YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Safer Ayında hangi ibadetler yapılır - Safer Ayı Namazları ve Duaları
Safer Ayında hangi ibadetler yapılır - Safer Ayı Namazları ve Duaları
12 Kasım 2015 16:17
Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayıdır. Peki Safer ayında hangi ibadetler yapılmalı, hangi dualar okunmalı, neler yapılmalı, neler yapılmamalı? İşte ayrıntılarıyla Safer Ayı ibadetleri..

Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşrî kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifâdesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği sahih hadislerde beyan edilir. İslâmiyet öncesi Araplar arasında da Muharrem, Recep, Zi’l-Kâde ve Zi’l-Hicce aylarının hürmet duyulan aylardan olduğu ve bu aylarda Arapların savaş yapmaktan çekindikleri biliniyor.

Sahih kaynaklarda mübarek olduğu bildirilen diğer gün ve geceleri de burada zikretmek lâzım: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe gün ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşûre günü vs. gibi. Bu günlerde de gerek nafile, gerek vacip, gerekse farz olmak üzere değişik eda şekilleriyle muhtelif ibadetler yapılır.

Görüldüğü gibi İslâmiyet’te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; âfetler, musibetler ve semavî belâlar için tahsis edilen muayyen her hangi bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Böyle bir tahsisat, İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Belli ayları İlâhî musibet ayı olarak ilân etmek doğru da değildir. Allah’ın irâdesini aylarla veya günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi; böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.

İlâhî îkâz ve felâketler başka aylarda olmuyor mu? Kaldı ki, belli aylarda İlâhî ikazların yoğunlaştığını farz etsek bile, o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilân edilmesi Resûlullah (asm) tarafından nehy edilmiştir.

Safer ayı, cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise

“Umre her zaman helâldir!” (Buhari, Hac, H. No:777) 

buyurarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı.  Ama ne yazık ki; bu ayda akdedilen nikâhların uzun ömürlü olmayacağı, bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı, bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançların, cahiliye Araplarından beri halk arasında yer yer varlığını sürdüre gelen hurafelerden olduğunu görüyoruz.

Ebû Hüreyre’nin (ra) rivâyetiyle Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"İslâm'da taşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma) dır." (Buharî, Tıb, 54)

Böylece buu zararlı anlayışın İslam'da bulunmadığını ifade etmiştir. Diğer bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:

"Eşya da uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur." (Müslim, Selâm, 102)

Safer ayının normal aylardan olduğunu tespit ettikten sonra; her ne kadar güvenilir kaynaklarla teyit edilmese de, burada, Safer ayında yapılması uygun bulunan şu duâyı zikredebiliriz:

“Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!"

"Yâ Ahkeme’l-Hâkimîn ve yâ Esrae’l-Hâsibîn ve yâ Ekrame me’mûlin ve ecvede mes’ûlin yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Kadîmü yâ Ferdu yâ Vitru yâ Ehadu yâ Samedu yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad! Yâ Azîzu Yâ Vehhâbu Salla’llâhu alâ hayr-i halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în! Âmin!”

Bu ayın son çarşamba gününde de iki rek’at namaz kılınması; bu namazda her rek’atte bir Fatiha ve on bir İhlâs-ı Şerif okunması; namazdan sonra da on bir istiğfar ile, on bir salavât-ı şerîfe okunması tavsiye edilmiştir.

Sadakanın bu aya özel bir konumu yoktur. Diğer aylarda olduğu gibi, bu ayda da sadaka vermeye devam etmelidir.

Safer ayının ilk çarşambası öğle ve ikindi arasında şu duayı 100 defa okumak sünnet midir?

“YA DAFİAL BELAYA İDFA’ ANNEL BELAYA FALLAHÜ HAYRÜN HAFİZAN VE HÜVE ERHAMÜRRAHİMİN İNNEKE ALA KÜLLİ ŞEY’İN KADİR."

Meali: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."

Cevap:

Bu güzel bir duadır ve her zaman yapılabilir. Bu açıdan elbette Safer ayında da okunabilir. Ancak bu duanın özellikle Safer ayında yapılacağıyla ilgili bir hadis bulamadık. Buna göre, bu duayı belli bir zaman dilimine indirgemeden her zaman her yerde okumak en uygun olanıdır.

Rivayet olunduğuna göre her kim aşağıda zikredilecek duayı safer ayının her günü okursa Allâh-u Te alâ onu bir dahaki safer ayına kadar o sene olacak bütün bela ve musibetlerden korur. O sene ona asla hiçbir bela isabet etmez.

Safer Ayı Vazifeleri - Safer Ayı Namazları ve Duaları

“Ey Allah! Kulun, Nebin ve Rasûlün olan Ümmî Peygamber Efendimiz Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine ve sahâbesine salât eyle, bereketler yağdır ve selam eyle.

Ey Allâh! Muhakkak ki ben bu ayın ve bu günün şerrinden ve senin bu ayda yarattığın her bir belâ ve musibetten Sana sığınırım. Ey Ezelî! Ey Bakî! Ey Kadîm! Ey Mevcûd! Ey Sâbit! Ey Hakk!

Ey (varlığının) başlangıcı olmayan! Ey sonu olmayan! Ey her şeyi yoktan yaratan! Ey her şeyi tekrar diriltecek olan! Ey celal ve ikram sahibi! Ey ulu Arş’ın sahibi! Sen dilediğini yaparsın!

Ey Allâh! Canımı, malımı, birliktelikleriyle beni imtihana tâbi tuttuğun çocuklarımı, dînimi ve dünyamı hiç uyumayan kudret gözünle muhafaza eyle. İyi ve hayırlı kullarının hürmetine bu duamı kabul eyle! Rahmetinle muamele eyle!

Ey yüce Allâh! Ey günahları bağışlayan! Ey (kullarına karşı) cömert (olan)! Ey günahları örten! Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muamele eyle! Ey kuvvetleri güçlü ve azabı şiddetli olan Allâh! Ey Kendisi çok güçlü olan! Ey ululuk sahibi! Ey iyilik sahibi! Ey büyük Allâh! Ey yüce Allâh! İzzetinle bütün yaratıklarını zelil kıldın. Bana kâfi gel, mahlukâtın(ın şer ve zararların)a karşı bana kâfi gel!

Ey güzellik veren! Ey yaptığını güzel yapan! Ey (dilediğini) güzelleştiren! Ey fazl-u kerem sahibi! Ey inam eden! Ey ikram eden! Ey Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan! Ey acıyanların en mer­hametlisi! Ey gökleri ve yeri yaratma lütfunda bulunan Latif. Kazâ ve kaderinde bize lütufta bulun. Belandan bize âfiyet ver. Günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak Senin yardımınladır. Ey acıyan­ların en merhametlisi! Rahmetinle kabul buyur.

Allâh -u Te alâ bize yeter. O ne güzel vekildir. O pek yüce ve çok büyük Allâh’ın yardımı olmadan hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Ey Allâh! Hasen ile kardeşinin, dedesi ile babasının, annesi ile oğulları­nın sırrı hakkı için; bugünün şerrine ve bugünde inecek olan belaların şerrine karşı bana kâfi gel! Ey mühim sıkıntılara kâfi gelen ve ey belâları kaldıran! ‘Onlara karşı muhakkak Allâh sana kâfi gele­cektir, O hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.’

Allâh-u Te alâ, Efendimiz Muhammed e, Ehl-i Beytine ve ashâbının tümüne salât eylesin. Ey Al­lâh! Safer ayında bize bereket ver! Mutluluk ve galibiyetle bitirmemizi nasip et!” (Muhammed ibni Hatîriddîn, el-Cevâhiru'l-hams, sh:50-52; İbrâhîm el-Ensârî, Rava’z-zam'ân fifedâili'l-eşhuri ve’l-eyyâm, sh:4; Muhammed Âbidîn, Tenbîhu’l-kulûbi’n-naime ale'l-evrâdi’d-dâime, sh:71-72; Mahnıud Sâmî, el-Ed‘iye ve’l-ezkâr, sh:123-127)

SAFER AYINDA KILINACAK NAMAZLAR SAFER AYININ İLK GECE NAMAZI

23 Kasım Pazarı 24 Kasım Pazartesiye bağlayan gece

Safer ayının ilk gecesinde yatsıdan sonra vitirden önce dört rekat namaz kılınıp birinci rekatta Fâtihâ’dan sonra on bir kere Kâfirûn Sûresi, ikinci rekatta on bir kere İhlâs Sûresi, üçüncü rekatta on bir kere Felak Sûresi, dördüncü rekatta on bir kere Nâs Sûresi okunur, selamdan sonra yetmiş kere:

“Allâh-u Te alâ noksan sıfatlardan münezzehtir. Bütün hamdler Allâh-u Te alâ’ya mahsustur. Allâh-u Te alâ’dan başka hiçbir ilâh yoktur ve Allâh-u Te alâ en büyüktür. Allâh’ın yardımı olma­dan hiçbir günahtan dönüş, hiçbir ibâdete de kuvvet yoktur” tesbihi okunur, peşine de yetmiş kere:

“Ancak Sana ibadet (ve kulluk) ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz!” âyet-i kerîmesi oku­nur. (Muhammed ibni Hatîrüddîn, el-Cevâhiru'l-hams, sh:50-52; İbrâhîm el-Ensârî, Rava’z-zam’ânfifedâili'l-eşhuri ve’l-ey- yâm, sh:4; Muhammed Âbidîn, Tenbîhu’l-kulûbi’n-naime ale'l-evrâdi’d-dâime, sh:71-72; Mahmud Sâmî, el-Ed‘iye ve’l-ezkâr)

SAFER AYININ İLK ÇARŞAMBA GECESİ KILINACAK NAMAZ

25 Kasım Salıyı 26 Kasım Çarşambaya bağlayan gece

Safer ayının ilk çarşamba gecesi gece yarısından sonra yeryüzüne nâzil olacak (inecek) belalardan Allâh-u Te alâ ’nın izniyle muhafaza olmak isteyen sabah namazından (imsaktan) evvel dört rekat na­file namaz kılar, şöyle ki her rekatta Fâtihâ’dan sonra on yedi kere Kevser Sûresi, beş kere İhlâs-ı Şerif,bir Felâk Sûresi, bir de Nas Sûresi okuyup selam verir ve dua eder. (Şeyh Mahmud Sâmî, el-Ed'iye ve’l-ezkâr, 123-127)

HER AYIN, ÖZELLİKLE DE SAFER AYININ BAŞINDA OKUNARAK KORKULARDAN KURTULMAYA, ZELİL DURUMDAN AZİZ OLMAYA VESİLE OLACAK ACAYİB BİR DUA

Şeyh Ahmed el-Bûnî Hazretlerinin beyanı veçhile; evliyâullahtan nakledilen çok garip bir zikir ve pek acayip bir vird vardır ki:

1)           Hangi bir köle bununla Allâh-u Te'âlâ’ya münâcat etse mutlaka âzat olur.

2)           Hangi bir esir bu zikri yapsa mutlaka serbest kalır.

3)           Hangi mahpus okusa, mutlaka hapisten kurtulur.

4)           Korku içerisinde olan herhangi bir kişi bu virdi okursa mutlaka korktuklarından emin olur.

5)           Hangi bir fakir bununla amel etse mutlaka zengin olur.

6)           İnsanlar nezdinde zelil (itibarsız) duruma düşen hangi bir kimse bunu okursa mutlaka aziz olur.

7)           Bu vird zorbaları kahretmek, zalimlerin ardını kesmek ve fesatçıların şerrini savuşturmak husu­sunda eşsiz manalar ve sırlar taşımaktadır.

8)           Her kim bu zikri yazıp üzerinde taşırsa her inatçı zorba ve inatçı şeytan onun karşısında zelil durama düşer.

9)           Her kim bu zikre devam ederse kendisi gören herkes mutlaka onu sever.

10)        Her kim bu zikri çok yaparsa Allâh-u Te alâ onun kalbini mârifet nurlarıyla diriltir ve canı, malı, eşi ve ailesi hususunda onu muhafaza eder, ayrıca korktuğu şeylerin şerrine karşı ona kâfi gelir.

1l) Hangi bir hükümdar bu vird-i şerifi zikretse mutlaka mülkü genişler ve hükmü geçerli olur.

12)             Bu zikr-i şerifin içerisinde İsm-i Âzam (Allâh-u Te‘âlânın en büyük ismi) bulunmaktadır. Bu yüzden bu konudaki birçok fikirden kişiyi müstağni bırakır.

13)             Her kim bu vird-i şerifi okuduktan sonra Allâh-u Te alâ’dan dünya ve âhiret işleri ile alakalı hangi hâcetini isterse Allâh-u Te alâ ona istediğini verir.

14)Her kim bu evrâdı zorba birinin öfkelendiği sırada onun yanında okursa o kişinin gazabı sakinleşir.

15)Bu zikr-i şerif tevhid sırrını barındırdığı için en yüksek seviyede Allâh-u Te‘âlâ ya mûleh (tut­kun) olan veliler tarafından İsm-i Câmi (Allâh-u Te‘âlânın bütün isimlerini toplayan bir zikir) olarak bilinmektedir ki bunda bulunan sayılarla ilgili sırlar, harflerle ilgili tesirler, nûrânî isimler ve veflderiy- le ile ilgili durumlar araştırılacak olsa 10’da birine dahi ulaşılamaz.

16)Yöneticilerin, hükümdarların, büyüklerin, sâlih kimselerin, faziletli âlimlerin ve mahâretli he­kimlerin bu duayı yaparak dünya ve âhiret hayırlarına ve saâdetine (en büyük bahtiyarlığa) ulaşmaları için aşağıda sayılacak mübarek vakitleri kollayıp ona göre okumaları münasiptir.

a)Cuma gününün ilk saati.

b)Pazar gününün ilk saati.

c)Arefe gününün ilk saati.

d)İki bayram gününün ilk saati.

e)Âşûrâ günü.

f)Şa‘bân-ı Şerif’in yarı gecesi (olan Beraat Gecesi).

g)Ramazân-ı Şerifin 27. gecesi (olan Kadir Gecesi).

h)Her ayın başlangıcında.

I)Senenin tüm gecelerinde.

Ancak bu dua iki rekatta bir selam verilerek kılınacak 12 rekattan sonra yapılır. Kişi bu 12 rekatın sonunda oturduğu zaman (selam vermeden önce tahiyyyat ve salli-bârik okuduktan sonra):

“Bütün tenzihler Allâh’a âittir. Bütün hamdler Allâh’a mahsustur. Allâh’tan başka hiçbir ilâh yok­tur. Allâh her şeyden büyüktür. O en büyük ve en yüce olan Allâh’ın yardımı olmadan hiçbir ibadete kuvvet ve hiçbir günahtan dönüş imkânı yoktur” teşbihini okur.

Ardından:

“Ey Adlâh! Bütün âlemler içerisinde İbrâhîm (Aleyhisselâm)a ve onun âl-i ashâbına salât ettiğin gibi Nebî(miz) Muhammed (Aleyhisselâm)a, müminlerin anneleri olan (kıymetli) zevcelerine, zürriyetine ve Ehl-i Beyt’ine de salât eyle. Şüphesiz ki Sen hamd olunmaya layıksın ve ulusun” der. Sonra tek­bir getirerek secdeye varır, secdedeyken 7 kere (her birinin başında besmele çekerek) Fâtiha-i Şerife okur,

sonra 10 kere:

“Allâh-u Te alâ’dan başka ilâh yoktur, O tektir, hiçbir ortağı yoktur, mülk Ona âittir, hamd Ona mahsustur. O her şeye hakkıyla gücü yetendir” diye zikreder. Sonra:

“Ey Allâh! Arş’ındaki izzet kulpları, Kitab’ındaki rahmetin son noktası, en yücenin de yücesi olan ismin hakkına, en ulu olan şâmn ve tastamam olan kelimelerin hürmetine Senden Efendimiz Muhammed e salât etmeni ve bu hâcetimi yerine getirmeni dilerim” dedikten sonra hâcetini ister.

(Namazda olduğu için Arapça dua etmek zorundadır, Arapça cümle kuracak ilim sahibi değilse kalbinde muradını tutarak 5 kere “Rabbenâ!”, 4 kere “Yâ Rabbi!”, 3 kere “Yâ Erhamerrâhimîn!” gibi zikirler okuyabilir.) Bunun akabinde başını kaldırarak oturur ve sağa sola selam vererek namazdan çıkar.

Sonra mümkünse tenhâ bir yerde kusurlardan uzak yağlı bir koç keser (kendi beceremiyorsa başka­sına kestirir), hayvanı keserken şeriatın usûlüne riâyet ederek koçu kıbleye çevirir.

Kesim esnâsında:

“Ey Allâh! Bu Şendendir ve yine Senin içindir. Ey Allâh! O muhakkak (cehennemden âzâd ol­mam için Sana arz ettiğim) fidyemdir, onu benden kabul eyle” der.

Kurbanın kanı için bir çukur kazarak kanı toprağa gömer. Sonra hayvanın etini altmış parçaya ayı­rır ki derisi, başı ve karnı ayrı ayrı cüz sayılırlar. Böylece altmış parçayı fakirlere dağıtır yahut (bunu yapamazsa) 60 fakire en iyi yemeklerden yedirir veya (bunu da yapamazsa) yedi fakire 7 dirhem sa­daka verir.

Bunları iyi anla ki biz mânevi huzura girmek isteyenler için kapıları açtık. Allâh-u Te‘âlâ diledikle­rine fazl-u kereminden verir. Allâh-u Te‘âlâ büyük fazl-u kerem sahibidir.

 

Kaynak : Lalegül Dergisi - Cübbeli Ahmet Hocaefendi

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler