YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
O 9 polis neden serbest bırakıldı?
O 9 polis neden serbest bırakıldı?
14 Kasım 2014 14:29
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği,İstanbul merkezli "yasa dışı dinleme" operasyonu kapsamında 9 polisin serbest bırakılmasının gerekçelerini açıkladı

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Birimi'nde görevli Savcı Okan Özsoy tarafından tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilen 9 şüphelinin, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğince ifadesi alındı.

Şüpheli Özgür Nikbay ifadesinde, Edirne İstihbarat Şube Müdürlüğünde 2012 Ağustos-2013 Aralık'ta şube müdürü olarak görev yaptığını belirterek, ''Biz de istihbari dinlemelerde adli dinlemeler gibi somut delil ya da kuvvetli delil aranmamaktadır. En ufak duyumlarda bile istihbari dinleme yapılmaktadır. İstihbari dinleme direk başvurulan bir yol değildir. Başka türlü elde edilmesi zor olan durumlarda istihbari dinleme yapılmaktadır'' dedi.

İstihbari dinlemeden önce elemanlarının sahada topladığı bilgiler ve çalışmaların rapor haline getirildiğini anlatan Nikbay, dinleme taleplerini İstanbul İstihbarat Şubesi'ne gönderiklerini, taleplerinin mahkemeye götürülmesinin bu birime ait olduğunu söyledi.

Şüpheli Nikbay, ''Biz kim olursa olsun, kendi meslektaşlarımız da olsa yasa dışı bir faaliyeti olursa dinleme kararı almaya çalışıyoruz. Kanunen kendi meslektaşlarımız için dahi ayrım yoktur. Bu nedenle bazı dinleme kararlarında kendi polislerimiz de dinlenmiştir'' diye konuştu.

Kendi döneminde 600 civarında bir dinlemenin söz konusu olduğunu söyleyen Nikbay, dinleme kararı alınan kişilerin birinci derece yakınlarının da dinlenmiş olmasının doğrudan onlar hakkında karar alınmasından değil, o telefon hattının asıl dinlenmek istenen kişinin üzerine kayıtlı olmasından kaynaklandığını belirtti.

Şüphelilerden Ahmer Özdil ise işlemlerinin yasalara uygun olduğunu ve halen aynı uygulamaların yapıldığını anlatarak, 18 Mart'ta bir gazetede 7 bin kişinin dinlendiği yönündeki haberde yer alan numaralardan 17'sini hatırladığını belirtti. Söz konusu numaraların raporlarını kendisinin yazdığını söyleyen Özdil, bu numaralardan 3-4'ü hakkında soru sorulduğunu kaydetti.

Özdil, "Oysa tüm numaralar için aynı prosedürü uyguladım. Diğer numaraların bulunmamasında müfettişlerin yanlı davrandığını düşünüyorum. Çünkü diğer numaralarda diğer memurların parafı vardı. O memurların işlemsiz bırakılması amacıyla soruşturmaya katılmadığını düşünüyorum. Dinlemelerin hepsinde mevzuat tamamıyla uygulanmıştır" dedi.

Hiçbir eksiklik bulunmadığını ve müfettişlerin "şu belge eksik" diye somut birşey gösteremediklerini iddia eden Özdil, bazı kişilerin müşteki olarak başvurmadıkları halde kendilerini suçlamak için çağırılıp şikayetçi olmalarının sağlandığını savundu.

Şüphelilerden İbrahim Arslan da yaptıkları işlemlerin usule uygun olduğunu öne sürerek, gazetede yayınlanan 29 numaradan 12'si soruşturmaya katılırken 17'sinin soruşturulmadığını savundu. Dinlemelerin yetkili memur ve bilgisayar tarafından yapıldığını, onun haricinde kayıt yapmanın mümkün olmadığını ifade eden Aslan, geçen yıl ekim ayında yapılan kontrollerde en çok kendisinin denetlendiğini ve hiçbir usulsüzlük bulunamadığını iddia etti.

Şüpheli Halil Hilal Seyfi, Tekirdağ'da 2009-2014'te istihbarat müdürü olarak görev yaptığını belirterek, kendi döneminde yaklaşık 2 bin 500 civarında dinleme yapıldığını vetüm dinlemlerin gerçek isimle gerçekleştirildiğini savundu.

Dinleme kararlarlarının istihbari dinlemeler olduğunu ifade eden Seyfi, ''Bu dinlemelerle ilgili Bakanlık Disiplin İhraç Kurulu'nda ihraç istemiyle soruşturma geçirdim ancak sadece 3 gün maaştan men cezası ile cezalandırıldım. Yaptığımız binlerce dinlemede ne hakim ne de milletvekili vardır. Ayrıca hakkımda Tekirdağ savcılığında 'yasa dışı dinleme' ile ilgili yapılan soruşturmada takipsizlik verilmiştir. Tekirdağ bölgesinde 2 bölgemiz vardır. Tekirdağ Merkez ve Çorlu grubu vardır. Çorlu grup amirliği bu soruşturmaya dahil edilmemiştir'' dedi.

Diğer şüpheliler de haklarındaki iddiaları kabul etmeyerek serbest bırakılmalarını talep etti.

İfade ve taleplerin ardından kararını açıklayan hakimlik, şüphelilerin üzerilerine atılı "kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik" suçundan tutuklanmalarının talep edildiğini ancak atılı suçun, kanundaki alt ve üst sınırı ve katalog suçlardan olmaması nazara alındığında, tutuklama tedbiri ağır olacağı ve adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yeterli olacağı kanaatine varıldığından tutuklama talebinin reddine ve şüphelilerin serbest bırakılmasına karar verdi.

Hakimlik, tüm şüpheliler hakkındaki mevcut delil durumunu gözönüne alarak, adli kontrol altına alınmalarına hükmetti. Adli kontrol çerçevesinde, şüphelilerin yurt dışına çıkış yasağı ile hafta bir kez karakola giderek imza atmalarına karar verildi.

 

YEREL Kategorisindeki Diğer Haberler