17 Aralık 2017 Pazar
  • Altın155,835
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1439
  • İstanbul14 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya8 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır7 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri6 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Gaziantep10 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gavur icadına boy abdesti
Erzurum’un Oltu kebabından sonra en meşhur kültürlerindendir kıtlama şeker. Ne bildiğimiz şekerler gibi çaya katılır ne de rastgele ısırılır. Erzurumlular tarafından basit bir formülle kullanılan kıtlama şekerin çıkış öyküsü de kendisi kadar ilginçtir.
Gavur icadına boy abdesti
07 Ağustos 2014 / 21:00 Güncelleme: 07 Ağustos 2014 / 14:48

Erzurum’da ustalığı ve disiplini ile tanınmış, Kavaflar çarşısı esnafından rahmetli Kunduracı Yunus Usta, bir yorgunluk çayı içmek için dükkânının bitişiğindeki iki Kapılı kahveye gitmişti. Oturur oturmaz garson önüne yarım bardak çayı koyunca Yunus Usta sinirlenerek garsonu çağırdı. İstanbul’dan yeni gelmiş olan ocakçı, Yunus Ustanın karşısına gelip:

-Buyur Beybaba?
-Oğlum bu nasıl çay?
-Beybaba yeni demledim.
-Onu demem. Bak burada Erzurumlunun önüne böyle yarım bardak çay koydun mu ona sövmüş gibi olursun, anladın mı?
-Beybaba dudak payı da mı istemezsin?
-Ben pay istemirem uşak, çay istirem çay!

Erzurum için çayın yeri başkadır. İçmenin yeri ve saati yoktur. Misafirliklerin ve koyu sohbetlerin vazgeçilmezidir. Ancak çaya doyduğunuzda çay kaşığını ters şekilde bardağın üstüne koymaz ya da çay bardağını yan yatırmazsanız çayın arkası kesilmez, servis devam eder. Karşılaşılması muhtemel bir başka durum ise çay kaşığının gelmemesidir. İşte o zaman, şekere abdest aldırmanın ve kıtlama şeker formülünü uygulamanın zamanı gelmiştir.

“Sokağa dökmeyeceksiniz abdest aldıracaksınız”

Çaya batırılarak kullanılan ve diğer şekerlerden farklı bir tadı ve görüntüsü olan kıtlama şekerin çıkış öyküsü de kendisi kadar ilginçtir. Eski zamanlarda İranlılar çaya tat vermesi amacıyla hurma ve üzüm katarlarmış. İran’a şeker satmak isteyen İngilizler bunu başaramamış ve mollaların vereceği bir fetva karşılığında kazancın yüzde 10’unu teklif etmişler. Cuma namazı esnasında fetva veren mollalar: “Siz Allah’ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız. Bundan böyle şeker katın.” Demişler. Halk da kullanmaya başlamış. İşlerin iyi gitmemesi İngilizleri rahatsız edince mollalara verdikleri yüzde 10’luk payı kesmişler, mollalar ise tekrar bir fetva vererek gâvur icadı şekerin çaya katılması caiz değildir, demişlerdir.

Halk da şekerleri sokaklara dökmüştür. Durum karşısında çaresiz kalan İngilizler mollalarla tekrar masaya oturmuşlar ve bu sefer yüzde 20 pay isteyen mollaların teklifini çaresiz kabul etmişler. İşi düzeltmek için çareler arayan mollalar bir Cuma hutbesinde şöyle bir fetva vermişlerdir: “ Biz size çaya şeker katmayın dedik ama sokaklara dökün demedik. Şekeri sokağa dökmeyeceksiniz. Şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı olan şekere boy abdesti aldıracak, öyle içeceksiniz.”

“Bir abdest bir kıt iki fırt”

Erzurum’da yayınlanmakta olan Palandöken Gazetesi’nin hissedarı ve yazarı olan, aynı zamanda Erzurum kültürü ve tarihi ile ilgili çalışmalar yapan Vahdet Nafiz Aksu, Erzurum dışından dostlara Erzurum’da kıtlama şekerin kullanımı ile ilgili ilginç bir formül sunuyor “Kıtlama içmenin formülü bir kıt iki fırttır. Yani öyle rastgele kıtlamak yoktur. Çaya batırılan şekerden bir kıt alınır, yani ısırılır ve iki büyük yudum boyunca ya da çay bitene kadar o şeker kullanılır.”

Küp şekere benzeyen ama küp şekerden çok daha uzun, sert ve sıkı olan bu şekerin kullanılması için bir başka yöntem ise çaya katılıp erimesinin beklenmesidir. Ancak bu oldukça uzun bir sürede olacağından ve çay soğuyacağından, kıtlamanın çaya batırılması yani mollaların deyimiyle şekere abdest aldırılması daha iyi bir yöntemdir. Kıtlama şekerin tadını tam almak için ise kupa yerine ince belli bardakla içmek gerekir.

Misafire en lüks ikram

O günlerden günümüze kadar uzanan bu kültür, kurtuluş savaşı sırasında yaşanan yokluk yıllarında, günümüzdeki çikolataların ve şekerlerin söz konusu bile olmadığı bir ortamda, kıtlama şekerini en lüks ikram ve hediye aracı haline getirmiştir. Eve getirilen şekerler tavanlara asılmış, böylelikle gelen misafirlere ikram edilecek şey olduğu gösterilmiştir. Kıtlama şekerler kerpetenle kesilerek misafire ikram edilmiş, doğumlarda sünnetlerde askerden ve hacdan gelişlerde de hediye olarak verilmiştir. Kıtlama şekerini çuvalla tavanına asan aile varlıklı ve zengin sayılmıştır. İlerleyen yıllarda trenlerin kullanımı ile bu yokluk yılları aşılmış, kıtlama şekere ulaşmak kolaylaşmıştır.

“Küp şeker pabucunu dama attı”

Kıtlama şekerlerin günümüzdeki kullanımı hakkında bilgi veren Erzurumlu Araştırmacı Yazar İsmail Bingöl, zaman içinde kullanımı çoğalan küp şekerlerin kıtlama çay kültürünün pabucunu dama attığını, yeni neslin kıtlama şekerin nasıl içileceğini bile bilmediğini ve günümüzde yalnızca elli yaş üstündekilerin bu tarihi değere sahip şekeri tadabildiğini söyledi. Erzurum’da çayın hala kıtlama şeklinde içildiğini ama bunu kıtlama şeker ile değil küp şekerle yapıldığını söyleyen Bingöl, iki şeker arasındaki farkı ise şöyle anlattı: “ şekeri kıtlayarak içebilmeniz için dayanıklı olması lazım.

Elinize aldığınız şekeri bir kenarından azar azar kıtlayarak ya da küçük bir parçayı ağzınıza atarak çayı içmelisiniz. Bu da pakette satılan küp şekerlerle mümkün değil. Çünkü gevşek ve ağızda çabuk dağılıyor. Kıtlama şeker ise, daha üretimi esnasında koca koca topaklar halinde üretiliyor ve bu topaklar daha sonra katakut olarak bilinen tahtadan yapılmış ortasında 4-5 cm bir ağaç parçası ve kesici olan bir alet yardımıyla küçültülüyor.” Kıtlama şeker için Erzurum’a çok fazla sipariş istendiğini söyleyen Bingöl, kıtlama şekerin eskisi kadar kolay bulunmadığını da sözlerine ekledi.

 

KANALAHABER.COM/burakbiber@kanalahaber.com

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler