YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Horasan Erenleri'ndeki fütüvvet ahlakı
Tarih sayfalarına isimleri altın harflerle yazılan şahsiyetler vardır. Bu şahsiyetlerin, Peygamberler ve onların yol arkadaşlarından sonra en önde gelenleri, engin bir ibadet, tefekkür, irşad ve mücahede/mücadele hayatı yaşamış mana erleridir.
Horasan Erenleri'ndeki fütüvvet ahlakı
23 Ekim 2014 / 00:10 Güncelleme: 23 Ekim 2014 / 08:28

Ebul Hasan Harakani de bu mana erlerinden birisidir. Horasan erenlerinin Fütüvvet ahlakını en ince detayına kadar Harakani’nin hayatında görüyoruz.

Anadolu’nun kapılarının sonuna kadar açılmasında  ve fetihlere zemin hazırlanmasında Harakani ve Horasan erenlerinin  gerçekleştirdiği fütüvvet ahlakının önemi büyüktür.
Fütüvvet,  Allah’tan başka ilâh tanımamanın ruh hâlidir.

Fütüvvet, dinî duygu, dinî düşünce ve dinî hayat için her türlü fedakârlığa katlanmanın; batıl inanç, batıl anlayış ve batıl davranışlara karşı başkaldırma ve  temeli, Kur’an ve Hadisler olan bir yaşam biçimidir. Fütüvvet; “Âdem gibi özür dilemek, Nuh gibi iyi, İbrahim gibi vefalı, Mûsa gibi ihlâslı, Eyyûb gibi sabırlı, Dâvûd gibi cömert, Hz. Muhammed gibi merhametli, Ebû Bekir gibi hamiyetli, Ömer gibi adaletli, Osman gibi hayâlı, Ali gibi bilgili olmaktır.

Kapısı her türlü sevgisizliğe, umutsuzluğa, öfkeye, kötülüğe ve ötekileştirmeye kapalı, değerler dünyamızı yeşerten fütüvvet; gönlü akılla buluşturan, maddeyi mana ateşinde eriten; ahlâkî, dinî, sosyal ve kültürel değerler bütünüdür. Bu öyle bir mayadır ki, Anadolu’nun, Balkanların İslamlaşmasında mihenk taşı olmuştur.
Fütüvvet, yaşatma idealidir.

Âlemlere Rahmet Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) temsilcisi olabilmenin, fütüvvetin temsilcisi olmaktan geçeceği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Fütüvvette feta vardır, gençlik vardır, civanmertlik vardır. 

Horasan erenlerinin yol haritasında büyük bir yer tutan Fütüvvet, cesaret ve cömertlik göstermek, güzel ahlak, güzel konuşma ve ahde vefa, misafire hizmet, kusur aramamak, ayıbı örtmek, nefse düşman olmak, yoksulu kollamak, karşılık beklemeksizin yardım ve iyilik etmek, ikram etmeyi sevmek, başkalarının hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerinden üstün tutmak, başkalarını kendine tercih etmek, toplum için kendini feda etmek Allah’ın her kötülüğü bırakma, açık ve gizli ahlâkın en güzeline sarılma  gibi güzel hasletleri içermektedir.

Harakânî Hazretleri , kırsal kesimde yaşayan diğer insanlar gibi günlük maişetini çiftçilik yaparak ve hayvanlarla yük taşıyarak kazanmış, el emeğine büyük önem vermiş, kendisine yapılan zengin maddi teklifleri geri çevirmiş ve  tüm ömrünü çalışarak ve üreterek sürdürmüştür.  

Yaratılanı sevdi yaratandan ötürü

Onun  dünya görüşünde muazzam bir insan sevgisinin olduğunu görüyoruz. “Allah’ım; Keşke ben ölseydim de, başkaları ölümü tatmasaydı, keşke bütün yaratılmışların cezasını bana çektirseydiler de, onlar cehenneme gitmeseydiler”  sözleri bunun en açık örneğidir.  

Yine  bir sözünde“Allah’ım gariplerin benim tekkemde ölmelerine müsaade etme. Zira Ebul Hasan’ın tekkesinde bir garip öldü derlerse, ben o garibin ölümüne tahammül edecek güce sahip değilim” şeklinde Allah’a yalvarıyor. 

Harakani hazretlerinin kardeşini sevindirme anlayışına önem verir ve “Sabahleyin yatağından kalkan âlim, ilminin artmasını, zahid zühdünün artmasını ister. Ben ise bir kardeşimin gönlünü neşeyle doldurma ve onu sevindirme derdindeyim” derdi. 

Nefsinin peşinde koşmayan onun Padişah'ı olur

Ebul Hasan Harakani, “Sulh bütün halkla, cenk ise nefisledir.” Diyerek nefisle mücadelenin önemini vurgular ve dünyayı gölge gibi görürdü. Bu yüzden de: “Sen onun peşinde koştukça o senin padişahın; ondan yüz çevirince de sen onun padişahı olursun” derdi.

Ne istersen iste, sadece Allah(C.C)'tan iste

Allah tan istemenin ölçüsünü belirtirken  ‘Mekânsız olarak Allah, arzusuz olarak Allah, her şeysiz olarak Allah de!, O’na tam bir teslimiyetle bağlan, O’nun yolundan git ve ne istersen sadece O’ndan iste” derdi.

Diğer bir sözünde ise, “Kalplerin en aydını, içinde halkın olmadığı kalptir; Amellerin en iyisi içinde mahlûk düşüncesinin olmadığı amel,  nimetlerin en helali kendi emeğinle olanı ve arkadaşların en hayırlısı ise yaşamı hak ile olandır” derdi.

Dergahı herkese açıktı

Ebû’l Hasan Harakânî Hazretlerinin evi ve  dergâhı imarethane gibidir: “Her kim bu eve gelirse yemeğini yedirin ve adını (dinini) sormayın. Zira ruh taşıyan herkes Ebü’l-Hasan’ın sofrasında yemek yemeye layıktır.” derdi.

Fütüvvet kendini değil, Peygamberimiz gibi ümmetini düşünmek, insanların dertleriyle dertlenmek, kendisi için istediğini başkaları için istemek, kusur ve ayıp örtücü olmak, nefse düşmanlık, fakirden nefret duymamak, zenginlerin peşinde dolanmamak, eline girenle çıkanı bir görmek, kimseye kin tutup düşman olmamak, kimseden mürüvvet ve insaf beklememek, herkese karşı mürüvvet ve insâf sahibi olmak, dünyadan da ukbâdan da geçmektir.

Bu özellikleri kendisinde toplayan Ebul Hasan Harakani Hazretleri gibi gönül insanlarını günümüz toplumuna tanıtarak kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi sahip çıkmamız gerekmektedir.

Horasan Erenlerinde gördüğümüz hasletler günümüzdeki nesillere aktarılması gereken hasletlerdir. Artık gençliğimizi sığ tutum ve davranışlardan kurtararak, onları geleceğe hazırlamamız gerekmektedir.

Bu itibarla eğitim sistemimizi yeniden gözden geçirerek, değerler eğitimini temel alma zamanı gelmiştir. Aksi takdirde tarihi şahsiyetlerin yaşantılarıyla temellendirdiği ve nesillerimizde bulunmasını arzu ettiğimiz değerler kaybolup gidecektir.

 

Ali TÜRKOĞLU

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler