YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Her 3 kişiden biri bu sorunu çekiyor
Her 3 kişiden biri bu sorunu çekiyor
14 Ekim 2014 23:30
Sağlıklı bir kişinin günde en az 6 saat uyuması gerekir. Eğer 9 saatten fazla uyuyorsanız, uyku bozukluğu yaşıyorsunuz demektir.

Uzun süren uyku bozuklukları, kalp ve damar hastalıkları, kanser, diyabet ve endokrin sistem bozukluğu riskini artırmaktadır. Kısa dönemde ise sosyal hayatı olumsuz etkiler. Sağlıklı bir kişinin günde en az 6 saat uyuması gerekir. Eğer 9 saatten fazla uyuyorsanız, uyku bozukluğu yaşıyorsunuz demektir.

Her yaş grubunun uyku ihtiyacı farklıdır. Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Aksu, ülkemizde her 3 kişiden birinin hayatının bir döneminde uyku problemi yaşayarak hekime başvurduğunu söyledi.

Uyuyamamak kadar fazla uyumanın da bir uyku bozukluğu olduğunu bildiren Prof. Dr. Aksu, “Uyku bozuklukları bazen hastalık belirtisi olabileceği gibi çoğu zaman da, uyku bozukluğunun kendisi hastalığa sebep olur” dedi.

“Bütün dini ve felsefi akımlarda, uyku bedenin en pasif olduğu; beynin ve bedenin en az çalıştığı dönem olarak algılanmasına rağmen, uyku beyin aktivitelerinin zaman  zaman en yüksek olduğu dönemdir” diyen Prof. Dr. Murat Aksu ile uykunun bilinmeyenlerini konuştuk.

Uyku nasıl bir süreç? Tamamen bilinçsizlik hali mi?

Uyku, tarihin başlangıcından itibaren tamamen pasif bir dönem olarak algılanmış, ölüme en yakın dönem olduğu düşünülmüştür. 20. yüzyılın başında uyku sırasında beynindeki aktiviteyi kaydeden elektroensefalografi  tetkiki bulunduktan sonra uyku ile ilgili soru işaretleri de cevaplanmaya başlamıştır.

Bu tetkiklerde beyin aktivitelerinin uyku sırasında da devam ettiği ancak uyku sırasında beynin uyanıklıkta aktif olan bölümlerinden farklı bölümlerinin çalıştığı görülmüştür. Uykunun iki ana bölümü vardır; REM ve Non-REM bölümleri. Bunların sıralaması ve oranı belirli düzende olmalıdır.

REM uykusu beynin uyanıklıktan daha fazla aktif olduğu dönemdir. Bugün biliyoruz ki REM uykusu, aslında santral sinir sisteminin en aktif olduğu dönemdir. Yani beynin en aktif olduğu dönem, uyku sırasındaki dönemdir.

REM döneminde santral sinir sistemi en fazla çalışıyor dediniz bu ne anlama geliyor? 

O sırada aslında uyanıklıkta yapamadığımız şeyleri yapıyoruz. Mesela kalıcı belleğin oluşması bunlardan biri. Ben uyanıkken milyonlarca uyarıyla karşılaşıyorum. Bunlardan hangilerinin daha sonraki yaşamımda gerekli olduğu kararına REM uykusu sırasında varıyorum. Bunları bir şekilde süzgeçten geçiriyorum. Süzgeçten geçirdikten sonra bunları kalıcı belleğe yerleştiriyorum. Örneğin birinin ses tonunu, birinin yüzünü, bir olayı yerleştiriyorum.

Bu sırada ne oluyor?

Düş görüyoruz. REM uykusu başladığı anda biz rüya görmeye başlıyoruz. Bu işlem gerçekleşiyor ve ondan sonra REM uykusundan çıkıyoruz. O sırada metabolizmamız çok fazla oksijen kullanıyor ve çok fazla şeker tüketiyor.

REM uykusu ile bilgi günlük yaşamımızda ne işimize yarar?

Şu anda uyku sırasında öğrenme çok popüler ama bununla ilgili elimizde net bir veri yok. Yabancı dil öğreten kurslarda uygulanan şeyle aynı değil. Bunu yönetemeyiz ama olumsuz şekilde kullanmamayı önerebiliriz.

Mesela daha az uyuyayım, daha çok çalışayım, daha iyi öğreneyim derseniz bu sizin öğrenme sürecinizi bozar. Özellikle öğrenciler, ders çalışıp, bilgiyi alıp ondan sonra iyi bir uyku uyumazlarsa bunların hiçbirini kalıcı belleğe yerleştiremezler, üç gün sonra unuturlar.

Uykudan önce görülen, öğrenilenler, çalışılan ders daha kolay öğrenilir diyebilir miyiz?

Uykudan önce öğrenilenler daha iyi bellekte kalır ama burada önemli olan uykunun süresi ve sürecinin iyi olmasıdır.

Uykunun önemli fonksiyonlarından biri de enerji dengelemesidir. Yaşadığımız dünya sadece yaşamımızın yarısında tek enerji kaynağı olan gün ışığına ulaşmamıza izin veren bir dünya.

O zaman geri kalan dönemde bu enerjiyi koruyabilecek bir mekanizma geliştirmemiz gerekiyor. Bu mekanizma, uyku ve uyanıklık düzenidir. Uyku dönemi, takım endokrin fonksiyonların, bağışıklık fonksiyonlarının ve bizim enerji mekanizmasının düzenlenmesini sağlayan dönemdir.

Kaliteli bir uyku ne demek?

Sabah kalktığınızda uykunuzu almış hissediyorsanız, kaliteli bir uyku uyumuşsunuzdur. Bilimsel olarak açıklamak gerekirse, her uyku evresinin yaşandığı ve uyku süresinin yeterli olduğu uyku demektir.

Yeterli uyku süresini genetik belirler

Sağlıklı bir insanın günde ne kadar uyuması gereklidir?

Genelde 6 saatten daha kısa uyunmamasını öneriyoruz. Eğer ki 9 saatten fazla uyuyorsanız, sizde bir uyku hastalığı olma ihtimali yüksektir diyoruz. 6 saatten daha kısa uyuyorsanız ve sabah kalktığınızda  kendinizi güne hazır, dinlenmiş ve uykunuzu almış hissetmiyorsanız da sizde bir uyku bozukluğu vardır diyoruz.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki, uyku süresini belirleyen faktörlerden bir tanesi genetiktir. Bazı kişiler çok daha kısa uyurlar ve uyandıkları zaman uykularını almış hissederler. Eğer siz gece 4 saat uyuyor ve sabah kalktığınızda kendinizi gayet iyi hissediyor;  gündüz de her işinizi gayet iyi yapıyorsanız o dört saatlik uyku size yeterlidir.

Yaş gruplarına göre uyku ihtiyacı değişir mi?

Çocuklarda okul öncesi dönemde çocuğun öğlenden sonra uykusunu alması gereklidir. Toplam uyku süresi yaklaşık 14 saattir. Okul çağında 9-10 saate, ergenlik döneminde 8-9 saate iner.

Yaşlılarda uyku süresi değişmez. Yaşlılar daha az uyur gibi görünmekle birlikte 24 saat içindeki uykunun bir bölümünü gündüz uyudukları için gece daha az uyuyor gibi görünürler.

Uyku kalitesinin, ne kadar uyuduğunuzdan çok nasıl uyuduğunuzla ilgisi vardır. Kaliteli uyku kesintisiz bir uykudur.

Çocuklar uyuyunca büyür mü?

Çocukların gelişimini sağlayan büyüme hormonu uykunun en derin olduğu dönemde salgılanır.

“Çocuklarda uyusun da büyüsün” diye bir şey vardır. Uyku sırasında büyüme hormonu salgılanır mı? 

Uykunun temel fonksiyonlarından biri endokrin aktiviteleri düzenlemektir. Bunlardan en önemli iki tanesi büyüme hormonu ve stres hormonu yani kortizoldür. Büyüme hormonu, uykunun çok özel bir döneminde, yavaş dalga dediğimiz derin uyku döneminde salınımı en yüksek değerlere ulaşan hormondur.

Bu uyku dönemini yaşayamayan kişilerde büyüme hormonunun salınımında düzensizlik ve büyümede bozulma ortaya çıkabilir.

Uykunun bağışıklık sistemi üzerinde etkisi var mı?

Stres hormonu da sabaha karşı dönemde salınır. Bu da çok özel bir uyku dönemidir. Bu hormon REM uykusunun yoğun olduğu son uyku siklusunda, salınır. Bu bizi güne hazırlayan önemli bir endokrin aktivitedir.

'Ben seni uyanıklığa hazırlıyorum, uykun yavaş yavaş bitecek' şeklinde bir organizasyonu vardır. Eğer biz o dönemde uyanık olursak;  yeterli kortizol salınmamış olur. Bu durumda bağışıklık sistemimiz bozulur ve enfeksiyonlara daha açık hale geliriz. Organizma kendini koruyamaz durumda güne yakalanmış olur.

Öğleden sonra şekerlemeleri bizi daha dinç yapar mı?

Tam tersine, gündüz uykusu gece uykuya dalmayı zorlaştırır. Bizim gece uykuya dalmamızı kolaylaştıran en önemli faktör uyanık geçirdiğimiz sürenin uzun olmasıdır. Ne kadar uzun uyanıklık üzerine uyku yaşarsak, uyku o kadar kolay başlar.

Uyanık kaldığımız sürece beynimizde adenozin diye bir madde üretiriz. Bu madde belirli bir seviyeye geldiği zaman uyku başlar. Uyku başladığı zaman da bu madde tüketilir. Bizim tekrar uykuya dalmamız için bu maddenin tekrar o seviyeye gelmesi gerekir. Onun için de bir süre geçmelidir. 

Pazartesi sendromu diye bir şey yoktur

En uykusuz geçirilen geceler hangisidir genelde? 

Pazarı pazartesiye bağlayan gecedir. Hep pazartesi sendromu, iş stresi denir. Oysa bunun nedeni pazar sabahı her zamankinden daha geç kalkmış olmamızdır. Ne kadar geç kalkmışsak her zamankinden daha az bir uyanıklık süresinin sonunda tekrar uykuya dalmaya gayret ederiz ve yeteri kadar uyumadan pazartesi gününe başlarız. O nedenle uyku hijyeni açısından her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı şiddetle öneriyoruz.

Yetersiz uyku obez yapıyor

Obezite ile uykunun ilgisi var mı?

Yakın alakası vardır. Ama obezlerde uyku hastalığı daha çok olmaz, uyku hastalığı olanlarda obeziteye meyil daha fazla olur. Çünkü enerji dengesi bozulur. Eğer kişinin uykusu bölük pörçükse yani uykuda olması gereken her dönem yaşanmıyorsa bu kişinin enerji dengesi korunamaz.

Enerji dengesi bozulduğu zaman glikoz toleransı, insülin salınımı ve en önemlisi de iştahımızı düzenleyen leptin hormonunun salınımı değişir. Sonuç olarak, biz obeziteye meyilli bir hal alırız. Bazı uyku hastalıklarında şişmanlıkla hastalığın şiddeti artar. Örneğin uyku apne sendromunda kısır bir döngü oluşur. 

 

TÜRKİYE GAZETESİ

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler