27 Mart 2017 Pazartesi
  • Altın144,263
  • BIST90.383
  • Dolar3,6117
  • Euro3,9021
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5095
  • İstanbul8 °C
  • Ankara6 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya7 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya14 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli8 °C
  • Şanlıurfa7 °C
  • Gaziantep1 °C
  • İçel15 °C
BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ölümden sonra bizi neler bekliyor? Kabir azabı nedir?
Ölüm gayb mıdır? Kabir azabı nedir? Ölümden sonra bizleri neler bekliyor? Ölüm gerçek anlamda ne zaman başlıyor? Tüm bu soruları İlahiyatçı - Yazar Fatih Çıtlak Kanal A ekranlarında cevapladı.
Ölümden sonra bizi neler bekliyor? Kabir azabı nedir?
18 Eylül 2015 / 07:55 Güncelleme: 18 Eylül 2015 / 08:06

Kanal A ekranlarında Tuğba Dalkılıç ve Sadık Yalsızuçanlar'ın hazırlayıp sunduğu Tarih ve İrfan programına konuk olan ilahiyatçı-yazar Fatih Çıtlak, ölüm, ölüm sonrası, ahiret, kabir azabı gibi merak edilen konulara ilişkin soruları cevapladı.

İşte Çıtlak'ın açıklamalarından satır başları;

Ölüm gayb mıdır?

"Hayatımızda gayb alemi dedik ama aslında ölüm gayb değil. Bugün "Ölüm var mıdır?" diye sorduğumuzda hayır demez bir Allah'ın kulu. Bu nasıl bir gayb alemi ki bu kadar kesin bir netice ile size işaret ediyor. Bendeniz, resimde de bazen soyut çalışıyor derler. Neresi soyut çizmiş işte derim.

Şu hadis bizim hepimizi alakadar eden bir hadistir ve çok nettir. "Bir insan nasıl öleceğini anlamak istiyorsa, nasıl uyuduğuna baksın" buyuruyor Efendimiz (sav). Bakın çok net. İçimizdeki müftünün bile bilebileceği bir müfredat bu. "Nasıl uykuya geçiyorsan, öyle öleceksin. Nasıl haşroluyorsanız öyle uyanacaksınız" buyuruyor Efendimiz.

İnsanın ölümü ile haşri de böyle olacak. İnsan nasıl ölümü anlayabilir denildiğinde yüzlerce sayfa anlatmaktansa, en önce insanın şunu idrak etmesi lazım. Herkesin ölümü kendisine göre olacak. Parmak izlerimiz bile farklı. Yani izleyenler şu an gerçek bir bilgiye ulaşmak istiyorlarsa, yatağınıza yattığınızda ya da kendinizi stop etmeye niyet ettiğinizde, fişi kendiniz çekiyor gibi kabul edin. O anda hangi duygular içerisindeyim ben? Benim ölümüm böyle olacak şuuru, inanın yatmakla ve kalkmakla bile adamı ölüme karşı terbiye eder."

"Mesela buna dikkat eden bir insan, Peygamber Efendimiz nasıl yatardı, ne düşünmem lazım o zaman? sorusunu sorduğu an istiğfar etmesi gerektiğini, namazını kılarak yatması gerektiğini, muhakkak muhasebe yapması gerektiğini düşünen bir adam...

Bunlar ölümü öldürmüşlerdir

Mesela bakın Hz. Ali Efendimizin iki örneğini vereceğim size... Bunlar ölümü öldürmüşlerdir. Ölüm fikrini, ölüm korkusunu öldürmüşlerdir. Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki, "Yatarken istiğfar edin." Diyor ki hatta, "Yarın aynı günahı işleyeceğinizi kafanıza koymuş bile olsanız bile siz yine istiğfar edin." Neden? "Ecel gelebilir. Hiç olmazsa defterinize bir istiğfar işlensin" diyor. Bu sözü. Bir de gece kalkışı var. Su kabı odanın köşesinde. Hz. Ali Efendimiz yatağın kenarından eğilir teyemmüm yapar, su kabına öyle gidermiş. Niye böyle yapıyorsun diye soranlara? "Şu adımları atarken ölüm gelebilir. Abdestsiz gitmekten hoşlanmıyorum" dermiş. Yani Ali denildiğinde, ilan-ı aşkla Ali olunmuyor"

"Ölüm sonrası bizi neler bekliyor?"

"Dünya hayatı bitiyor dedik ama hemen mi ahiret hayatı başlıyor? Ya da şu soruyu soralım hemencecik mi bitiyor dünya hayatı? Hemen bitmiyor. Dünya ile yine bir alakamız oluyor. Bir kere kardeşlerimiz düşünsünler kabre gittiğimizde bir selam veriyoruz. Bu şöyle ya da böyle olan herkesin reddedemeyeceği bir şeydir. Ya hu bir insan bacak bacak üstüne attığında bile Efendimiz buyuruyor ki, "Selamı alabilecek bir kıvamda değildir selam vermeyin." Mealinde bir şey söylerken Efendimiz. Ölü kabul edilen, çürümüş hatta bazı yobazlar leş olmuş diyor. Neden selam veriyorsun madem?

Bir insan uygunsuz bir pozisyonda olduğu sırada dahi selam verilmezken kabre neden selam veriyorsun? Demek ki hemencecik dünyadan irtibat kesilmiyor. Aynı şekilde dünyada yaşayanın da unutmaması gerekiyor. Bir kere bir irtibat var.

En meşhur hadislerden birisi de, kabri anlatırken Efendimiz (sav) "Ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur olur" diyor. Demek ki bir çukur, bir bahçe nasıl ki bir bütünün bir parçasıdır. Anlıyoruz ki bu hadiste bir insanın ahiretteki durumu ile alakalı kabir aleminde bir muamele yapılıyor.

Mesela bunun tam arasında bir yer var. Kabre inmeden önce hemen bir adım ötesine bakalım. Efendimiz (sav) bir yerde yemin ederek şöyle buyuruyor,  "Muhakkak her insan gideceği yeri görür ve öyle ölür. Görmeden ölmez. Bir insan için dünya hayatının bitmesini konuşuyorsak, gideceği yeri görmesiyle ölüm olmuştur artık. Neden çünkü o görmeyle birlikte konuşmanın ve bir şey söylemenin hiç bir anlamı kalmıyor artık."

"İslam medeniyeti dünya ve ahireti ayrı şekilde bakmaz"

"Ahiret hayatı dediğimiz zaman, İslam medeniyetimiz, dünya hayatı ayrı ahiret hayatı ayrı şekilde bakan bir medeniyet ve din değildir. Asla değildir. Bir kişinin dünyası ve ahireti doğduğu anda başlar. Ve oradan ölümüne kadar devam eder. O ahiret geldiği ahir eşiği anlatır."

Kabir azabı nasıl olacak?

"Kabir azabını şöyle özetlerler hocalarımız. Tek cümleyle özetlerler ve bendeniz bundan çok etkilenirim. "Kabir azabı insanın huyudur" derler. Ve hocam şöyle anlatır, "Oğlum ruhlar alemindeyken, ete kemiğe bürünmemişken, annemiz, babamız bizi tanıyor muydu? Hayır. Ete kemiğe büründürdü, ol dedi. İçine ruhu üfledi Allah gönderdi. Şimdi yalanlar, fitneler, gıybetler görünüyor mu yaptığımızda? Hayır. İşte kabre girildiğinde, yalanlar, dolanlar, iftiralar... Onu çekiştirmiş, buna atmış... Bunları görmüyoruz bu hayatta. Ölümle birlikte kabre girildiği an Allah diyecek ki, "Ol. " Nelere? O yalanlara, dolanlara... Sadece bunları mı ibadetlere, tesbihlere... O vücut bulan şeye göre ya kabrimiz ateş bahçesi olacak. Ya da cennet bahçesi olacak.

Öldüğümüz zaman cenazemizi görür müyüz? Ve bizim mezarımıza gelen insanları ruhumuz görür mü?

"Cenazesini istisnasız herkes görecek. Kabrine gelenleri görebilmesi için kulun cennetlik olması lazım. Ziyade azap görüyorsa, onun başına gelip dua edenleri görmekten bile mahrum kalacak. O zevki bile vermeyecekler ona.

Duaların işe yarayabilmesi için ise kişinin imanla göçmesi lazım. İmanla göçtü fakat çok günahkarsa muhakkak o duanın tesirini görür bunu Hadis-i Şeriflerden biliyoruz. Efendimiz Aleyhisselam bir gün iki kabrin yanından geçiyordu. Sonra bir hurma dalı aldı ve ikiye bölüp birisini bir kabre diğerini öbür kabre dikti. Dediler ki Ya Allah'ın Resulu ne yapıyorsun? Dediler ki, "Kabirdekiler azap görüyor. Birisi laf taşırdı diğer ise küçük abdestine dikkat etmezdi. Bu koyduğum yeşil. Bunların zikretmesinden dolayı kabirdekine rahatlık olur" buyurdu. Şimdi soruyorum bu hadisi okuyan insan sadaka Resulullah derse. Benim okuduğum nasıl gitmez ya hu? Bir domatesin yaprağı bile zikrederken kabirdekine yararı olacakta benim okuduğum fatiha nasıl gitmeyecek?"

 

KANALAHABER.COM / ÖZEL İÇERİK

 // Fatma ölçer
Çok GüzelTv izledim kanal a dan...
18 Eylül 2015 20:31
YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler