18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul18 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir12 °C
  • Konya9 °C
  • Adana19 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır17 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yüzlerce efsaneyi kucaklayan Ayasofya
Yüzlerce efsaneyi kucaklayan Ayasofya
05 Ekim 2014 18:20
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., dünya mimarisinin en önemli şaheserlerinden birisi olarak kabul edilen Ayasofya ile ilgili 100 efsaneyi bir kitapta topladı.

Safiye Banu anısına

Bir rivayete göre; Safiye Banu dağ yakınında bir şehir kurar ve bu şehre onun adından dolayı ‘Sofya’ derler. Çok varlıklı olan Safiye Banu, vefat ettikten sonra malıyla bir ‘mescit’ yapılmasını vasiyet eder. Babası da bu vasiyeti yerine getirmek için, Süleyman Peygamber’in Edincik’te yaptırdığı saraydan getirttiği malzemeyle, yıkılan kilisenin yerine Ayasofya’yı yaptırır.

Gaipten gelen kişi

Bir başka efsaneye göreyse: İmparator Ayasofya’nın yapımına karar verdikten sonra bu işi başarabilecek hünerli bir mimar arar. Konuyu vezirleriyle paylaşır ve böyle bir mimarın bulunmasını emreder.

Vezirler işe koyulurlar fakat tüm imparatorluğu aramalarına rağmen böyle bir mimar bulamazlar. İmparator çaresizdir. Bin yedi yüz yaşındaki bir bilgenin İmparator’a; “Bu binayı yapacak kişi mermer üzerinde bir yumurtayı durdurabilmeli” demesi üzerine İmparator ülkesindeki tüm mimarları bu sınavdan geçirmelerini emreder fakat ülkedeki mimarlar bu sınavdan geçemez.

İmparator da her kim varsa bu sınava tâbi tutulmasını ister. Tüm insanları bu sınavdan geçirirler fakat kimse yumurtayı bir mermer üzerinde durduramaz. Görevlilerden biri bir hamam külhanında bulduğu garip bir genci de yumurta durdurma sınavına tâbi tutar. O an gencin yanına gaipten biri gelir, gence korkmamasını ve dediklerini yapmasını söyler.

Genç de gaipten gelen bu kişinin dediklerini yapar. Mermer üzerine bir yüzük koyarak yumurtayı mermerin üzerinde durdurmayı başarır, böylelikle sınavı geçer. İmparator gence; “Yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş yüce bir kilise yaptırmak isterim, bunu inşa edebilir misin?” diye sorduğunda gaipten gelen kişinin telkiniyle genç; “Yapabilirim!” diye cevap verir.

Genci tekrar sınamak için Ayasofya’nın planını çizmesini isterler. Ertesi gün Ayasofya’nın yapılacağı alana o gaipten gelen kişi bir plan çizer, gencin çizdiği sanılan bu plan çok beğenilir. Böylece gaipten gelen kişinin rehberliğiyle hareket eden genç Ayasofya’nın mimarlığını yapar.

Arazi sakinleri

Ayasofya Camii’nin bina edileceği alanda yaşlı bir kadının evi vardır. Mühendisler ve mimarlar bu kadının evini almak için giderler. Bizanslı ihtiyar kadın evini satmayacağını söyler. Bunun üzerine padişah vezirlerini gönderir. Kadın yine evi satmaya yanaşmaz. Padişah kadının evine gider.

Yaşlı kadın padişaha, öldükten sonra kendisinin Ayasofya’da defnedilmesi şartıyla evini vereceğini söyler. Padişah yaşlı kadının şartını kabul eder. O alanda padişahın kullarından birinin daha evi vardır.

Onun da evi bin altın karşılığında istenir, adam kabul etmez. Padişahın hazinedarı o evi adı geçen şahıstan, gönül rızasıyla alabileceğini ifade eder. Padişah da hazinedara izin verir. Evin sahibi eğlenceye düşkün biridir. Ev sahibi bir gün At Meydanı’nında eğlenirken ağır bir suç işler.

Adamı bekçiler tutup hâkime götürürler. Halka teşhir edilip insanların hakaretlerine maruz kalmak üzere iken hazinedar oraya gelir. “Eğer seni bu elemden kurtarırsam, benim istediğimi verir misin?” der. Ev sahibi kabul eder ve evini bin altına satarak suçtan kurtulur.

Yine o bölgede İstefanos adlı Macar bir filozofun da evi vardır. Gidip onun evini de almak isterler. İki bin lira teklif edilmesine rağmen evini vermez. “Padişah At Meydanı’nda yüce makamında yedinci tabakada otururken ben de dördüncü tabakada oturmak isterim. Padişaha gösterilen saygı bana da gösterilsin” der.

Bu şartı padişah kabul eder. Bir gün padişah At Meydanı’ndaki makamında törenin gereğini yerine getirirken İstefanos da dördüncü tabakada oturur. Divan ehli padişaha ve İstefanos’a selama geldiklerinde padişahın bir miktar arka tarafı adı geçen şahsın yüzüne doğru döner.

Bu şahıs küçük düşürüldüğüne hükmeder ve kalkıp gider. O gittikten sonra evin iki bin lira değeri adama verilir, ancak gururundan dolayı adama ‘cehennem adamı’ lakabı konur. Ayasofya’nın şerefli makamları için alınan diğer evlerin sahiplerini padişah huzuruna getirtir. Hepsinin rızasını alarak evlerinin değerini verir.

Kaf Dağı'ndan gelen mektuplar

Şemsiyye bir gün Süleyman Peygamber’den yeryüzünde eşi benzeri olmayan bir saray yaptırmasını ister. Süleyman Peygamber de devlere, perilere, insanlara ve cinlere, cennet gibi güzel bir yerde yüce bir saray yapmaları emrini verir.

Yeryüzünde Aydıncık Dağı denen yeri beğenen devler ve periler buraya bir saray yapmak için tüm âlemi dolaşıp adalardan, Elbürz Dağı’ndan ve Kaf Dağı’ndan, çeşit çeşit ve renkli mermerler bulup sütunlar kesip getirirler. Bütün malzemeyi hazırlayıp sarayı yapmaya başlarlar.

Ayasofya’da olan altı adet somaki mermerin de tıpkı bu sarayda olduğu gibi Kaf Dağı’ndan getirildiği başka hiçbir yerde bulunmadığı rivayet edilir.

Tamir edilemez

Muhammed Mustafa 571 yılında doğduğunda Ayasofya’nın kubbesi yıkılır. Birçok defa tamir etmeye çalışırlar ama tamir edemezler. Sonunda Hz. Hızır yaşlı bir şeyh kılığında rahiplere görünerek:

“Eğer bu caminin kubbesini tamir etmek istiyorsanız, Hazreti Muhammed’in tükürüğünden alıp zemzem suyu ile birlikte burada kirece karıştırın, onunla kubbeyi tamir edin. Başka çare yoktur!” der ve kaybolur. Rahipler bu kişinin Hızır olduğunu anlarlar. Hemen yola çıkarlar. Şam’a, oradan da Busra’daki Bahire Papaz’a varıp Muhammed Peygamber’i sorarlar.

O da: “Amcasıyla Mekke’ye gitti. Fırsatı kaçırmayın, bir elinin izini alın!” der. Rahipler Mekke’de Ebû Tâlib’e gidip isteklerini söylerler. Ebû Tâlib fincan içine mürekkep koyup: “Ya Muhammed elinin izini bu ceylan derisi kâğıt üzere bas ki senin ümmetin bu Hıristiyan rahiplerden vergi almasınlar!” der.

Sonra yine rahipler “Ey Muhammed, dünyaya geldiğin gece bizim Ayasofya’nın kubbesi yıkıldı. Tamir etmeye çalıştık ama tamir edemedik. Mübarek tükürüğünden verirsen, kirece karıştırıp mabedimizi tamir edelim” diye rica eder. Ricaları kabul edilir. Hazreti Peygamber; “Onunla ayakta durup ümmetime nasip olsun” diye de dua eder.

Sonra ruhbanlar hokkadaki mübarek tükürük ile yetmiş deve yükü Mekke toprağı ve yetmiş deve yükü de zemzem suyu yüklenip hızlı bir şekilde İstanbul’a gelirler. Kireç, mübarek tükürüğü, yetmiş deve yükü zemzem suyunu ve Mekke toprağını karıştırıp harç yaparak Ayasofya kubbesini tamir ederler. Kubbenin Resûlullah’ın ağız suyu ile yapılan yeri hâlâ aydınlıktır.

 

AKŞAM

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler