YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bağlı'dan, töre ve namus cinayetleriyle ilgili çarpıcı araştırma
Bağlı'dan, töre ve namus cinayetleriyle ilgili çarpıcı araştırma
Bağlı'dan, töre ve namus cinayetleriyle ilgili çarpıcı araştırma
22 Aralık 2008 / 21:00 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Töre ve namus cinayetleriyle ilgili ilk akademik çalışmayı yapan Doç. Bağlı ‘Pek çok varsayım çürüdü’ diyor


Töre-namus cinayetlerinde etnik köken, eğitim ve gelir durumunun belirleyici olmadığını söyleyen Doç. Mazhar Bağlı, cinayetlerin doğuda toplumsal baskı, batıda bireysel öfke kaynaklı olduğuna dikkat çekiyor.


Töre ve namus cinayetleri ne yazık ki Türkiye’nin acı ve değişmez gündem maddelerinden biri. Öyle olmasına rağmen bu konudaki ilk akademik çalışma daha yeni yapıldı. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr Mazhar Bağlı başkanlığında 8 kişilik bir ekip ‘Töre ve Namus Adına Cinayet İşleyen Suçlu ve Zanlıların Sahip Oldukları Toplumsal Değer Yapıları, Aile İlişkileri ve Kişilik Özellikleri ile Sosyoekonomik Analizi’ başlıklı araştırmayı tamamladı. TÜBİTAK’ın desteklediği, 44 cezaevinde 190 hükümlü ile yüz yüze görüşülerek yapılan çalışma, bu konuda ileri sürülen pek çok varsayımı boşa çıkarıyor. Konunun toplumsal değerler, kadına yönelik şiddet ve hukukla alakalı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan ve ilk röportajı star’a veren Doç. Bağlı cinayetlerin hangi parametrelerle işlendiğini anlamayı amaçladıklarını söylüyor.


Töre ve namus cinayetleri çok konuşulur, ah vah edilir ama yapılmış hiç akademik çalışma yoktu! Bu kadar ciddi bir sorunun bu kadar ihmal edilmiş olması akademi adına utanılacak bir durumdur. Ben de dahil. Literatür olmamasının dezavantajlarını yaşadık, ama Adalet Bakanlığı hükümlülerle görüşme konusunda çok yardımcı oldu. 190 hükümlüye 350 soru sorduk, samimiyetle cevapladılar. Mahkemede avukatın dediğini söyledim, asıl hikáyeyi size anlatıyorum diyen çok oldu.


Töre ve namus cinayetleri doğuda işlenir, Kürtlere ait bir töredir, gibi bir algı var. Bulgularınız belli bir etnik kökeni gösteriyor mu?


Doğum yeri doğu ve güneydoğu olanlar töre-namus cinayeti işleyenlerin yüzde 25’ine tekabül ediyor ama Trabzonluların oranı 3.2, Eskişehir doğumluların 2.6. Çankırı, Hatay, Kırşehir, Tekirdağ, Tokat, Yozgat, Antalya gibi Türkiye’nin her yerinde de görülebiliyor.


ETNİK KÖKEN BELİRLEYİCİ DEĞİL


Doğu ve güneydoğuda daha sık karşılaşılmasının nedeni ne?


Geleneksel yapı ve bireyselleşememe. Burada toplumsal baskı daha fazla hissediliyor, kişi kendisini ancak toplumla birlikte var edebiliyor. Batıda bu unsurlar o kadar etkili değil.


Doğuda mahalle baskısı yoğun yani...


Namus ihlalinin kanla temizlenmesi gerektiği homojen bir baskıdır, Trabzon’da da Kırklareli’nde de böyledir ama Batı’daki adam bunu sadece evine gittiğinde hissederken doğuda her alanda ve daha yoğun hissediliyor. Önceki kanunda bu saikle adam öldürmek ağır tahrik kabul ediliyordu, 2004’te değiştirildi. Artık nitelikli adam öldürme olarak kabul ediliyor. Aslında cinayetlerin töre ve namus, hatta kıskançlık ve tutku diye ayrıştırılması gerekiyor ama bizde bunu hukuk da ayırmıyor sosyologlar antropologlar ve medya da ayırmıyor.


Hukuk ayırt etmemeli elbette, cinayet cinayettir. Ama sosyolojik kökenini, psikolojik nedenini anlamak için bir ayrım gerekmez mi? Tutku, kıskançlık, töre ve namus saikiyle işlenen cinayetleri ne ayırır birbirlerinden?


Töre cinayeti genel ahlaka, toplum kurallarına uyulmadığı, namus ihlal edildiğinde işleniyor. Bekárların zinası töre cinayeti, evlilerinki namus cinayeti olarak algılanabilir. Kişi kendini toplum önünde aşağılanmış hissediyor. Avrupa’daki şekliyle tutku ve kıskançlık cinayetleri ise, aşkta aldatılma halinde kişinin duygularına hákim olamayıp öfke anında işlediği cinayetler.


KARAR AİLE MECLİSİNDEN ÇIKMIYOR


Ölüm kararı aile meclisinden mi çıkıyor?


Bu metaforik bir şey. Ailenin zımnen onayladığı bir kararı, beklentisi var ama meclis toplanmıyor. Spontane gelişiyor. Cinayeti en küçüğün işlemesi de zımni bir karar. Doğuda usul böyledir, en küçük en çok fedakárlık yapandır.


Ceza ile ilgili bir hesap kitaptan dolayı cinayeti ailenin en küçüğü işliyor değil yani?


Öyle olsa neden mahkemede ‘Ben öldürdüm, pişman değilim’ desinki. Bir mahkûm anlatmıştı: Kızkardeşini vuruyor, karakolda polis ‘dua et ki ölmemiş olsun’ deyince elini masaya vurup kırıyor, ‘Bu el onu nasıl öldürmedi’ diye.


Namusu nasıl tanımlıyorlar peki?


Kadınlar için gerekli bir şey, diyorlar. Aynı şeyi sen yapsan öldürülmen gerekir mi, sorumuzu ‘yok canım’ diye cevaplıyorlar. Bu çok yaygın. Namus ve kadınları sahiplenme duygusu tehlikeli boyutta. Sorunu Adem ile Lillith hikayesine (Mite göre Lillith, Ádem’in ilk eşidir. Adem ile aynı anda ve topraktan yaratıldığı için eşit olduklarını düşünür, Adem’e itaat etmez. Tanrı daha sonra Havva’yı yaratır) bağlayanlar da var ama netice de erkeklerin tasarladığı namus kavramı insani de ahlaki de değil.


Flört öldürme nedeni olabiliyor mu?


Hayır. Mesajlaştı, kot giydi, piercing taktı gibi nedenlerle karşılaşmadık. Mutlaka gayri meşru bir ilişki vardır, kendilerine göre maddi delillerini ortaya koyup işlemişlerdir cinayeti. Boşa çıkan başka varsayımlar da var. İlle muhafazakárlar değil mesela cinayet işleyenler, Aleviler Çingeneler Türkler göçmenler var. Eğitim de belirleyici değil. Yüksek lisans yapmış biri de vardı.


Cinayete azmettirenlerin çoklukla kadınlar olması çelişik değil mi?


Namus algısında kadın erkek farklılaşması yok. Kızını öldürmesi için oğlunu azmettiren bir kadın çok ağladı, niye yaptın dediğimizde ‘Yapmasa mıydım alnımız ak gezmese miydik dedi.


Kurbandan bir tür savunma alıyorlar mı?


Daha ziyade ‘nasıl yaparsın bunu bize’ gibi bir sorgulama var. Hepsi ‘Onu öldüreceğime inanmıyordu’ diyor. Üniversite mezunu biri anlattı mesela: ‘Kardeşimin ilişkisini fark ettim. Yapma, yapacaksan buradan çek git dedim, dinlemedi. Annem ölüm döşeğindeydi, iki üç acı görmesin diye bekledim. Yine konuştum, ciddiyim dedim, dinlemedi, güldü bana, sen beni öldürebilir misin, dedi. Evden silahı aldım geldim, ağzına dayadım. Öldürdüm’.


YA ÖLDÜREMEDİYSEM!


Rüyaları nasıl etkilenmiş cinayetlerden?


Sadece biri bahsetti öldürdüğü kişinin rüyasına girdiğinden. O da ‘ya öldüremediysem diye kabus görüyorum’ dedi.


Yine de, nasıl vicdan azabı çekmezler!


Kendileriyle barışıklar. Kafalarında ‘Bu işin karşılığı budur’ var zaten. Tereddüt yaşamıyorlar o yüzden. Düşünün: Adam karısını öldürmek için ülkenin bir ucundan öbür ucuna 22 saat yolculukla geliyor. ‘Silahı doldurdum belime koydum horozunu bile düşürmedim’ diye anlatıyor.


Hiç mi özlemiyorlar, sonuçta öldürdükleri kadınları seviyor, hayatlarını paylaşıyorlardı?


Özleyenler var. 80 yaşında bir amca anlatmıştı. Kızı bekárken hamile kalıyor. Adam duyulmadan bebeği aldırmak istiyor ama duyuluyor. Saatlerce ağladı. Çok seviyordum, çok özledim ama öldürmek zorundaydım diyor. Öldürdüğü kişinin fotoğrafını cebinde taşıyanlar var.


Karadenizli kadın sarışına tepkisiz


Karadeniz’de de töre-namus cinayeti işleniyor. Doğu ve G.doğudan farkı ne?


Karadeniz’de daha çok bireysel, doğuda toplumsal boyutu var. Bir de sadece kadını değil erkeği de öldürüyorlar. Doğuda ilişkiye girilen erkek pek öldürülmüyor, kan davası çıkmaması için bir tür tedbir olabilir. Erkeğin de öldürüldüğü vakalarda da olay kan davasına dönüşmüyor.


Karadeniz’de kocasını öldüren kadın sayısı hiç de az değil, değil mi?


Doğuda kadınlar, adam onu fuhşa zorlarsa, Karadeniz’de aldatıyorsa öldürüyorlar. Kocasını öldüren 9, 10 kadınla görüştük, yarısı Karadenizliydi. Kadınlardan biri ‘Kocam ‘Nataşa’larla yatıp kalkıyordu, hoş gördüm ama onu esmerlerle de görünce, beni gerçekten aldatıyor, dedim öldürdüm’ demişti. Sarışınları gönül eğlendirme gibi görürken benzeriyle aldatılmak ona ağır geliyor, belki de bunun bir gönül, aşk ilişkisi olabileceği korkusuyla cinayete karar veriyor.


Töre ve namus cinayetleri, kendi içinde bir çok çelişki barındırıyor aslında...


Namus kolaylıkla kategorize edebileceğimiz bir konu değil. Doğu-Batı farklılaşması da derin çelişki içeriyor. Doğu toplumlarında soyut, metafizik, zihinsel olana vurgu yapılır. Doğunun felsefi geleneği budur. Batı ise rasyoneldir, somut, görünene dayalıdır. Ama namus konusunda tam tersi. Doğu doğrudan doğruya kadının bedenine ve hatta bekaretine odaklanıyor. Ama batı da zihinsel. Demi Moore’un Ahlaksız Teklif filminde de vardır: Kadın bir gece için 1 milyon dolar alır, sonra şöyle der sevgilisine: ‘Bedenim oradaydı ama ruhum senin yanındaydı. Aklıma bile gelmedi kendimi ona verdiğim’.


Gururla ‘Ben yaptım’ diyorlar


Pişman olanlar ‘öldürmeseydim keşke mi’ diyor, ‘keşke böyle yapmasaydı da öldürmeseydim’ mi?


İkincisini söyleyenler çoğunlukta. Kızını veya kız kardeşini öldürenler pişman değil, daha çok karısını öldürenler pişman oluyor. ‘Elkızıydı, bırakırdım giderdi ben heder oldum’ diyorlar. ‘Keşke onu intihara zorlasaydım’ dedi biri. Bir iki kişi de ‘Bir trafik kazasına kurban gitmesi için her türlü planlamayı yaptım ama olmadı sonunda öldürdüm’ dedi.


Batman’daki kadın intiharlarını töre cinayetlerine dahil edebilir miyiz, orada da intihara zorlama olabilir çünkü?


Toronto Üniversitesinden bir arkadaşla 2000 yılında 31 intihar vakasıyla ilgili ailelerle görüşmeler yaptık. Öyle olmadığını gördük. Mantıken de öyle. Adam zaten bilinsin istiyor. Gururla ben yaptım diyor ve toplumun içine yeniden çıkabilecek bir yol ediniyor.


Boşanmayı, başka şehre göçmeyi ya da affetmeyi niye hiç düşünmüyorlar?


Görüştüklerimiz arasında boşandığı eşini öldürmüş beş altı kişi vardı. Eski eşinin evlenmesine bile tahammül edemeyenler var. Belki bunları yapabilenler vardır ama biz cinayet işlemiş mahkûmlarla görüştük sadece.


Bu vakalar arasında ensest nedeniyle işlenen cinayet var mıydı?


Gaziantep’te 12 yaşından beri kendisini taciz eden babasını öldüren bir kız vardı.


Kızlarının katiline bakan aileler var


Cinayet aleti ne, yaygın olarak?


Daha çok silah, bıçak. Balta kullanan da var. Boğmak vs. şeklinde olmuyor cinayet.


Namus kanla temizlenir, deyimi gereği ille de kan akıtıyorlar yani?


Doğrusu böyle bakmamıştık ama evet böyle işleniyor cinayetler. Beni ürküten, inanılmaz derece soğukkanlı anlatımları. Adam iki amcakızını öldürmüş, doğramış, önce poşete sonra arabanın arkasına koymuş, karakola götürmüş. Bunu öyle rahat anlatıyor ki. Psikologlar, insan ötekileştirmeden cinayet işleyemez diyor ama bu vakalarda ötekileştirme yok gibi. Bazıları öldürdükleri kişi kız kardeşi veya kızı ise adını hiç anmıyor, ‘o’ diyor.


Öfke patlaması değil, taammüden cinayet bunlar. Ölüm anı planlı mı peki?


Hayır. Bulduğu anda vurmak var sadece kafasında. Cezaevinde de itibar görüyorlar. Siverek’te bir mahkûm ‘Biz hiçbir zaman alt ranzada yatmayız hocam’ demişti. Üst ranza prestij demek. Bu öyle bir genel kabul. Kızı öldürülen aile davacı bile olmuyor. Kendi kızının katili damadına cezaevinde bakan anne, damadına ‘Kızımı öldürürsen içerde sana bakarım, merka etme’ diyen baba var.


Öldürülenin ailesi cenazeyle ilgileniyor mu yoksa ebediyen lanetliyor mu?


Genelde definle mutlaka ilgileniliyor, cenaze ortada kalmıyor.


Çocuklar taraf tutuyorlar mı?


Tutan var. Annemi öldürdün diye babasını cezaevinde görmeye gelmeyen çocuklar var. Hatta bir mahkum yardım istemişti, kızımla konuşur musun, beni görmeye gelsin, diye. Ama çocukların çoğunluğu makul karşılıyor.


Alacakları ceza umurlarında değil
Verilecek ceza ile ne kadar ilgililer?


Umurlarında değil ceza. O yüzden, cezai yaptırımın artırılması gerekiyor ama töre namus cinayetlerinin bu yolla biteceği beklentisine girmek yanıltıcı olur.


Ailesinden bir kadının gayri meşru ilişkiye girmesi, bunun toplum tarafından bilinmesi o aile için o kadar ağır bir yük ve ceza ki, cinayet sonrası alınacak ceza ile kıyas dahi götürmüyor, yani.


Aynen böyle. Onlar da böyle bir bağ kuruyorlar. Sorduğumuzda, yüzde 99’u ‘Allah kimseyi namusla imtihan etmesin’, ‘En ağır ceza, namustur hocam’ demiştir.


Namusu iffeti din kapsamında mı görüyorlar, gelenek kapsamında mı?


Mahkûmlara bir din büyüğüne sorduğunuz, fetva alma gereği duydunuz mu diye sorduk. Hiç kimse evet demedi.


Öte dünyada hesabını nasıl veririm diyen var mı?


Biraz daha mütedeyyin insanlarda oluyor ama yine de din üzerinden bir şey değil bu. Ne buradaki yargılamayı, ne de öte dünyadaki hesap vermeyi düşünmeden yapıyorlar.


Fadime Özkan/Star

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler