplarını bir tarafa bırakıp, ülkenin barışı, huzuru, birlik ve beraberliği için bir araya gelmeli ve dayanışma çağrıları yapmalıdırlar."

Ortak metin daha sonra Kürtçe, Arapça, Süryanice ve İngilizce okundu. El ele tutuşan temsilciler, "Hepimiz barışa hizmetkarız" mesajını verdi.

"İnsanlar hayatlarından endişe etmeye başladı"

Son dönemde yaşanan olayları değerlendiren Öter, Türkiye'nin çok önemli ve kritik bir süreçten geçtiğini, ülkedeki halkların iç barışı sağlaması gerektiğini söyledi.

Barış ve kardeşlik ortamının tesisi için halklara önemli görevler düştüğünü ifade eden Öter, 30 yıldır süren çatışma ortamından başta Güneydoğu Anadolu bölgesi olmak üzere ülkenin tamamının olumsuz etkilendiğini anlattı.

Öter, Çözüm Süresi'nce bölgede geleceğe ve huzur ortamına yönelik umutların oluştuğuna işaret ederek, şöyle dedi:

"Buranın temel geçim kaynağı tarım ve turizmdir. Çözüm Süreci'nde bu iki alana da önemli yatırımlar oldu. Hatta yatırımları karşılayacak altyapı yeterli gelmedi. 480 civarında müteşebbis fabrika kurmak için Mardin'de Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğüne talepte bulundu. İkinci OSB'nin açılması için yer arayışına girildi ve bulundu. Huzur ortamı insanlara güven verdi. Ancak 7 Haziran'dan sonra şiddet ortamına dönüldü, ölümler başladı. Bu durum ülkedeki herkesi derinden üzdü. Ekonomi yerinden sarsıldı. Burada insanlar hayatlarından endişe etmeye başladı."

Öter, olayların Mardin ekonomisine olumsuz yansıdığını ifade ederek, kentin huzur konusunda Türkiye'ye ve dünyaya model olacak potansiyeli bulunduğunu belirtti.

"Teröre karşı kenetlenmeliyiz"

"Ortadoğu'da, Suriye'de yaşananlara dikkati çeken Öter, bu süreçte birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Öter, birlik ve beraberliğin samimiyet ve iyi niyetle ortaya konulması gerektiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şiddete karşı birlik ve beraberlikten başka çaremiz yoktur. Birlik ve beraberlik çağrısı yaparken her türlü şiddete ve teröre karşı gelmeliyiz. Terör nereden gelirse gelsin, hangi kesimden gelirse gelsin terördür. 'O benim teröristimdir, bu bana yakındır, onu ben aklayacağım' şeklinde değil. Kim şiddet uyguluyorsa, hangi ismi ve sıfatı kullanıyorsa ona karşı halk olarak kenetlenmeliyiz, teröre karşı kenetlenmeliyiz. STK'lar bu süreçte tarihi görevlerini mutlaka yapmalıdırlar. Ayrışmaları bir tarafa bırakacağız. Mardin'den birlik ve beraberlik çağrısı yapıyoruz. Biz Mardin olarak bu örnek mozaiğimize sahip çıkacağız, ayrışmaya fırsat vermeyeceğiz. Ayrışmak isteyenlere de karşı dik duracağımızı buradan haykırıyoruz."

Terör ve şiddet ortamından, kan ve gözyaşından kurtulmanın tek yolunun birlik ve beraberlikten geçtiğini aktaran Öter, ayrışma olması halinde şiddet ortamının aşılamayacağını söyledi.

Öter, el ele verilip, farklı görüşlerle ideolojilerin bir tarafa bırakılması gerektiğini anlatarak, "Bunlar bizim zenginliğimizdir. Sonra bu zenginliğimizi ortaya koyacağız ama bugün bir şiddet, kan, gözyaşı var" diye konuştu.

"Çözüm Süreci ülkenin ve bizlerin geleceğidir"

Öter, Çözüm Süreci boyunca anaların ağlamadığını, asker ve polis cenazelerinin gelmediğini ve kentlerde insanlara zarar verecek eylemlerin gerçekleştirilmediğini dikkati çekti.

Ülkede can kaybettikçe şiddet ortamının daha da derinleştiğini, bu durumun ayrışmaya ve kin duygularına sebebiyet verdiğini dile getiren Öter, şu ifadeleri kullandı:

"Bu belki de birilerinin istediği projedir. Bir tarafı tutarak çağrı yapmak olmuyor. Hepimiz kenetleneceğiz. Ülkenin geleceği ve huzuru için Çözüm Süreci'ne sahip çıkmalıyız. Türkiye'nin ve halkın kurtuluşu Çözüm Süreci'ndedir. Çözüm Süreci bize gösterdi ki bu huzur ortamı geçen 30 yılda ölümle, şiddetle, gözyaşıyla çözülmedi. Bir adım atılmıştı. Ancak insanların bugün yüzünde mutluluk yok, tedirginlik ve karamsarlık var. Geleceğe umutsuz bakılıyor. Onun için ekmekten çok su gibi Çözüm Süreci'ne ihtiyacımız var. Çözüm Süreci ülkenin ve bizlerin geleceğidir."

Süryani kanaat önderinden "barış" mesajı

Barış çağrısına destek veren Süryani kanaat önderi Yusuf Bektaş da Çözüm Süreci'nde Türkiye'de barış ortamının sağlandığını, fakat birkaç aydır bu sürece zarar verilmeye çalışıldığını belirtti.

Huzurun yerini terör ve şiddetin aldığını anlatan Bektaş, bu durumun korku ve endişe verdiğini dile getirdi.

Terör olaylarının ülkenin geleceğine ve düşüncelerine hasar verdiğini vurgulayan Bektaş,"İçinden geçtiğimiz süreç yalnız Türkiye için önemli değil, bütün bölgemizin geleceğini ilgilendiriyor. Onun için herkes barışa sahip çıkmalıdır" şeklinde konuştu.

Bektaş, halklar arasındaki diyaloğu yaymak ve inançlar arası barışı sağlamak için Mardin'den barış ve kardeşlik temennilerini ülke geneline ulaştırma amacında olduklarını söyledi.

"Barışın egemen olması için düşüncelerimize, tutumlarımıza dikkat etmeliyiz. Fevri davranmamalı, şahsi düşünmemeliyiz. Siyasiler de barış dilini kullansınlar ki barış egemen olsun" ifadelerine yer veren Bektaş, Süryaniler olarak barışın ülkede egemen olacağı günü sabırsızlıkla beklediklerini bildirdi.

Bektaş, barışın ve huzurun olmadığı yerde kalkınma ve gelişmenin de olmayacağına işaret ederek, terörün, şiddetin ölümlerin bitmesini istediklerini anlattı.

Türkiye'nin barış ve demokrasi için gereken bedelleri ödediğine dile getiren Bektaş, barış ve demokrasi için yeterli bedelin ödendiğini, barışı, demokrasiyi, kardeşliği insanların hakkettiğini sözlerine ekledi.

YEREL Kategorisindeki Diğer Haberler