12 Aralık 2017 Salı
  • Altın153,540
  • BIST109.050
  • Dolar3,8375
  • Euro4,5051
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1275
  • İstanbul14 °C
  • Ankara5 °C
  • İzmir11 °C
  • Konya3 °C
  • Adana9 °C
  • Antalya11 °C
  • Diyarbakır2 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri2 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep4 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ahmet Gül'ün Bilal Erdoğan'dan farkı
Ahmet Gül'ün Bilal Erdoğan'dan farkı
Ahmet Gül'ün Bilal Erdoğan'dan farkı
10 Şubat 2009 / 10:56 Güncelleme: 10 Şubat 2009 / 00:00


Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddialarından sonra bugünlerde liderler ve oğulları gündemden düşmüyor. Referans Gazetesi’nden Ertuğ Yaşar, Ahmet Gül’ün, Ahmet Özal ve Bilal Erdoğan’dan ayırt edici özelliklerini çarpıcı bir değerlendirme ile gözler önüne serdi.


İşte o yazı..


Çocukları 'dert' olur


İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakanın iki oğlunun Cihan Kamer'in çocukları ile ortaklığını ortaya çıkardı ve bu ortaklığın "ahlaka ya da yasalara uymayan bir ilişki olduğunu" ima ediyor.

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün küçük oğlu Mehmet Emre'nin babasının Suudi Arabistan gezisine, iş adamları heyeti içinde katılması da önemli bir haber gibi duyuruldu.

Cumhurbaşkanı ya da başbakanların çocukları ile ilgili benim de, yirmi yıla yaklaşan iş yaşamımda bazı deneyimlerim oldu. İlk deneyimim, Turgut Özal'ın büyük oğlu Ahmet Özal ile ilgilidir. Sanırım 1992 ya da 1993 olmalı. Yani Turgut Bey başbakanlığının ardından Cumhurbaşkanı olmuştur. Turgut beyin döneminde oğulları ve kızları ile ilgili dedikodular hiç bitmemişti. Ahmet Bey, dönemin güçlü adamıydı. Hatta şimdi adı Star olan Türkiye'nin ilk özel televizyon kanalını Uzanlar, Ahmet Özal ile ortak "Magic Box" adı ile kurmuşlardı.

O yıl ben Tekstil İhracatçılar Birliğinde "yeni yetme" bir analist olarak çalışıyordum. Kota görüşmeleri için Brüksel'e giderdik. Ama hem THY'nin doğrudan uçuşu olmadığı için, hem de heyette yer alan "zengin" tekstilciler o günkü THY'nin güvenlik ve hizmet standartlarını beğenmedikleri için, İsviçre havayolu Swissair ile Zurich aktarmalı uçardık.

İşte o yolculukların birinde, Zurich İstanbul uçuşunda, Ahmet Özal'ı First Class'da görmüştük (biz de business class uçuyorduk). Heyetteki zengin iş adamlarımızdan biri, "daha Türkiye'de first class'da uçacak iş adamı yokken Ahmet nasıl oluyor da first'te uçuyor" diye hayıflanmış ve bazı dedikodulara inandığını ima etmişti.

Ama hazıra dağ dayanmadı. Ahmet Özal bu zenginliği daha sonra sürdüremedi.
İkinci deneyimim, Tayyip bey ile ilgilidir. Yıl 1999 ya da 2000 olmalı. Tayyip bey o zaman hiçbir görevde değildi. Yani belediye başkanlığından ayrılmış; daha parti de kurmamıştı. Belki de o sırada hapiste idi.

İş için gittiğim Chicago'dan dönüyordum. Şirketim bana 2.400 dolar ödeyerek business class bilet almıştı (THY uçağında). Aynı seferde Emine Erdoğan ve oğlu (sanırım o zamanlar ABD'de okuyan Bilal olsa gerek), uçağın 1A ve 1B koltuklarında (business class) oturdular.

Yanımda olan iş adamı arkadaşım ile o anda hiçbir görevi olmayan Tayyip beyin, nasıl olup da bu kadar rahat para harcayabildiğini merak ettiğimi konuştuğumuzu anımsıyorum. Hatta o zamanlar Tayyip beyin çocuklarının yurtdışında bazı (özel) işadamı bursları ile okudukları basında gündeme gelmişti.

Son deneyimim Abdullah Gül'ün büyük oğlu Ahmet Münir ile ilgilidir. Ahmet Gül'ü tanımam. Ama ikimiz de (yıllar farkı ile) aynı lisede okuduk (Saint Joseph Fransız Lisesinde). O nedenle "lise kardeşliğimiz" vardır. Aynı liseden mezun olmuş bir kardeşimin yaptıklarını da olanak olursa mutlaka izlerim.



2007 yılında THY uçağı ile Londra'ya gidiyordum. Ben business class'ta (şirketimin satın aldığı bilet ile) uçuyordum. Uçağa en geç binenlerden biri idim. Uçağa binmeden geçilen son polis kontrolü sırasında önümdeki geç delikanlıyı tanıdığımı düşündüm; ama çıkaramadım (Ankara aktarması ile o da son anda uçağa yetişmişti). Sonra metal tarayıcıya koyunca uçak biniş kartında adına baktım: Ahmet Gül yazıyordu. Yani cumhurbaşkanının oğlu idi.

Ahmet Gül ayrıldıktan sonra polislere geçeni tanıyıp tanımadıklarını sordum. Ne tanıdılar ne de haberleri vardı. Onlara bilgi verilmemişti.

Ahmet'in uçakta nerede oturduğuna baktım. Business çlass'ta değildi; ekonomi sınıfı uçuyordu. Uçuş amiri hostesi çağırdım ve sordum. O da uçakta özel bir konuk (yani cumhurbaşkanının oğlunun) olduğunu bilmiyordu. Yani Ahmet kardeşim, olması gerektiği gibi, (cumhurbaşkanı oğlu olmasına karşın) sade bir Türk vatandaşı olarak, uçağa binmiş ve işine gidiyordu. "Aferin sana Ahmet" dedim içimden.

Politikacı Abdullah Gül'ün politik görüşlerinin birçoğunu beğenmem; hatta o görüşlerin tersini düşünürüm. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, benim de başkanım olduğu için, tarafsızlığını koruduğu sürece, kendisine saygı duyarım. Ama baba olarak (ve tabi ki eşi Hayrunissa hanım ile birlikte) Abdullah beye oğlu Ahmet'e verdiği terbiye nedeni ile hayranlık duydum. (Referans)

YAŞAM Kategorisindeki Diğer Haberler