YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yaşlılar haftası şiirleri.. Yaşlılar için güzel sözler..
Yaşlılar haftası şiirleri.. Yaşlılar için güzel sözler..
20 Mart 2017 10:35
Türkiye'de her yıl yaşlılar haftası mart ayının 18 ile 24'ü arasında çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Yaşlılar haftası şiirleri, yaşlılar için kısa mesajlar ve güzel sözler haberimizin detayında...

Türkiye'de her yıl yaşlılar haftası mart ayının 18 ile 24'ü arasında çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Yaşlılar haftası şiirleri, yaşlılar için kısa mesajlar ve güzel sözler haberimizin detayında...

Hayatlarının sonbaharında büyük zorluklarla yaşam mücadelesi veren yaşlılar, geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran, değerlerimizi yaşatmayı sağlayan değerli varlıklarımızdır. Yaşlıların toplumla bütünleşmesi, aktif ve yaşama bağlı kılınmaları gerekir. Türkiye'de her yıl mart ayının 18 ile 24'ü arasında gerçekleştirilen Yaşlılar haftasında yapılacak en güzel etkinlik yaşlıların hayatlarını devam ettirdikleri huzurevlerini ziyaret etmek olacaktır.

Yaşlılarımız sadece bu haftada değil hayatımızın her anında saygı gösterip onları korumamız gerekir.

Yaşlılık Allah Teâlâ'nın fıtrî bir kanunu, hayat ağacının aldığı son şekildir. Çocukluk, gençlik, olgunluk, dönemi derken ömrü olan herkes kendini ihtiyarlık potasında buluverir. Artık insan bu devrede güçlülük yerine âcizlik, güzellik yerine çirkinlik, ilerleme yerine gerileme, sıhhat yerine hastalık gibi kaçınılmaz hallerle baş başa kalır. Kur'an-ı Kerîm'de söz konusu duruma şöyle dikkat çekilmektedir:

     هُوَ الَّذِى خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلاً ثُمَّ لِتَبْلُغُوآ اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًا وَمِنْكُمْ

“Sizi topraktan, sonra nutfeden (sperma), sonra alâkadan yaratan, sonra bebek olarak çıkaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlamanız -ki daha önce vefat edenler de vardır- ve belli bir vakte ulaşmanız için yaşatan O'dur. Umulur ki düşünürsünüz!” (el-Mü'min, 40/67) وَاللهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّيكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلَى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلاَ يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْئًا اِنَّ اللهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ

“Sizi Allah yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek, daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün en zayıf (erzeli'l-ömr) çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir ve her şeye kadirdir.” 

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN YAŞLILARA KARŞI DAVRANIŞI

Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem: Allahım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten... sana sığınırım ” ( Müslim, Zikir 50)

“Allah'ım!... İhtiyarlığın bunaklığına (erzeli'l-ömr) düçar olmaktan sana sığınırım” (Buharî, Cihad, 25) dualarıyla ihtiyarlığın bu müşkil halinden Allah'a iltica etmiştir.

Doğrusu, tarih boyunca insan anatomisiyle uğraşan birçok alim ve doktor, yaşlılığı ortadan kaldırmak veya en azından onu asgarî düzeye indirmek için çok uğraşmışlar, ancak buna muvaffak olamamışlardır. Günümüzde bir takım estetik ameliyat ve tedavilerle vücutta yüzeysel bir iyileştirme yapılabiliyorsa da, bedendeki çöküşün ve ömür ağacının kurumasının önüne geçilememektedir. Nitekim Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem- de bu duruma şöyle vurgu yapmaktadır:

“Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz! Zira Allah Teâlâ ihtiyarlık hariç her hastalığın bir şifasını yaratmıştır.” (Ebû Dâvûd, Tıb, 1; Tirmizî, Tıb, 2)

Ömrü olan herkes yaşlanacağına göre insanoğlu, ihtiyarlık gelmeden önce sâlih ameller yapmak suretiyle hayat sermayesini şuurlu bir şekilde kullanmayı bilmelidir. Zira hadis-i şerifte, kemal yaşına erdikten sonra dünya hayatı sona erenlerin, yapamadıkları iyilikler sebebiyle ilâhî huzurda bahanelerinin kalmayacağı şöyle ifade edilmiştir:

“Allah Teâla altmış yıl ömür verdiği kişinin mazeret gösterme imkanını ortadan kaldırmıştır” (Buhârî, Rikâk, 5).

Ayrıca insanoğlu yaşlanıp, vücudu yıpransa da iç dünyasındaki ebediyet arzusu bâkîdir. Nefsâniyetin mayasında fâniliğe isyan vardır. Allah Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- “ İhtiyarın kalbi iki şeyi sevme hususunda gençtir. Bunlar, çok yaşama ve mal sevgisidir. ” (Müslim, Zekât, 113, 114) buyurmaktadır. 

YAŞLILAR HAFTASI ŞİİRLERİ

Yaşlıları Severim 

Sımsıcak gülüşlerle kucak açar herkese, 
Yüzleri buruş buruş yaşlıları severim. 
Nasıl özlem duyarlar yumuşacık bir sese, 
Elleri kırış kırış yaşlıları severim. 

Bin bir sevinç sığdırır meraklı bakışına, 
Her zaman ilgi duyar hayatın akışına, 
Sırt çevirmez yaşamın düzüne yokuşuna, 
Dosta ömür adamış yaşlıları severim. 

Yılları nasıl geçmiş, yaşamış mı doyunca 
Nice fidan büyütmüş hepsi kendi boyunca. 
Nasıl da mutlu olur bir 'teşekkür' duyunca, 
Sevgilere susamış yaşlıları severim. 

Hep dünleri anlatır, geçmişi çok özlemiş. 
Yüreğinde kim bilir ne sevdalar gizlemiş. 
Bilinmez ki kimlerin yollarını gözlemiş. 
Anılarla yaşamış yaşlıları severim. 

Koşup sarmak isterim bükülmüş bellerini, 
Tutup öpesim gelir üşümüş ellerini. 
Usanmadan dinlesem o tatlı dillerini,
Yüzleri buruş buruş yaşlıları severim. 
Elleri kırış kırış yaşlıları severim.


Yaşlılığa Dair


Doğan herkes 
Çocuk,genç,orta yaşlı 
Daha sonra da 
Yaşlı olmak zorundadır. 
Çocukluğumuzu anlamadan, 
Gençliğimizi bilmeden, 
Yaşlılığımızı yapamadan yaşarız. 
Hepsinin eksiği varmış gibi gelse de 
Ayrı olmalı hepsinin, 
Çocukluğun,gençliğin, 
Hatta yaşlılığın. 
Yaşlanmamak elimizde değil, 
Geriye dönmek imkansız. 
O halde? 
Her yaşın hakkını vermeli 
Gerektiği gibi yaşamalıyız. 
Yaşlanman yaşlı olmaktansa, 
Yaşlanınca bile genç kalmasını bilmeliyiz! 


Nuray ZARALI


Yaşlılar Haftası Şiiri-Bebek 


Bir zamanlar o da bir bebekti 
Hokka burunlu, al yanaklı, 
Bir ömre bedel. 
Şu gördüğün kavrulmuş el, 
Pamuk gibiydi. 
Eskiler içindeki bu kambur vücut, 
Mis gibi kokan zıbınlar, fırfırlı elbiseler giydi. 

Annesi ona “Gül kızım” derdi, 
Sevip okşamak için sıraya girerlerdi. 
Ya babası? 
Getirdiği çikolatayı muzipçe cebinde saklardı 
Onu ağlatmayı herkese yasaklardı. 
Kızı incisi, emeliydi 
Çok mutlu olmalı, hayatı sevmeliydi. 

Ah! Hızla geçti yıllar işte 
Seksen beş yıllık koca bir ömrü 
İçiverdi bir dikişte. 

Annesinin kiraz dudaklı, kalem kaşlısı 
Şimdi huzurevinin en yaşlısı. 
Gençler ondan kaçıyor. Neden? 
Ruh aynı ruh, beden aynı beden. 

Soruyor, gözleri nemli: 
Görüntü bu kadar mı önemli? 
Oysa şimdi anlatacak ne öyküleri var 
Bir yıkılsa aradaki şu duvar! 

Çare yok. Böyle gelmiş bu, böyle gidecek. 
Şimdi bir zamanki tatlı bebek, 
Saatler boyu pencerenin önünde 
Birbirinin aynı günleri tüketmekte, 
Bir an önce yanına alması için Tanrı'ya 
Dualar etmekte. 

Ümit Kilislioğlu Özger

 

YAŞAMDAKİ BASAMAKLAR

Bebek:
Daha çok küçüğüm sütümü verin, 
Oynamak isterim, bebek getirin. 
Hastayım, derdimi diyemem öyle, 
Doktorlara hemen beni götürün.

Çocuk:
Ben bebek değilim yalnız oynarım, 
Bardağı, çatalı kendim tutarım. 
Beni küçük sanma yaşım yedidir. 
Hele çantam gelsin derse koşarım.

Genç:
Yerde savururum gökte yerim ben, 
Bu konuda yoktur hiçbir kederim. 
Baba kesesinden hepten giderim, 
Olsaydı yanımda bir de sevgilim...
Yaşlıya saygı mı, duymadım onu, 
Ben kendim bulurum kendi yolumu. 
Kim bana verdi ki, ben de vereyim, 
Uzatmam elimi, vermem kolunu.

İhtiyar:
Ben de gençliğimde böyle diyordum, 
Yerde kazanarak, gökte yiyordum. 
Vücudum yaşlandı, olmuyor artık, 
Genç kuşaktan, anlayış bekliyorum.
Ben geldim sonuma, onlar da yolda, 
Her şey boşa imiş, yalan dünyada. 
Sen de hesap eyle yanlışlar yapma! 
Bir gün yaşlanırsın, dönersin bana.

İbrahim ŞİMŞEK


Yaşlılık Şiiri 

Aynalar eski bugün 
Yıllar önce sanki dün 
Dün gece genç bakardı 
Gözlerim yaşlı bugün 

Hava yağışlı bugün 
Güneş öldü sanki dün 
Dün gece hep gülerdi 
Gözlerim yaşlı bugün 

Gözlerim yaşlı bugün 
Gözlerim yaşlı bugün 

Fevzi Tuna Ocakoğlu 

Ah Yaşlılık… 

Aynalar yansıtır kar beyaz sakalı, 
Çamur banyosunda makyajı pahalı… 
Keli güneş gibi kırıtır havalı, 
Zaman tünelinde gezinirce sanki… 

Belinde ağrılar ayağı son gazi, 
Horca kullanılmış, bir subay gibi Nazi… 
Yinede umuttur, hüzündür fantezi! 
Kulağında çınlar, gençliktir şok yankı… 

İçine bir girsen hazan yağmurları, 
Dışını bir görsen çifte at mahmurları, 
Alaycı bakışlar, oynar su samurları! 
Oynatmak ne mümkün taşıdığı tankı… 

Safet Kuramaz

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler