YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Timsal Hanım'dan, yakın tarihe ilişkin ilginç bilg
Timsal Hanım'dan, yakın tarihe ilişkin ilginç bilg
Timsal Hanım'dan, yakın tarihe ilişkin ilginç bilg
07 Nisan 2008 / 10:05 Güncelleme: 07 Nisan 2008 / 00:00

Cumhuriyet tarihi boyunca onlarca partinin kapısına kilit vuruldu. 85 yıllık süre zarfında kapısına kilit vurulan ilk parti Atatürk'ün silah arkadaşlarının kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası oldu.


Kurucuları arasında milli mücadelenin sembol isimlerinden Kazım Karabekir Paşa da vardı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı siyasi arenanın dışına itildi. Haziran 1926'da Atatürk'e karşı tertip edilen ve tarihe 'İzmir Suikastı' olarak geçen olayın ardından Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bir yılını bile dolduramadan siyasi ömrünü tamamlarken, Atatürk'ün silah arkadaşları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Fethi Okyar ve Ali Fuat Cebesoy azmettirici oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Kazım Karabekir ve arkadaşları, er ve erbaşların yoğun protestoları altında yargılandı. Dava sonucunda aklandılar. Ancak dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün, silah arkadaşı Kazım Karabekir'i tutuklamak için başvurduğu yöntem, Karabekir ailesini derinden etkilemiş.


'İsmet çaya çağırıyor' sözü bizim evde korku demekti


Karabekir'in halen hayatta olan kızlarından Timsal Karabekir Yıldıran, babasının 'İsmet çaya çağırıyor' denilerek gece yarısı evinden alınıp götürüldüğünü belirtiyor. Bu söz Karabekir ailesi için korku ve endişenin parolası olmuş yıllarca. Timsal Hanım, bu ruh halini "Bizim evde 'İsmet çaya çağırıyor' lafı korku demekti." ifadesiyle anlatıyor. Olaydan yıllar sonra Mustafa Kemal'in barışmak için babasını çağırdığını anlatan Timsal Hanım, ancak davet yine gece geldiği için annesi İclal Hanım'ın izin vermediğini vurguluyor: "Annem 'İsmet çaya çağırıyor' sözünü hatırlatmış babama. 'Paşam geç oldu. Gece gitmeyin.' demiş."


Anılarını Zaman'a anlatan Kazım Karabekir'in kızı Timsal Hanım, yakın tarihe ilişkin ilginç bilgiler veriyor. Babasına yapılan haksızlıklara değinirken kırgınlığını gizlemiyor. Timsal Karabekir'e göre dönemin en karanlık meselesi İstiklal Mahkemeleriydi. Özellikle "Üç Aliler" diye anılan yargıçlara tepkili. "Bu adamların hiçbir hukuki uzmanlığı ve sıfatı yoktu. Böyle önemli ve hassas bir görevde bulunmaları düşünülmeye değer." diyor.


İzmir Suikastı suçlaması dehşet vesikası


Şeyh Sait İsyanı'nın ne kadar karmaşık olduğunun yıllar sonra bile tam anlaşılamadığını vurgulayan Timsal Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın tüzüğünde yer alan 'Dine saygılıyız' ifadesinden dolayı kapatılmasını bir türlü anlayamamış: "Laik devlet hepimizin, ancak dine saygısız bir parti de olamaz diye düşünüyorum. Müslüman bir ülkede bundan daha doğal ne olabilir? Üstelik de ilk özel parti denemesinde. Kapatmayı bu ifadeye dayandırdılar. 'Siz bu isyana kucak açtınız' denildi. Gerçekten talihsiz ve çok haksız bir suçlamaydı." Timsal Hanım, babasının İzmir Suikastı'yla ilişkilendirilmesini ise "Ayrı bir üzüntü ve dehşet vesikası" olarak görüyor. Paşa'nın suçlandığı olay ise bir hayli ilginç: "Babam, suikastı düzenlediği gerekçesiyle idam edilen Ziya Hurşit'in ağabeyi Faik Günday Bey'le TBMM'nin çıkışında karşılaşıp tokalaşıyor. Faik Bey eğilip babamın elini öpmek istiyor. İki dakikalık bir sohbeti oluyor. Bunun karşılığında 'Sen suikastın planlayıcısının ağabeyiyle görüştün bu işte senin de parmağın var' deniliyor."


Polisler bahçemizde yatıp kalkardı


Timsal Hanım, babasının, İzmir Suikastı'ndan aklanmasına rağmen mutlu bir hayat süremediğini söylüyor. Vatana yaptığı onca hizmetten sonra bir doktora verecek parası olmadan emekli edildiğini iç çekerek anlatıyor. Ama asıl ağırlarına giden, gözaltında yaşamak olmuş: "Asıl üzücü olan, uzun yıllar bugün müze olan evinde göz hapsinde kaldı. Bahçede polisler yatıyordu. Karşı evi polisler kiralamış, oradan evimizi gözetliyorlardı."


Paşa ve ailesini takip sırasında gülünç olaylar da yaşanmış. Timsal Hanım, trajikomik olayları şöyle anlatıyor: "Babam, annem ve ablalarım Cafer Tayyar Paşa'nın oğlunun sünnetine gidiyorlar. Tramvay değiştirmeleri gerekiyor. Ancak peşlerinde olan hafiyeler durumun farkına varamıyor. Babam hemen vatmana haber veriyor, 'Evladım içeride beni takip edenler vardı, gelsinler.' diyor. Annem çok kızıyor, 'Paşam madem atlatmışız, niçin çağırdın?' diyor. Babam, 'Olur mu hiç İclal, ekmek paralarını kaybederler.' diye cevaplıyor. Yine annemler alışverişten eve dönüşte ellerinde paketlerle istasyona gelmişler. Annem arkadaki hafiyeye 'Gel bakalım oğlum. Zaten eve kadar geleceksiniz, paketleri taşıyın bari' demiş."


Timsal Karabekir'in anlattığına göre Mustafa Kemal, vefatına yakın aralarındaki soğukluğu gidermek ve helalleşmek için ikinci kez çağırtır Paşa'yı. Ancak bu bilgiyi Kazım Karabekir'e ulaştırmazlar. Timsal Hanım, Paşa'nın o olaya ilişkin düşüncelerini şöyle aktarıyor: "Ablalarım babama sormuşlar 'Haberin olsaydı gider miydin?' diye. O 'Tabii giderdim. O Mustafa Kemal'di.' diye cevap vermiş. Birileri Mustafa Kemal'le babamın arasına girdi. Görüşmelerine engel oldular."


Zaman

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler