YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Aile ilişkileri nereye gidiyor?
Kişisel Eğitim ve Gelişim Uzmanı Sıtkı Aslanhan, günümüz aile ilişkilerine çarpıcı bir ayna tutuyor.
Aile ilişkileri nereye gidiyor?
17 Ekim 2014 / 04:42 Güncelleme: 17 Ekim 2014 / 04:51

Gelişen kitle iletişim teknolojileri ile birlikte aile içi bağların zayıfladığını ve bireyler arası etkileşimin aile bağlarını zedelediğini anlatan Sıtkı Aslanhan katıldığı bir söyleşide şunları söyledi:

Anne sabah kalkar kalkmaz iki yaşındaki çocuğa veriyor kumandayı, bedava bakıcı. Dışarı çıkıyor, İstanbul'u dolaşıp geliyor çocuk hala televizyonun başında. Annesi, "Bak oğlum üstteki tuşa basınca televizyon açılıyor, alttaki tuşlarla kanal ilerliyor" diyor. Merak etme o senden iyi biliyor!

Gözümle görüm dokuz aylık çocuk yemediğinde annesi; "Babası oğluma klipleri aç, benim çocuğum klip izlerken ağzını açacak, bak bak bak!" diyor. Çocuk da bakarken anne ağzına bir kaşık sokacak. Bravo, çocuğun midesine bir kaşık yemek gitti! Bu çocuğun ruhuna ne gitti? Gönlüne ne gitti?

Şu an Fransa'da, 0-3 yaş arası çocukların çocuk kanalları dahil televizyon izlemeleri yasak. Neden? 0-3 yaş arası çocuk, bir saniyede 25 milyon kare görüntü alıyormuş. Dünyanın en iyi kamerası bile bu kadar iyi görüntü alamıyor. Bu da şu demektir; çocuk gördüğü, duyduğu her şeyi hafızasına kaydediyor.

Geçen kırtasiyede, bir babanın kucağında 11 aylık çocuk gördüm; "Pepe, pepe!" diyordu. Babayı görse tanımaz ama Pepe'yi tanıyor. Küçük çocuklar üzerinde yapılan ankette, "Evden babanızı mı televizyonu mu atalım?" diye sorulduğunda, yüzde 93'ü 'Babamı atın' dedi. Şu düştüğümüz hale bakın.

Babalarımız ne yaptı da iyi insanlar olduk?

Ben babama, "Sen psikoloji, pedagoji vs bilmezsin, ilkokul mezunu insansın. Ne yaptın da biz beş kardeş iyi insanlar olduk?" dedim. O da bana, "İki şey yaptım. Birincisi, size haram lokma yedirmedim. İkincisi, benden sonra bu eve kimse girmedi." dedi. Akşam yenilen yemek, yemek değildi. Terbiye sofrasıydı. Şimdi; "Çocuklar odasıda!" Aslında bilgisayar başında. Kocası; "Hanım geliyorum, ATV'yi aç!" Yahu yemek yiyoruz da, neremizle yediğimizi bilmiyoruz.

Oysa baba lanet olası televizyondan başını kaldırsa oğlunun feryadını görecek. "Uçurumun kenarındayım, gidiyorum baba! Okulun önünde bonibon şekeri beş liradan uyuşturucu satıyorlar. Beni tuzağa düşürecekler, sizden uzaklaştıracaklar. Ya bir tutsana elimden!" diyor. Kız da annesine; "Ana! Bırak başkalarının gözlerinin içine bakmayı da, bana bak bana! Yüreğim paramparça. Sana ihtiyacım var, muhabbetine. Ama babam başka, annem başka..."

Herkes evinde muhabbet saati yapsın

Bugünden itibaren herkes evinde muhabbet saati yapsın. Yer sofrası kurun, çaylar, meyveler koyun. Baba oğluyla iki bardak çay içerken bir de gözlerine sevgiyle baksa, oğlan uyuşturucu mu kullanacak, çeteye mi üye olacak, evden mi kaçacak? Ana, bir elmayı soyup uzatırken, sevgiyle gözlerinin içine baksa, kız depresyona mı girmiş, kocaya mı kaçacak anlayacak ama ana bir odada, baba bir odada, çocuklar başka odada, herkesin kendisine göre bir dünyası var.

Kızımın okuluna gittim, altıncı sınıfa gelmiş çocuğuna anne öğlen gelmiş, beslenme yediriyor. "Ne yapıyorsun?" dedim. "Hocam ben vermezsem aç kalır" dedi. "E gebersin!" dedim. Yarın sen olmayacaksın ve bu çocuk aç kalacak. Öyle bir çocuk yetiştirdik ki, vallahi kapının önüne salsanız okulun yolunu bulamaz. Öğretmeni okulun kapısına salsa, evin yolunu bulamayacak. Ayakkabısını bağlamaktan, yolda yürümekten, pantolonunu katlamaktan aciz, zavallı çocuklar yetiştirdik.

Yolda yürüyoruz, çukurla karşılaşıyoruz. Anne bir kolundan, baba bir kolundan zıplatıyorlar, "Hooop benim aslan tosunum!" Ondan sonra tosunlar büyüyor, tosacak yer arıyor. Önce de babasına tosuyorlar. Oh olsun!

Türkiye'de gençlerin anasını ağlattılar

Türkiye ergenlik diye bir kavram çıkardılar, gençlerin anasını ağlattılar. 12 yaşından başlıyor, 80 yaşına kadar devam ediyor. Ne bitmez ergenlikmiş bu?

Şaka değil, yalan değil, oyuncak değil! Babasının 11 yaşında koca devleti teslim ettiği Fatih Sultan Mehmet, acaba ergen olmadı mı? Hz. Peygamber S.A.V'in 'Ashabım' dediklerini ben koca koca adamlar zannediyordum, meğer 8-25 yaş arası çocuklarmış. Peygamberimiz diyor ki; "Allah bana gençlerin yardımını lütfetti." Bizim 14-18 yaşındaki çocuklarımız ne yapıyor? 'Onlar sahadaydı hocam' diyorsanız, kendi hayatımdan bir örnek vereyim, bunu yaşayan mutlaka biri vardır.

Babam, 12 yaşındayken ilkokulu bitiriyor. Dedem otogarda onu otobüse bindiriyor, "Hadi oğlum Ahmet, gir İstanbul'a çalış, para kazan, para gönder, köyde iş yok, güç yok." 12 yaşında Topkapı'da iniyor, Yenibosna'da iş buluyor, çalışıyor, para kazanıyor, babasına para gönderiyor. Babam 19 yaşına gelince dedem mektup yazmış. "Oğlum Ahmet, sana amcanın kızı Ayşe'yi aldım. Sen şu kadar para gönder, sonra da gelsen olur." Anamı gelin etmişler, babam altı ay sonra gitmiş. Bir gün "Dede neden yaptın?" dedim. "Oğlum nisan ayı, iş güç zamanı, tarlada bağda, bahçede çalışacak geline ihtiyaç var. Baban ekimde geliyor. Gelini ekimde alacak, bütün kış yatacak, napayım?" dedi.

Bazen düşünüyorum, 12 yaşında İstanbul'a çalışmaya gelen babam, 15-16 yaşında evlenip, 17 yaşında beni dünyaya getiren anam acaba ergen olmadı mı ya?

Her iki kişiden biri depresyonda

2011 yılında Sağlık Bakanı'nın açıkladığına göre, Türkiye'de 38 milyon kutu depresyon hapı satılmış. Bu resmi rakam. Gayri resmi, reçetesiz alınanları bilmiyoruz. Bu ne demektir? Her iki kişiden biri depresyonda, öbürü haberi olmadığı için değil, gitse o da depresyonda.

Senin ergen olmak için vaktin mi vardı? Tam odaya çekilip depresyona girecekken, annen geliyor ve "Kalk kız bulaşıklar seni bekliyor" diyor. Ama şimdi kız geliyor, çantasını atıyor, "Slm anne!" diyor. Selam da yok 'Slm'. Giriyor odasına, kapısını kilitliyor, yatağına uzanıyor, Mp3'ünü takıyor, elinde cep telefonu, ayda on bin mesaj bedava... E o depresyona girmesin ben mi gireyim?

-"Kızım gel sofra hazır"

-"Tamam anne, çorbayı koy geliyorum!"

-"Kız koydum, soğuyacak!"

-"E ne var bir daha ısıtırsın!"

Misafirliğe gidiyoruz, evde 14-16 yaşında kazık kadar delikanlı var, çayı baba getiriyor. Evde 16-17 yaşında kazık kadar kız var, hizmeti anne yapıyor. Yazıklar olsun! Ne yapacak bu çocuklar? Erkeklere bakıyorsun bir alem, kızlara bakıyorsun bir alem.

Bakkaldan ekmek aldıramıyoruz, akşam altıda çöp attıramıyoruz. "Bu evin hizmetçisi ben miyim?" diyor. Ama onun istediğini almayın da göreyim sizi, canınızı nasıl okuyor.

AB, 2020 yılında ayaklarımıza kapanacak

Bundan sekiz sene evvel, Hollanda'da bir seminerden çıktım ve beni Hollandalı bir milletvekili ile tanıştırmaya götürdüler. Adam AB'de parlamenter. Beni gördü, ikide bir de bir şey soruyor. Tercüman arkadaşa dedim; "Ne soruyor?" "Hocam sizin yaşınızı soruyor" dedi. "Ne yapacak benim yaşımı? 26-27 de" dedim. "Hocam, adam diyor ki; Türkiye'den size seminer vermeye gelen kişi bu mu? Sizin eğitimcileriniz bu kadar genç mi?" dedi.

Oturduk, adam AB'nin genç nüfusu ile Türkiye'nin genç nüfusunu masaya koydu. AB'nin resmi rakamına göre, 2020 yılında, yani sizin çocuklarınız 25-30'lu yaşlarında hayatlarının en güçlü dönemindeyken, Avrupa'da sokakta dolaşan her iki kişiden biri 60 yaşının üzerinde olacak. 2020'de Avrupa'da şirketlerin, fabrikaların çalışması için 100 milyon insana ihtiyaçları var. Nereden getirecekler? Çin'den Hindistan'dan mı? Elbette entegresi en kolay olan bizi alacaklar. 2020 yılında bizi AB'ye almak için gelip ayaklarımıza kapanacaklar.

Gençlerimizi kendilerine benzettiler

Geçen sene Hollanda Başbakanı açıkladı. Şu an Hollanda'da 220 bin şirket varissizlik yüzünden kapanmak üzere. 220 bin şirketin sahibinin çoluğu çocuğu olmadığı için. Geçen gazetelerde manşetti; Hollandalı bir iş adamı köpeğine 16 milyon dolar miras bıraktı. Bırakacak başka kimsesi yok!

Biliyorlar ki Türkiye'deki gençler o ülkelere gelecekler ve dedeleri gibi Viyana'dan dönmeyecekler, 'O zaman bu gençleri kendimiz gibi yapalım' diyorlar. Allah akına, Taksim'de, Fatih'te, Bahçelievler'de, Van'da Trabzon'da, Konya'da vd illerde gezen bir genç il Avrupa sokakları arasında gezen bir genç arasında fark var mı? Bir fark var, bizimkiler bir adım önde rezillikte. Kimse kusura bakmasın, ben Türkiye'de gördüğüm ahlaksızlığı, rezilliği Avrupa'da görmüyorum. Amaç; bu ülkenin pırıl pırıl gençlerini, hedefsiz, amaçsız, kimliksiz, karaktersiz, şahsiyetsiz, geçmişini, tarihini, kültürünü bilmeyen, gelecekten de bir habersiz, televole kültüründe, yiyip içip gezen bir nesil yetiştirmek. Becerdiler mi büyüklerim? Gençlerin hali kısmen ortada.

Anneye 'Üf' denemez

Sokakta bacak kadar çocuk annesine; "Saçmalama anne, manyak mısın anne, kes anne, gıcıksın anne, anne katil mi edeceksin beni?" Ulan geberesice anne katili mi olacaksın? Cennetin ayaklarının altında olduğu ve manyak nasıl yan yana duruyor?

Hiç kimsenin anne üzerinde hakkı yok, etimizden tırnağımıza anamızın ürünüyüz. "Üf bile demeyeceksin!" diyor. Vay bizim halimize.

Çocuklarınıza tapmayın

Babası gelmediğinde ayağa kalkmayan oğul, 70 yaşındaki dede metroda başında beklerken, uyuyor numarası yapıyor sahtekar. İçeri girdiğinde ayağa kalkmayan kız, okulda öğretmenine, mahallede büyüklerine de saygı duymuyor. Her şeyin bir usulü, adabı var.

"Çocuklarınızla arkadaş olun" dedik, e bu çocuğun arkadaşı sensen babası kim? Bir tane de baba lazım, sen baba ol, o arkadaş buluyor. Bizim babalarımız bizi dizlerine almadılar, şimdiki babalar da çocuklarını başlarından indirmiyorlar, gelin şunun ortasını bulalım. Tapmayın çocuklarınıza!

 

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler