27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,369
  • BIST107.206
  • Dolar3,5533
  • Euro4,1312
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6415
  • İstanbul24 °C
  • Ankara15 °C
  • İzmir21 °C
  • Konya18 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya27 °C
  • Diyarbakır26 °C
  • Bursa22 °C
  • Kayseri15 °C
  • Kocaeli19 °C
  • Şanlıurfa27 °C
  • Gaziantep25 °C
  • İçel27 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Türkiye’nin asıl amacı Misak-ı Milli’yi korumaktı'
Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye'nin sınırları dışında tek toprağı olan Süleyman Şah Türbesi ile ilgili yayınlanan kitabında, türbeyi bütün ayrıntılarıyla ele aldı. Afyoncu, “Türkiye’nin asıl amacı sınırlarını Caber Kalesi’nden geçirmek” dedi.
'Türkiye’nin asıl amacı Misak-ı Milli’yi korumaktı'
13 Mart 2015 / 22:02 Güncelleme: 13 Mart 2015 / 22:17

Üsküdar Belediyesi Yayınları arasından çıkan Süleyman Şah Türbesi, güvenlik tehdidi dolayısıyla bir gece yarısı düzenlenen Şah-Fırat Operasyonu’yla Karakozak’tan Türkiye sınırına yakın Eşme’ye nakledilen Süleyman Şah ile ilgili bugüne kadar ulaşılmamış belgeleri gün yüzüne çıkarıyor. Tarihçi Erhan Afyoncu’yla isminden başka hiçbir şeyini bilmediğimiz Süleyman Şah Türbesi’ni ve tarihini konuştuk.

foto-142.jpg

Türkiye artık Süleyman Şah kimdir az çok biliyor. Önemi nediri konuşalım isterseniz

Artık birçok kişi biliyor ki, Türkiye’nin kendi sınırları dışındaki tek toprağı Süleyman Şah’tır. Türbe, 1973’e kadar Türkiye sınırlarına yaklaşık 92 km uzaklıktaki Caber Kalesi’nin eteklerindeydi, Aralık 1973’den sonra sınırımıza 28 km mesafedeki Karakozak mevkiine taşındı, günümüzde ise Türkiye sınırına 180 metre uzaklıktaki Suriye Eşme’sine taşındı. Sembolik bir önemi vardır tabii. Süleyman Şah Türbesi, tarih boyunca Suriye’deki ve Anadolu’daki Türkler için kutsal bir ziyaretgâhtı. Bu türbede yatan kişinin Osmanlı hanedanının kurucusu Osman Gazi’nin dedesi olduğuna inanılırdı.
Türbede bulunan Süleyman Şah’ın aslında kim olduğuyla ilgili de bir tartışma var.
Osmanlı tarihlerinin çoğu, orada yatan kişinin Osman Gazi’nin dedesi olduğunu söylüyorlar. Fakat bazı araştırmalar Osman Gazi’nin dedesinin adının Süleyman Şah değil Gündüz Alp olduğu konusunda hem fikirler. Tabii bir de diğer Süleyman Şah var, Türkiye Selçuklularının kurucusu, 1086’da ölen Kutalmışoğlu Süleyman Şah. Onun mezarı Halep’tedir. Rakka’ya yakın Caber Kalesi’nde değil. Fakat orada yatan kişinin çok önemli bir Türk büyüğü olduğu ve çok uzun tarihler boyunca çok büyük saygı gösterildiğini biliyoruz. Osman Gazi’nin büyük dedelerinin arasında Süleyman Alp isimli birisi var, ayrıca imparatorluğun ikinci hükümdarı Orhan Gazi’nin büyük oğlunun ismi de Süleyman. Benim tahminim Osman Gazi’nin dedesi değil, daha büyük dedelerinden birisi olduğu yönünde.

Türbe II.Abdülhamid döneminde yapılıyor

Süleyman Şah’ın mezarına türbenin ilk kez II. Abdülhamid’in emriyle yaptırıldığını öğreniyoruz kitabınızdan. Osmanlı kroniklerinde bilgiler var fakat Sultan Abdülhamid öncesi devlet ricali açısından da mezarın varlığı biliniyor mu?

Tabii mezar var ama büyük bir türbenin olup olmadığını bilmiyoruz. Evliya Çelebi, 17. yüzyılda oraya gidiyor ve mezarı ziyaret ettiğini anlatıyor. Ama 19. yüzyılda, 1882’de ilk defa merkeze, mezarın harap olduğu, türbe yapılması gerektiği yönünde raporlar gelince, devlet de oraya bir türbe yaptırılmasına karar veriyor. 1884’ten itibaren de türbenin inşa süreci başlıyor.

Amaç sınırı genişletmekti

O tarihten sonra cumhuriyete kadar devam ediyor öyle…

Tabii ama bizim için asıl önemli olan 20 Ekim 1921’de, daha cumhuriyet kurulmamışken, Büyük Millet Meclisi, Fransa’yla Ankara İtilafnamesi’ni imzalıyor. Bu anlaşmayla Türkiye’nin Suriye sınırı çiziliyor. Fakat bunun yanı sıra asıl önemli olan şey de Caber Kalesi’ndeki Türk Mezarı Türkiye’ye bırakılıyor. Türk bayrağı çekilmesi ve burada muhafız bulundurulması kabul ediliyor. Böyle gündemimize giriyor Süleyman Şah Türbesi. Türkiye’nin asıl amacı şuydu; sınırları Caber Kalesi’nden geçirmek… O da çok büyük toprağa tekabül ediyor. Bugünkü sınırlarımızdan 92 km dışarı çıkıyorsunuz. Misak-ı Millî’ye göre sınırlarını Süleyman Şah Türbesi’ne kadar götürmek istiyordu. Fakat başaramadı, elde edebildiğimiz sadece Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu yaklaşık 9 dönümlük toprak oldu. Daha sonra Fransa’yla imzaladığımız anlaşma, Lozan Antlaşması’nda da zikredildi.

Türbe 1973'de nakledilmiş

Süleyman Şah Türbesi’nin ilk kez yer değiştirmesi Suriye’nin yapacağı bir baraj yüzünden…

Tabii Suriye, 1966’da Fırat üzerinde Tabka Barajı'nı yapmaya karar veriyor. Bunun üzerine türbenin taşınması gündeme geliyor. Bu dönemdeki mezar naklinin ne zaman yapıldığı tartışmalı bir durum. Ama bu kitap vesilesiyle bu tarih de ilk kez netleştirilmiş oldu; 24 Aralık 1973. Mezar, Caber Kalesi’nden alınmış Karakozak mevkiine getirilmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Tayyar Altıkulaç Hocamız katılıyor. Türbenin bitmesi 1975’i buluyor tabii. Mezarın zir-i zemin, yani yerin altında mahzende olduğunu biz Tayyar Altıkulaç’ın hatıralarından öğrendik. 1975 Eylül’ünde bitirilen türbeyle Türk mezarı günümüze kadar geliyor.

İki kez yer değiştirdi

1938’de karakol inşa edilirken de türbenin nakledildiği söyleniyor?

1938’de bir nakil yapıldığına dair hiçbir bilgi yok sadece karakol inşa ediliyor. Dolayısıyla günümüzde ikinci kez nakil yapılmış oluyor. Bazı araştırmacılar üçüncü kez diyorlar ama bu bilgi doğru gözükmüyor. Çünkü 1973’deki nakilde bulunan Tayyar Altıkulaç Hocamız, hatıralarında mezarların yeraltında bir mahzende olduğunu ve iskeletlerin hiç bozulmamış olduğunu ifade ediyor. Mezar nakledilmiş olsa kemiklerin bozulmuş olması gerekirdi.

Suriye açısından durum nedir?

Tabii bu durum onlar açısından büyük problem. Suriye, kendi toprakları içinde bir Türk karakolu var. Kitapta 1968 tarihli bir resim mesela. Bizim karakolun tam yanına Suriye de karakol yapmış, taciz etmek için. Suriye açısından tabii istenmeyen bir durum ama milletlerarası antlaşma olduğu ses çıkaramıyor.

Yanındakiler aile mensubu

Haberler doğruysa yeni yerine taşınmasında, mevcut toprak alanı biraz daha büyütülmüş. 1921’deki Ankara Anlaşması’nda alanın ne kadar olacağı ile ilgili bir şey var mı?

Ankara Anlaşması’nda ne kadar bir arazi olacağına dair bilgi yok. Daha sonra Caber Kalesi eteklerinde 8 bin 797 metrekarelik bir arazi Türkiye’nin hâkimiyetinde bırakılıyor. Bu Karakozak’ta da hemen hemen aynı şekilde oluyor. Şu andaki yerinde kaç dönüm olduğuna dair net bir bilgi yok, bildiğim.

Süleyman Şah’ın sandukası yanında iki sanduka daha var. Onlar kim?

O ikisinin muhafızı olduğu söyleniyor ama belgelerde bununla ilgili bir bilgi yok. Yerel kaynaklardan gelen bir bilgi bu… Muhtemelen aile mensuplarıdır diye düşünüyorum ben.

Süleyman Şah bahsi, ister istemez bana Sultan Vahdettin’i hatırlatıyor. Onun kabri de Şam’da.
Vahdettin kabrinin taşınması da birkaç defa gündeme geldi. Ama durum biraz farklı, Süleyman Şah’ın türbesinin güvenliği ve sair konular Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı… Vahdettin’in torunları yaşıyor. Mezarın nakli için torunlarının müsaadesi gerekiyor. Ayrıca ailenin dediği şu, Vahdettin Şam’ın da hükümdarıydı. Gerçekten de öyleydi, o yüzden gömüldüğü yer yabancı bir yer değil, kendi toprağı.

Süleyman Şah’ı gelecekte de konuşacağız

Yurtdışında tek toprağınız var ve bununla ilgili en ufak bir bilgi kırıntısı bile yok. Sorun ortaya çıkmasaydı mesele de ortaya çıkmayacaktı… Kitabınız bu açıdan önemli.

Elimizdeki eser, derli toplu olarak belgelerin bir arada olduğu, türbenin bütün hikâyesinin anlatıldığı ve ilk kez yayınlanan bazı resimlerle Süleyman Şah Türbesi’ni anlatan tek kitap. Kitap, bu eksikliğimizi giderdi. Demokrat Parti milletvekili Saffet Gürol 1951’de “Askerler burada ne beklediklerini bilmiyorlar” diyor. İşin ilginç taraflarından biri de şu; 1921’deki Ankara Antlaşması’nda Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah diye geçiyor ama Karakozak’ta o yıkılan karakoldaki kitabede “1086 Süleyman Şah” yazıyor. Yani Kutalmışoğlu Süleyman Şah. Devlet de ne beklediğini bilmiyor aslında.

Refik Halid Karay’ın dediği gibi, Süleyman Şah hem geriye doğru hem de derine doğru topyekûn bir sembol tarihimiz açısından.

Süleyman Şah, bizim hem geçmişimiz, hem bugünümüz hem de geleceğimiz aslında. Aslında bütün zamanımızı içinde bulunduruyor. O türbenin hem geçmişe doğru bir derinliği var hem de Cumhuriyet dönemi boyunca bir tarihi var hem de gelecekte bir serüveni olacak. Bu açıdan önemli bir sembol… Yüzyıllardır süregelen hikâyesi devam edecek...

 

YENİ ŞAFAK

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler