YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İdam geri gelecek mi? İdamı ne zaman kim kaldırdı?
İdam geri gelecek mi? İdamı ne zaman kim kaldırdı?
21 Temmuz 2016 10:43
Halk idamın geri gelmesini istiyor. Yıllar önce kaldırılan idam geri gelecek mi? İdamı kim kaldırdı? Darbe girişiminde bulunanların idam edilmesi isteniyor. İdam cezası için anayasada değişiklik gerekiyor. İdamın geri geleceği konuşuluyor...

İdam yıllar önce Türk Anayasasından kaldırılmış yerine ağırlaştırılmış müebbet cezai uygulamaları kullanılmaya başlanmıştır. Halk ise idam cezasının geri gelmesini istiyor. İdam cezası geri gelecek mi? Darbe girişiminin ardından sokaklara dökülen halk 'idam istiyoruz' sloganları atıyor. İdam isteyenlerin sayısı artış gösterdi. Başbakan ve cumhurbaşkanı halkın idam isteğini değerlendireceklerini belirtiyor. İdamın geri gelmesiyle darbaya girişen çok sayıda askerin idam cezasına çarptırılması bekleniyor. İdamın geri gelip gelmeyeceği ve ne zaman kimin kaldırdığı merak konusu...

 Halk belli bir talebi dile getiriyor: 'İdam isteriz.'

İdam cezasının geri gelmesini destekleyen bir Twitter kullanıcısı, "Askerimi ve polisimi dün gece birbirine düşüren her kim ise onlar için #idamistiyorum" diyordu.

Buna karşı çıkanlar da vardı: "İdam insanlık suçudur. İsteyecek başka şey bulamadınız mı?"

Bıçak sırtı ilişkiler

Türkiye, Avrupa Birliği'yle (AB) yapılan üyelik müzakereleri çerçevesinde gerekli görülen reformlar kapsamında 2004 yılında idam cezasını anayasadan tamamen çıkarmıştı.

1984'ten beri de fiilen idam cezası uygulanmıyordu.

 

Türkiye'nin idam cezası tarihinde neler var?

Geri getirilmesi yönündeki tartışmalara AB'den yanıt gelmekte gecikmedi.

AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini, Türk hükümetini anayasal düzeni bozacak adımlar atmaması konusunda uyardı ve yasalarında idam cezası olan bir ülkenin AB'ye üye olamayacağını söyledi.

Brüksel'de AB Dışişleri Bakanları'nın yaptığı toplantının ardından açıklamalarda bulunan Mogherini, Türkiye'nin AB üyeliği yolunda yürümeye devam etmek isteyip istemediğine kendisinin karar vereceğini ifade etti.

Benzeri mesajlar AB üyesi ülkelerden de yükseldi: Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz idam cezasının geri getirilmesinin kabul edilemez olduğunu söylerken, Alman hükümet sözcüsü Steffen Seibert de böylesi bir adımın Türkiye'nin AB müzakerelerinin sonu anlamına geleceğini savundu.

AB'nin Ankara üzerinde ne kadar etkisi var?

Başbakan Binali Yıldırım ise geri adım atmadı, "Vatandaşlarımızın isteği bizim için emirdir. Ancak olayın sıcaklığı içerisinde aceleci karar veremeyiz," diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Gün Kut, AB'den gelen açıklamaların Ankara üzerinde bir etkisi olmayacağı görüşünde.
Kut, "AB'yle ilişkiler zaten bıçak sırtında yürüyordu. Türkiye'nin AB'nin herhangi bir talebine taviz

olarak görülebilecek bir karşılık vermesi çok mümkün değil. Zaten AB'nin Türkiye üzerinde bir kaldıraç gücü de kalmadı," diyor.

Kut, buna karşın, Türkiye'nin idam cezasını geri getirmesi ihtimalinin ise düşük olduğunu savunuyor.
"AB'den gelen açıklamaların Türkiye'nin kararını etkileyeceğini düşünmüyorum. Ama 'Türkiye idam cezasını geri getirmeye karar verir mi?' diye sorarsanız, onu da sanmıyorum," diye konuşuyor.

'Türkiye bunu göze almamalı'

Türkiye, 1954 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) imza atmıştı. Sözleşmenin barış zamanında idam cezasının kaldırılmasını öngören 6. Protokolü'nü ise 2003 tarihinde imzalamıştı.

Tüm koşullarda idam cezasının kalkmasını öngören 13. Protokol ise ertesi yıl onaylanmış, 2004 yılında idam cezası tümüyle Türkiye hukukundan çıkarılmıştı.

Darbe karşıtı protestolarda idam çarıları yapılıyor.

Türkiye ayrıca Avrupa Konseyi'nin de kurucu üyeleri arasında ve örgütün şu anki 47 üyesinden hiçbirinin yasalarında idam cezasına yer verilmiyor.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Kürsüsü Başkanı Prof. İbrahim Kaboğlu, "Türkiye şimdiye dek onaylamış olduğu protokolleri geri almadı. Ülke savaş durumunda olmadığına, darbe girişimi de atlatıldığına göre şimdi böyle bir adım atılmasını haklı kılacak bir gerekçe öne sürülmesi zor" diyor.

İdam cezasının geri getirilmesinin Ankara'nın AİHS'ye taraf olmaktan çıkmasını gerektirebileceğini ifade eden Kaboğlu, "Türkiye bunu göze almamalı. Bu konuyu bu şekilde meydanlara taşımamalı," diye konuşuyor.

'Suç geriye yürütülemez'

İdam cezasının geri getirilmesi daha önce de ya da Karaman'daki çocuk tecavüzü skandalı gibi olayların ertesinde halk tarafından talep edilmişti.

Bu kez ise 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların bu cezaya çarptırılması isteniyor.

Ancak Prof. İbrahim Kaboğlu, bunun hukuken mümkün olamayacağını ifade ediyor ve şöyle diyor:
"Anayasamızda çok açık bir hüküm var: 15. Madde. Bu madde savaş durumlarında bile geçerlidir.
"Bu maddeye göre, savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde dahi suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. Yani Türkiye bugünkü hukuk düzeninde, insan hakları hukuku bakımından idam cezasını geri getiremez. Getirse bile geçmişe uygulayamaz.

"Uygularsa ne olur? Tıpkı 12 Eylül döneminde Kenan Evren'in idam cezası için yaşı tutmayan Erdal Eren'in infazına onay verdiğinde olduğu gibi insan hakları hukukunun temel ilkeleri zedelenir."

'İdam çözüm değil'

Hukuken, idam cezasının tekrar yürürlüğe girebilmesi için buna TBMM'deki 367 milletvekilinin onay vermesi gerekiyor. Sayının 330'da kalması halinde ise konunun referanduma götürülmesi icap ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün CNN'e yaptığı açıklamada, idam cezasının geri getirilmesini öngören bir yasanın Meclis'ten geçmesi halinde kendisinin yasayı imzalayacağını ifade etti.

Ancak böylesi bir yasa değişikliğine CHP ve HDP destek vermeyeceklerini açıklamış durumda.
TBMM Anayasa Komisyonu'nun CHP'li üyelerinden Bülent Tezcan, "Kanlı bir darbe girişimi yaşandı. Bunun halkta yarattığı öfkeyi anlayabiliyoruz," diyor, ancak ekliyor:

"Bu öfkenin etkisiyle idam konusu gündeme geldi. Vatandaşı anlıyoruz. Ama siyaset kurumunun daha sorumlu davranması, öfkeyi tahrik etmek yerine evrensel hukuka uygun yöntemler kullanması gerekir.
"Siyaset kurumunun görevi öfkeyi soğutmaktır. İdam cezasını getirmek bu işin çözümü değil. Siyasetin bunu gündemde tutması da doğru değil."

Gülen'in iadesinde sıkıntı

İdam cezasının geri gelmesi durumunda Ankara'yı bekleyen bir dizi sorun daha var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1999'dan bu yana ABD'nin Pennsylvania eyaletinde yaşayan Fethullah Gülen'in Türkiye'ye iade edilmesini istiyor. Darbe girişiminden bu yana bu yöndeki çağrılarını da sıklaştırdı.

Ankara ayrıca darbe girişiminin ardından Yunanistan'a kaçan ve sığınma talebinde bulunan sekiz askerin de iadesini talep ediyor.

İbrahim Kaboğlu, idam cezasının geri gelmesi durumunda bu kişilerin iadeleri konusunda da sıkıntı yaşanabileceği görüşünde.

Kaboğlu, ABD'nin bazı eyaletlerinde idam cezası bulunduğu yönündeki itirazlara da şu yanıtı veriyor:
"İdam cezasının ABD ya da Çin'de olması bizi ilgilendirmez. Biz insan hakları bağlamında Avrupa hukuku mekanındayız. İdam cezasının olmaması, bizim içinde bulunduğumuz hukuk sisteminin kazanılmış bir değer yargısıdır."

'Ya yargı yanılırsa?'

Türkiye'de darbe karşıtı gösterilerde 'idam isteriz' sloganları atılıyor.Image copyrightGETTY
Prof. İbrahim Kaboğlu, Türkiye'de yargının zaman zaman tartışmalı kararlara da imza attığını hatırlatarak, idam cezasının geri getirilmesinin bu açıdan da büyük bir risk taşıyacağını söylüyor.
Örneğin, Ergenekon ve Balyoz davalarında üst düzey komutanlar yıllarca yargılanmaları ve hapis yatmalarının ardından yeniden yapılan yargılamalarda beraat etmişlerdi.

Kaboğlu şöyle diyor:

"Ergenekon davasında karar verildiği zaman en sert ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıydı. O zaman eğer idam cezası olsaydı, 12 general veya üst düzey komutan idam cezasına çarptırılacaktı.
"Bu kişilerin o zaman idam edildiğini varsayalım. Oysa birkaç yıl sonra bu bir kumpastı denildi. Ya yine böyle yanılırsa yargı?"

1980–1984 arasında idamlar

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra, 1972'den beri infaz edilmeyen ölüm cezaları uygulanmaya başladı. Siyasi hükümlülerin yanında cezası o zaman kadar uygulanmamaış adli hükümlülerin de cezaları uygulanmaya başladı. Ayrıca mahkemerden peşpeşe yeni ölüm cezası hükümleri çıktı. Sıkıyönetim askeri mahkemelerince 517 sanığa idam cezası verildi. Askeri Yargıtay’ın onayladığı idam kararlarının sayısı 124 oldu. 54 kişinin ölüm cezası yetkili kurumda (12 Eylül 1980–25 Ekim1981 arası Milli Güvenlik Konseyi, 25 Ekim 1981–14 Ekim 1983 arası Danışma Meclisi, 6 Kasım 1983 sonrası TBMM) onaylandı.

Bunların 50’si infaz edildi. İdam edilenlerin isimleri şöyledir:

Necdet Adalı (sol görüşlü) 7 Ekim 1980 Ankara
Mustafa Pehlivanoğlu (sağ görüşlü) 7 Ekim 1980 Ankara
Serdar Soyergin (sol görüşlü) 25 Ekim 1980 Adana
Erdal Eren (sol görüşlü) 13 Aralık 1980 Ankara
Cevdet Karakaş (sağ görüşlü) 4 Haziran 1981 Elazığ
Veysel Güney (sol görüşlü) 10 Haziran 1981 Gaziantep
Ahmet Saner (sol görüşlü) 25 Haziran 1981 İstanbul
Kadir Tandoğan (sol görüşlü) 25 Haziran 1981 İstanbul
Mustafa Özenç (sol görüşlü) 20 Ağustos 1981 Adana
İsmet Şahin (adli suçlu) 20 Ağustos 1981 İstanbul
Seyit Konuk (sol görüşlü) 13 Mart 1982 İzmir
İbrahim Ethem Coşkun (sol görüşlü) 13 Mart 1982 İzmir
Necati Vardar (sol görüşlü) 13 Mart 1982 İzmir
Fikri Arıkan (sağ görüşlü) 27 Mart 1982 Ankara
Sabri Altay (adli suçlu) 23 Nisan 1982 Adapazarı
Cengiz Baktemur (sağ görüşlü) 30 Nisan 1982 Elazığ
Şahabettin Ovalı (adli suçlu) 12 Haziran 1982 Sinop
Ednan Kavaklı (adli suçlu) 18 Haziran 1982 Ankara
Ali Bülent Orkan (sağ görüşlü) 13 Ağustos 1982 Ankara
Veli Acar (adli suçlu) 13 Ağustos 1982 Isparta
Eşref Özcan (adli suçlu) 19 Ağustos 1982 Kayseri
Halil Fevzi Uyguntürk (adli suçlu) 29 Aralık 1982 Afyon
Kazım Ergun (adli suçlu) 29 Aralık 1982 Akşehir
Muzaffer Öner (adli suçlu) 29 Aralık 1982 Amasya
Adem Özkan (adli suçlu) 13 Ocak 1983 Balıkesir
Hüseyin Çaylı (adli suçlu) 13 Ocak 1983 Afyon
Osman Demiroğlu (adli suçlu) 13 Ocak 1983 Isparta
Ahmet Mehmet Uluğbay (adli suçlu) 22 Ocak 1983 Akşehir
Ali Aktaş (sol görüşlü) 23 Ocak 1983 Adana
Duran Bircan (adli suçlu) 23 Ocak 1983 Denizli
Levon Ekmekçiyan (ASALA) 28 Ocak 1983 Ankara
Ramazan Yukarıgöz (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit
Ömer Yazgan (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit
Erdoğan Yazgan (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit
Mehmet Kambur (sol görüşlü) 29 Ocak 1983 İzmit
Ahmet Kerse (sağ görüşlü) 30 Ocak 1983 Gaziantep
Rıdvan Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir
Cavit Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir
Süleyman Karaköse (adli suçlu) 5 Şubat 1983 Akşehir
Fatih Laçinligil (adli suçlu) 24 Şubat 1983 Keşan
Fayık Güngörmez (adli suçlu) 24 Şubat 1983 Kilis
Mustafa Başaran (adli suçlu) 30 Mart 1983 Edirne
Hüseyin Üye (adli suçlu) 30 Mart 1983 Nazilli
Şener Yiğit (adli suçlu) 20 Nisan 1983 Isparta
Cafer Aksu Altıntaş (adli suçlu) 20 Nisan 1983 Ordu
Abdülaziz Kılıç (adli suçlu) 26 Mayıs 1983 Edirne
Halil Esendağ (sağ görüşlü) 5 Haziran 1983 İzmir
Selçuk Duracık (sağ görüşlü) 5 Haziran 1983 İzmir
İlyas Has (sol görüşlü) 6 Ekim 1984 İzmir
Hıdır Aslan (sol görüşlü) 25 Ekim 1984 Burdur

Son olarak 25 Ekim 1984'te Hıdır Aslan'ın idam edilmesinden bu yana Türkiye'de idam cezası uygulanmadı.

 

 

 

 // Murat
Bir masumu disleyip parcalayan bir canavara merhamet etmek o masumun hukukuna tecavuzdur.intikam olarak düşünmeyin. Onlar nasil insanlarin yasama hakkini gayri mesru sekilde ellerinden aldilar,oyle ise onlar dahi yasamayi haketmiyorlar.hem boyleleri yasatmak insanliga ileridede ayni zarari vermelerini sağlar caydirici bir yaptirim gerek en azindan böyle hadiseler tekerrür etmesin diye...
21 Temmuz 2016 22:32
YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler