YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Çaresizlik çok üzücü. Beni bazen tanıyor, bazen tanımıyor"
"Çaresizlik çok üzücü. Beni bazen tanıyor, bazen tanımıyor"
"Çaresizlik çok üzücü. Beni bazen tanıyor, bazen tanımıyor"
04 Aralık 2008 / 09:16 Güncelleme: 04 Aralık 2008 / 00:00

Ünlü siyasetçi Süleyman Demirel, 60 yıllık eşi Nazmiye Hanımın hastalığı hakkında ilk kez konuştu ve "2 yıldır alzheimer. Çaresizlik çok üzücü. Beni bazen tanıyor, bazen tanımıyor" dedi.

Lacivert takım elbisesiyle karşılıyor bizi Süleyman Demirel, Güniz Sokak'taki evinde. Sehpasında kitapların yığılı olduğu, fotoğraflarla süslü çalışma odasında ağırlıyor. Elimi sıkıyor, yer gösteriyor ve hemen "Nasılsınız" diye ekliyor. "45 dakikanız var, ne isterseniz sorabilirsiniz, benim söylemek istediklerim olursa eklerim arada" diyor. Yeter mi bana 45 dakika! Biraz sohbetten sonra "Özel bir sorum var: 15 dakika daha ekleyebilir miyiz?" diyorum. Gülerek "Ekledik gitti!" diyor hiç düşünmeden... Genç bir garson hemen çay getiriyor. Biraz siyaset, biraz kriz ve Ergenekon derken en çok merak ettiğim şeyi de soruyorum korka korka; 60 yıllık hayat arkadaşının hastalığını.... Röportaja gitmeden önce herkes "Asla cevap vermez" demişti ama gözlerinde derin bir üzüntüyle, herkesin bunu bilmeye hakkı olduğunu düşünerek belki de, yanıt verdi sorularıma. 84 yaşında beyni tıkır tıkır işliyor; her sabah 20 gazete birden okuyor, her gün Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçileri kabul ediyor, hala durmadan çalışıyor ama ne acıdır evindeki dert ortağı, hayat arkadaşıyla dertleşemiyor bile... 'Ya çocuk', 'ya torun' diyorum "Onlar derunumdadır" diyor, görmek bilmek istediğimiz Demirel'i hiç açmak istemeyerek...


SİYASETİN EMEKLİSİ OLMAZ!


- Ben siyasetten daha çok emeklilik günlerindeki Demirel'i merak ediyorum. O yoğun, aktif siyaset hayatından sonra emeklilik nasıl geldi size?
- Siyasetin emeklisi olmaz! Benim için siyasette emeklilik mümkün değil. Siyaset öyle bir şeydir ki, bir defa içine girerseniz çıkışı yoktur, fiilen aktif siyasetin içinde olun ya da olmayın! Siyaset denen olay sizi meşgul eder; bu da kökünde, odağında insan olan ülke sorunlarıdır. Ülke sorunları dendiği zaman bu dünyada yalnız sizin ülkeniz yoktur, başka ülkeler de vardır. Bu iletişim çağında, bilgi çağında, ulaşım çağında sınırlar önemini yitirmiştir, ülkeler birbirlerine çok bağımlı hale gelmiştir. Bu itibarla dünyanın başka bir yerinde olan hadiseler sizi de ilgilendirir. Zaman zaman ses verirsiniz, zaman zaman ses vermezsiniz ama hadiseler hakkında fikirleriniz olur.


* Şimdi daha mı huzurlusunuz peki?
- Benim hiçbir şikâyetim yok, ben aktifim çünkü! Siyasette aktif değilim ama fiiliyatta aktifim.


* Nasıl geçer gününüz?
- Günlük hayatım şöyledir; sabahleyin kalkar aşağı yukarı yirmiye yakın gazete okurum, birkaç yerel gazeteye bakarım. İzmir'de çıkan Yeni Asır gazetesine, Adana'da çıkan bazı gazetelere ve Bursa'da çıkan Olay gazetesine bakarım, oralarda ne oluyor ne bitiyor diye. Ondan sonra günlük kabullerimi yaparım. Evde olacaksam, dışarı gidip konuşma yapacaksam, ziyaret yapacaksam oralarda bulunurum. Akşamlarım hep evde geçer mutlaka.


* Hobiniz var mıdır, spor yapar mısınız, mesela televizyonda dizi izler misiniz?
- Sadece haber izlerim televizyonda. Nadiren de tartışma programlarını...


ŞENER ŞEN'İ HEP BEĞENİRİM


* O kadar yoğun ve aktif bir siyasi hayattan sonra insan yalnızlık hissediyor mu zaman zaman?
- Hayır, hiçbir şikayetim yok, hiç de olmadı!


* Eski doktorunuz Osman Müftüoğlu uzun süre önce bir röportajda sizi şöyle anlatmıştı: "Güne dua ederek başlar, belli bir noktaya bakar Ankara'yı izler, kendiyle başbaşa kalır, bir şeyler mırıldanır 30 saniye boyunca." Ne mırıldanırsınız merak ettim?
- Dua mırıldanırım. Sabah yedide kalkar, duayla başlarım güne, doğrudur.


* Biyolojik yaşınızın takvim yaşınızın 10 yıl geride olduğu da biliniyor. Bunun için neler yapıyorsunuz, kendinize nasıl bakıyorsunuz?
- Tamamen doktor kontrolündeyim. Diyet yapıyoruz, her şeye dikkatliyiz, sağlığa zararlı olacak her şeye dikkatliyiz.


* Hobiniz var mıdır?
- Yok, okuma yazmanın dışında hiçbir şeyle uğraşmıyorum.


* Sinemaya gider misiniz hiç boş vakitlerinizde?
- Uzun zamandır sinemaya bir defa gittim. Şener Şen'in 'Kabadayı' filmiydi. Çok iyiydi, çok beğendim. Şener Şen'i hep beğenirim zaten.


* Vakit mi bulamıyorsunuz yoksa tercih mi etmiyorsunuz dışarı çıkıp sinemaya gitmeyi?
- Genelde çok alışkın değilim sinemaya falan.
Nazmiye Hanım'la ilgili çok çaresiz kalıyorum...
* Sizi çok mutsuz ettiğini biliyorum ama hanımefendinin hastalığı ne durumda?
- Maalesef zor bir hastalığı var; alzheimer. Ama herkes tarafından bilinen hastalıklar bunlar. Çok var, çok yaygın durumda. Ama şu anda hayat çekilmez durumda değil. Kendisi için de değil, etrafı için de değil. Şu an diyorum tabii, sonrası bilinmez.


* Ne kadar zamandır hasta?
- İki senedir aşağı yukarı. Şimdilik kendi halinde, çekilmez bir durumu yok. Kendisi için de yok, etrafı için de yok. Kontrol altında gidiyoruz.


* Konuşabiliyor mu şu anda?
- Konuşur.


* Ne üzerine konuşursunuz daha çok?
- Güncel hadiseler. Konuşması falan muntazam henüz ama dünyayla çok alakalı değil.


* Sizi tanıyabiliyor mu?
- O gününe bağlı biraz.


HAYAT BİR MÜCADELE!


* 'Bu kadar darbe gördüm ama kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim' dediğiniz iddia edilmişti. Doğru mudur bu, böyle söylediniz mi gerçekten?
- Evet, bunaldığım zaman, çaresiz hissettiğim zaman demişimdir böyle şeyler. Çünkü çaresizlikle karşı karşıya olduğumuz kesin. Bu da insanı çok üzüyor. Ama bu tabii, insanı o hadiseye dayanmaktan alıkoymuyor. Şöyle; hayat bir mücadeleden ibaret. Ama sağlık meselelerine geldiğiniz vakit, tıp ne diyorsa ona bağlısınız, o çizgiyi aşamıyorsunuz. Yapılacak şey kendinize işkence etmeden hayatı çekilebilir kılmak, sabır budur.


* Ketum olmak gücünüzü mü arttırıyor?
- Bilemiyorum, doğrusu kendim için bir şey söyleyemem.


* Eşiniz 50 yıl boyunca yanınızda oldu ama hep sessiz kalmayı seçti. Bu sizin tercihiniz miydi?
- Hem kendi isteğiydi, hem benim isteğimdi. Benim anlayışıma göre siyasette kadın, erkeğin işine karışmamalıdır, erkek de kadının işine! Yani kadın siyaset yapıyorsa erkek karışmamalıdır, erkek yapıyorsa kadın karışmamalıdır. Tabii birbirlerine yardımcı olacağı haller olacaktır ama bu yardımcı olma hali siyasi kararlar alınmasında değil de, siyasetin götürülmesinde yardımcı olmalıdır, temsilin iyi bir şekilde yapılmasında... Ama onun ötesinde 'siyasi kararlarda parmağı vardır' denecek hiçbir hadise yok, olsun istemedik.


Bir faninin göreceği en yüksek itibarı gördüm...


* Siyasetin sandıktan ibaret olmadığını, siyasetin biraz da halktan görülen itibar olduğunu söylüyorsunuz. 50 yıllık bir siyasetçi olarak gerekli itibarı gördüğünüzü düşünüyor musunuz?
- O resme bakın. (Karşısındaki duvarda asılı, kalabalıklar içindeki siyah-beyaz fotoğrafı gösteriyor) Bakın; 40 sene siyasetin içinde olmak kolay bir şey değil, her şeyi doğru yapamazsınız, yanlış yaptığınız şeyler de vardır. Menfaat sağladığınız kişiler de vardır haklı-haksız, zarar verdiğiniz kişiler de vardır haklı-haksız ama bunları iyi niyetle yaparsınız siz. İyi niyetle yaptığınızdan eminse halk, size itibar eder. Benim dün de, bugün de bu ülkede gördüğüm itibar, bir faninin görebileceği en yüksek seviyedeki itibardır. Halkıma minnettarım.


* Tam da bu noktada şunu sorayım; çok kritik dönemlerde görev yaptınız, çok badire de atlattınız. 'Keşke yapmasaydım' dediğiniz ne var geriye dönüp baktığınızda?
- Vardır da onları ben sayamam.


* Neden?
- En mühimini belki saymamış olurum onun için (gülüyor) Sıralamaya girmem. Sıralama daima aldatıcıdır. Bakın, insanoğlu beşer şaşar, insanoğlunun hata yapmaması mümkün değil.


* Bir daha dünyaya gelseydiniz yine siyasetçi olur muydunuz?
- Şimdi, çok güzel bir sual sordunuz. Bu Aliya İzzetbegoviç Bosna Hersek'in cumhurbaşkanlığını yaptı, çok muhterem bir zattır, güzel bir zattır, bir kahramandır. Çok sabırlı, çok kararlı bir kişi. Onun bir hatıratı var; kalınca bir kitap, bu kitabın arkasında "Bir daha dünyaya gelmek istemezdim! Gelseydim, aynı hayatı yaşamak isterdim" diyor. Bunu çok beğendiğimi söyleyeyim. Kendim için söyleyeyim; bir daha dünyaya gelsem, bir daha aynı şeyi yapmak isterdim.


Baykal'ın çarşafı...


* Siyasi hayat sürprizlerle dolu Türkiye'de! AKP milliyetçilere, CHP çarşaflılara, MHP Aleviler'e yakınlaşıyor. Tüm bunlar sizin için sürpriz mi?
- Sürpriz görmüyorum. Bir siyasetçi kendi davasını bir neticeye götürürken başarı arar. Asıl olan başarı da sandıktaki başarıdır! Sandıktaki başarı için Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının yasaklamadığı ve genel kabul bakımından itirazlar bulunmayan birtakım sorunları zaman zaman siyasetçiler şu veya bu şekilde kullanırlar. Mesela seçim zamanlarında birtakım yenilikler bulmaya çalışırlar...


* Bu 'yeni' açılımları böyle mi değerlendiriyorsunuz?
- Evet, ben öyle görüyorum.


* CHP'nin çarşaf açılımını destekleyen de oldu, eleştiren de. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bakın, insanlar bu çeşit meselelerde bölünüyorlar. Bir kısmı diyor ki; 'bunun kimseyi inciten bir tarafı yok çünkü zaten aynı durumdan başkaları yararlanıyor.' Bir kısmı ise; 'sistemin ortaya koyduğu kurallara veya Türkiye Cumhuriyeti'nin özelliklerinde olan modernitenin kabul etmediği birtakım şeylere prim veriyorsunuz' diyor. Hepsini diyorlar, ben o tartışmaya girmem, çünkü bunlar çok taze siyasi tartışmalar, zaman içerisinde oturur.


* Bu değişimler seçime, sandığa yansır mı?
- Olaya bağlı. Bazıları yansır, bazıları yansımaz. Kısa zaman var seçime, sandığa ne kadar yansıyacağını hep birlikte göreceğiz.


* Baykal'ın çarşaflılara rozet takması çok eleştirildi. Sizin içinize sindi mi?
- Ben siyaset üstüyüm!


HAYATIMDA MUTFAĞA GİTMEDİM


* Müzikle aranız nasıldır?
- İyidir. Konsere pek gitmem, evde çalışırken dinlerim.


* Ne dinlersiniz daha çok?
- Türk Sanat Müziği dinlerim, Türk Halk Müziği dinlerim. Daha çok TRT programlarını dinlerim. Klasik müzik de dinlerim. Müziğin her şeklini severim ben.


* En son okuduğunuz kitap nedir?
- En son okuduğum kitap Banu Avar'ın 'Böl ve Yut' kitabıdır. Ondan bir ay evvel Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'ini okudum. Onun dışında da daha çok dünya meseleleriyle ilgili kitapları okurum. Beş-altı kitabı birlikte okurum genellikle.


* Hep merak ederim; hiç mutfağa yolunuz düşmüş müdür sizin?
- Hiç girmedim.


* Yemeklerle aranız nasıldır?
- Çok iyidir, hiç yemek ayırt etmem. Ama kalori, yağ, karbonhidrat bakımından sınırlı yemekler yiyebiliyorum şimdi.
(Sabah)

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler